Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » 23 Nisan’da arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını isterdik!…

23 Nisan’da arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını isterdik!…

23 Nisan Çocuk Bayramı nedeniyle Adana’dan Ankara’ya gelen 25 TMK mağduru çocuk, BDP’li vekillerle kameraların karşısına geçerek, taleplerini dile getirdi. Arkadaşları adına açıklamayı okuyan Agit Er (13), “Dünya denilen gezegenden gelen farklı görünen konuşan binlerce çocuk benim ülkemde benim yöneticilerim tarafından ağırlanmakta, onlara şeker de verilmekte dondurma da… Ama ben hala açım, hala yediğim dayak nedeniyle geceleri kabus görüyorum, hala köyümün nasıl yakıldığını, babamın nasıl dövüldüğünü unutamıyorum, hala cezaevindeyim. Bana sormayın sizin yaşattıklarınızla ben çoktan 23 yaşını geçtim.. Ama hala sizin toplumsal vicdanınız kör ve sağır” dedi.

23 Nisan Çocuk Bayramı nedeniyle yapılacak basın açıklamasına katılmak için Adana’dan gelen 25 çocuk, BDP Genel Merkezi’nde yaptıkları basın toplantısından sonra TBMM’nin önüne geçti. Basın toplantısına BDP Grup Başkanvekilleri Ayla Akat Ata ve Bengi Yıldız’ın yanı sıra Hasip Kaplan, Akın Birdal, Nuri Yaman, Şerafettin Halis ve İbrahim Binici de katıldı. Cezaevindeki arkadaşlarının serbest bırakılmasını isteyen çocuklar, “Meclis Başkanı ile görüşseydik arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını isterdik. Onları çok özlüyoruz” diye konuştu.

Açıklama öncesi kısa bir konuşma yapan Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, kutlanan 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın arka planına bakıldığında, en fazla çocukların mağdur edildiği ülkenin Türkiye olduğunun ortaya çıktığını ifade etti. 4 bin çocuğun TCK ve TMK’lerden dolayı cezaevinde olduğuna işaret eden Halis, 6 milyon çocuğun kötü iş koşullarında çalıştığını ve buralarda cinsel istismarlara maruz kaldıklarını söyledi. Kürt sorunu özgülünde çocukların yerde sürüklenmelerini “İnsanlık yerlerde sürükleniyor” ifadesiyle özetleyen Halis, Uğur Kaymaz’ın 13 kurşunla vurulduğunu ve Ceylan Önkol’un bombayla “katledildiğini” hatırlattı. Var olan bu olaylar karşısında devletin kılının kıpırdamadığını söyleyen Halis, “2002’de dava açılan çocuk dava sayısı 475 yargılanan sanık 975 idi. 2008’de açılan dava sayısı 2 bin 634 sanık sayısı ise 6 bin 688 olduğunu görüyoruz. Kürt çocuklarına yönelik bu haksızlık bitmeden, 10 binlerce çocuğu sokaklardan kurtarmadıkça biz çocukların hakları için mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Bakın bu çocukların yüzü hiç gülebiliyor mu?

Daha sonra “En çok mağdur olan çocuklarla karşı karşıyasınız. Bakın bu çocukların yüzleri hiç gülüyor mu?” diye söze başlayan BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, “Çocuklarla sohbet ettim. Çocuklar yaşlarından fazla cezalar aldığını, adalet istediklerini söylediler. Çocuklar sokakta polis tarafından çevrildiklerini kimlik kontrolü yapıldığını ve gözaltına alındıklarını söylüyorlar. Okullarda öğretmenleri tarafından değerlerine hakaret eden videolar izlettirildiğini söylüyorlar. Başkalarına şeker bizim çocuklara başka şeyler istiyorlar” diye konuştu. BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata ise, çocukların sırf meclise gelmemeleri için Pozantı’da tutulduğunu belirterek, “Bugün de meclis ziyaretlere kapalı olduğu için çocukları Meclis’te ağırlayamıyoruz” dedi. Ata, Diyarbakır’dan da bir grubun geleceğini ancak Pozantı’daki gözaltıdan sonra iptal edildiğini belirtti.

