Anasayfa » GÜNDEM » Program manyakları

Program manyakları

Burjuvazi ve mali sermayesi AKP Hükümetini, kelimenin tam anlamıyla bir “program manyağı”na çevirmiş durumda. Başbakan Davutoğlu her hafta toplumu baştan aşağıya yeniden dizayn etmeye dönük sayısız “öncelikli dönüşüm programı” özeti daha açıklamaya devam ediyor.

Davutoğlu en son 8 dönüşüm programı tasarısı daha açıkladı. Bunlar: “İşgücü piyasasının etkinleştirilmesi programı”, “Temel ve mesleki becerilerin geliştirilmesi programı”, “Nitelikli insan gücü için çekim merkezi programı”, “Sağlıklı yaşam ve hareketlilik programı”, “Yerelde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi programı”, “Rekabetçiliği ve sosyal uyumu geliştiren kentsel dönüşüm programı”, “Kalkınma için uluslar arası işbirliğinin altyapısının geliştirilmesi programı”, “Kayıt dışı ekonominin azaltılması programı”…

Sadece başlıklara bakarak, Türkiye kapitalizmini küresel ve yerel temelden neoliberal yeniden yapılandırma mühendisliğinin yeni ve daha üst bir dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek zor değil.

Devrimci Proletarya okurları, çoğu başlığın kapsam ve mahiyetine aşinadır.

modern-köle-300x210“İşgücü piyasasının etkinleştirilmesi programı”

Şu bildiğimiz “ulusal istihdam stratejisi”nin yeni adından başka bir şey değil. Kıdem tazminatı hakkının fona devredilerek gaspı, işten atmanın kolaylaştırılması, kiralık işçi şirketleri, taşeronluğun her vasıf ve kademeye, esas işlere de girmesini sağlayacak yeni taşeronluk düzenlemesi, kadınların ve öğrencilerin kısmi zamanlı çalışmasının yaygınlaştırılması, “dezavantajlı kesimlerin” ve yoksulların çalıştırılmasının yaygınlaştırılması, evden çalışma, vd. Özetle neoliberal despotik esnek ve güvencesiz çalıştırma rejiminin yeni ve daha üst aşaması denebilir. Neoliberal despotik sömürü ve kölelik biçimlerinin çok daha geniş toplumsal kesimleri kapsamına alarak yaygınlaştırılması ve derinleştirilmesi.

Davutoğlu program bilgilendirmesinde, amacın “işgücüne katılımın artırılması” (kadınlar, öğrenciler, çocuklar, yoksullar gibi kesimlerin daha yığınsal olarak ücretli kölelik çarklarına çekilmesi), “işgücü verimliliğinin artırılması” (mutlak ve göreli artıdeğer sömürüsünün artırılması), “esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması” (kadrolu işçiler ve memurlar gibi son kısmi güvence duvarlarının yıkılması, adeta mutlak patron diktasına tabi geçici ve güvencesiz çalıştırmanın yaygınlaştırılması) açıkça belirtiyor.

Kadınların 2018’den itibaren kısmi zamanlı esnek ve güvencesiz işlerdeki istihdamının her yıl yüzde 1 oranında artırılması gibi kesin hedefler bile konulmuş. Sosyal yardım ise çalışma şartına bağlanıyor, sosyal yardım alanlar üzerindeki baskı ve denetim artırılıyor. İşçi-memur ayrımının geriye doğru kaldırılması, kamu çalışanlarının da iş güvencesinin kaldırılması gündemde. Erdoğan “biz bunları ömür boyu çalıştırmaya mecbur muyuz?” diye açık konuşuyor.

