Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Patronun ya da Hükümetin Kim Olduğu Farketmez…

Patronun ya da Hükümetin Kim Olduğu Farketmez…

Patronun ya da hükümetin kim olduğu farketmez… İşçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesi sürecek…
Kasım ayında en az 131 işçi yaşamını yitirdi…
 
64. Hükümet programı 25 Kasım tarihinde Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından TBMM’ye sunuldu. Program sekiz başlıktan oluşuyor ve 162 sayfalık kitapçığa PDF formatında Başbakanlık resmi internet sitesinden ulaşabiliyorsunuz…
 
Programın 22 sayfa süren “Demokratikleşme ve Yeni Anayasa” bölümünde iş cinayetleri ve genel olarak işçi haklarına dair bir cümle bile geçmiyor. Oysa sürekli altını çizdiğimiz işçi sağlığı ve iş güvenliği taleplerimizin anayasal güvence altına alınması ve iş cinayetlerinin / meslek hastalıklarının anayasal bir suç olması gerekliliği idi. Bu anlamda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusu bu tartışmaların bir parçası olmalıdır…
 
Programın 30 sayfa süren “İnsani Kalkınma ve Nitelikli Toplum” bölümünde ise işçi sağlığı ve iş güvenliği sorununa iki cümle ile değiniliyor: 
 
“Diğer alanlarda olduğu gibi, çalışma hayatının merkezine de insanı koyuyoruz. Çalışan kesimlerimizin iş sağlığı ve güvenliği kendi başına bir değer olduğu gibi, verimli ve katma değeri yüksek bir üretim yapısının da ön şartıdır.” (Sayfa 64)
 
“Avrupa Birliği ve ILO standartlarını esas alarak oluşturduğumuz İş Sağlığı ve Güvenliği Eylem Planı’nı kararlılıkla hayata geçireceğiz.” (Sayfa 65)
 
2014 yılında coğrafyamızın tarihinin ve Cumhuriyet döneminin iş cinayetleri rekorunun kırıldığı bir yılı yaşadık. Bunun üzerine söylenen ise ilk olarak işçinin ‘insan’ ve ‘üretim değeri’ olduğu, ikinci olarak ise Eylem Planı’nın hayata geçirileceği vaadi…
 
İşçi yine üretim içinde gelir kalemi olarak nesneleştiriliyor ve ülkemizi ihlallerden dolayı kara listeye alan ILO’ya atfen sürekli söylenen ancak yaşamda karşılığını görmediğimiz adımların atılacağı söyleniyor. Oysa bizler işçi sendikalarının ve meslek örgütlerinin de katılımıyla sorunların çözümü için ortaklaşılan adımların atılmasını istiyoruz…
 
Programın bütününe yayılan ise işgücü piyasalarına esneklik sağlayan çalışma mevzuatlarının hayata geçirilecek olması. Özellikle genç nüfusun ve kadınların güvencesiz çalıştırılmasını derinleştirecek olan bu adımlar, gençlerin ve kadınların işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarını, paralel olarak iş cinayetlerini / meslek hastalıklarını artıracaktır…
 
***
 
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi işçiler, kamu çalışanları, işçi aileleri, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, gazeteciler, hukukçular ve onların örgütlenmelerinin oluşturduğu; devletten ve sermayeden bağımsız; sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesini yürüten bir koordinasyon, bir ağ, bir emek örgütüdür… 
Yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ile işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiğimiz ve her gün güncellenen bilgiler ışığında 2015 yılının ilk onbir ayında yaşanan iş cinayetleri şöyle: 
 
