Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Pasif, barışçıl mücadele hayali ve satırlı, kazmalı saldırganlar

Pasif, barışçıl mücadele hayali ve satırlı, kazmalı saldırganlar

Taksim’deki polis destekli palalı saldırgan, esnaf değil bir burjuvadır. 1993 yılından beri Taksim’de iş yapan 29 yaşındaki Sabri Çelebi’nin ailesinin, Talimhane ve Bülbül Mahallesi civarında kafe-restoran, market, butik otel, turizm ve kiralık araç acentesi ve internet kafesi bulunuyor.

Polis bu şahsı iyi tanıyor, olay sosyal medyaya yansıdıktan hemen sonra telefonla arayıp karakola çağırıyor, ifadesini alıp serbest bırakıyor.

Palalı saldırganlardan sonra, bugün de Adana’da 40 yaşlarında bir kişi elinde kazma ve “İslam aleminin lideri Tayyip Erdoğan’dır” sloganıyla TMMOB Adana şubesini bastı.

Ankara’da ise Kuğulu Parkı’nda forumu direnişçilere de şiddet uygulayarak mesken tutan, 15-16 yaşındaki tinerci çocuklara para dağıtarak zorbalıkla hükmü altına almaya çalışan mafyatik, gerici-faşist bir çete türedi. Kuğulu Park’taki forum inisiyatifi ise bu mafyatik-faşist saldırı ve baskılar karşısında Parkı terk ederek, “kötülük karşısında şiddet yoluyla karşı koymama” anlayışının en teslimiyetçi örneklerinden birini verdi.

Egemen sınıfın büyük kitle hareketlerine karşı savaşımda, sınıflı toplumların başından beri değişmeyen 4 temel yöntemi vardır:

1- Egemen sınıf devletinin baskı aygıtları, zorbaca baskıları hem yaygınlaştırmak hem de hareketin ileri, öncü kesim ve temsilcileri üzerine yoğunlaştırmak.
2- İki yüzlü reform vaatleri.
3- Bizzat hareketin içindeki daha geri, yalpamalı sınıf, kesim ve temsilcileri ile açık ya da örtük anlaşmalar yaparak hareketi içinden çözmeye çalışma.
ve
4- Toplum en geri, gerici, ırkçı, dinci, lümpen vd kesim ve unsurlarını harekete ve öncü, ileri temsilcilerine karşı kışkırtmak, organize ederek ileri sürmek.

Aynı yöntemlerin iç içe Gezi Direnişi’ne karşı kullanılması da şaşırtıcı değil. 4. madde de giderek netlik kazanıyor.

Şaşırmayalım. Sınıfsal-toplumsal hareketteki her büyük gelişimin, karşı-devrimin her dört yöntemini doğurarak ve her birine karşı net bir savaşım vererek ilerleyebileceğini bilelim. Diğer taraftan, işçi sınıfı ve emekçi kitle hareketlerinin karşısında yalnızca toplumun çok küçük bir azınlığını oluşturan burjuvazi ve onun devletini bulmakla kalmayacağını, aynı zamanda onlar tarafından manipule edilen en gerici tortusu ve kesimlerini de bulacağını, daha ilerki süreçlerde ortaya çıkacak sınıfsal-toplumsal iç savaşın da “halkın iki kesimi arasındaki savaş” olacağını Engels’ten bu yana biliyoruz. Burjuvazi ve hükümeti bugün de, özellikle burjuvazi ve küçük burjuvazinin durumları sarsılmış kesimlerinin Gezi Direnişi’nde yer aldığını görüyor. Hem kendi toplumsal tabanını konsolide etmek, hem de bunun içinde durumları sarsılmış burjuva ve küçük burjuva kesimleri, kent yoksullarını, lümpen kesimleri direnişçilere karşı kışkırtmak ve manipule etmek için organizasyonlar yapıyor. Bu durum aynı zamanda “pasif, barışçıl direniş” anlayışının hayalperestliğini gözler önüne seriyor. En basit bir kitle grevinde bile, yalnızca devlet saldırılarına karşı değil bu tür grev kırma çetelerine karşı da işçi milisi tarzı örgütlenmeler olmadan, başarı şansı yoktur. Gezi Direnişi açısından da, bu yönlü öz savunma örgütlenmeleri olmadan, kazanılmış ve fiilen kullanılan mevzilerin, hak ve özgürlüklerin bile savunulamayacağı bilinmelidir. Gezi Direnişi, sınıfa karşı sınıf eksenine yaklaştığı ölçüde, yaratılmak istenen bu karışıklığı bertaraf edebilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*