(Bkz: http://www.kalkinma.gov.tr)

20140518_148888“Temel ve mesleki becerileri geliştirme programı”

Neoliberal despotik çalıştırma rejiminin eğitimdeki düzenlemeler ayağı. Davutoğlu, “diploma iş becerisini teminat altına alan bir belge değil. Diplomayı çalışma hayatında pratik uygulamada daha etkin, daha anlamlı bir yere nasıl getireceğiz” diyerek, diplomanın yerini mesleki yeterlilik belgeleri ve sisteminin alacağı sinyalini açıkça veriyor. Ardından “işgücü piyasası ile eğitim sisteminin uyumsuzluğundan” girip “uygulamalı eğitimi yaygınlaştırarak, okul ve iş dünyası arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesinden” çıkıyor. Meslek liseleri neredeyse tümüyle sanayi ve ticaret odaları ve borsaların yönetim ve düzenlemesine tabi kılınıyor: “Özellikle mesleki eğitimde özel sektörün rolünü güçlendirerek, odalar ve borsalara çok daha fazla sorumluluk vereceğiz. İş dünyası da bunu benimsiyor. Onlar için de ara eleman bulma konusunda en kolay yöntem. Meslek liselerini yeni bir reformla, uygulamalı (tüm meslek lisesi öğrencelerinin çalıştırılacağı-bn) ve iş dünyasının fiilen bulunduğu bir alan haline dönüştürmek şart.”

Ardından sıra üniversitelere geliyor. Three Master, yani yılda 3 sömestir uygulamasına geçişle öğrencilerin yaz aylarında “uygulamalı eğitim” adı altında çalıştırılacaklarını, akademik eğitimin de tümüyle sermayenin “işgücü piyasası ihtiyaç analizlerine göre etkinleştirilip yeniden düzenleneceği” sinyalini veriyor. Ortaokul ve liselerde öğrencileri bireysel yeteneklerine göre sermayenin daha doğrudan yönlendireceği “rehberlik sistemi”, çalışma hayatı, yabancı dil, finansal okur yazarlık, problem çözme, iletişim gibi “eğitimde yeterlilik sistemleri”, halk eğitim merkezlerinin buna dönüştürüleceği “hayat boyu öğrenme sistemleri”, üniversitelerde yaygınlaştırılacak “işkur sistemleri” de unutulmamış. Bir de “eğitim müfredatının her gence en az bir sanat ve spor dalında performans becerisini kazandıracak şekilde güncelleştirilmesi” var. Diğerleri gibi sanat ve spor da, sermayenin yeni işgücü yetileri isterleri ve sanatın ve sporun daha yaygın ve derin bir kar ve piyasa aracı haline getirilmesine ilişkin. Davutoğlu, sanat ve spor dahil eğitim alanındaki tüm yeni düzenlemelerin AB’nin eğitimde yeterlilik çerçevesi kapsamında olduğunu da vurguluyor.

(Bkz: http://www.kalkinma.gov.tr)

“Nitelikli insan gücü için çekim merkezi programı”

Dışa beyin göçünün tersine çevrilmesi, yurtdışından Türkiye menşeili ve yabancı uzmanların Türkiye’de çalışmasının özendirilmesine ilişkin. “İş dünyası, üniversite ve Ar-ge merkezlerinde yurtdışından nitelikli işgücü ihiyacının belirlenmesi”, “yurtdışındaki Türkiye’den gitmiş vasıflı uzman ve işgücünün kataloğunu çıkarılması ve iletişim ağlarını kurulması”, kilit konu ve alanlarda “yabancı uzman çalıştırılmasının teşvik edilmesi, vatandaş olmadan belli haklardan yararlanarak sözleşmeli yabancı uzman sistemi”, “teknoloji merkezleri ve yüksek öğretim kurumlarının yurtdışındaki muadilleriyle işbirliğinin geliştirilmesi”, “yabancı öğretim üyesi ve öğrenci sayısının artırılması”, “savunma sanayi, nükleer enerji, uzay ve ileri teknolojiler gibi alanlarda yurtdışına eğitim almak üzere öğrenci gönderilmesi ve döndükten sonra bunların kendi öğrencilerini yetiştirmelerinin güvenceye alınması” gibi çok sayıda eylem planı sıralanıyor.