Ocak ayında en az 128 işçi,
Şubat ayında en az 85 işçi,
Mart ayında en az 140 işçi,
Nisan ayında en az 135 işçi,
Mayıs ayında en az 167 işçi,
Haziran ayında en az 155 işçi,
Temmuz ayında en az 172 işçi,
Ağustos ayında en az 160 işçi,
Eylül ayında en az 176 işçi,
Ekim ayında ise en az 144 işçi,
Kasım ayında ise en az 131 işçi yaşamını yitirdi…
Böylece 2015 yılının ilk onbir ayında iş cinayetlerinde en az 1593 işçi can vermiş oldu…
2013 yılından bugüne Kasım ayında yaşanan iş cinayetlerine bakarsak;
 
2013 yılının Kasım ayında en az 129 işçi,
2014 yılının Kasım ayında en az 137 işçi,
2015 yılının Kasım ayında ise en az 131 işçi yaşamını yitirdi…
İş cinayetleri inşaat, taşımacılık, tarım ve belediye işkollarında yoğunlaştı…
İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımına bakarsak;
 
İnşaat, Yol işkolunda 37 işçi; 
Taşımacılık işkolunda 21 işçi;
Tarım, Orman işkolunda 20 emekçi; 
Belediye, Genel İşler işkolunda 10 işçi;
Madencilik işkolunda 6 işçi; 
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 6 emekçi; 
Gıda, Şeker işkolunda 5 işçi;
Metal işkolunda 5 işçi;
Konaklama, Eğlence işkolunda 5 işçi;
Enerji işkolunda 4 işçi;
Savunma, Güvenlik işkolunda 3 işçi;
Tekstil, Deri işkolunda 2 işçi;
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 2 işçi;
Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 2 işçi;
Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi;
İletişim işkolunda 1 işçi;
Çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz/öğrenemediğimiz 1 işçi can verdi…
 
Kasım ayında yaşamını yitiren 131 emekçinin 118’i işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 12’si çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 1’i esnaflardan olmak üzere 13’ü kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluşuyor… 
İşçiler en çok trafik/servis kazaları, ezilme/göçük ve yüksekten düşmeden dolayı can verdi…
İş cinayetlerinin nedenlerine bakarsak:
 
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 37 işçi;
Ezilme, Göçük nedeniyle 28 işçi; 
Diğer nedenlerden dolayı (intihar, silahlı saldırı, kalp krizi, donma, beyin kanaması, dövülme) 24 işçi; 
Düşme nedeniyle 19 işçi; 
Elektrik Çarpması nedeniyle 10 işçi;
Patlama, Yanma nedeniyle 6 işçi;
Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 4 işçi;
Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 2 işçi;
Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi can verdi…
 
İş cinayetlerinde 5 kadın ve 126 erkek işçi can verdi…
Vahide Gökçay, 54 yaşında, çiftçi. Manisa Akhisar’da eşiyle tarlada çalıştıktan sonra hasatları ile dönerken traktör virajı alamadı…
 
Aynur Dağdemir,49 yaşında, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı – Op.Dr. Samsun İlkadım’da çalıştığı Özel Anadolu Hastanesi Çiftlik Şubesi’ndeki odasında sekreterinin kocası ile tartışmasını ayırmaya çalışırken bıçaklandı…
 
Güler Temiz Yapıncak, 48 yaşında, ebe hemşire. 31 yıllık ebe olan ve 8 yıldır Samsun İlkadım’da Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde görev yapan Yapıncak, gece nöbeti sırasında beyin kanaması geçirdi…
 
Rahime Çiçek, 30 yaşında, müzikhol çalışanı. İzmir Çiğli’de çalıştığı mekanda soyunma odasında müşteri kavgası sırasında bıçaklandı…
 
Fadime Yılmaz, 31 yaşında, özel güvenlik görevlisi. Ankara Keçiören Etlik’te çalıştığı AVM önündeyken çöp alan belediye temizlik kamyonunun manevrası sırasında ezildi…
İş cinayetlerinde 6 çocuk ve 29 yaşlı işçi can verdi…
14 yaş ve altında 2 işçi,
15-17 yaş aralığında 4 işçi,
18-27 yaş aralığında 11 işçi,
28-50 yaş aralığında 68 işçi,
51 yaş ve üstünde 29 işçi,
Yaşını tespit edemediğimiz/bilmediğimiz 17 işçi yaşamını yitirdi…
 
