Anasayfa » GENÇLİK » Pamir’in gösterdikleri…

Pamir’in gösterdikleri…

Pamir’in kaybolması, aranması ve havuzda boğulmuş olarak bulunması toplumsal-siyasal kriz, kutuplaşma ve değişim sarsıntılarının devamı niteliğinde bir olgudur.

Sosyal medyada 100 binlerce tweet atılarak hızla birinci sıraya yerleşti, Gezi’nin ağırlıklı olduğu Beşiktaş, Kurtköy, Beylikdüzü gibi semtlerden yüzlerce gönüllü hızla organize olup arama çalışmalarına katıldı, bazı sol TV kanalları arama çalışmalarını naklen verdi, medyada ilk gündemler arasında yer aldı. AKP-devlet yörüngesindeki gericilik ise hemen bir kontra psikolojik savaş kampanyası açtı; Pamir’in ailesinin Alevi, Gezici, DHKP-C sempatizanı, zengin, çocuklarına karşı sorumsuz, gönüllü arama sefeberliğinin 3. Köprü’ye karşı bir eylem provası olduğu türünden blokajlar yapmaya çalıştı. Pamir’in ölü bulunabilmesinin ardından sosyal medyada AKP ve psikolojik savaş kampanyalarına karşı Taksim’de protesto çağrıları da yapıldı…

Pamir olayı, her şeyden önce, artık iyice tipikleşmeye başlayan bir Gezi refleksidir. Pamir’in ailesininsosyal medyayı etkin olarak kullanması, sosyal medyada Pamir’i Berkin imgesiyle ilişkilendiren çok sayıda mesaj atılması, Berkin’in annesinin Pamir’in ailesine dayanışma mesajı, bu durumu pekiştiren etkenlerdir. Burada Gezi konseptini, yalnız bir toplumsal muhalefet hareketi olarak değil, bir ve aynı zamanda yeni bir toplumsal ilişki biçimi anlamında kullanıyoruz.

Gezi öncesinde de -Van depreminde olduğu gibi- devlete tepki, protesto ve güvensizliği içeren toplumsal dayanışma seferberlikleri kuşkusuz vardı. Pamir olayının farkı, hemen hiçbir kurum ve örgütün çağrısı, organizasyon veya aracılığı olmadan kendiliğinden ve çok hızlı – birkaç saatte ortaya çıkıp birinci toplumsal gündem olan ve 36 saatte tamamlanan- bir toplumsal dayanışma ve paylaşım refleksi ve seferberliği olmasıdır.

Berkin eylemlerinde toplumdaki çocuk imgesi ve hassasiyetindeki dönüşümü, ve Gezi’den sonra toplumsal kırmızı çizgiler algısındaki gelişimi vurgulamıştık. İlk elde hiçbir siyasal yanı olmayan Pamir’in kayboluşunun böylesine hızla toplumsallaşıp siyasallaşması, Berkin’le güçlenen toplumsal çocuk hassasiyeti, dayanışma ve kırmızı özsavunma çizgileri ile kesin bir ilgisi vardır. “Birkaç ağaç” sorununun çok sayıda başka toplumsal birikim, hassasiyet ve tepkiyle kaynaşarak milyonları kapsayan bir harekete dönüşmesi, ağaçlar ve doğa sorununun daha sonra bir toplumsal öz savunma ve dayanışma refleksi olarak ODTÜ ormanlarından Hevsel Bahçeleri’ne kadar yaygınlaşmaya başlaması gibi.

Pamir hareketinde toplumsal-siyasal kriz süreci ve psikolojisinin etkisi de çok barizdir. Geniş bir toplumsal kesim her an ani ve beklenmedik bir gelişme, kötü bir olay, bir saldırı, belki bir felaket yaşanacakmış hissiyle tetiktedir ve tehlike olarak algılandığı anda hızla toplumsal duyargalar, özsavunma, dayanışma, kırmızı çizgi refleks ve inisiyatifi harekete geçmektedir. Pamir’in bir anda sosyal medya kampanyası ve toplumsal gündeme dönüşmesiyle devlet üzerinde bir basınç yaratılmıştır. Başka biçimde olsa, en fazla bir iki polisi, o da bir gün sonra gönderip rutin bürokratik prosedürün ötesine geçmeyecek devlet, polisi, jandarması, sivil savunma ekipleriyle harekete geçip görünüşü kurtarmak zorunda kalmıştır. Ancak daha önemlisi, ne polise jandarmaya valiliğe ne hükümet ve devlete ne de AKUT tarzı profesyonel arama kurtarma ekiplerine bir güven duyulmaması, arama kurtarma çalışmasına Beşiktaş’tan ta Beylikdüzü’ne kadar yüzlerce gönüllünün aktif olarak katılmasıdır.