“Sağlıklı yaşam ve hareketlilik programı”

Bir dönemki modernist yarı-askeri “sağlam vücut” uygulamalarının neoliberal post-modern versiyonu. Davutoğlu “yapmayı planladığımız şey, beslenme kültürünü değiştirmek. Hareketli yaşam alışkanlığını temin etmek. Gıda kalitesini artırmak. Burada tarım politikalarıyla iç içe geçen bir yaklaşım var.” diyor. Yapmayı düşündükleri şey, küresel mali oligarşik standartlar, azami karlılık ve piyasalaştırma çerçevesinde üretimden tüketime, tarım-gıda, sağlık, yaşam tarzı ve beslenme kültürüne kadar her şeyi yeniden dizayn etmek. Tarım-gıda kontrol, etiketleme, tüketici bilgilendirme sistemleri, çocuk ve ergenlik dönemindeki bireylere dönük beslenme yönlendirme ve denetim programları, vb. Sigara, uyuşturucu, obezite ile mücadele, kanser, diyabet gibi hastalıklara karşı erken teşhis sistemleri, fiziksel, psiko-sosyal, ruhsal rahatsızlıklara karşı önleyici palyetif bakım hizmetleri, belediyelerin spor merkezi, yürüyüş, koşu parkuru gibi düzenlemelerinin artırılması, vb.

Türkiye kapitalizminin bunlara soyunmasının nedenleri kısaca şöyle özetlenebilir: Bir yandan neoliberal kapitalizmin yol açtığı çalışma, meta terörü ve yaşam tarzı, nüfusu çürütüyor ve bir noktadan sonra, nüfusun çalışabilir kesimini, çalışanların da üretkenlik kapasitesini düşürüyor. Türkiye kapitalizmi bugüne kadar bunu pek dert etmiyordu, çünkü kentte telef edilen işgücü yerine durmaksızın kırdan kente akan taze sağlıklı işgücü vardı. Ancak bu sınırlarına dayanması ve neoliberal kapitalizmin büyüyen terörü ile birlikte, “işgöremez, sakat, hastalıklı” nüfus oranı giderek yükseliyor, hem de çalışanların üretkenlik kapasitesi düşüyor. Bu yüzden sistem bir yandan kadınlara 3-5 çocuk yapmayı dayatırken, diğer yandan elinin altındaki nüfusu telef etmeyi bir nebze yavaşlatmayı ister istemez gözetmek durumunda. İkincisi neoliberal kapitalizmin yeni azami kar alanlarından sağlık ve spor piyasasının genişletilip derinleştirilmesine ilişkindir. Üçüncüsü, halen önemli ölçüde süren geleneksel sağlık, beslenme, yaşam tarzı anlayışlarının ortadan kaldırılması ve bunların da küresel tekelci kapitalizme tam entegrasyonu hedefleniyor. Dördüncüsü, kuşkusuz, tüm bu alanlardaki küresel mali oligarşik standart ve yönergeler, tarım-gıda, sağlık, beslenme-kültür alanında da tekelci sermaye yoğunlaşması ve merkezileşmesini kolaylaştırıp hızlandırmaya yöneliktir.

gerze1“Yerelde kurumsal kapasiteyi güçlendirme programı”

