Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Referandum sonuçları belli oldu!

Referandum sonuçları belli oldu!

Referandumun esas sonucu şimdiden belli oldu: Yeni bir anayasanın burjuvazi açısından kaçınılmazlığı!

Tüsiad: “Referandumdan çıkacak sonuç ne olursa olsun, Türkiye’nin yeni bir anayasaya olan ihtiyacı baki kalacaktır.Yeni anayasa, hazırlık süreci açısından katılımcı olmalı; içeriği de bireyi öne çıkaran, kuvvetler arasında kontrol-denge mekanizmalarını içeren, çoğulculuk anlayışını esas alan bir metin olmalıdır. Türkiye’nin demokrasi açığı, öncelikle demokratik bir siyasi partiler yasası ve demokratik bir seçim yasasının hayata geçirilmesi, sonrasında çağdaş ve özgürlükçü demokrasi ilkelerine göre tamamen yenilenmiş, katılımcı şekilde hazırlanmış bir anayasaya kavuştuğumuzda kapanabilecektir.” “Biz tarafız, yeni bir anayasadan tarafız.”

Tüsiad’a kafa tutar görünümü altında Başbakan Erdoğan da bu istemi ikiletmedi: “Asıl anayasa, 12 Eylül’den sonra. Bizim de isteğimiz yeni bir anayasadır. Ancak bu referandum, onun kilidini açacaktır.” Zaten AKP, referandum broşüründe burjuvaziye teminat veriyordu: “2011 milletvekilliği genel seçimlerinden sonra, halkımızdan Anayasa’nın tümünü değiştirecek yetki almamız halinde halkımıza, bütünüyle iç tutarlılığı olan, bireyi devlet karşısında daha özgür ve güçlü kılacak yeni bir anayasa sunmayı hedefliyoruz.” Böylece hükümet, burjuvazinin tüm kesimleriyle ortaklaştığı yeni bir anayasa istemini, referandumla birlikte seçim vaadi haline getirmiş oldu!

CHP de liberal-demokratik yeni bir anayasa istemini daha önce açıklamıştı.

En son BDP de, daha önceki “anayasal vatandaşlık” istemini, “etnik vatandaşlık tanımı olmayan yeni bir anayasa” olarak formüle etti.

Solun liberal reformistinden reformist devrimcisine büyük kesimi de, ister “evet ama yetmez”, ister “hayır ya da boykot çünkü bir şey değişmedi ya da yetmez” vb diyenler olsun, “eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, adaletçi yeni bir anayasa”, “eşit ve özgür bir ülkenin önünü açacak yeni bir anayasa”, “emekten yana yeni bir demokratik anayasa” tarzı yeni bir burjuva demokratik anayasa isteminde buluşuyor.

Böylece şu günkü “anayasa değişikliği ve referandumun sonucu ne olursa olsun”, referandumun asıl sonucu açıklık kazanmış oluyor: Tüsiad’ın demesiyle, burjuvazinin “yeni bir anayasaya olan ihtiyacı”nın iyice açıklık ve yakıcılık kazanması! Tüsiad, bu yöndeki istediğini CHP’den de (bkz. Kılıçdaroğlu’nun “liberal demokrasi manifestosu”) AKP’den de referandum ve sonrası için, seçim vaadi olarak almış bulunuyor. Bağımlı burjuvazinin tüm kesimleri ve burjuva partiler, sosyalizm ve sosyalist demokrasi ufkunu söylemde bile terkeden küçük burjuva solu da yedekleyerek, “referandumun sonuçları ne olursa olsun”, burjuva demokratik yeni bir anayasanın yakıcı ihtiyacı ve kaçınılmazlığı konusunda ortaklaşmış durumdadırlar.

Peki, mademki yeni bir anayasa burjuvazi açısından yakıcı ve kaçınılmaz ve o, eninde sonunda bunu gerçekleştirmek zorunda, o zaman bu günkü güdük-kısmi anayasa değişikliği çerçevesinde kopartılan onca gürültü, kutuplaşma niye, diye sorulabilir. Bu, burjuvazi içinde, hızlanan stratejik dönüşüm çerçevesindeki bir taktik konumlar savaşımıdır. Ve bu taktik konumların hiçbiri artık, burjuvazinin kabına sığmadığı önceki durum ve rejim biçimi içinden değil, dönüşümün ortaya çıkardığı yeni durum ve ihtiyaçları düzleminden, anayasa bahsinde de yeni bir neoliberal burjuva demokratik anayasa gereği üzerinden ifade edilmektedir.

Tüsiad, bu değişikliğe yeni bir anayasa çalışmasını zorlaştıracağı söylemiyle temkinli yaklaştı ve bu doğrultuda hükümet üzerindeki baskısını yoğunlaştırmanın bir taktiği olarak kullandı. AKP, her şeyi olduğu gibi yeni bir anayasa vaadini de referanduma “evet” deme koşuluna bağlamaya çalışıyor. PKK ve BDP ise, eylemsizlik süresini uzatmak ve boykotu evete çevirmek için “etnik ayrımcılığın olmadığı yeni bir anayasa” vaadi koşulunu ileri sürüyor.