Kasım ayında yaşamını yitiren çocuk işçiler;
 
Mazlum Candede, 14 yaşında, çoban. Van Muradiye’de Avcı ailesinin çobanlığını 18 yaşındaki bir kişiyle yapıyordu. ‘Neden geç kaldın’ tartışması sonucu diğer çoban tarafından tüfekle vuruldu…
 
Halil İbrahim Alış, 15 yaşında, tarım işçisi. Kahramanmaraş Nurhak’ta yaşıtları ile beraber meyve bahçesinde çalışmaya gitti. Bahçeden dönerken sürdüğü traktör dereye yuvarlandı…
 
Ömer Faruk Bulut, 17 yaşında, çiftçi. Yozgat Dayılı Köyü’nde tarlada pancar sökme makinesinin pancar haznesine sıkışan taşı çıkarmak isterken kafası makineye sıkıştı…
 
Bünyamin Buyun, 14 yaşında, inşaat işçisi. Ankara Mamak’ta inşaatta çalışırken akıma kapıldı…
 
Abdulhamit Taben ve Ahmet Taben, 16 yaşındalar, Suriyeliler ve hurdacılar. Hatay İskenderun’da yanlarında çalıştıkları hurdacı sopayla döverek öldürdü. İşverenleri olan hurdacı çocukları dövüp öldürdükten sonra cenazelerini ayrı ayrı yerlere bıraktı. Akrabaydılar, birinin ailesi İstanbul’da diğerininki Suriye’deydi…
 
Kasım ayında yaşamını yitiren yaşlı işçiler;
 
Tarım, metal, inşaat, taşımacılık, gemi ve belediye işkollarında emekli ya da emeklilik çağında, yani 51 yaş ve üstünde çalışan 29 işçi yaşamını yitirdi. Bu durum devletin yaşı ilerleyen işçilere / emekçilere verdiği değeri ve sosyal güvenlik sisteminin içinde bulunduğu durumu da gösteren bir gerçeklik… 
 
Diğer yandan emeklilik yaşının 65 yaşına çıkarılmasını da değerlendirirsek, ölen 29 işçinin 3’ü de 65 yaş ve üstünde… 
 
İş cinayetlerinde -3’ü Suriyeli 1’i Kırgız- 4 göçmen işçi can verdi…
Arslan Kulov, 21 yaşında, Kırgız otel işçisi. Antalya Kemer’de servis midibüsü takla attı…
 
Talha Fahirci, 38 yaşında, Suriyeli çoban. Isparta Yalvaç’ta çalıştığı çiftlikte hurdaya ayrılmış ancak çalışır durumdaki plakasız traktörle eve dönmek için yola çıktı. Devrilen traktörün altında kaldı. Kimsesi olmadığı için cenazesini belediye kaldırdı…
 
Abdulhamit Taben ve Ahmet Taben, Suriyeliler, 16 yaşındalar, hurdacılar. Hatay İskenderun’da yanlarında çalıştıkları hurdacı sopayla döverek öldürdü. İşverenleri olan hurdacı çocukları dövüp öldürdükten sonra cenazelerini ayrı ayrı yerlere bıraktı. Akrabaydılar, birinin ailesi İstanbul’da diğerininki Suriye’deydi…
İş cinayetleri en çok Bursa, İstanbul, Samsun, Denizli ve İzmir’de can aldı…
Kasım ayında Türkiye’nin 50 şehri ile yurtdışında üç ülke ve bir okyanus da iş cinayetlerinde işçi kardeşlerimizi yitirdik… Buna göre:
 
