Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » PARİS KOMÜN DEVRİMİNDE DEVRİMCİ EMEKÇİ KADIN ÖRGÜTLENMESİ VE HAREKETİ

PARİS KOMÜN DEVRİMİNDE DEVRİMCİ EMEKÇİ KADIN ÖRGÜTLENMESİ VE HAREKETİ



Komün Devriminin devrimci kadın önderleri

Louise Michel (“Komünün kızıl bakiresi” olarak tanınır), Nathalie Lemel, Sophie Pourier, Marguite Tinayre, Madamme Andree Leo, Rus devrimciler Elisabeth Dimitrieff ve Anna Jaclard öncülüğündeki devrimci kadın komiteleri ve hareketi Komün’ün yaratılması ve örgütlenmesinde çok özel bir rol oynadılar.

Louise Michel, Silahlı Milise kadınların alınması için kadın gösterileri örgütlemiş, Silahlı Kadın Milis Taburu oluşturulmasını sağlayarak dünyada bir ilke imza atmıştı. Efsanevi Montmartre bölgesinin erkek ve kendi örgütlediği kadın Asayiş Komitelerinin ikisinin birden toplantılarına katılıyor, öncü bir rol oynuyor, kitle gösterilerinde örgütçü, silahlı gözcü ve önder olarak yer alıyordu. Karşıdevrimci hükümetin başbakanı Thiers’i öldürmeyi kafasına koymuş, Komün ve Milis MK’sının onay vermemesi üzerine, sırf yapılabileceğini göstermek üzere, erkek kılığına girip üstüne zehirli bir bıçak saklayarak Versailles’a kadar gidip Thiers’in burnunun dibine kadar yaklaşmış, sonra geri dönmüştü. Yine Milisin toplarına el koyan düzenli ordunun silahlarını doğrultmuş askerleri üzerine yürüyerek topların geri alınmasını sağlayan Louise Michel ve kadın komitelerinin örgütlediği kadınlardı. Sıkıyönetim mahkemeleri Michel’in “suçları”nı şöyle sıralıyordu:

louise-michel

İki mahallenin silahlandırılması sorumluluğunu yürütmek, Kadın İşçilerin Çalışarak Yaşaması Komitesinin başkanlığını yapmak, Kadınlar Birliği Merkez Komitesinin kurulmasına katılmak ve yer almak, Devrim Klubü başkanı olarak rejim mahkemelerin kapatılması, ibadetin kaldırılması, rahiplerin tutuklanması, Blanqui’nin serbest bırakılması çalışmalarına katılmak, kadınlar arasında sağlık hizmeti veren ambulansçı, barikatlarda savaşçı ve kundakçı örgütlemeleri yürütmek…

Michel, sevgilisi olan Komünün bir diğer devrimci işçi önderi Ferre’nin daha sonra sıkıyönetim mahkemesi tarafından idama mahkum edilmesi üzerine, Komün’ün Enternasyonal’den sonraki en ünlü şiiri “Kızıl Karanfil”i yazdı. Kırmızı karanfillerin öldürülen devrimciler için bir simge haline gelmesi de Komün ve bu şiirle gerçekleşti.

lemel

Nathalie Lemel, 1860’ların başından itibaren ciltçiler grevleri ve sendikasının etkin örgütçüsü ve önderlerindendi. Kadınların ilk kez, erkek işçilerin grev komitelerine, sendika delegasyonuna girmesinin ötesinde bunları örgütlemesinin ve önderlik etmesinin örneğiydi. Komünün bir diğer devrimci işçi önderi olan Varlin ile birlikte Komün sırasında kadın işçilerin de katıldığı, toplantı ve örgütlenme mekanı olarak da kullanılan kooperatif işçi kantin ve yemekhaneleri açtı ve bunların diğer işçi mahallelerine yayılmasını sağladı.

