Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Paylaşamadığınız Merkez Bankanızı alın başınıza çalın!

Paylaşamadığınız Merkez Bankanızı alın başınıza çalın!

Merkez Bankası en az 1 baz puan faiz artışı beklentisi ve zorunluluğuna karşın faizi artırmayınca, lira bir anda yüzde 4 değer daha kaybetti, dolar bir kez daha 5 lira eşiğine dayandı, borsa yüzde 3 düştü.

Erdoğan, seçim sürecinde iç ve dış mali oligarşik sermayeye faiz konusunda kafa tutar gibi yapınca, attan düşmüşe dönmüş, dolar 5 lira sınırına dayanmıştı. Erdoğan bunun üzerine faiz artışlarına gözyummak zorunda kalmış, o dönemki ekonomi bakanı Mehmet Şimşek üzerinden “İMF’siz İMF paketi” sözleri verilmişti.

Ancak Erdoğan seçimleri kazanınca, Şimşek’e yol verdi, iç ve dış büyük sermayenin istediği türden ekonomi bakanları yerine Albayrak’ı getirdi, ve faizleri nafile biçimde iradi olarak bastırma çabasına geri döndü. Albayrak’ın G-20 toplantısına giderken emperyalist kapitalizme güven telkin edici açıklamaları da, lirayı çakılmaktan kurtarmadı. Aynı kısır döngü, kriz çatırtısına kadar devam edecek görünüyor, Erdoğan başlıca dayanaklarından olan bataktaki MÜSİAD, İnşaat ve KOBİ sermayesini büyük bir çöküntüden kurtarmak için faizleri iradi olarak bastırmaya çalışıyor, basınç birikiyor, bir süre sonra normal koşullarda yapılacağın daha fazlası faiz artışları zorunlu hale geliyor, vb. Her koşulda, döviz, faiz, enflasyon sarmalı ile işçilerin yoksullaştırılması süreci hızlanmaya devam ediyor.

Erdoğan rejimi, 15 Temmuz sonrası Anadolu merkezli tekelci sermaye, MÜSİAD, TOBB ve KOBİ’lere görece düşük faizli toplam 400 milyar lira kredi dağıtarak, ayakta kalmaya çalışmıştı. Ancak bu krediler de geri ödenemez bir noktaya doğru gittiği gibi, Erdoğan’ın denetimindeki devlet bankalarını ve faiz artışı olmadan rezervlerini eriterek liranın erimesini frenlemeye çalışan Merkez Bankası’nı da batağa yaklaştırıyor.

İç ve dış mali oligarşik en büyük sermaye kesimlerinin ise, istedikleri kemer sıkma ve “yapısal dönüşüm” programlarını ağırdan alan burjuva-faşist iktidarın damat hükümetinden ve Merkez Bankasına müdahale politikalarından tedirginliği artıyor. Artan kriz riski koşullarında yabancı sermayeyi tutan tek şey, artı değerden alacakları faiz payının artması, o da olmayınca, sermayenin dışa kaçışı artıyor, bu da yine ekonomik daralma ve sermaye değersizleşmesi baskısını artırıyor.

Sonuçta, Albayrak’ın iç ve dış en büyük sermaye kesimlerine “piyasalarla kavga etmeyeceğiz” vaadine karşın, rejimin “piyasaları” her oyalama ve öteleme çabası, krizi yaklaştırıyor ve derinleştiriyor, onun çok geçmeden, tükürdüğünü yalamak zorunda kalması ile sonuçlanıyor. Ancak işin bu kısmı, burjuva sınıf kesimleri arasındaki kriz zararlarını birbirine yıkmak için güç mücadelesinden ibarettir. İşçi sınıfı burjuva sınıf kesimleri arasındaki bu güç ve yeniden paylaşım mücadelesinde taraf olamaz, çünkü ister TÜSİAD programı ister MÜSİAD, TOBB vb programı, ister ikisini uzlaştırmaya çalışan başka bir program olsun, büyük bir yıkım saldırısıyla karşı karşıya kalan işçilerdir, döviz, faiz, enflasyonla, her geçen gün daha fazla yoksullaşan yine işçilerdir.

Geçinemiyoruz! Emeğimiz artık sömürülmenin ötesinde yağmalanıyor. İşyerlerinden kan ve kemik anaforu yükseliyor. Türkiye Soma’laşıyor.

İşçi sınıfı bu sürece, kendi bağımsız acil sınıf mücadelesi talepleri ekseninden müdahale etmelidir. Paylaşamadığınız Merkez Bankanızı alın başınıza çalın. Bizi daha fazla sömürmek için kullandığınız yüz milyarlarca liralık borçlarınızı biz ödemeyeceğiz. Cari açığınızı biz boğazımızdan ve çocuklarımızın geleceğinden ödemeyeceğiz. Kur, faiz, enflasyon oyunlarınızla bizi her geçen gün daha fazla yoksullaştırmanıza, bizi “maliyet” olarak görüp canımızdan kısmanıza izin vermeyeceğiz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*