11’er ölüm Bursa ve İstanbul’da; 
6 ölüm Samsun’da; 
5’er ölüm Denizli ve İzmir’de; 
4’er ölüm Adana, Ankara, Manisa ve Sinop’ta; 
3’er ölüm Bartın, Çorum, Diyarbakır, Kayseri, Kocaeli, Mardin, Muğla, Tekirdağ ve Uşak’ta; 
2’şer ölüm Antalya, Balıkesir, Çanakkale, Düzce, Hatay, Kastamonu, Konya, Malatya, Mersin, Nevşehir, Sakarya, Şanlıurfa ve Zonguldak’ta; 
1’er ölüm ise Adıyaman, Afyon, Artvin, Bingöl, Bolu, Burdur, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, Isparta, Kahramanmaraş, Kars, Kütahya, Osmaniye, Trabzon, Van, Yalova, Yozgat, Almanya, Cezayir, Gana ve Hint Okyanusu’nda yaşandı…
 
İş cinayetlerine karşı Sendikalı Ol… Yaşamak için Direnİşçi…
2015 / Kasım ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren Muzaffer Aslan, Hasan Gökçay, Vahide Gökçay, Osman Piri, Mazlum Candede, Halil İbrahim Alış, Mustafa Duman, Vakkas Akdeniz, Ömer Faruk Bulut, Hüseyin Şenol, Esat Hatipoğlu, Ahmet Cozur, Şenol Beler, M.Emin Karaipekli, Hasan Özel, Talha Fahirci, İlyas Kızılkaya, Sadettin Atlı, Münir Acar, Mustafa Özcanbaz, Tolgahan Faraşat, Sefa İşbeceren, Sezgin Albayrak, Serdar Meral, Erhan Öner, Yusuf Köroğlu, Naci Çiftçi, Abdullah Kudak, Gazi Dertli, Mustafa Bilmez, Ahmet Hamdi Özmercan, Yusuf Coşkun, Ahmet Oruç, Hasan Kurt, Mehmet Kambur, Tuncer Kaya, Rıfat Özen, Tahir Elçi, Erman Tezcan Kahraman, Kemal Akgül, Arif Aslan, Şeyh Davut Sabuncu, Erdoğan Aydın, Adem Gönül, Alim Ortatepe, Mahmut Durusoy, Mehmet Katılmış, Hüseyin Evlice, Hamza Acar, Engin Kaya, Salih Minyüz, Mehmet Al, Yaşar Can, Aslan Dülger, Sinan Şimşek, Alim Maskan, İsa Köse, Cengiz Özkan, Selim Dağlı, Mustafa Aktaş, Ali Abasyun, Hüseyin Uzun, Savaş Küçükfarsak, Uğur Elçin, Murat Söyleyici, Hasan Başkurt, Recep Yılmaz, Bahri Çomak, Mehmet Emin Ağatay, İsmail Emiroğlu, Ali Seyhan, Osman Korkmaz, Murat Deryahan, Mesut Akarca, Hüseyin Doğangün, Murat Çelik, Bünyamin Buyun, Burhan Kılıçaslan, İbrahim Karameşe, Mahmut Encü, Yılmaz Yener, Ali İhsan Sezici, İzzettin Akgün, Cevat Sezik, Deniz İçli, Salih Pehlivaner, Fatih Yaman, Fatih Uçar, Namık Bayrakçı, Eyüp Akbulut, Seyit Salman, Mehmet Eren, Ali Kurt, Kerim Karadağ, Hüseyin Kavukçu, Duran İnan, Cem Şehit, Bekir Kayıcı, Ali İhsan Şirince, İsmail Akiz, Mehmet Karadağ, Ünsal Altınay, Mehmet Gündüz, Şakir Barborosoğlu, Velit Oğuz, Hasan Kurt, Uğur Evirgen, Ali Sırtkaya, Adem Aslan, Emin Uzungidiş, Aynur Dağdemir, Güler Temiz Yapıncak, Ali Tuman, Mustafa Sezer, İbrahim Karakoçluoğlu, Rahime Çiçek, Arslan Kulov, Muharrem Çoban, Ayhan Dugan, Fadime Yılmaz, Ali Atış, Mesut Korkmaz, İsmail Balcıoğlu, Abdulhamit Taben, Ahmet Taben, Mehmet Felek, Ahmet Solmaz, Hüseyin Parın, Ramazan Tari, Yücel Koca ve Veysel Kalkan’ı saygıyla anıyoruz!
Ek Bölüm / Bir iş cinayetinin öyküsü: Kılıç ailesi yalnız değildir…
 