‘Polisler niye bana şiddet uyguladılar’

Daha sonra Adana’dan gelen TMK mağduru çocuklar adına açıklamayı okuyan Agit Er (13), gözaltına alındığını ve yargılamasının devam ettiğini belirtti. “Güzel günler yaratın bize” diye açıklamaya başlayan Agit Er, “S.T’yim ben. 14 yaşındayım. Geçen yıl 23 Nisan’da tüm kameraların önünde polis silahının dipçiğiyle dövdü beni. Ölecek gibi oldum. Hem çok korktum hem de çok canım yandı. Sizlerse televizyonlarınızın başında aksiyon filmi izler gibi izlediniz beni. Ne yaşadığım korkuyu hissettiniz ne de çektiğim acıyı. Ben Hakkariliyim, Diyarbakırlıyım, Adana’da yaşayan bir Kürt çocuğuyum. Polisler niye bana şiddet ettiler? Bacaklarım, kollarım, sırtım hala morluklar içinde. Anlamıyorum. Ben daha 14 yaşındayım canım çok yanıyor. Beni de mi görmüyor ve duymuyorsunuz. Bana dipçik vurulurken eliniz, ayağınız kırılmıyor mu? Nefesiniz de mi kesilmiyor nasıl soluk alabiliyorsunuz? Acımı hissetmiyor musunuz?” diye sordu.

‘Sizin çocuklarınız gibi olmak istiyorum’

Polise taş attıkları gerekçesiyle tutuklandıklarını, on yıllara varan hapis cezaları aldıklarını söyleyen Er, sözlerini şöyle sürdürdü: “İçimizden sadece biriydi Berivan. Berivan’ın çığlığını da mı duymadınız? Nasıl haykırıyordu Berivan, ‘Beni buraya atanlar inanın ki kendi çocukları olsaydı bana yaptıklarının aynısını onlara yapmazlardı. Çocukluğumu dört duvar arasında nasıl geçireceğim. Ailemi çok özlüyorum’ Bu çığlıktan sonra da mı içiniz sızlamadı… Doğru mu söylüyordu yoksa Berivan sizin çocuğunuz olsaydık böyle davranır mıydınız bize. Bazen geceleri sayıklıyorum, kabuslar görerek bağırıyorum. Annemi istiyorum. Kapkaranlık bir hücrede ben gibi çocukların arasında olduğumu anlayınca ağlıyorum. Şimdi annem gelir bana sarılır diye bekliyorum. Gelmiyor, gelemiyor. Burada ölecekmişim gibi hissediyorum. Bizim sayımız 4 binlere yaklaştı. Siz hala bizi görmemekte ve duymamakta ısrar mı ediyor sunuz… Ne zaman göreceksiniz ya da duyacaksınız bizi?.. Ne koşup oynayacağımız tarlalar var ne de otlattığımız hayvanlarım… Okula gidemiyorum. Sizin çocuklarınız gibi olmak istiyorum. Okula gidip, oyun parklarında oynamak, 23 Nisanlarda kocaman adam olup vali, kaymakam, başbakan koltuğuna oturmak istiyorum.”

‘Sizin yaşattıklarınızla 23 yaşını geçtim’

Yıllardır çocuklara bayram armağan eden tek ülke olmakla övünen Türkiye’de neden dünyaya geldiğini anlamaya çalıştığını dile getiren Er, “Dünya denilen gezegenden gelen farklı farklı görünen konuşan binlerce çocuk benim ülkemde benim yöneticilerim tarafından ağırlanmakta, onlara şeker de verilmekte dondurma da… Ama ben hala açım, hala yediğim dayak nedeniyle geceleri kabus görüyorum, hala köyümün nasıl yakıldığını, babamın nasıl dövüldüğünü unutamıyorum, hala cezaevindeyim. Dünya Psikoloji Kongresi’nde çocukların yaşı olarak 23 yaş belirlendi. Bana sormayın sizin yaşattıklarınızla ben çoktan 23 yaşını geçtim.. Ama hala sizin toplumsal vicdanınız kör ve sağır” diye sitemde bulundu.

‘Arkadaşlarımın serbest bırakılmasını isterdim’

Gazetecilerin “Eğer Meclis Başkanı ile görüşseydiniz ne isterdiniz” sorusuna Er, “Cezaevindeki arkadaşlarımın serbest bırakılmasını isterdim. Onlara çok üzülüyorum” yanıtını verdi. Er’e sorulan “Ne olmak istiyorsun” sorusuna ise, “Öğretmen olmak istiyordum ama olamayacağım. Çünkü gözaltına alındım ve ceza verecekler” diye konuştu.

Daha sonra gazetecilerin “aranızda cezaevine giren çocuklar ellerini kaldırabilir mi” sorusu üzerine, hemen hemen bütün çocuklar ellerini kaldırdı. Bunun üzerine BDP’li Ata, “Umarım bu çocuklar artık başka şeylere el kaldırırlar” diye temenni de bulundu. Daha sonra BDP’li vekiller çocuklara kalem hediye ederken çocuklar, “Umarım bunlarla yazı yazmak nasip olur” temennisinde bulundu.

Açıklamanın ardından çocuklar Meclis Dikmen Kapısı önünde balon uçurtmak için BDP’den ayrıldı.

Kaynak: DİHA

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*