Anasayfa » GÜNDEM » “Polisin katletme özgürlüğü mü var?”

“Polisin katletme özgürlüğü mü var?”

TAYAD’lı aileler yaptıkları yazılı açıklamayla Nebiha Aracı’nın katledilmek istendiğini söylediler. Halkın Hukuk Bürosu ise yaptığı açıklamayla basının olayı çarpıttığını belirtti.

8 Ekim akşamı Yenibosna 75. Yıl Karakolu’na yönelik gerçekleştirilen silahlı eylemin ardından Nebiha Aracı şüpheli olarak gözaltına alınmış, ardından ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Ertesi gün Okmeydanı Araştırma Hastanesi önünde toplanan TAYAD’lılar ise bu kez polis saldırısının hedefi olmuş ve gözaltına alınmıştı.

Hastane önünü abluka altına alan polis, aralarında Kızıl Bayrak muhabirinin de olduğu çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı.

‘Aracı’nın bedeninde kurşun yarası yok’

Halkın Hukuk Bürosu, 8 Aralık günü Bahçelievler 75.Yıl Polis Merkezi’ne düzenlenen saldırının ardından gözaltına alınan Nebiha Aracı ile ilgili olarak basında yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Halkın Hukuk Bürosu, 8 Aralık günü Bahçelievler 75.Yıl Polis Merkezi’ne düzenlenen saldırının ardından gözaltına alınan Nebiha Aracı ile ilgili olarak basında yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Yazılı bir açıklama yapan Halkın Hukuk Bürosu, Aracı’nın yaralı olarak gözaltına alındığına ilişkin haberlerin doğru olmadığını belirtti. Aracı’nın vücudunda kurşun yarası bulunmadığına dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi: “Polisin size verdiği MOBESE görüntülerine göre, koşarken sapasağlam olan bu kadın neden yaralı olarak yakalanmış olsun? Cevap; yakalandığında sağlam olan bu kadın yakalandıktan sonra yaralanmıştır. Nebiha Aracı’da kurşun yarası yoktur. Nebiha Aracı’nın kafasına hızla sert bir cisim çarpmıştır. Yani ya kafası hızla bir yere vurulmuştur ya da sert bir cisimle kafasına vurulmuştur. Bu çarpma sonucunda kafatasında beyine ulaşan bir çökük oluşmuştur. Dahası tüm basın yayın organlarına dağıtılan Aracı’nın fotoğraflarında görülen ve şu anda da açıkça gözlemlenebilen gözlerinin morluğu ve yüzündeki darp cebir izleri neyi ifade etmektedir. Bu durum yakalanırken direndi ya da bir yere çaptı gibi açıklamaları yalanlamaktadır. Nebiha Aracı kendisini yakalayan polisler tarafından kasten yaralanmıştır. Bu yaralanma ölüme sebebiyet verecek kadar ciddi bir yaralanmadır.”

Aracı’nın polisin işkencesine maruz kaldığının altını çizen Halkın Hukuk Bürosu, “Haberlerinizde ‘işkence yapıldığına dair iddialar var’ bile diyemediniz mi Yoksa eylemcilere, örgüt üyelerine, yabancı uyruklulara, siyahlara, kimsesizlere, polise kimlik soranlara yapılan saldırılar işkence suçunu oluşturmuyor muydu? Onlara işkence yapılmasını mümkün kılan bir yasa mı vardı?” diye sordu.

Halkın Hukuk Bürosu, 9 ve 10 Aralık günlerinde Nebiha Aracı’nın yakınlarının hastane önünde beklerken yaşadıkları polis saldırısına ilişkin haberlerin de gerçek dışı ve taraflı olduğunu vurguladı, “Nebiha Aracı’nın hastane önünde bekleyen yakınları hastalara ve hasta yakınlarına duydukları saygıdan ötürü her zaman hastane kurallarına uygun davrandılar. Yaptıkları yalnızca aile ile birlikte hayati tehlikesi olan yakınlarının yattığı hastane önünde beklemekti. Oysa polis tüm hasta yakınlarını dışarı çıkardı, içeri kimseyi almadı insanları dışarıda soğukta beklemeye mecbur etti” dedi.

Hastane önünde yaşanan saldırıya da değinilen açıklamada, bu saldırıya dair gazetelerde “Yakınları hastaneyi basacaklardı. İçeriye zorla girmek istediler. Hastaneye yürüyüş düzenlediler” gibi başlıkların yer aldığı ancak bunların gerçekle ilgisi olmadığı vurgulandı.

Polisin saldırısı ve gözaltı sırasında yaşananlar ise şöyle anlatıldı: “TAYAD’lılar Nebiha’ya işkence yapıldığını açıklamak için hastane önüne gelmişlerdi. Polisten tek bir uyarı, tek bir itiraz duymadınız. Doğrudan pankartı alıp yırttılar ve gerisi doktor raporlarında kayıtlı artık. Yazacak mısınız sayın basın mensupları?