 
Ahmet Kılıç, 47 yaşında, 17 yıldır aynı şirkette çalışıyordu, ölümünden 1 hafta kadar önce yeğenini aramış, “Emekli olmak istiyorum, çok yoruldum, daha fazla dayanamıyorum” demişti. Sonra bir Pazartesi sabahında, çalışırken yaklaşık 4 metre yükseklikten düşerek öldü. Bir evin 2. katında pencereye tel montajını yaparken kullandığı duvara dayalı merdivenden düşmüştü. Sevk edildiği hastanenin yoğun bakım bölümünde 2 gün bilinci açılmadan yatırıldı ve sonra durumu daha da ağırlaşıp kaybedildi. Geride bir eş, çalışan büyük oğul ve bir de 10 yaşında, capcanlı ama herşeyin farkında olup babasını bir daha görmeyeceğini bilen bir çocuk kaldı.
 
Eş, durumu kabullenmiş küçük çocuğuyla birlikte hayatını sürdürmeye çalışıyor. Ama sorumluların cezasız kalmaması gerektiğini her türlü yasal girişimi sonuna kadar sürdürmek gerektiğini söylüyor. Her duruşmada sürecin her aşamasında sorumlu insanların bunun suçluluğunu yaşaması gerektiğini olgunlukla ifade ediyor. Çekirdek ailenin yanında daha büyükler yani ölenin bir üst kuşağı genel olarak buralarda bunun gibi olaylarda işverenin bir biçimde bir “sosyal tazminat” ödediğini bunun da bazen bir ev ya da buna benzer bir karşılığa denk geldiğini sürecin bugüne kadar seyrettiği bu doğal akışı içinde çözülmesi gerektiğini, işverenin de zaten tanıdık hatta aynı köylü olması sebebiyle yakınlığının bu çözümü zorunlu kıldığını söylüyorlar. Gençler ise herşeyden önce bu olayın bir kaza değil bir cinayet olduğu dolayısıyla politik bir mesele olarak bakılması gerektiğini ifade ediyorlar. Ulaşılabilecek bütün ilgili zeminlere, kişilere, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi de dahil olmak üzere ulaşmışlar. Bu ilişkilerden bir avukat bulmuşlar ve belli bir yol almışlar. 
 
İşverenin geçmiş ilişkiler anlamındaki yakınlığına karşın olaydan sonra başsağlığı ziyaretinde bile “bu sonucun çalışanın işini doğru yapmamasından kaynaklandığını” “belki de kalp krizi geçirmiş olabilir, buna bağlı düşmüş de olabilir” “isteyerek mi yaptım, ben bu kadar çalışanı nasıl denetliyebilirim ki” söylemleriyle duruma ilişkin sorumluluğunun farkında olmanın çok uzağında olduğu ve “hukuki sürecin en sonundaki varacağı nokta belli bir para ödenmesidir biz de bunu baştan konuşup hiç uzatmayalım, rakamı belirleyelim” yaklaşımı yakınlarını fazlasıyla rahatsız etmiş ve bu zeminin reddedilmesini getirmiştir. İşveren, nerdeyse yapacaklarının bir lütuf gibi algılanmasını istemekte daha doğrusu kendisi böyle algılamaktadır. İlk olarak kıdem tazminatının ödenmesinde asgari ücrettten ödeme yapmayı denemiştir. Oysa asgari ücretten gösterip üstünü açıktan ödeme yaklaşımının burada da geçerli olması dolayısıyla, bari bu durumda gerçek ücretten ödeme yapılması talebi karşısında işveren bunu da ödememiş ve “mahkeme sonucu alırsınız o zaman”  demiştir. Oysa Ahmet Kılıç 17 yıldır aynı işyerinde çalışıyor, işyerinin en kıdemlisi ve deneyimlisi, işletmeyi her sabah açan, iş taleplerini karşılayan konumda yani ücretinin asgari ücretten olamayacağı belli bir çalışan olmasına karşın bu yaklaşım karşısında aile kıdem tazminatına ilişkin bu ilk davaya ek olarak maddi manevi tazminat davası da açmış. Bunlara ek olarak kamu adına açılacak ceza davasına da müdahil olunmasına karar verilmiş. Buradaki müdahil olmanın, hem davanın olması gerektiği gibi sürmesine hem de sorumluların gerçekten cezalandırılabilecek olmasına katkısı olacağına inanıyor. 
 