Elisabeth Dimitrieff, Enternasyonal’in Rusya’daki örgütçülerindendi, Rus devrimcileri tarafından Londra’daki Marx ile görüşmek üzere gönderilmişti. Rusya’daki Narodnizm ile Marksizm arasındaki ara geçiş halkalarından biriydi. Marksistlerin etkisinin sınırlı kaldığı Komün’de de Blanquicilik-Narodnizmden Marksizme doğru bu ara geçiş fikirlerinin taşıyıcılarından biri oldu. Paris’e Komün’ün ilan edildiği günlerde fırtına gibi geldi. 11 Nisan-24 Mayıs arasında işçi mahallelerinde tam 24 kitlesel işçi kadın ya da kadınların etkin katılımının sağlandığı birleşik işçi toplantısı örgütlemişti. Kadınlar Birliği ile onun Merkez Komite Konseyi’nin kurucu ve önderlerinden biri oldu. Terkedilen fabrikalara el konması ve kadınların çalışmaya eşit katılımının “ekonominin sosyalist organizasyonuna doğru gidebilecek ilk adımlar” olduğunu ilk söyleyen Dimitrieff olmuştu.

Paule Mink, işçi mahallerinde çok sayıda halk klubü kurdu ve hepsine kadınların aktif katılım ve yer almasını sağladı. Bu işçi kantin ve klüpleri, ruhban ve din karşıtı, hatta aile ve evlilik karşıtı ajitasyonun da merkezleri haline geldi. Bu klüplerde kadın-erkek birleşik yapılan toplantılarda, kadın işçilerin yaptığı konuşmalardan tarihsel kayıtlara geçmiş (daha sonraki anı yazımları) iki örnek: “Papazlar biz kadınların kendi istediklerimizi yapmamızı engelliyorlar. Onları defetmeli, gerekirse öldürmeliyiz!” “16 yaşındaki kızım şimdi istediği biriyle yaşıyor. Kilisenin kutsaması olmadan da çok mutlu. Ben yaşadığım sürece evlenmeyecek!”

paris-commune-womens-union

Kadın hakları, eşitliği ve özgürlüğünün entelektüel liderliğini ise gazeteci ve romancı Andree Leo yapıyordu. Leo, kadınların entelektüel alandaki, gazetecilik ve yazarlıkta etkin, eşit ve öncü yer alışının ilk örneklerinden biriydi. Komün sırasında “Toplum” gazetesini çıkardı, kadınların Komüne tam ve eşit katılımı isteminin yayılmaya başlamasında etkili oldu. Erkek Komünarlara “Bırakın kadınlar zaten yüreklerini koydukları mücadeleye tam anlamıyla katılsınlar. Birçoğu bunu istiyor, birçoğu bunu yapabilecek güçte!” diye sesleniyordu. Devrimci iç savaşı “ezilenlerin bakış açısından tek meşru savaş” olarak ilk tanımlayanlardan biriydi.

Devrimci Kadın Birliği ve Merkez Konseyi

Paris’in Savunması ve Yaralılara Yardım için Kadın Birliği, Enternasyonal’in Fransız işçi-emekçi kadın seksiyonuydu. Tarihte ilk kez işçi sınıfının mücadelesi ile emekçi kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini birleştirmeye çalıştı. Temel tezi, cinsiyet ayrıcalık ve eşitsizliğinin işçi sınıfını egemen sınıflar karşısında böldüğü ve zayıf düşürdüğü, sınıf köleliliğine karşı mücadelenin cinsiyet köleleliğine karşı mücadele ile birleştirilmesi gerektiğiydi. Tarihte ilk kez kadınlar için eşit işe eşit ücret ve çalışmaya eşit katılım istemlerini ortaya koydu ve aynı zamanda kadınları örgütleyerek gerçekleştirmeye çalıştı. Savaş seferberliği, silah, üniforma, barikat hazırlıklarında, terkedilmiş fabrikaların işletilmesinde, kadınların aktif katılımını ve örgütlü çalışmasını organize etti. 1500 kadın barikatlar için kum torbaları dikiyor, terkedilmiş fabrika ve atelyelerin bazılarında kadınlar çalışıyordu. Maliyetler düşüldükten sonra, el emeği katkısı her akşam ücret biçiminde eşit olarak çalışan kadın işçilere dağıtılıyordu. Dimitrieff bunu ekonominin sosyalist organizasyonunun ilk adımları olarak tanımlamıştı.