Dönüşüm programları artık her şeyde olduğu gibi salt ulusal planda yürütülmüyor, ulusal merkezin bir bağlantı halkası olduğu küresel ve yerel temelden iç içe (küyerel) yürütülüyor. Davutoğlu da program açıklamasının en başında bu iki ölçeğe, küresel ve yerel ölçekler üzerinden programların uygulanmasının denetlenmesine referans veriyor: “İki yönde denetleme mekanizması kuracağız. Birincisi, önemli merkezlerde, bölgesel merkezlerde bu programları anlatmak üzere bir seri çalışma yürüteceğiz. Yerel aktörlerin bu programları benimsemesinin önünü açacağız. Aynı şekilde uluslararası alanda da bunun bilinmesi önemli. Yabancı analistler buna çok özel önem verdiklerini ortaya koydular. Bu noktada da önemli yatırımcı kuruluşlarla finans kuruluşlarıyla uluslararası alanda reform programının tanıtımını yapacağız. Böylece bir sahiplenme ve bilinme tanıtım olgusuna dikkat çekeceğiz.” Zaten küresel mali oligarşik yönergeler çerçevesinde hazırlanmış olan program taslaklarının tanıtımının da küresel mali oligarşik kredibilite, yatırım ve finans tekellerine yapılması, programın sınıfsal, siyasal içerik ve amacı açısından başka bir açıklamayı gerektirmiyor.

Yerele ilişkin yön ise, neoliberal kapitalizmin coğrafyadan kültüre, işgücü kapasitesinden yeni yatırım ve piyasa olanaklarına kadar, yerellere daha derinlemesine nüfuz etmesi ve küreselin yerel içinden kendini yeniden dinamize edebilmesini sağlamak. Açıklamada, önceki yeniden yapılandırma programlarından farklı olarak, küresellik vurgularıyla birlikte yerellik vurgularının da çok artmış olması dikkati çekiyor. Davutoğlu, tüm programların, uygulama, denetim ve eğitim boyutuyla bölge ve il merkezlerine doğru indirileceği üzerinde ısrarla duruyor. Devletin içsel mimarisini bu bağlamda da değiştirmeye başlayan yerel/bölgesel kalkınma ajansları, yerelliklerin neoliberal kapitalizm sürecini hızlandıracak ve derinleştirecek teşvik sistemleri uygulamadadır. AB yönergeleri arasında yer alan yerel yönetim reform ve yerel özerklik şartı ise, bilindiği gibi Kürt sorunu nedeniyle uzun süredir askıdaydı. “Yerel kurumsal kapasiteyi güçlendirme programı” ise, “demokratik özerkliği” değilse bile, AB yerel özerklik şartı çerçevesinde, yerellerin ekonomik-idari özerkliği örtük olarak kapsıyor.

(Bkz: www.kalkinma.gov.tr)

Davutoğlu’nun açıkladığı yerellik konsepti, İl Özel İdareleri, kalkınma ajansları, yerel yönetimler, bölge-il koordinasyon kurulları gibi varolan mekanizmaların yanısıra, tüm bölge ve illerde, bunların, belediye, üniversite, sanayi, ticaret, ziraat odalarının, organize sanayi bölgelerinin, STK’ların ve yeni oluşturacak kurumlarla birleşik faaliyetiyle “yerel birimlerin -programların yerelde uygulanmasına yönelik-bn- proje oluşturma ve yönetim kapasitesi” geliştirilmek isteniyor. Neoliberal kapitalizmin yereller konsepti, modernist kapitalizmin tekçi ve tek biçimli düzleyiciliğinin tersine, yereller arasında farklılıklar yaratarak rekabeti artırmaya ve böylelikle her birinin sahip oldukları tüm emek gücünü (küçük mülk ve toprak sahiplerinin mülksüzleştirilmesinin hızlandırılması, meslek lisesi ve üniversite öğrencilerinin yerel işletme ve organize sanayi bölgelerinde çalıştırılması, kadınlara kısmi zamanlı ve evden çalışma, vd), tüm doğal kaynaklarını, tüm yerel ortak kullanım alan ve olanaklarını, tüm kültürel özgüllüklerini, sermaye tarafından el koyma, metalaştırma ve sermaye birikimi doğrultusunda bir üst düzeyde harekete geçirmeye zorlamaya dayanıyor.