Kaza günü işlerini yaparken dengesini kaybedip düştüğü merdiven aslında işyerinin sağladığı bir merdiven değil daha önceden aynı meskenin doğalgaz dönüşümünü yapan firmanın unuttuğu merdiven, dolayısıyla bu işe ilişkin tanımlanmış da değil. İşveren bu durumdan zaten bunu kullanmasının doğru olmadığı sonucunu çıkarıyor. “İş tanımı bu değildi” diyor. Oysa iş hep böyle yapılırmış. Hızlı yapmanın başka yolu da yokmuş. Birlikte çalıştıkları, hastanede 2 gün boyunca refakatçi olarak yanında duran yardımcısı da bunu doğruluyor. Yardımcı da bu iki gün işe gelmediği gerekçesiyle, tutanak düzenleyip çalışma arkadaşlarına imzalatarak tazminatsız işten atılmasına çalışılmış. Bu gerçekleştirilemeyince sonrasında bir biçimde işten ayrılmış. Onun da ifadesiyle işin nasıl yapılacağına ilişkin bir iş tanımı da yok ortada. Buna karşılık, iş güvenliğine ilişkin bir belge duruyor dosyada.  Kişisel koruyucu donanımın dağıtıldığını, alındığını ve kullanılacağına ilişkin çalışanın imzası bulunan belge. Bir OSGB’den hizmet alımı var. Ancak mevzuata ilişkin gerekli belgelerin hiçbiri halen dosyada mevcut değil. Ahmet Kılıç kafa içi kanamanın durdurulamamasından kaybediliyor. Bu durum düşme biçimiyle ilişkili olabileceği gibi kronik olarak bacaklardaki dolaşım bozukluğu sorunları dolayısıyla uzun süredir kullanılan pıhtılaşmayı engelleyen aspirin ve benzeri ilaçları kullanmasına da bağlı olabilir. Yüksekte çalışmasının güvenliğe ilişkin büyük gözetim eksikliklerine ek olarak sağlık gözetim eksiklikleri de önemli görünüyor. Gene alınan bilgiye göre geçmişte muhtemelen işle ilişkili olabilecek bir bel fıtığı operasyonu da geçirmiş.
 
Sonuç olarak bu aile yaşanan acı sonrasında: “Herkesin, Benim cümlem neye hizmet ediyor? sorusunu karşısına almasına büyük yararı oldu, oluyor?” dediği bir noktaya gelmiş durumda ve uzunca bir süre bu acı gerçekle hayatlarını sürdüreceklerini biliyorlar. Gerek tazminat gerekse de açılacak kamu davasına ilgili olarak hukuki sürece ilişkin destek talepleri var. Bir kısmı genel bir kısmı da daha uzmanlık gerektiren sorularına cevap arıyorlar. Benzer davaların süreç ve sonuç bilgilerini talep ediyorlar. En önemlisi de yalnız olmadıklarını hissetmek istiyorlar. Ben kısa görüşmemizde Meclisimiz adına bunu ifade etmeye çalıştım. Bunun sürdürülmesi önemli.
 