Başta aile ve eğitim alanları olmak üzere ruhban, din ve ataerkil egemenliğe karşı mücadelenin öncülüğünü yaptılar. Kadınlar Birliğinin Papazlığın kaldırılması, tarikat okullarının kapatılması, zorunlu din dersi ve hükümlerinin eğitimden kaldırılması, evli olan ve olmayan kadınlar, evlilikten ve evlilik dışı çocuklar arasındaki ayrımların kaldırılması gibi Komün Konseyi kararlarındaki etkisi kesindir.

engraving_of_a_pottery_workshop-spl

1800 üyeye ulaşan Kadın Birliği’nin aktif üyeleri arasında sadece 1 orta mülk sahibi, 33 küçük otel ve kafe gibi küçük mülk sahibi, 11 seyyar satıcı ve 246 “ev kadını”na karşılık, 756 işçi kadın bulunuyordu. Karın eşit dağıtıldığı, yoksul ve dul kadınların çalıştığı atelyeler kurdular. Emekçi kadınların örgütlendiği ya da eşit katıldığı komite ve klüpler kurdular. Hiçbir ayrım yapmadan hayat kadınların da yaralı bakımı ve ambulanslarda gönüllü çalışmasını organize ettiler. Komünün terkedilmiş fabrika ve atelyelere el konulması gibi- görece ileri kararlarından önemli bir bölümü emekçi kadın komitelerinden gelir. Yalnız karşıdevrime değil erkek yoldaşlarına karşı da büyük bir mücadele vererek, kadınların sendikal, siyasal, askeri, yönetsel görevlerde yer almasını sağladılar, kadınların her düzeyde tam eşitliği ve önderliği ile sosyalizm mücadelesine doğru ilk önemli attılar ve yolu açtılar.

Ya seçme seçilme hakkından başlayarak kadınların en üst Devrim organlarında yer alma hakkı?

Buna karşın Komün’ün en zayıf ve geri olduğu yanlarından biri Milis Merkez Konseyi olsun Komün Konseyi’nin olsun (Komünün en üst iki organı) kadınların seçme ve seçilme hakkına yer vermemesiydi. Her iki Konseyde de yukarıda yer verdiğimiz Komünün en ileri bir damarını oluşturan kadınlara yer vermemiştir! Daha ilginci Kadın Merkez Komite Konsey’inin de böyle bir şey talep etmemiş olmasıdır! Komünde bile kadınların ulaşabildiği en üst organ Enternasyonal ve işçi sendikalarının Federal İşçi Delegeleri Konseyiydi (Nathalie Lemel ciltleme işçilerinin delegesi olarak girmişti)!

Devrimci kadınlar seçme-seçilme hakkı ve üst organlarda yer almanın gereğini bilmiyor değildi. Belki iç savaş koşullarında bunu öncelikli görmüyor veya bu konuda bir tartışma başlatmanın zayıflatıcı olacağını, Komün Devriminin kesin zaferinden sonra zaten bunun doğallığında gerçekleşeceğini düşünüyorlardı. Ancak kadın sorunu gibi en köklü ve yapısal sorunlarda, devrim öncesinde ve devrim sürecinde atılabilecekken atılmayan, devrim sonrasına ötelenen her sosyal devrim adımının, devrimin yarı yolda kalmasına ya da sakat kalmasına yol açacağını Komün deneyiminin bizzat kendisi göstermiştir.

Aşağıda yer vereceğimiz iki tarihsel belgede, Kadın Merkez Konseyinin, Versailles kasap ordusunun Paris’e girmek üzere ve artık her şey ölüm kalım meselesiyken Kadın Savaşçıların ilçe belediyelerinde karargah ve toplantı için kullanabilecekleri bir oda ve kadınlara çağrı bildiri ve afişlerinin basımı için bile Komün Konseyi ve Yürütme Komitesine yazılı istekte bulunmak zorunda kalmaları, Komün Konseyinin ve erkeklerinin utancıdır! Kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmaması ve devrimci Kadın Konseyinin de böyle bir istemde bulunmamasının bir yanı burjuva ve küçük burjuva demokratları ürkütmemek gibi geri/uzlaşmacı bir kaygıysa, diğer yanı da bir sosyal devrim sürecinde bile erkek egemenliğinin ve kibrinin gücünü koruması, kadınların yalnız egemen sınıflara karşı değil egemen cinse karşı da her devrimci adımları için kanırta kanırta mücadele etmek zorunda kalmalarıdır.

