Anasayfa » DÜNYA » Paris 1 Mayıs: İşçi sınıfı olarak daha fazlası gerek!

Paris 1 Mayıs: İşçi sınıfı olarak daha fazlası gerek!

İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, Paris’te Republique meydanından Nation’a yapılan yürüyüş ve mitingle kutlandı. Fransa’daki eylemlere bu yıl toplamda sendikalara göre 120 bin (polise göre 74 bin) kişi katıldı. Geçen yılki 1 Mayıs’a 200 bin (polise göre 100 bin) kişinin katıldığı düşünüldüğünde, Fransa’nın bütününde olduğu gibi Paris’teki 1 Mayıs tablosunun da sadece nicelikle sınırlı kalmayan zayıflığı anlaşılacaktır. Paris 1 Mayıs’ı sendikaların rakamlarına göre 12 bin kişiyle yapıldı.

Yine geçen yılki gibi ayrı ayrı yapılan 1 Mayıs gösterileri içerisinde öne çıkanı CGT, UNSA, FSU ve Solidaire’in düzenlediği, sol parti ve örgütlerin yanı sıra Türkiyeli ve Kürdistanlılar da içinde olmak üzere göçmen örgütlerinin katıldığı Republique meydanındaki idi. Miting ve yürüyüş sırasında sendikalar ve sol partiler başta Macron yasasının geri çekilmesi olmak üzere neoliberal politikalara ilişkin reform talepleri öne sürdüler. Sendikalar, partiler, çok sayıdaki anarşist, troçkist küçük gruplar, 1 Mayıs’ta tekil bir talebi öne çıkarma düşüncesiyle yer alan çevreler, göçmen grupları, hepsi bildiri, pul, kuş, sticker… malzemeleri ile birlikte oradalardı.

Sol reformist parti ve örgütler ile sendikaların “sosyal devlet” ile sınırlanma klasiği, işsizliğin geçen yıla göre artmakla kalmayıp neoliberal yasaların birbiri ardına uygulamaya sokulduğu, işçi sınıfının özgüven zayıflamasına uğradığı, iç rekabetinin derinleştiği koşullarda çekim oluşturamadı. Hatta 9 Nisan’da Macron yasasına karşı yapılan nispeten daha canlı eylemin hava boşaltma etkisinde olup olmadığı sorusunu yarattı.

Mücadelenin genişleme olanakları varken gerilemenin varlığı, sadece CGT vd. sendikaların değil sol reformist parti ve örgütlerin de yetersizliğini gösteriyor.

Le Monde’da, bir işçinin “Dengeler değişti” ifadesine dikkat çekiliyor. Ancak sorun, dengeleri bizim taraftan, sınıftaki çözülmeyi tersine çevirecek politikalarla değiştirememek. Neoliberalizmin derinleştirdiği dibe doğru yarışın, iç rekabet ve çözülmenin, sınıfın sendikal mücadelenin olağan yöntemlerinin etkisizleşmesinden duyduğu soğuma ve uzaklaşmanın etkilerini görmek gerekiyor. Le Monde, “Tamam, hava yağmurluydu, bir de tatildi…” sözleriyle başlayarak sendika yöneticilerinin 1 Mayıs’a katılımın azalmasını açıklayamaması ile aklınca dalga geçiyor. Bize, yeni biçim ve hedeflerle mücadeleyi tazeleme ve sonuç almaya odaklanma görevini yükleyen bir 1 Mayıs bu…

Durum genel itibariyle bu iken, Türkiyeli ve Kürdistanlı işçi ve emekçilerin gündeminin de 1 Mayıs’la, sınıf talepleri ile dolamadığının bir örneği daha yaşandı. Türk ve Kürt işçilerin yoğun olarak çalıştığı inşaatta durgunluk unsurları artar, çalışılmayan günler çoğalırken, şirket isimleri verilerek “Orada da işler durgunlaştı…” denir, işsizlik kaygısı öncekine göre belirginleşirken, genel olarak da mavi yakalısı, beyaz yakalısı, öğrencisi ile göçmen işçilerin yaşam ve çalışma koşullarını ağırlaşır, Sarkozy ve Front National gibi partiler yükselişe geçmişken, sınıf körlüğünün belirgin olduğu bir 1 Mayıs daha geride bırakılmış oldu. Kriz, çalışma ve yaşam koşullarındaki ağırlaşma, söylem düzeyindeki kısmi etkisi haricinde gündemlerde yoktu. Türkiye ve Orta Doğu gündemi ile sınırlılık, seçim sürecinin de etkisiyle sınıf gündeminin silikliğini belirginleştiriyordu. Sosyalizm ve enternasyonalizm üzerine onca söylenenlere karşın sadece sınıf eylemlerinde yer almamak değil, 1 Mayıs’ta bile sınıf talepleri ile yer almamak, çağrıları sınıf talepleri üzerinden yapmamak, sadece solu değil 1 Mayıs’ı da aşağı çeken bir var oluşa denk düşüyor. Ne yazık ki Türkiyeli örgütlerin meydandaki yeri metrodan inildiğinde cızbız kokularını takip ederek bulunabiliyor. Göçmen topluluklarında yaygın olan, kapitalist işbölümünde küçük ve orta büyüklükte şirketlerin işletilmesi, işçi-patron ilişkisindeki siliklik, taşeronluk sisteminin, iş, akrabalık, arkadaşlık, siyaset… ilişkiler ağı ile yürütülmesi, bu alandaki sorun ve çelişkileri açığa çıkarmak yerine üstünün örtülmesine yol açıyor.

