Anasayfa » GENÇLİK » Postkolonyalizm ve Kuzeye Göç Mevsimi

Postkolonyalizm ve Kuzeye Göç Mevsimi

Edward Said: “Benim iddiam, tarihin insanlar tarafından yapıldığı ve aynı şekilde yok edilip yeniden yazılabileceğidir”…

Kolonyal söylem, emperyalizm eleştirilerinin edebiyatta işlenmesi Edward Said’ in Oryantalizm eserinden sonra kendini göstermeye başlamış.Said’e göre ”Şarkiyatçı düşünce sistemi Batı’nın Doğu üzerinde ekonomik ve siyasal hegemonya kurmasına meşruiyet kazandırmaktadır. 19. yüzyıldan başlayarak özellikle İngiliz ve Fransız siyasal söylemlerinde bu emperyalist çaba açıkça görülmektedir. Doğu; egzotik, mistik, zayıf, duygusal, rasyonel olmayan ve yönetilmeye muhtaç bir kadındır. Batı ise rasyonel, güçlü, sert ve yöneten bir erkektir.”

Edebiyatı ise Mary Louise Pratt’ın sözleriyle ifade edecek olursak, edebiyat, ”transkültürasyon” un tüm karmaşıklığıyla gerçekleştiği önemli bir temas bölgesidir. Kolonyal ayrımın her iki yakasında kaleme alınmıış olan edebiyat, çoğunlukla ”öteki” kültürün birtakım boyutlarını soğurur,temellük eder ve kayda geçirir; bu süreçte de yeni janrlar, fikirler ve kimlikler yaratır. Edebiyat aynı zamanda başat temsil araçlarını ve kolonyal ideolojileri tersine çevirmenin ya da bunlara itiraz etmenin önemli bir aracıdır.

Kolonyalizmi Edebiyatta Okuma- Kuzeye Göç Mevsimi

Kitabın iki ana karakteri var. Biri isimsiz anlatıcı diğeri ise Mustafa Said. Olay anlatıcının İngiltere eğitiminden sonra Hartum’ a dönüp Mustafa Said ile tanışmasıyla başlıyor.
Kuzeylinin gelmesiyle Nil Nehri üzerine yaptıkları su çarklarının gitmesi yerine nehrin üzerine pompalar yapılması, Hartum’a okulun açılması, kültürel farklılıkların yeniden inşa çabası gibi konular kitabın içinde yer alıyor.

”Gemiler Nil’e ilk önce ekmek değil silah taşımak için açıldılar ve demiryolları aslında askerleri taşımak için çalışıyordu; okullarda bize onların dilinde ”evet” dememiz öğretiliyordu. Bize en büyük Avrupa zorbalığının virüsünü bulaştırdılar, Somme ve Verdun’daki, dünyanın daha önce hiç bilmediği bu virüsü, onların bin yıldan fazla zamandır taşıdıkları virüsü. Evet, beyler, sizin evinize bir istilacı oalrak girdim; tarihin damarlarına enjekte ettiğiniz zehrin bir damlası olarak. Ben Othello değilim. Othello bir yalandı. ( sayfa:83)

Mustafa Said İngiltere’ de eğitim görmüş, gizemli, kadınlar tarafından Tanrılaştırılmış biri.Kitabın toplumsal cinsiyet problemi de bu noktoda kendini hissettiriyor. Batılı kadınlar tarafından arzulanan Güneyli erkek. Mustafa Said Batılı kadınlar tarafından aruzulanıp cinsel birliktelik yaşaması kolonyal ideolojinin tersi pratiğini göstermek istemiş. Aslında kolonyallerin korktuğu ”şeyi” yaparak batılıyla birlikte olmuş. Said beyaz kadını c,nselliğiyle elde ettiğinde hakim hegomanyayı da yenebileceğini düşünür. Çünkü eril söylemin cinselliği, kadına sahip olmak ile toprağa sahip olmayı eşitler.

Postkolonyalizm ve Kuzeye Göç Mevsimi

Mustafa İngiltere’ de karısını öldürmekle ve diğer üç kadının intihar etmesine sebep olduğu nedeniyle yargılanır. Eski hocalarından Profeör Maxwell:
”Sayın jüri üyeleri, Mustafa Said aklı Batı uygarlığını benimseyecek kadar soylu bir ,nsandı ama Batı onun kalbini kırmıştı. Bu kızlar Said tarafından değil, binlerce yıl önce saldıran ölümcül bir hastalığın mikrobu tarafından öldürüldü.” (sayfa:37)

Profesörün oryantalist bakışı ve binlerce yıllık olarak gördüğü cinselliği vurgular. Aslında profesör için Mustafa önemli değildir dava önemlidir. Afrikadaki uygarlık görevlerinin boşuna olmadığını kanıtlamak için. Mustafa da bu nedenle idam cezası ister.

Said İngiliz mahkemelerinde yargılanıp cezasını çektikten sonra ülkesine döner. Köyde anlatıcıyla aralarındaki paralelliği yakalaış olacak ki yaşadıklarını anlatıcıya söyler fakat gizemini yine korumaktadır. Bazı noktaları anlatıcının bulmasını ister. Bu arayış da anlatıcının Said ile olan benzerliğini keşfetmesine yol açar.

Said bir akşam kendini Nil’in akıntısına bırakır. Bu aslında onun bir çeşit arınmasıdır. Kolonyal temsilin mikrobunu, İngiliz kimliğinden arınma ve temizlenme isteğiyle Nil’ e bırakır kendini.

Tayeb Salih Kuzeye Göç Mevsimini, Conrad’ ın ” Karanlığın Yüreği” kitabındaki boşluklara eş düşecek şekilde yazmıştır. İki karakterin benzerlikleri ard arda okuyunca kendisini fark ettirir. Birinde sömüren diğerinde sömürülen olur ana karakter. Toplumsal cinsiyet, teknoloji problemi devam eder.

Sınıfsız Dergisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*