Komün Devriminde kadınların kendi öz devrimci inisiyatifiyle attıkları çığır açıcı adımlara karşın, bunun da iç ve dış sınırlılığı, Komün’ün her temel konu ve alanda olduğu gibi (işçi sınıfı, enternasyonalizm, milis, eğitim, eski devlet iktidarının parçalanması, vd) eski ile yeniyi içinde taşıyan eklektik geçiş karakterine, çığır açıcılığına karşın hangi iç sınırlarına takılıp yarı yolda kaldığına işaret eder. Çok açık ve net söylenmelidir: Komün Devrimi nasıl ki aslen işçi sınıfının ve kadınların tarihsel devrimci inisiyatifinin eseriyse, yenilgisi de (karşıdevrimden önce) kendi aşamadığı iç çelişki ve eşiklerinin, yani yine kendisinin eseridir!!

paris-commune-journal

Komün Kadın Merkez Konseyi’nden iki tarihsel belge (çeviri: Devrimci Proletarya)

Kadınlar Birliğinden Komünün Emek ve Mübadele Komisyonuna Mektup

Kadınlar Birliği aşağıdakileri önerir

Emeğin üreticinin kendi öz çalışma ürünleri tarafından güvenceye alınacağı biçimde yeniden örgütlenmesinin tek bir yolu vardır; çok çeşitli sanayilerde karların paylaşılmasını sağlayacak özgür üretici birliklerinin kurulması.

Bu Birliklerin kurulması emeğin sermaye tarafından sömürülmesine ve köleleştirilmesine bir son verecek ve nihayet işçilerin kendi meselelerini yönetmesini güvenceye alacaktır. Aynı zamanda ihtiyaç duyulan acil reformları, hem üretim hem de üreticiler anlamında kolaylaştırmak için şu noktaları kapsayacaktır:

1) Her işkolunda işlerin çeşitlendirilmesi- çünkü sürekli tekrarlanan el hareketleri aklı ve bedeni tahrip eder.
2) Çalışma saatlerinin azaltılması – çünkü fiziksel tükenme insanın ruhsal niteliklerini tahrip eder.
3) Erkek ve kadın işçiler arasında rekabete son verilmesi – çıkarları özdeştir ve dayanışmaları emeğin sermayeye karşı dünya çapındaki son darbesinin başarısı için temeldir.

Bu yüzden Birlik şunları talep eder:

1) Eşit çalışma saatleri için eşit iş.
2) Malların hareket ve mübadelesini uluslararası üreticilerin çıkarlarını merkezileştirerek kolaylaştırmak üzere çeşitli ticaret birimlerinin yerel ve uluslarararası federasyonunun kurulması.

Bu birliklerin geliştirilmesi şunları gerektirir:

1) Çalışan kitlelerin bilgilendirilmesi ve örgütlendirilmesi… Bu her birlik üyesinin Uluslararası Çalışan İnsanlar Birliğine bağlı olmasını gerektirir.
2) Bu birliklerin kurulmasında gerekli kredileri sağlayacak devlet yardımı: borçlar yıllık yüzde 5lik oranlarla geri ödenecektir.

Eski toplumda en çok sömürülen kesim olduğu düşünüldüğünde, Kadın emeğinin yeniden örgütlenmesi aşırı acil bir meseledir.

Yoksulluğun alarm verici hızda arttığı, işlerin istenmeyen biçimde durduğu olayların gidişatına bakıldığında, anlık olarak devrimci bir ruha sahip olan Paris’in kadınlarının sürekli özel durumunun bir sonucu olarak, geçmişin sosyal düzeninin onlara uygun gördüğü az ya da çok reaksiyoner veya pasif pozisyona gerilemesi tehlikesi vardır. Bu işçi sınıfının devrimci ve Uluslar arası çıkarlarını tehlikeye atan, dolayısıyla Komünü tehdit eden feci bir geri adım olur.

