Anasayfa » GÜNDEM » Referandum öncesi son sözler…
Construction workers eat their lunches atop a steel beam 800 feet above ground, at the building site of the RCA Building in Rockefeller Center in New York, Sept. 29, 1932.

Referandum öncesi son sözler…

Hayır! fiilen kazandı. Nisbi bir inisiyatif alan, Evet’i de “hayır’a hayır!” tarzında reaksiyoner bir savunma pozisyonuna iten Hayır! oldu. Bunda burjuvazinin utangaç hayır’cı kesiminin, CHP’nin, liberal ve milliyetçi muhaliflerin, AKP ve Erdoğan’ın bugüne kadar yaptıklarını kabullenen ve meşrulaştıran, ancak son adımına itiraz eden ılımlı liberal ve/veya neo-milliyetçi kampanyalarından çok, işçisi, emekçisi, kadını, Kürdü, genci ile henüz çok mutavazı, ama yaygınlaşma eğilimi gösteren gerçek kitle dinamik ve inisiyatiflerinin “artık yeter!” demesi, asıl etken oldu.

Hile hurda, engelleme manipulasyon ile biçimsel bir Evet çıksa bile, bunun işçi sınıfı açısından bir meşruluğu olmayacaktır. İşçi sınıfı ve işçi sınıfının bağımsız duruşu diye özellikle vurguluyoruz, çünkü; bu türden bir Evet durumunda, bunu “siyasal çekişme ve bölünmeler bitti, şimdi neoliberal saldırı programlarına tam gaz!” diye Hayır’cı kitleler nezdinde ilk meşrulaştırmaya çalışacak olan burjuvazinin utangaç hayırcı kesimi ve CHP olacaktır. Burjuvazinin utangaç hayır’cı kesiminin, daha önce pek çok kez yaptığı gibi, hayır’ı da AKP-Erdoğan’ı sıkıştırıp ondan istediklerini almak için bir koz ve pazarlık unsuru olarak kullanıyor olması mümkün. Durmaksızın yeni orta sınıf/burjuva liberal ve neo-kemalist halkçılık sentezleri yapmaya çalışan orta sınıf sol’un Hayır’ın hegemonyasını da CHP’ye vb bırakırken, hiç bir zaman anlamadığı, “yukarı”daki pazarlıklar üzerinde hiçbir kontrolünün olmadığı, kampanyanın sonuçları üzerinde söz ve inisiyatif sahibi olmaktan da böylelikle vazgeçtiğidir.

Diğer taraftan, solda genel olarak yenilgi psikolojisi eşiği aşılmış değil. Orta sınıf solda sınıf karakteriyle birlikte bu yenilgici ruh hali de halen burjuvazinin şu veya bu kesiminden medet ummasında rol oynuyor, ve bu da bir kısır döngü olarak, her seferinde daha paralize edici sonuçlara yol açıyor. Hayır kampanyasını Gezi’ye, Komünist Manifesto’nun Kızıl Hayaletine, Devrim Kompozisyonuna benzeterek yapılan kuru ajitasyon ise, kampanyanın ağır ideolojik-siyasal-sınıfsal sorunlarını örtmekten, kitleleri soluklu sert mücadelelere hazırlamak yerine aşırı beklentilere sokmaktan başka bir işe yaramıyor. Evet çıkması durumunda, onca kitle inisiyatifi ve aşağıdan mücadele isteği dururken, liberal ve neo-kemalist halkçılık türünden yeni burjuva/orta sınıf sentezleri yapma çabasındaki orta sınıf sol ise aynı şeyi, daha önce hep olduğu gibi, kitleler içinde büyük bir demoralizasyon yayarak yapacaktır.

Hayır! kampanyası boyunca, yalnızca burjuvazinin utangaç hayır’cı kesimleri, CHP, liberalizm ve milliyetçilikle değil, orta sınıf sol’un şu eski küçük burjuva halkçı demokratizmi ve onun yeni orta sınıf/burjuva sentezi liberal ve neo-kemalist halkçılığa kırılmış versiyonları ile net sınırlarımızı çektik. Çok sınırlı güçlerle işçi sınıfı temel ve ekseninde bir Hayır! çalışması yürütürken, bunda yalnız olmadığımızı da gördük. İşçi sınıfının çeşitli kesimleri içinden, yalnız AKP’ye değil, CHP’ye, kendi sınıf istem ve özlemlerinin esamisini görmedikleri liberalizm ve neo-ulusalcılığa ve bunların çizdiği sınırlardan çıkmayan orta sınıf sol reformizme de tepkili olan çok sayıda kişi ve grup dinamiği, inisiyatifi ve arayışı ile temas ettik. Yanısıra son dönemin işçi, Gezi, kadın, Kürt, gençlik direnişleri içinde şekillenen ve çelikleşen, orta ve ara sınıf eklektizmi ve bulanıklarının yörüngesinde olsa bile bunlarda aradığını bulamayan, işçi ve işçileşen tabanına daha yakın, daha direşken kesimler de vardır. Asıl bu dinamikleri geliştirmek ve ileriye çekmek gerekir.

