Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Paşabahçe ve Tekel işçilerinin eylemlerinden notlar…

Paşabahçe ve Tekel işçilerinin eylemlerinden notlar…

Paşabahçe Devlet Hastanesi’nden atıldıktan sonra hastane bahçesinde direnişe başlayan Türkan Albayrak’ın açlık grevi ile ilgili basın açıklaması bugün saat 14.00’de yapıldı. 26 gündür direnişte olan Tekel işçileri ve İSKİ direnişçisi, HSSGP, Devrimci İşçi Hareketi, İvme dergisi okurları, Genel-İş, Şişli Belediyesi işçileri, ÇHD, Paşabahçe Kültür Derneği, Emekli-Sen İstanbul Şubeleri ve tiyatro sanatçısı Nedim Saban’ın katıldığı basın açıklaması sloganlarla başlayıp sloganlarla bitti. Basın açıklamasına 100 kişi katıldı

Paşabahçe Devlet Hastanesi Acil kapısının karşısındaki 2 oda 1 salon çadır bir miktar daha genişlemişti. Burada bir grup beklerken, Tekel, İSKİ işçileri, ve HSGGP bileşenlerinin bulunduğu grup hastane yakınındaki Paşabahçe otobüs durağından pankart ve sloganlarla yürüyüşe geçti. “Her yer Tekel her yer direniş”, “İşçiyiz haklıyız kazanacağız”, “Zam zulüm işkence işte AKP”, “Türkan Albayrak yalnız değildir”, “İşten atılmalara son”, “Direne direne kazanacağız”, “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganları basın açıklaması süresince atıldı.

Türkan Albayrak okuduğu basın açıklamasından sonra açlık grevine eşi ve dostlarının da destek vereceğini söyledi. “Emeğin onuru için direniyorum. Mutaş, UPS, Tekel işçileri için de direniyorum”, dedi.

Daha sonra direnişteki Tekel işçileri adına yapılan konuşmada “Türkan Albayrak’ı onurlu mücadelesinde yalnız bırakmayacağız” denildi.

Tiyatro sanatçısı Nedim Saban, “Sanatçılar olarak destek veriyoruz. Tüm ötekileştirmelere karşıyız. Tüm emekçilerin yanındayız. Emek olmadan sanat olmaz,” mesajını verdi.

Emekli-Sen adına yapılan kısa konuşmadan sonra, İvme dergisi okurları,“Biz mühendis ve mimarlar, işçi sınıfının bir parçası değil, ta kendisiyiz. Ülkemiz bağımsızlığa kavuşana kadar direneceğiz,” dediler.

Basın açıklaması sırasında DHA ve Fox TV’nin de bulunmasından dolayı direnişçi Tekel işçileri yapılacak canlı yayında konuşmak üzere bir süre beklediler. Bu sırada biz de Manisa Tekel Yaprak bölümünden Arzu Güneş ve Malatya’dan eyleme katılan direnişçi Halil ile sohbet ettik. Sohbetimiz Tekel direnişinden referanduma, Kürt sorunundan türban sorununa bir dizi konuya dek uzandı…

Arzu Güneş 20 yıllık Tekel işçisi. Daha önce İzmir’de sigara pazarlama bölümünde çalışmış ve oradan Manisa’ya gönderilmiş. 13 yaşında Emek adında bir çocuk annesi olan Arzu, tütün eksperi olan eşini kanserden kaybetmiş. Anneleri de Tekel’den emekli. Arzu, 17 yıllık Tekel yaşamı olan, bembeyaz saçlı, sakallı sınıf kardeşi Halil’e “çömez” diye takılıyor…

– Özlük haklarımızı alana kadar buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz. Bize eşkıya, ajan, provokatör diyorlar. Ne olduğu belli olmayan grup diyorlar. Mustafa Türkel Türk-İş genel sekreterliğinden bizim yüzümüzden istifa ettiğini söylüyor.

– Sendikamız bir holding. İşimize son verildiği için bizden aidat alamıyor. Biz sendikanın bu durumuna küçük bir çomak sokmak istiyoruz. Kalabalık Tekel gruplarının buraya gelmesini bekliyoruz. Fakat bizim önümüzü kesmek, katılımı engellemek için atamaları yapmaya başladılar. Milli Eğitim, Orman Bakanlığı vb.ne atama yapıyorlar. İşbaşı ise vermiyorlar. Diyarbakır Tekel’e kapatma yazısı gönderildi. Bayramdan sonra fiilen kapanacak. Biz emek sınıfından herkesi bir araya getirmek istiyoruz. Ataması yapılmayan öğretmenleri, 4/B’li, 4/C’lileri birleştirmeye çalışıyoruz. Sendikaları, belediyeleri, partileri geziyoruz.

– Türkel sendikaların gözlerini boyamış. Geçende Yunanistan’dan yılın sendikacısı ödülünü aldı.