Bu yüzden Kadınlar Birliği Merkez Komitesi, Komün’ün Emek ve Mübadele Komisyonundan Paris kadınlarına iş sağlaması ve işleri bunu gözeterek yeniden örgütlemesini, ilk elde birliğe askeri malzemelerin üretilmesinde yer verilmesini ister.

Bu iş kadınların çoğunluğu için yeterli olmayacaktır, bu yüzden ek olarak Merkez Komite, özerkleştirilmiş üretici birliklerinin para toplamından, burjuvalar tarafından terkedilmiş fabrika ve atelyelerin çalıştırılması ve asıl olarak kadınlar tarafından yapılan meslekler için gerekli miktarı serbest bırakmasını ister.

(Ardından kadınlar tarafından yapılan, fırça yapımı, bandaj yapımı, iç çamaşırı üretimi, tipografi gibi 28 iş dalı sıralanmaktadır, bn)

Yürütme komisyonu adına,
Sekreter Elisabeth Dmitrieff

Woman-At-The-Hotel-De-Ville,-Second-Day-Of-The-Paris-Commune,-1871

Paris Komünü Yürütme Komisyonu’na
14 Nisan 1871

Halkın yüce davası, yani devrim için dövüşmek herkesin hakkı ve görevi olduğundan,
Tehlike yakın ve düşman Paris’in kapılarında olduğundan,
Birlikten güç doğacağından, her bireysel çabanın tüm nüfusun kolektif, yenilmez bir direnişini oluşturması gerektiğinden;
Her türlü ayrıcalık ve eşitsizliğin kaldırılması ilkesini temsil eden Komün, nüfusun her bir kesiminin acılarını cinsiyet ayrımcılığı yapmadan düşünmesi gerektiğinden, bu tür bir ayParis Komünü Yürütme Komisyonu’na
14 Nisan 1871

Halkın yüce davası, yani devrim için dövüşmek herkesin hakkı ve görevi olduğundan,
Tehlike yakın ve düşman Paris’in kapılarında olduğundan,
Birlikten güç doğacağından, her bireysel çabanın tüm nüfusun kolektif, yenilmez bir direnişini oluşturması gerektiğinden;
Her türlü ayrıcalık ve eşitsizliğin kaldırılması ilkesini temsil eden Komün, nüfusun her bir kesiminin acılarını cinsiyet ayrımcılığı yapmadan düşünmesi gerektiğinden, bu tür bir ayrımcılık egemen sınıfların ayrıcalıklarına hizmet edeceğinden,
Amacı çürümeye son vermek ve toplumu emeğin ve adaletin egemenliğinde yeniden yaratmak olan mevcut mücadelenin başarısı Paris’in erkekleri kadar kadınlarına da bağlı olduğundan,
Kadınların bir çoğu düşman Paris’e girerken ortak hakların savunulması için sonuna kadar kavgaya kararlı olduğundan,
Bu devrimci unsurun Paris Komününün muazzam savunma gücü içerisinde etkin örgütlenmesi yalnızca Komün Hükümetinin somut yardımı ile gerçekleştirilebileceğinden,
Paris’in kadın yurttaşlarının delegeleri Komünün Yürütme Komisyonu’ndan şunları talep eder;

1- Tüm bölge ilçe belediyelerine her bölge için kadın komitelerinin karargahı olarak hizmet edecek bir odanın tesis edilmesini emretmesi,
2- Her birinden Kadın toplantıları için en geniş olanakların sağlanmasını istemesi,
3- Bu kadın komitelerinin belirlediği ve dağıtmaya karar verdiği bildiri, poster ve talimatların basımını sağlaması.