Ve asıl hazin olan odur ki, küçük burjuva sol ve devrimciler de, anayasa tartışmaları ve referandumdaki tutum ve istemlerini, işçi sınıfının bağımsız sosyalist devrimci demokratik programı üzerinden değil, burjuvazinin bu ihtiyaçları çerçevesinde, onun içinden ifade edebilmektedir!

Referanduma ilişkin görüş ve tutumlara cılız ve yüzeysel de olsa anayasa tartışmaları eşlik etmeye başladı. Bu giderek daha da boyutlanacaktır. Şu ya da bu partinin konuyu gündemleştirmesinin, parti çıkarları yönünden bir tutum geliştirmesi ve değişiklik önerilerinde bulunmasının, hükümetteki partinin bu yöndeki adımlarının ötesinde ülkemizin değişen ekonomik toplumsal, siyasal yapısı, emperyalist kapitalist sisteme entegrasyonun bugünkü gerekleri, bağımlı tekelci burjuvazinin ve genel olarak burjuvazinin hedefleri, iç sınıfsal, toplumsal ve siyasal dengelerin yeniden tanımlanma ihtiyacı, bir çok etmen biraraya geliyor ve yeni bir siyasal hukuksal “sözleşme”nin, anayasanın gerekliğini ortaya çıkartıyor. Yeni bir anayasa gerekliliği egemen sınıfların, burjuvazinin kendi içindeki dengeleri mevcut siyasal yapı içerisinde yeni bir temel kazandırarak belirlemesi zorunluluğundan doğduğu gibi, yakıcılaşan ve önceki biçimiyle yönetilemeyen Kürt sorununun anayasal bir temelde çözümü zorunluluğundan doğuyor ve dayatıyor.

Yeni bir anayasa,-burjuvazi açısından, bn- içte ve dışta, ülke içinde ve bölgesel ilişkilerde geçişi yapılmakta olan yeni bir konsept içerisinde hareket edebilmenin koşuludur. Öteden beri faşist 12 Eylül anayasasından yontma biçimiyle ve çevreleyen yasalarda gerçekleştirilen değişikliklerle ilerleyen süreç, referanduma konu olan güdük değişikliklerle de sınırlı kalmayıp yeni bir anayasaya doğru ilerliyor. Bugünkü değişikliklere ve tutumlara da asıl olarak bu geniş pencereden bakmak doğru olacaktır. Şu günlerde yaşanmakta olan ve referanduma kadar hızlı inme ve çıkmalarla, saldırılar ve taktik değişiklikleriyle sürecek araf durumu siyasal ve toplumsal yeni bir dengenin oluşum sürecidir. Ordu komutanlığı yapmış ve halen aktif görevde olan 102 general ve subayın tutuklanma kararı, YAŞ, PKK’nin artan eylemleri, faşist Türk milliyetçiliğinin provakatif biçimde harekete geçişi, bir yıl önce Habur’dan giren gerillaların bir bölümünün tutuklanması diğerlerinin geriye dönmesi, “taş atan çocuklar”ın bırakılması bu sürecin ne kadar sert ve gel gitli bir biçimde çatışma ve kartların iyice açılmasıyla gerçekleştiğini ve ilerlediğini gösteriyor. Buna karşın iç ve dış değişen koşul ve dengelere bağlı olarak temel dinamikler ilerlemeye devam etmektedir ve görülen o ki yeni bir anayasa da kaçınılmazdır.

(…) Yontma biçimiyle 16 kez gerçekleştirilen anayasal değişiklikler ve yeni bir anayasa, burjuva egemen sınıf içerisinde değişim süreci içinde siyasetin, hukuk ve devlet sisteminin yeniden yapılandırılmasıdır. İşbirlikçi tekelci burjuvazinin, genel olarak burjuvazinin siyasal, ekonomik, toplumsal, sınıfsal egemenliğini siyasal ve hukuki yeni bir temele oturtarak güçlendirecek olan bu yönlü değişikliklere yeni bir anayasaya doğru giden gelişmelere, burjuva demokrasisi ve kapitalizme karşı mücadele çizgisinden yanıt verilmediği ve bu temelde bir karşıt duruş oluşturulmadığından ara muhalifleşiliyor, küçük burjuva devrimci demokratizmi yeni bir iç kırılmayla eriyikleşiyor. Demokratik devrimciliğin yerine reformist devrimcilik geçiyor.

Eriyikleşen, ne söylediği de çok anlaşılmayan, ara muhalif görüş ve tutumların başta gelen nedeni, kutuplaşma, gerilim ve çatışmalarının sebebinin geri düzeyde bir burjuva demokrasisine geçiş süreci olduğunun tespitiyle komünist ve sınıfsal karşıtlığın geri tipte burjuva demokrasisi ve onun anayasasına karşıtlık olarak açıkça konulamaması, buna göre mevzilenmemektir. Süregelen rejim krizi artık bu yeni durum içerisinden değerlendirilmelidir.

(Anayasa tartışmaları prizmasından Türkiye Devrimci Hareketi-1)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*