Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Postacınızdan posta var

Postacınızdan posta var

Halkımıza Mektubumuzdur.

Ben bir postacıyım. Sizden biriyim. Ben de çocukken sizler gibi “Bak postacı geliyor.” şarkısı ile büyüdüm. Ama artık postacı çocukluğumuzun postacısı değil. Yıllardır kamu hizmeti yapıyorum. Bundan onur duyudum. Vergilerinizle adlığım maaşımı hak etmeye, postanızı vaktinde ulaştırmaya çalıştım.
Kapınıza bazen mektup, bazen icra kağıdı, bazen fatura, bazen tebligat getirdim. En mutlu günlerinizde mutluluğunuzu, acı günlerinizde acınızı paylatım. Elimde telgrafla, dostlarınızla aranızda gönül bağı oldum. Ben nasıl duygularınızın şahidi olduysam siz de aynı şekilde bana, yaşamıma, çalışma koşullarımın zorluklarına şahit oldunuz. Mahallenizin sokağınızın postacısı olarak ilk kez size mektup yazıyorum. Biliyorum buna pek alışık değilsiniz. Çünkü ben bir postacıyım ve bugüne kadar size hep başkalarının mektubunu getirdim.

Bir postacı olarak çok zor günler geçiriyorum. Çalışma koşullarımız çok ağır. Onlarca kiloluk çuvallarla, çantalarla dağıtıma çıkıyorum. Sağlığımı kaybettim. Bel fıtığı, romatizma, siyatik, ayaklarımda mantar… Zaman zaman mektuplarınız, faturalarınız geç geliyor. Ama bunun sorumlusu ben değilim. Personel açığı yüzünden 2 kişinin zaman zaman 3 kişinin işini yapıyorum. Geç saatlere kadar posta dağıtıyorum. Yine de inanın gün yetmiyor. Evime gidip bir de dağıttığım mektupları deftere işliyorum. Hafta sonu tatil nedir bilmiyoruz. Diğer devlet memurları, hatta banka çalışanları haftada 5 gün çalışırken , biz Cumartesi günleri de zorla çalıştırılıyoruz. Şimdi Pazar günleri de işe gelin diyorlar. Cumartesi günleri bize ödenen fazla mesai ücretini söylerken yüzüm kızarıyor: Saati 110 kuruş! Gün boyu çalış: 8 lira 80 kuruş. Üstelik bu paradan fazlasını yemeğe ve yola harcıyorum. Bu kadar da değil, resmi ve dini bayramlarda da çalıştırılıyorum. Sanki benim çocuklarım yok, ailem yok! Üstüne üstlük, yıllık izinlerimi de kullandırmıyorlar. İzin dilekçelerimi kabul dahi etmiyorlar. Yıllarca izin kullanamayan arkadaşlarımız var. kullanamadığımız izinler yanıyor.
Gerekçe hep aynı: Personel yok! PTT personel sıkıntısı çekerken, pırıl pırıl gençlerimiz, belki siz, sizin çocuğunuz, eşiniz, kardeşiniz, komşunuz işsiz. Ama hükümet, milyonlarca kar eden PTT’ye yeterli pesonel almıyor. Bir de PTT anonim şirketine dönüştürülecek. Yasa tasarısı hazırlandı. Bunun arkası özelleştirme… bugüne kadar hep öyle oldu. Sonumzu Türk Telekom’daki, Tekel’deki arkadaşlarımız gibi olacak diye düşünüp duruyorum. Ya taşeron şirketlerde çalışan postacı arkadaşlarım? Onların durumu daha da beter! Benimle aynı işi yapıyor ama yarım maaşı ancak alabiliyor. Üstelik iş güvenceleri de yok. Daha bu yıl başında yüzlerce taşeron firma çalışanı postacı arkadaşım işten atıldı. Hem de karda kılta. Artık dayanacak gücümüz kalmadı.

Mahallenizin, sokağınızın postacısı perişan. Bu mektubu size bunun için yazıyorum. Bu sese siz de kulak verin. Sesiniz, sesimiz olsun. Gücünüz, gücümüz olsun. Çünkü ben sizin hayatınızın parçası olan mektuplarınızı taşıyorum. Sevinçlerinizi, kederlerinizi, mutluluklarınızı taşıyorum. Bu bizim hayatımız. Hayatımıza sahip çıkın!

Mahallenizin Postacısı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*