 
Kılıç Ailesini Ziyaret Eden: Dr. Arif Müezzinoğlu  
Grafikleri Hazırlayan: Alpkan Birelma
İnfografiği Hazırlayan: Kansu Yıldırım
 
İletişim
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

 

İlgili Haberler
http://www.5kitahaber.com/gundem/kasimda-131-isci-hayatini-kaybetti-h60154.html
 
http://www.antalyahaberler.com.tr/bu-yil-binlerce-isci-hayatini-kaybetti-haberi.html
 
http://bakinneoldu.com/kasimda-is-cinayetlerinde-131-isci-hayatini-kaybetti-haberler.html
 
http://www.bestarss.com/news/kasim-ayinda-131-isci-yasamini-yitirdi
 
http://www.bestanuce1.com/haberayrinti.php?id=226109&dil=tr
 
http://bianet.org/bianet/emek/169798-kasim-ayinda-131-isci-oldu
 
http://www.calisanhaber.org/kasim-ayinda-en-az-131-isci-is-cinayetinde-hayatini-kaybetti/
 
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/439625/Kasim_da_is_cinayetlerinde_131_isci_hayatini_kaybetti.html
 
http://www.cagdasses.com/guncel/28647/kasimda-is-cinayetlerinde-131-isci-hayatini-kaybetti
 
http://www.demokrathaber.net/calisma-hayati/kasim-ayinda-131-isci-oldu-h58184.html
 
http://www.diclehaber.com/tr/news/content/view/486259?from=3392673384
 
http://www.diken.com.tr/is-guvenligini-iki-cumleye-sigdiran-yeni-hukumete-kasim-ayinda-131-isci-yasamini-yitirdi/
 
http://direnisteyiz2.org/calisarak-olme-kasimda-en-az-131-11-ayda-en-az-1593-isci-katledildi/
 
http://www.etha.com.tr/Haber/2015/12/02/emek/kasim-ayinda-en-az-131-cinayeti-yasandi/
 
http://www.evrensel.net/haber/266535/kasim-ayinda-en-az-131-isci-is-cinayetinde-hayatini-kaybetti
 
http://www.haberdar.com/yasam/kasimda-131-isci-hayatini-kaybetti-h8037.html
 
http://www.habervantv.com/haber-18945-kasim_ayinda_131_isci_yasamini_yitirdi.html
 
http://www.halkingunlugu.net/index.php/emek/item/6573-kas%C4%B1mda-137-isci-katledildi.html
 
http://www.hukukihaber.net/gundem/2015-in-ilk-11-ayinda-1593-isci-hayatini-kaybetti-h67362.html
 
http://www.imctv.com.tr/kasimda-131-isci-oldu/
 
http://www.kizilbayrak.net/ana-sayfa/sinif/haber/11-ayda-1593-isci-katledildi/
 
https://lagiye.com/kasim-ayinda-131-isci-is-cinayetlerinde-can-verdi
 
http://malatyahabersaati.com/kasim-ayinda-131-isci-oldu/
 
http://gazetemanifesto.com/2015/12/02/aylar-geciyor-is-cinayetleri-hic-bitmiyor-kasim-ayinda-131-isci/
 
http://www.merkurhaber.com/genel/savas-gibi-kasimda-131-isci-hayatini-kaybetti-h384182.html
 
http://www.ortakhaber.com/kasimda-en-az-131-isci-is-cinayetinde-oldu.html
 
http://www.ozgur-gundem.com/haber/151101/kasim-ayinda-131-isci-oldu
 
http://sendika7.org/2015/12/kasim-ayinda-en-az-131-isci-yasamini-yitirdi/
 
http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/kasimda-cinayetlerinde-131-isci-hayatini-kaybetti-138117
 
http://uidder.org/kasimda_en_az_131_isci_hayatini_kaybetti.htm

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*