Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Referandum sonuçları belli oldu-2: MGSB de değişiyor!
"Gizli anayasa" olarak da bilinen önceki Milli Güvenlik Strateji Belgesi, nasıl ki önceki anayasa ve rejimin ruhunu oluşturuyorsa, MGSB'deki değişiklik de 12 Eylül referandumunun sonucu ne olursa olsun, hemen sonrasında gündeme gelecek yeni anayasanın ruhunu, dönüşümün ana çizgileri ve yeni konseptini ortaya koymaktadır.

Referandum sonuçları belli oldu-2: MGSB de değişiyor!

Bağımlı Türkiye burjuvazisinin iç ve dış koşul, denge ve konseptlerindeki değişim, devletin temel çerçeve belgelerine de yansımayı sürdürüyor. Anayasa’da parça değişiklik üzerine tartışmalar, bağımlı burjuvazinin tüm kesimleri açısından, iç ve dış koşul, denge ve konseplerdeki değişimi düzenleyecek yeni bir anayasanın kaçınılmazlığını açığa çıkartırken, “gizli anayasa” olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde yapılacak yeni değişiklikler de basına yansıdı.

MGSB’de daha önce, “irtica ve cemaatler” öncelikli tehdit kapsamından çıkartılmıştı. Hükümetin bakanlıklar düzeyinde çalışmasını tamamladığı belirtilen, MGSB’deki yeni değişiklik ise, komşu ülke ve devletlerin “düşman ve tehdit” kapsamından çıkartılması öngörülüyor. Buna göre, İran, Irak, Yunanistan ve Rusya ile değişen ilişkiler, öncelikli tehdit yerine, işbirliği yapılacak ve “ortak bölgesel vizyon” oluşturulacak yeni müttefik ülkeler olarak yeniden tanımlanıyor.

MGSB’de yapılan ve yapılacak değişiklikler, yalnızca iç ve dış ilişkiler ve politika alanındaki konsept değişimini yansıtmakla kalmıyor. Bir bütün olarak iç ve dış ilişkiler, koşullar, dengeler ve konsept değişimi dolayımında, burjuva devleti, ekonominin ve dış politikanın bölgeselleşmesi planında yeniden tanımlanıyor, yeniden düzenliyor ve yeniden konumlandırıyor. Daha önceki MGSB’lerin ruhunu, “yıkıcılık, bölücük, irtica” ve “dört tarafı düşmanlarla çevrili” tehditlere karşı verili rejimi koruma ve kollama, savunma anlayışı oluştururken, yeni MGSB’de, haberi veren Doğan Holding medyasının da kendinden geçen alkışlarla yuvarlayıverdiği gibi, “şimdiki metin Türkiye’nin kendi bölgesi ve dünya meselelerinde artan özgüven ve hırslarını yansıtıyor. Belgede Asya ve Afrika’da yeni arayışlara da değiniliyor…‘aktif dış politika” ve Tükiye’nin kendi bölgesinde yükselen siyasi ve ekonomik profili de nihai bir hedef olarak  vurgulanıyor.”

Hükümetin kısmi anayasa değişikliğine “hayır” pozisyonu alan Doğan Holding medyasının, yine AKP Hükümeti tarafından yapılacak yeni MGSB’de, yeni bir anayasanın da ruhunu oluşturacak değişikliği kendinden geçerek alkışlaması şaşırtıcı mı? Hiç değil! Çünkü anayasadaki kısmi değişiklik üzerine sermaye kesimleri arasındaki güç mücadelesi, kitleleri de birbirine karşı yedeklemeye çalıştıkları bir taktik konumlar mücadelesidir. Kitleler ve sol buna “evet-hayır” diye debelene dursun, burjuvazi tüm kesimleriyle yeni bir anayasanın kaçınılmazlığı konusunda ortaklaşmakla kalmamış, bunun nasıl bir anayasa olması gerektiği konusunda da “ruhunu” da çoktan şekillendirmiştir. Önceki MGSB, nasıl ki önceki anayasa ve rejimin ruhunu oluşturuyorsa, MGSB’deki değişiklik de 12 Eylül referandumunun sonucu ne olursa olsun, hemen sonrasında gündeme gelecek yeni anayasanın ruhunu, dönüşümün ana çizgileri ve yeni konseptini ortaya koymaktadır. Şu günkü kısmı anayasa değişimine en keskin “hayırcı” görünen Doğan Holding’in dahi, burjuvazi açısından yakıcı ve kaçınılmaz olan yeni bir anayasanın ruhunu ortaya koyan MGSB’deki değişikliği kendinden geçerek alkışlaması, bunun göstergesidir. Eh ne de olsa, bölgesel açılım hırsı, bağımlı burjuvazinin ortak hırsıdır, bundan hangi kesiminin ne kadar pay alacağı, iç dengelerin nasıl şekilleneceği konusunda kavgaları devam edecek olmakla birlikte, değişikliğin ruhu itibarıyla aralarında bir anlaşmazlık yoktur!

Önceki manşet yazımızda, “referandumun sonucu ne olursa olsun”, esas sonucunun, burjuvazi açısından, tüm kesimleriyle, yeni bir anayasaya olan ihtiyacın yakıcılığını ve kaçınılmazlığını ortaya çıkması olduğunu vurgulamıştık. Şimdi daha fazlasını söyleyebiliriz: Burjuvazi tüm kesimleriyle yeni bir anayasanın zorunluluğu konusunda ortaklaşmakla kalmıyor, onun burjuva-kolektif konseptini de şimdiden şekillendiriyor. Referandumun şimdiden belli olan ikinci esas sonucu, “evet” diyenlerin de “hayır” diyenlerin de onaylayacağı burjuva sonucu da işte budur.

Soldaki “evet”ciler, “hayır”cılar, bulanık “boykotçular”, mevcut güdük ve kısmi anayasa değişikliği ile uğraşa dursun, burjuvazi kendi içindeki her türlü taktik mevzi savaşımının ve kısmi değişikliğin ötesinde ve üstünde, yeni anayasasının asıl yeni konseptini oluşturacak “gizli anayasasını” değiştirmektedir. Bu referandumda tam da dönüşeni ve dönüşümdeki derinleşmeyi kavramadığı için yaşadığı zemin kayması ve ideolojik-siyasal çözülümü hızlanan sol ve devrimci hareketteki asıl sorun da zaten bunu görmemek ve buna göre konumlanmamaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*