Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Patron katliamcıları savundu, işçilerin cenazeye katılımını engelledi”/Bir bilişim işçisiyle Ankara katliamı ve kapitalist kölelik rejimi üzerine röportaj

“Patron katliamcıları savundu, işçilerin cenazeye katılımını engelledi”/Bir bilişim işçisiyle Ankara katliamı ve kapitalist kölelik rejimi üzerine röportaj

Tatko Holding bünyesindeki Dijital Pazarlama ve yazılım şirketinde çalışan … isimli işçi, Ankara’da devletin katlettiği işçilerin cenazesine katılmak istedi, patron cenazeyi provokatif bir takım işlere sebep olmak ve gösteriş olarak lanse etti ve cenazeye gitmeye izin vermedi. … ile işyeri ve oluşan bu durum üzerine yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:

Merhaba sizi tanıyabilir miyiz, iş yerinizden bahsedebilir misiniz?

İsmim … bilişim işçisiyim, daha önce işsizlikten dolayı birçok işe girip çıktım. Kapitalist kölece çalışma rejimiyle uyum sağlayamadım, herkesin işçilerin bu rejim altındaki durumuna karşı yalnız bıraktığı bir süreçte, her türlü dayatılan onursuzca çalışma ve yaşama karşı iyi kötü, oldu olmadı kendi kararlarımızı verebilmek için birlikte olmaya çalıştık, birçok yerden kovuldum, uzaklaştırılıp engellendim yalnız en son süreçte çalıştığım yerde en temel, iş yeri dışında kendi kararlarıma dahi müdahale edilmesi karşısında yalnız kalmanın bedelini ödeyerek iş yerinden ayrılmak zorunda kaldım.

Bilişim işçilerinin çalışma durumu nedir?

Bilişim sektörü çok geniş ve birçok yeni emek çeşitliliğini de sürekli üreten bir sektör. Örneğin Foxconn’da çalışan, teknik donanım işleriyle uğraşan da bu tanımın içine giriyor, doğrudan kafa emeği harcıyan slikon vaadisi ve oturağa yapışmış gözlerini monitörden ayırmayan yazılımcı da.

Yazılım işçileri donanım işçilerine göre çok daha az bulunabilen, öğrenimi, gelişimi ve sürekli gelişmesi gereken bir işçi kesimi olduğundan daha da çok donanımlı, algoritmik işler yürüten, baştan yaratan üreten bir kesimdir. Sürekli gelişen yazılım dillerinde çok dikkatli ve sabırlı bir şekilde bir sürü sorunların içersinden çıkabilen tek başına yeri geldimi bina dikebilmesi öğretilir. Çok fazla çalışma ve emeklerle yetişebilen işçiler göreli olarak sektörde şimdilik az bulunduğu ve iş gücü açığı olduğu için ortalamanın biraz üzerinde ücretlendirilme söz konusudur. Arz talep değer sistemi üzerine kurulu bir düzen talebe yönelik olanı ve karşılanması az olanı değerli kılıyor, yalnız bu işçiyse en iyi işçi de olsa işe bağlanmaktan ve çok çalışmaktan kurtulamıyor.

Sürekli gelişme umudu ve kariyer aldatmacası ile donanmış ve daha da çok para, sen de bir Steve Jobs olabilirsin dehasallığıyla donanmış işçiler genellikle biraz da iyi ücretlendirilmişlikleriyle, diğer sektörlerden kendilerini ayırıyor, farklı ve eşsizmiş gibi hissediyor, bilmişlik ve enformasyon üzerinden rekabete yöneliyorlar. Teknolojide şirketlerin istediği peformansa erişemeyen işçilerse ite kalka çalışmaktan, sürekli laf işitmekten baskılanıyor ve despotik yöntemlerle çalışıyor. Kim daha az, çok gelişmiş kim daha neyi iyi biliyor, hangi yeni teknolojileri hızlıca somut olarak uygulayabiliyor yarışında kim geri kalıyorsa o kendisini eksik hissettirilir.

Genellikle birbiriyle yarıştırılan işçiler küresel bir mimarlık sistemi kuruyorlar, en iyi dijital ağ organizasyonu, üretimi ve programı, uygulama, tasarım, insanlığın en modern tüketim ihtiyaçları haline gelen iletişim ve bilgi üreticisi halindedir. Yalnız tüm bu ağlar, reklam ağları, iş yerine giden, patronun cebine akan para olmaktan bir metaya dönmekten kurtulamamış, işçileri kendisini eşsiz hissetmesinin yanında onları asosyal yaşamaktan, sağlıksız beslenme uyku düzeninden, tahrip edici zihinsel yaşamdan, cinsel baskılanmalarından kurtaramıyor, en iyi ücretler işçinin kendisini yalnız ve mutsuz hissetmesinin önüne geçemiyor, yalnız kendi durumunu mutluluğunu sadece üretmekte ve kendisini sadece dar teknik açıdan geliştirebilmekte, kendi kendisini ancak böyle idealize etmekle meşgul ediyor.