Kadın yurttaşların merkez komitesi üyeleri adına;
(E. Dimitrieff ve 7 kadın işçi tarafından imzalar)
rımcılık egemen sınıfların ayrıcalıklarına hizmet edeceğinden,
Amacı çürümeye son vermek ve toplumu emeğin ve adaletin egemenliğinde yeniden yaratmak olan mevcut mücadelenin başarısı Paris’in erkekleri kadar kadınlarına da bağlı olduğundan,
Kadınların bir çoğu düşman Paris’e girerken ortak hakların savunulması için sonuna kadar kavgaya kararlı olduğundan,
Bu devrimci unsurun Paris Komününün muazzam savunma gücü içerisinde etkin örgütlenmesi yalnızca Komün Hükümetinin somut yardımı ile gerçekleştirilebileceğinden,
Paris’in kadın yurttaşlarının delegeleri Komünün Yürütme Komisyonu’ndan şunları talep eder;

1- Tüm bölge ilçe belediyelerine her bölge için kadın komitelerinin karargahı olarak hizmet edecek bir odanın tesis edilmesini emretmesi,
2- Her birinden Kadın toplantıları için en geniş olanakların sağlanmasını istemesi,
3- Bu kadın komitelerinin belirlediği ve dağıtmaya karar verdiği bildiri, poster ve talimatların basımını sağlaması.

Kadın yurttaşların merkez komitesi üyeleri adına;
(E. Dimitrieff ve 7 kadın işçi tarafından imzalar)

İç içe geçmiş burjuva, monarşi, ruhban ve ataerkil egemenliğe karşı birleşik mücadele!

Kadın Komünarların karargah ve toplantı için ilçelerde birer oda ve bildirilerinin basılması için Komün Konseyi Yürütmesinden (Hükümet) yazılı istemde bulunmak zorunda kalmaları, Komün üst organları için tam bir bürokrasi skandalıdır! Devrimci işçi kadın örgütlenmesinin az sayıda ilçe ile sınırlı olduğu, bunu diğer bölgelere yaygınlaştırmak için Komün yönetiminden yardım istediği söylenecekse, Komün Konseyi ve Yürütmesinde devrimci işçi kadın delegelerinin bulunmaması, erkek egemenliği bürokrasisi skandalıdır! Hem de daha 1800’lerin ilk çeyreğinde, kadınların gerçek eşitlik ve özgürlük derecesini, toplumun ilerlemesinin temel ölçütü olarak koyan, aileyi ve evliliği kölelik kurumları ilan eden Fourier’nin ülkesinde, komünal devrim koşullarında!!

Komün üst organları, kadınların seçme-seçilme hakkını olsun tanısaydı, Komün’de Kadın Birliğinin çok yerinde biçimde gördüğü ve saptadığı gibi kadınların halen oldukça sınırlı kalan aktif katılım ve yer alışını büyütmek ve sosyal devrimi derinleştirmiş olmakla kalmaz, Komünün yarattığı Uluslar arası sosyal devrim sarsıntısını da yaygınlaştırır ve derinleştirirdi. Burjuva demokratik seçme-seçilme hakkı bir yana, bu asıl fiili delegasyon sistemi temelindeki Konseyler demokrasisi tarafından gerçekleştirilmeliydi.

Paris commune revolution

Kadınların seçme/seçilme hakkı ve yönetim organlarında yer alma hakkı bugünden bakınca konuşmaya bile değmez çok basit bir reform talebi gibi görülebilir. Gerçekten öyle midir? Günümüzde çoğu sol kurum ve örgütte bile kadınlar eşlerinin siyasal görüşlerinin destekçisi olmakla sınırlanmaktadır. Almanya’da şirket yönetimlerine yüzde 30 kadın kotası konulması, büyük bir lütuf gibi sunulmaktadır! Bu da tabii burjuva kadınlar içindir! Komün döneminde ise en radikal devrimci istemlerden biri olurdu. İngiltere’de işçiler dahil erkeklere genel oy hakkınının tanınması Çartist hareketin 3 büyük dalga halinde çok büyük mücadelelerini gerektirmişti. Burjuva-monarşi, genel oyla iktidar elden gider mi derdindeydi ve buna karşı katliamlara varan delice bir gerici direnç sergilemişti! Kadınların seçme/seçilme hakkına karşı, yalnız mutlakiyetçi rejimlerin değil, burjuvazi ve erkek egemenliğinin gerici direnci için aynı şey söz konusudur; ilk kez ancak 1906’da Finlandiya’da tanınmıştı. Sovyet Devrimi ilk işlerinden biri olarak kadınların seçme-seçilme ve yönetim organlarında yer alma hakkını tanıdığında, burjuva demokrasisinde seçme-seçilme hakkı sadece birkaç İskandinav ülkesinde vardı.