Polise, “ne yapıyorsunuz siz” diye isyan eden halktan birinin “itirazın mı var” diyerek yaka paça çevik kuvvet otobüsüne bindirildiğini de mi görmediniz? Avukatlara tokat atan, yakalarından tutan hakaret eden polisleri de mi görmediniz?

Ve en son gözlerinizin önünde şöyle sordu polis bağıra bağıra; Başka itirazı olan var mı? Bu tehdidi de görmedi mi kameralarınız?”

TAYAD: Ülkemizde polisin katletme özgürlüğü mü var?

TAYAD’lı aileler yaptıkları açıklamada “Ülkemizde polisin katletme özgürlüğü mü var?” sorusunu sorarak Aracı’nın açıktan polis tarafından katledilmek istendiğini belirttiler.

Aracı’nın saat 22.00’de gözaltına alındığı ancak hastaneye saat 02.00’de götürüldüğü ve bu süre zarfında da polisin işkencesine maruz kaldığı belirtilerek sağlık durumu hakkında şu bilgi verildi:

“Polis, özellikle kafasına sert bir cisimle vurmuştur. Vücudunun her yerini darp etmiştir. Bu işkence sonucunda kafatasının arka tarafı kırılmış ve içe doğru göçmüştür. Kanlar içinde kalıncaya kadar işkence yaptıktan sonra geç saatlerde hastaneye götürülmüştür. Hala, beyin kanaması riski taşıdığından dolayı müşahade altında tutulmaktadır. (…)

Aldığımız bilgilere göre kafatasında ve burun bölgesinde kırıklar var. Kafatasındaki kırık, içe göçme şeklinde ve beyne çok yakın bir durumda. Hala risk altında bulunuyor. Burun ve kafasında dikişler bulunmaktadır.”

Polisin saldırı, katliam ve işkenceleri yeni olmadığı Aracı’nın sahiplenilmesine bile izin vermeyen polisin hastane önünde TAYAD’lılara saldırdığının da vurgulandığı açıklama sahip çıkmaya devam edileceğinin ilanıyla son buldu:

“Nebiha Aracı’yı sahiplenmeye devam edeceğiz. Nebiha Aracı’nın başına gelebilecek her türlü olumsuz şeyden İstanbul Emniyet Müdürlüğü sorumlu olacaktır. Tüm halkımızı ve demokratik kurumları Nebiha Aracı’yı sahiplenmeye ve işkencelere karşı çıkmaya çağırıyoruz!”

Kızıl Bayrak muhabiri ve gözaltındaki devrimciler serbest bırakılsın!

Kızıl Bayrak Gazetesi, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin önünde TAYAD’lıların eylemini izlerken gözaltına alınan muhabir ve Eksen Yayıncılık Yazı İşleri Müdürü Tayfun Altıntaş’ın serbest bırakılmasını istedi.

Yazılı bir açıklama yapan gazete, “Gözaltına alındığına dair geç saatlerde bilgi aldığımız ve halen avukatlarla görüştürülmeyen Altıntaş’ın polis saldırısına maruz kalması, devletin devrimci basına ve genel olarak devrimcilere yönelik saldırılarının bir parçasıdır” dedi.

Açıklamada şu vurgular yapıldı:
“Katliamcı devlet, işkence ile bir devrimciyi katletmeye çalışması yetmiyormuş gibi ona sahip çıkmak isteyenlere de vahşice saldıracak denli pervasızdır. Dahası işçi ve emekçilere gerçekleri ulaştırmaya çalışan devrimci basını da susturarak pervasızlığını ve keyfiyetini gizlemeye çalışmaktadır. Polis devrimci basına saldırırken, burjuva basının yayınladığı çarpıtılmış haberler polisin yaptığı işkenceyi gizlemekte, TAYAD’lı ailelerin eylemini bile türlü karalamalar ve yalanlarla yansıtmaktadır. Bu durum devrimci basının devlet için yarattığı korkuyu ve bununla birlikte toplumun gerçeklere ulaşması açısından önemini göstermektedir. Onlarca gazetecinin tutuklu olması bile bunun bir sonucudur. Tayfun Altıntaş da devletin pervasızlığını Kızıl Bayrak sayfalarına taşımak ve işçi-emekçilere yansıtmak üzere gittiği eylemde bizzat bu pervasızlığın ve saldırganlığın hedefi olmuştur.

Ancak ne devrimciler bu pervasızlığa pabuç bırakacak, ne de devrimci basın işçi ve emekçilere sınıfın, devrimin ve sosyalizmin sesini ulaştırmaktan imtina edecektir.”

Nebiha Aracı adliyeye sevk edildi

Hastanede tedavi altında tutulan Nebiha Aracı, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.

Yoğun önlemler altında hastanenin morg kapısından tekerlekli sandalye ile çıkarılan Aracı, sivil polis otosuna bindirilirken, zafer işareti yaparak “Ferhat’ın hesabını soracağız” sloganı attı.

(Kaynak: Kızılbayrak.net, etha)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*