Ankara’da yaşanan katliam için ne düşünüyorsun?

Ankara’da yaşanan işçi katliamı patronların siyasal, ekonomik düzeninin çıkmazlarından ziyade; önemli bir nedeninin ve sorumluluğunun da işçi örgütlenme ve eylemlerine karşı kirli sermaye ilişkileri tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyorum. Patronlar işçilerin sadece emeğini sömürüp pazara çıkartmıyor, onların kanından yararlanıyor ve kendi çıkarları temelinde siyasallaştırıyor. Bu sadece bazı art niyetli siyaset ve gerici kişilerle değil, sadece bağnaz fikirlerle değil bizzat bu kapitalist kan makinasının işçilerin sefalet, çalışma köleliği ve özgürlüksüzlüğü üzerindeki baskı ve diktatörlüğü olarak kendisini bir defa daha gösterdi.

Cenazelere katılman nasıl engellendi, biraz bahseder misin?

Patlamanın olduğu gün patrona ölenlerin ve yaralananların içinde arkadaşlarımın olduğunu söyledim. Başın sağ olsun bile demedi; üstüne yemek arasındaki sohbette benim üzerimden döndürdü, bana devrimcilik nedir diye sordu, ben internetten araştır bak bunun için çok kaynak var dedim. Daha sonra ölen işçilerin cenazesine katılmak için izin istedim. Ankara’daki patlamaya işçilerin zorla sendikalar tarafından götürüldüğü söyledi ve bu tür cenazelere katılmanın gösteriş olduğunu söyledi. Ben arkadaşımın cenazesine gidemeyecek miyim dediğimde, ben izin vermiyorum, Holdingin merkezine söyle, onlar ok derse git dedi, senin başına hem bir şey gelsin istemiyorum deyip daha sonrada “şirketimizin” buralarda anılmasının iyi olmayacağı gibi gitmemi engelleyecek sözler sarf etti. Patron açıkça bombacıları destekleyen, işçileri ve sendikaları suçlayan onların cenazesine gitmemi engelleyecek her şeyi yaptı.

Ben bunu Holding’in merkezine yazdığımda cevap alamadım, patron bu sefer insan kaynaklarını aradı ve izni kimseye sormanıza gerek yok gitmeyecek dedi. Ben cenazeye gittim ve sonra insan kaynaklarıyla görüştüm, sana git orada işe devam et diyemem, elimden ne geliyorsa yaparım ama benimde yetkilerim kısıtlı dedi. Bu içimizde yeni bir kurulan şirket, normalde biz böyle şey yapmayız gibi şeyler söyledi, benim içerde kalan ve daha önce eksik yatan param vs. hepsini gün içinde ödeyeceğini söyledi.

Peki, ne yapmayı düşünüyorsun?

Bizleri işten atan, katleden, baskı ve sömürü uygulayan neoliberal kapitalist çalışma ve siyasal ekonomik rejimdir. Buna karşı en iyi cevabı örgütlü sınıf mücadelesi verebilir. Çünkü yalnızlıktan ancak o zaman kurtulabiliriz. İşçi sınıfının tarihsel birikimiyle mayalanarak, iş yeri, sektör ve her alanda örgütlenmenin, kapitalizmle bağlarımızı kopartarak yaşayabilmemizin, onurlu, insanca kalabilmenin tek olanağıdır. Kendi üretkenlik, olanak ve kabiliyetlerini güçlendirmeyen, kendi bağımsız inisiyatif ve hareket olanaklarını geliştirmek için çabalamayan işçi köle olmaya ve onursuzca yaşama mahkumdur. Biz yazılım ve bilişim işçilerinin de tek güvencesi, öncü işçi birliklerini güçlendirmek, kapitalist sömürü, rekabet, vahşete kadar ve bu saldırılara cevap verebilmektir. Yalnız hareket etmekten kurtulmak için sınıfsal temelde işçi demokrasisini örgütlememiz gerekiyor; ancak bu geliştiğinde patlayanın biz değil kapitalizm olduğunu en somut biçimde göreceğiz.

Bir yorum

  1. bence gitseydin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*