Davutoğlu, sadece yerellerden metropollere göçün olabildiğince sınırlandırılıp “yerinde istihdam”, yani proleterleşme süreçlerinden bahsediyor. Göçün sınırlandırılması, hızlanan mülksüzleştirme ile birlikte yerel ücretlerin daha da düşürülmesi ve bölgesel asgari ücret… Diğer kutpunda ise yerel kapitalist patronlar yaratmak, sayılarını artırmak ve palazlandırmak, yerelleri daha derinlemesine küresel birikim sürecine entegre etmektir. (Kürt burjuvazisinin bu açıdan uzun süredir istediği ve beklediği bir düzenlemedir.) Dahası, neoliberal yerellik politikalarının, her yerelin doğal kaynakları, orman, su havzalarının, tarihsel ve kültürel zenginliklerinin derinlemesine ve yıkıcı sermayeleştirilmesine dayanmasıdır. Bir yandan yereller arasında rekabetle işçi sınıfını parçalayıp ülke çapında mücadelesini tamponlamaya çalışırken, diğer yandan sınıf kutuplaşması ve mücadelesini her yerelin kendi içinde de derinleştirmekte ve “kümelendirmeler, KOBİ’lerin küreselleşmesi, alt-sözleşme ilişkileri” ile yereller küresel rekabet ve organizasyon biçimlerine bağlanmaktadır. Küyerelleşme, yerel yönetim kapasitesinin artırılması, yerinden yönetim, yerel özerklik… adına ne denirse densin, neoliberal yerel dönüşüm programları kaçınılmaz olarak şunları kapsar: 1- Mülksüzleştirme/topraksızlaştırmanın hızlandırılması, 2- Yerel müştereklerin (doğa, orman, su havzaları, ortak veya kamusal mekanlar, tarihi, kültürel-otantik müşterekler, vd) gaspı, çitlenip sermayeleştirilmesi, 3- Bir kutupta sermaye diğer kutupta proleterleşme ve sefalet birikiminin hızlanması. Bununla birlikte, yerelliklerin dönüşümü, salt Kürt sorunu bağlamıyla değil (Kürdistan’da da kendini hissettirmeye başlayan) sınıf mücadelesinin küresel, ulusal, yerel ölçekleri arasında, dahası sınıf mücadelesi, yerel müştereklerin çitlenmesi ve sermayeleştirilmesine karşı toplumsal mücadeleler, kimlik, kültür sorun ve mücadeleleri, yeni politikleşme biçimleri arasında çok daha karmaşık, çok boyutlu bağlantılar, yeni sorun ve olanaklar ortaya çıkarmaktadır.

Rejimin ve yeni anayasanın ekonomi-politik temeli

Şimdilik bu kadarı yetsin. Zaten Davutoğlu geri kalan başlıkları es geçti. Muhtemelen bu “öncelikli dönüşüm programları” silsilesinin dev çaplı kapsam ve mahiyetini anlamaya kendi kapasitesi de yetmediğinden açıklama zamanını iyi kullanamamıştır ya da tam bir program manyağına dönüşen hükümet diğer taslakları yetiştirememiştir. Nitekim Davutoğlu her haftaki “öncelikli dönüşüm programı” serileri brifingleri, önceden açıklamış olduklarının revize biçimlerini de, ayrıntılı biçimini sonraki hafta açıklayacağını söylediği ilk kabataslakları da içeriyor. Hükümet, Türkiye tekelci burjuvazisi ve küresel mali oligarşinin verdiği ev ödevini zamanında yapmamış, şimdi pür telaş genel seçimlere yetiştirmeye çalışan öğrenci gibi, dev kapsamlı stratejik ekonomik-toplumsal mühendislik projelerinin içinden çıkmaya çabalıyor. Programlar ve eylem planlarının daha epey revizyondan geçeceği, son dönemlerde belirgin sermaye lobileri arasında savaşım ve uzlaşmalara, uygulama süreçlerinde ise giderek büyüyecek toplumsal-siyasal sarsıntı ve güç mücadeleleri temelinde son şeklini alacağı kesin. Ancak temel çerçeve son derece net.