Sınıfsal-cinsel kurtuluşun iç içeliği!

Günümüzde ise neoliberal burjuva muhafazakar demokrasi koşullarında, kadınların tarihsel-demokratik hak ve kazanımları bile ciddi bir gerileme ve tehdit altındadır. Yalnız Türkiye’de değil dünya çapında!Açılan yeni dönemin ilk mütavazı adımları sayılması gereken Gezi tarzı isyan ve direnişlerde bile, kadınların yüzde 50’den fazlasını oluşturmasına karşın mücadele istemlerinin olmaması veya silikliği, yeterince uyarıcı olmalıdır. Komünist devrim, tüm tarihsel, siyasal, toplumsal, ekonomik, kültürel, kurumsal muhteva ve donanımıyla birlikte -çürüyen- erkek egemenliğini (kapitalizmle birlikte) en köktenci biçimde ve sonuna kadar yıkmayı hiç ikirciksiz önüne koymak zorundadır. Lenin işçi kadınların yine büyük bir rol oynadığı ve devrimci kazanımlar elde ettiği Sovyet Devrimi’nden sonra da, “Bolşeviklerin kafasını kazıyın, altından kazak erkekler (erkek şovenizmi-bn) çıkar” demişti. Bugün de durum hiç farklı değildir, belki daha kötüdür.

İşçi sınıfı ve solun, en liberalinden en devrimcisine kadar içinde kök salmış – açık ya da örtük- erkek egemenciliğini iliklerine kadar sarsmadan, sosyalist devrim süreci ilerleyemez ve derinleşemez, bu sosyalist devrimin ilerlemesi ve derinleşmesinin en temel ölçüt ve koşullarından biri olarak görülmelidir. İşçi sınıfının ve devrimci ve sosyalistlerinin derinlerine kök salmış erkek egemenliğini “ürkütmemek” adına onunla uzlaşmak, devrimin öncüsü kadınları bile en basit devrimci istemleri için dahi “erkeklerden istemde” bulunmak zorunda bırakmak, aynı zamanda bir kadın devrimi ve kadın toplumu olması gereken her sosyal devrimin felaketi olur. Aile, cinsiyetçi işbölümü vd elbette bir vuruşta ortadan kalkmayacaktır, ancak bu amaç komünist devrim partisi ve işçi sınıfının sosyalist devrimci sınıf bilinçli kesimlerinden başlayarak içselleştirilip yaygınlaşmadıkça, devrimin bir ayağının ötesinde beyninin yarısından fazlası kötürüm kalacaktır. En ileri devrimci atılımlar içinde bile içerili olan devam eden gericilik, onun derindeki iç sınırlarını da belirleyecektir.

Emperyalist savaşa karşı cepheden devrimci ajitasyon ve örgütlenme çalışması yürüten çok sayıda Bolşeviğin bizzat şovenizmin etkisi altındaki işçiler tarafından linç edildiği bilinir! Ama Bolşevikler bunu yapmasalardı, ulusalcı savaş kredilerini destekleyen Alman Sosyal Demokratlarından, Menşeviklerden bir farkları kalmazdı! Emperyalist savaşı, devrimci iç savaşa çevirmek hayal olurdu. Ve bunu yaptıkları içindir ki, işçi sınıfı çok geçmeden öncü kesimlerinden başlayarak önce “iş, ekmek, özgürlük, barış (emperyalist savaşa son)”, sonra giderek “tüm iktidar Sovyetlere”ye doğru ilerleyebilmiştir. Aynı şeyi, aile ve cinsiyetçi işbölümü sorunları açısından düşünmekte yarar var. Klişe Komün yazınınında “nedense” hep üzerinden atlanan, en temel Komün Dersleri’nden biri budur!!

Paris Komün Devrimi dizi yazımızdan bir bölümdür

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*