Hileli Evet çıktığı durumda, mali oligarşik burjuvazi faşist rejiminin konsolidasyonu ile yine sürünen ekonomisinin yeni neoliberal kapitalist saldırganlık dalgasıyla konsolidasyonunu, iç içe yürütmeye çalışacaktır. Ancak ekonomik, toplumsal, siyasal, ideolojik-kültürel kriz ve sarsıntılar da devam edecektir. Bu durum en yakın 1 Mayıs hedefinden başlayarak, Hayır! kampanyasının öne çıkan işçi sınıfı ve buna yakın dinamiklerine bir devrimci sınıf kanalı açma ve ilerletme, geliştirme olanaklarını sunmaya devam edecektir. Buna odaklanacağız.

Hayır! çıkması durumunda; ki olağan koşullarda genel hava ve eğilim açısından çıkması gerekir, ancak “olağan koşullarda” değiliz- Hayır! çıktığı durumda, en baştan söyledik, bu sistem, rejim ve devlet biçiminde bir “düzelme, iyileşme” beklentimiz yok. Bu durumda burjuva bürokratik siyasetin küflü kulvarlarında “yukarıda” yeni pazarlıklar dönecektir. Bu pazarlıklar içinde Syriza’nın Yunanistan halkının 3’te ikisinin Hayır’ını satması gibi, burjuvazinin utangaç hayır’cı kesiminin ve CHP’nin de Hayır’ı satması, emperyalist kapitalist güçlerin istediği doğrultuda Türkiye rejimine yeni bir ayar çekme operasyonları, yeni siyasal-toplumsal kriz ve sarsıntıların ortaya çıkması şaşırtıcı olmaz.

Hayır! kuşkusuz işçi sınıfı için de daha iyi olandır, ve işçi sınıfı mücadelesinde yeni olanaklar doğuracaktır. Ancak şu da net olmalıdır ki, Hayır!ın kazanması, kendi başına işçi sınıfının kazanması anlamına gelmiyor. Bunu, Hayır! kampanyası sürecinde işçi sınıfının kenar süsü olarak görülmesinden, orta sınıf kampanyalarında orta sınıf/burjuva sentezi liberal ve neo-kemalist hegemonyadan görmek mümkün.

Neoliberal burjuva siyaset zaten yapısal olarak üretim ilişkilerini, dolayısıyla uzlaşmaz sınıf karşıtlığını devre dışı bırakıyor. İşçilere ancak neoliberal/neomuhafazakar popülizmin (kimlik siyaseti vd) sınıfından soyutlanmış kenar süsü olarak yer veriyor. Neoliberal kapitalizm işçi sınıfının sınıf karakterinin tahrip edilmesi ve binbir türlü sınıf kapanına dayanıyor. Orta sınıf sol da, siyasetin bu alabildiğine daraltılmış ve işçi sınıfsızlaştırılmış alanında mücadeleyi kabul ederek, işçi sınıfının gömülmesinin üstüne kat çıkıyor. Orta sınıf siyasetinde de işçi sınıfı, en fazla sosyal-liberal vicdani “emekten yana” bir kenar süsü olarak yer alabiliyor.

Kitleler yalnız burjuva-faşist devlet ve AKP çetelerinin baskıları yüzünden değil, Hayır’cılar içinde hegemon olan liberal/neokemalist halkçılığın geriye çekiciliği nedeniyle kendi gerçek sınıfsal-toplumsal, cinsel, ulusal, ekolojik mücadele istem ve özlemlerini dile getirme olanağı, bu eksenden örgütlenme olanağı bulamıyorlar.

İşçi sınıfçı az sayıda siyasetin, işçi sınıfın bağımsız duruşunu ayakta tutmak ve ilerletmek için sınırlı güçlerle ortaya koyduğu çaba çok anlamlı. Bu yönde büyük bölümü henüz oluşum sürecinde olan işçi ve işçileşen kitlelerde artan bir arayış da var, ancak bunu proleter sosyalist devrimci bir sınıf kanalı haline getirmek için alınacak daha uzun ve çetin bir yol var. Uzun soluklu direşkenlik, kolektif çalışma yeteneği proletaryanın karakteristikleridir. Referandumun sonrasının en önemli eşiği de, bu doğrultudaki işçi dinamik ve inisiyatiflerini, dağılmadan, yeni duruma hızla geçiş yaparak geliştirmek, genişletmek ve ilerletmek olacaktır.

Şu kesin ve net olmalı: İşçi sınıfının durumu değiştirilmeden, sınıfsal-toplumsal güç dengelerinde önemli bir değişim olmayacak, işçi sınıfının bağımsız ve gövdesel önderliğini yapmadığı Hayır’ların, burjuvazinin egemenliğindeki ve orta sınıfın yedeklendiği alabildiğine dar “yüksek” bürokratik siyaset kulvarlarına yansıması olmayacak, burjuva pazarlıklarda bozuk para gibi harcanmak istenecektir.

1 Mayıs, hayır! kampanyasının “kompozisyon”undan kimin ne anladığının yeni eşiği olacaktır. 17 Nisan 1 Mayıs’tır, mücadeleye devam!

Bir yorum

  1. Eski küçük burjuva halkçı demokratizmi ve onun yeni orta sınıf/burjuva sentezi liberal ve neo-kemalist halkçılığa kırılmış versiyonları ile sınır çekmeniz çok iyi olmuş.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*