Öncelikli dönüşüm programları, esasen ekonomik-toplumsal yeniden dizayna ilişkin. Ancak siyasal rejimin dönüşümü doğrultusunda da açık veya örtük bolca veri içeriyor. Örneğin “İç Güvenlik Paketi”ni, yeni internet düzenlemelerini, başkanlık sistemi gibi rejim tartışmalarını aynı zamanda bu eksenden düşünmek gerekir. Dahası, başta TÜSİAD’ın istediği “ekonomik anayasa” olmak üzere, seçim sürecinde gündemleşecek yeni anayasanın ekonomi-politik temeli hakkında çok net bir fikir veriyor.

Öncelikli dönüşüm programları, özü itibarıyla, Türkiye kapitalizminin tıkanan sermaye birikim ve egemenlik sürecini, küresel mali oligarşi ve yerel sermaye ile entegrasyon ve eşgüdümü, yeni ve daha üst bir düzeye çıkartmayı amaçlıyor. Bu kapsamdaki neoliberal despotik yeniden dizayn programlarının ve bine yakın eylem planının, birikimli fay hatlarının üzerine yeni ve daha büyük sınıfsal-toplumsal, siyasal sarsıntı, alt üst oluş ve çatışmalara yol açması kaçınılmaz. Buna karşın solun ve devrimcilerin bu programların geleceğe dönük göstergelerine, benzer programların ucunun açıldığı bir dizi ülkedeki yeni sınıfsal-toplumsal sarsıntı ve çatışmaların ne söylediğine tam bir ilgisizlik sergilemesi gerçekten şaşırtıcı.

Programlar üzerine daha çok şey söylenebilir. Fakat en önemlisi şudur: Uzlaşmaz sınıf karşıtlığı ve kapitalizm-komünist devrim karşıtlığı, tüm karmaşık süreçler arasından kendi yolunu açmaktadır, önünümüzdeki dönemde kaçınılmaz olarak daha fazla öne çıkacak, her türlü mücadelenin temel ekseni haline gelme olanağı artacaktır. Programların, işçi sınıfının tüm kesimlerinin birleşik mücadele olanaklarını da ortaya çıkardığını vurgulayalım.

Sermayenin en büyük engeli yine kendisidir, der Marx. Bilimsel komünizm, kapitalist sistemin içindeki uzlaşmaz toplumsal-maddi çelişki ve mücadelelerin sarsıntılarla açığa çıkması ve tarihsel gelişim doğrultusunu esas alır. Mücadeleyi günü birlik bir kendiliğindenci sürüklenmeden çıkarmak, kapitalizmin stratejik dönüşüm programına karşı sosyalist proleter devrimci bir mücadele program ve stratejisi geliştirmek ancak bu temelde mümkün olur. Kapitalizmin karlılık krizine karşı her şeyi daha toplumsal-bileşik üretkenlik artışı organizasyonuna bağlamak zorundaysa, bu aynı zamanda sosyalizmin ön koşullarını geliştirmek zorunda olduğunu, sosyalizme doğru tarihsel zorunluluk eğilimini, emek-sermaye karşıtlığıyla birlikte, kapitalizm-sosyalizm karşıtlığının da geliştiğini gösterir.

Tabii kendiliğinden değil! Sosyalizmin geçmişte kalmış, ya da uzak ve belirsiz bir geleceğin sorunu değil, yakıcı güncelliğinin bilinci ve mücadelesiyle. Türkiye kapitalizminin yeni stratejik dönüşüm programı, bu programın çıkışını aldığı ve çözmeyi vaat ettiği sorun ve çelişkiler, bunun için elverişli bir fırsattır. Bu programın sınıfsal-siyasal karakteri, dar muhalefetin ötesinde sosyalizm temelinde deşifre edilmeli, üzerine somut, güncel, kitleler için ikna edici ve uğruna dövüşme enerjisi verici sosyalist proleter devrimci mücadele program ve stratejisi ile gidilmelidir. http://devrimciproletarya.net/turkiye-kapitalizminin-stratejik-donusum-programi/

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*