– Sendikalar… Devletin yapamadığını sendikalar yapıyor!

– Çizmeci Gıda’da Tek Gıda-İş’te örgütlenmekten dolayı işten atmalar oldu. 5 Ekim’de direnişe başladılar. 16. gün Tek Gıda-İş dağılın, alanlarda sürdüreceğiz dedi. Bize de aynısı yapılmıştı!

– Alkol, sigara bölümleri özelleştirilirken kılları kıpırdamadı. 2008 Ocak’ında sigara bölümünün ihalesi bir ay ertelendi. Neden bir şey yapılmıyor dedim. Hiçbir şey söyleyemediler…

– Tabandan baskı olmasaydı, Ankara’ya bile çıkmazlardı. İşçileri sırtından baltalamaya çalışıyorlar.

Arzu, birkaç günlüğüne evine gidip gelme dışında Levent’teki direnişi başından beri sürdürüyor. Ankara’da da tam zamanlı kaldığını da vurguluyor: “Aslında ben çok konformist bir insanımdır. Her şey önümde olacak. Üstüm başım hep düzgün olacak… Ama direniş bana hiç zor gelmiyor” diyor.

Bafralı Tekel işçisi, “Bize şimdi evler sıcak geliyor” diye ekliyor.

Arzu, “Çocuğum beni ne zaman yanına çadıra alacaksın diye arıyor. Öğretmeninden izin bile almış” diye anlatıyor. Annesi ve babası şimdi Emekli-Sen’li. “Babam bana eylem güzeli geldi diyor. Evet Türkan abla tek başına. Biz de 7 kişiyiz. Ama benim lugatımda imkansız diye bir şey yok.”

– Burada Malatya, Manisa, Bafra, İstanbul’dan… arkadaşlar var. Aramızda hiçbir sorun yok. Devlet artık bir şey “açmasın”. Açtıkça işler batıyor çünkü!

– Biz açılımı 17 yıl önce yaptık. Kürtler dilini konuşacak tabii. İkinci dil diye İngilizce dayatacağına 2. dil Kürtçe, 3. dil İngilizce olsun. (Ben Malatya’dan birçok çevre ile makina kurmaya gittim. Güneydoğu’yu gezdim. Kürtçe kurslar var giden yok.)

– Türban konusunda. Eşim önce açıktı. Sonra abisi ölünce benden kapanmak için izin istedi. Ben de senin kararın dedim. 4 yıl sonra ise açılma konusunda izin istedi. Ben yine senin kararın dedim, saygı duydum. Türbanda bir itilmişlik vardı. Mesela Kürtlerin çoğu Şafidir. Birilerini itersen bu birikir. 2 ay medyanın gündeminde olmasın bu sorun çözülür…

– Bazı şeyleri gündemi doldurmak için kullanıyorlar. Mesela sigara bölümünü işgal ettik. Kuzey Irak’a harekat yaptılar. Tekel medyadan silindi. Şimdi kamu binaları, işyerleri vb satılacak ve İslami sermayeye satılacak. Ne yapacak? Türban gündem yapıp üstünü kapatacak… Bu sorunu biz çözeriz bize bıraksınlar. Hem türbanı neden takıyorlar. Geçen sabah türbanlı bir kadına bir sinirlendim.

– Ama şöyle de oluyor. Kara çarşaflı bir kadın geldi. Kutu kola getirmiş. Elimden gelen bu dedi. İterek, horlayarak olmaz ki.

– Ama ben de Aleviyim ben de yıllarca ezildim, eziliyorum!

Referandumda oyları hayır olmuş. Halil, o zaman hayır dedim. Ama şimdi beni iterlerse bu defa da evet diyebilirim, diyor. 12 Eylül referandumu, önümüzdeki seçimler, bir de Fethullah Gülen’in Türkiye’ye gelişi diyor, bunları biraz paket olarak ele alıyor.

Sohbetin sonlarına doğru Arzu Türkel’in “4/C’ye gidenleri kınamıyoruz, saygı duyuyoruz” demesini hatırlıyor. “Ben emek veriyorum, o eylemi kırıyor. Ben neden ona saygı duyayım!” diye öfkeleniyor. AFSAD’da ve Bir Umut derneğinde Tekel’le ilgili sergi ve slaytları izlerken ağladığını anlatıyor. Gözleri yine dolu. Emek verip hak etmediği biçimde yenilen direnişi düşünmenin hırsıyla dolu. Gözlerini silerken, “Üzülmüyorum. Ben mücadele ettim. Çocuğuma baktığım zaman utanmıyorum!” diyor.

Tekel direnişi neredeyse 1 yılı dolduracak. Sendikayı zorlayarak, ittirerek yola çıkan ve tüm kazandırdıklarına rağmen bir yere kadar gidebilen direniş, şimdi sendikanın ötesinde, genişleyen bir işçi iradesiyle kazanmanın yol ve imkanlarını arıyor!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*