1 Mayıs’ta miting ve yürüyüşte “Macron yasası çöpe!”, “Pazar günüme dokunma!” diyerek, “Krize karşı devrim kapitalizme karşı sosyalizm” temel sloganı ile yer aldık. Bunların yanında “Eşit işe eşit ücret”, “Sınırları kaldırın! Göç etmek haktır”, “Krizsiz bir dünya için sosyalizm” dövizlerini taşıdık. Fransızca-Türkçe aşağıdaki bildiriyi dağıttık. Genç ağırlıklı bileşimimizle Nation meydanına kadar yürüdük.

1 MAYIS’TA SÖMÜRÜYÜ SINIRLANDIRMAK DEĞİL
SÖMÜRÜDEN KURTULMAK İÇİN YÜRÜYELİM!

1 Mayıs, uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günümüz!

Bir kez daha ihtiyacımız birlik: Çünkü dünya ölçeğinde, hatta tek bir işyerinde bile düşmanımız işçiler arası rekabet! Karşımıza 3,5 milyonu aşan işsizlerin dikilmesi. Göçmen işçilerin, kadınların, gençlerin, emeklilerin… düşük ücretlerle en vasıfsız işlerde çalıştırılması; birbirini rakip olarak görmesi! Din, ulus, mezhep farklarının işçileri birbirinden ayırmak için kullanılması!

Bir kez daha ihtiyacımız sınıf dayanışması: Çünkü tek başına kurtuluş yok! Ücretlerimize, sosyal haklarımıza, iş güvenliğimize, yaşama hakkımıza yönelik saldırıları tek başımıza püskürtme şansımız yok. Macron yasasını, Pazar çalışmasını tek başımıza değil ancak sınıf olarak parçalayabiliriz. Ancak birleşerek tekelci burjuvaların krizi fırsata çevirmesini boşa çıkarabiliriz.

Bir kez daha ihtiyacımız mücadele: Fransa’da da işçi oylarını avlayıp işbaşına gelen Sosyalist Parti’ye, Sarkozy’siz Sarkozy’ciliğe, neoliberal saldırıya karşı çok daha büyük güçlerle harekete geçmemiz gerekiyor.
1000’e yakın göçmen, Akdeniz’in soğuk sularında kayboldu. Bir yandan göçmen işçi emeği amansızca sömürülürken, bir yandan da ayrımcı ve aşağılayıcı yasalar, uygulamalar getiriliyor. Bunlarla mücadele, en başta işçi sınıfının görevi.

Bizim insanca yaşanabilir ücret ve sosyal haklara, insanca yaşanacak zamana ihtiyacımız var. Neden daha az çalışabilecekken, daha çok çalışıyoruz? Daha iyi yaşayabilecekken, daha kötü yaşıyoruz? Ama asıl neden yaşamımızı çalışmaya, kapitalistler için çalışmaya adıyoruz? Oysa maddi ve kültürel ihtiyaçlarımızı, özgürlüğümüzü, en başta da tekelci kapitalistlerin sömürüsünden, çalışmaktan özgürlüğü ancak kapitalizme son vererek kazanabilir, doyasıya yaşayabiliriz. Yeni bir yaşamı ancak sosyalizmle kazanabiliriz.

Bu 1 Mayıs’ta da sadece sömürüyü sınırlandırmak değil, sömürüden kurtulmak ve yaşamda özgürleşmek için yürüyelim. Omuzlarımız dünyanın her yanındaki sınıf kardeşlerimizin omuzlarına değsin. Kapitalistler adımlarımızın şiddetiyle, birlik ve dayanışmamızın korkusuyla titresin!

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!
Macron yasası çöpe!
Krize karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm!

paris1may

paris1may.111

paris1may.3

paris1may.1

paris1may.

paris1may.4

 

 

IMG_1580-1024x768

IMG_1587-1024x768

IMG_1598-1024x768

IMG_1629-1024x768

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*