Pamir’in ailesinin acil durum çağrısını sosyal medya, medya ve çeşitli kurumlar üzerinden yapabilecek olanaklara sahip olması kuşkusuz bir etkendir. Ancak Pamir’in Gezi kimliği dolayında algılanması ve asıl olarak da, Gezi’nin oluşturduğu toplumsal dayanışma ve inisiyatif ağları üzerinden yayılması, Pamir olayından bağımsız olarak da varolan ve bu tür derindeki birşeylere dokunan her olay da hızla silkinip harekete geçen bir toplumsal dinamiğin canlılığını ve akacak, kendini toplumsal olarak ifade edecek, durum ve kanal arayışını da apaçık gösteriyor. Her yıl çok sayıda çocuk kaybolur veya kaçırılırken, ne yazık ki aynı etkiyi yaratmıyor olmasının nedeni bunlardır.

Gezi yeni bir toplumsal ilişki biçimidir

Gezi, aynı zamanda farklı bir toplumsallaşma ve toplumsal ilişki biçimidir, demiştik. Haziran Direnişi’nde parçası olunan yaşamla, kentle, diğer insanlarla, doğayla ilişkisinin sorumluluğunu alma duygusu, her grup ve birey için yeni türden bir toplumsallaşma ve siyasallaşma dinamiğinin ifadesiydi. Bu durum, bu tür kendiliğinden kitleorganizasyon, inisiyatif ve seferberlikleri aranan ve belli somut durumlara hızla odaklanılıp bu zeminden yaygınlaşan bir kendini toplumsal ve/veya siyasal olarak kolektif gerçekleştirme etkinliği haline getirdi. Kendini toplumsal-siyasal olarak doğrudan gerçekleştirme duygusu, bu süreçte yer alan herkesin, ister barikatlar ve çatışmalar, işgaller ve çadırlarla, ister bir dizi tweet, duvar yazısı veya imgeyle, bir talcid spreyi veya tencere tavayla, eylemcilere evini açarak, veya işgal alanlarına parasız erzak hazırlayıp dağıtarak, organik parçası olduğu ve kendini de önemli hissettiği bir kolektif toplumsal-politik deneyiminin sonucuydu. Muazzam kitlesel olduğu kadar bireysel ve içten gelen inisiyatif ve seferberlik de, bu kendini kolektif toplumsal-siyasal olarak gerçekleştirebilir, ifade edebilir olmaktan duyulan bu heyecandı: Yaşamı birlikte savunma ve yeniden şekillendirmenin olanaklı olduğu görmekten duyulan heyecan. Tanımadığı milyonlarca insanla birlikte mücadele, dayanışma ve paylaşımdan doğan – yalnız mekansal, fiziksel değil- aynı zamanda toplumsal-siyasal ve bireysel-içsel bir yalnızlık ve yabancılaşmadan sıyrılma, doğallaşma, yararlılık, anlamlılık, özgürleşme duygusu. Hiçbir şeyin önüne geçemeyeceği, kendini -hem birikmiş öfke, tepki ve özlemleriyle, hem de toplumsal yararlılık ve anlam duygusu ile- ifade etme çabasının sel olup akması.

Gezi buna indirgenemez ama, onun ayırdedici karakteristiklerinden biri olan kendini toplumsal-siyasal olarak gerçekleştirmeden duyulan haz, bir kolektif çaba ve inisiyatif çerçevesinde anlamlı ve yararlı olma arzusu görülmeden de ‘Gezi ruhu’ ve içsel bir dinamiği tam anlaşılamaz. Gezi bu açıdan da eski küflü şişesine kolay kolay tıkılamayacak bir büyük cini uykusundan uyandırdı. İyice körelmiş ve yabancılaşmış toplumsal dayanışma ve paylaşım duygusunun canlanması, özellikle de kırmızı çizgi haline getirdiği konularda sorun ve tehlikeli durumlar karşısında hızla toplumsallaşan bir özsavunma refleksi ve değiştirmek için daha geniş kesimlerin gündemi olacağı bir şeyler yapma çabası…

Berkin eylemlerinde de aynı zamanda bu vardı. Pamir bir Berkin değil, ama yaşamı tehlikede olan bir çocuktu. Neoliberal kapitalizm ve devlet iktidarı açısından ise, kendilerinden özerk veya bağımsız olan her türlü toplumsal inisiyatif ve dayanışma, ister bir deprem ister kaybolan bir çocuğun hayatı sözkonusu olsun, tehlikelidir! Neoliberal devletin Marmara ve Van depremlerindeki toplumsal dayanışma ve yardımlaşma seferberliğine karşı bile nasıl düşmanca yaklaştığını, engellediğini, sayısız gönüllüyü gözaltına aldığını ve yardım malzemelerine el koyup dağıttırmadığını, vd iyi biliyoruz. Marmara depremi sonrasında bir mizah dergisinde yayınlanmış bir karikatür şöyleydi. İlk karede “devlet neredeee” diye bağıran bir adam, ikinci karede kafasına inen bir cop: “Hah, geldi!” Gezi sonrasında, bugün “Dayanışma, Konsey” gibi kavramları dahi yasaklamaya kalkışıyorlar. Fakat nafile! Pamir’de de görmemiz gereken, neoliberalizmi toplumu bireylere çözen ve metalaşmaya gömen yıkıcılığına ve yabancılaştırıcılığına karşı olduğu gibi, bir köprüden parka, depremden kaybolan çocuklara kadar her toplumsal sorunu toplumdan soyutlayıp, “kamu çıkarı”, “milli çıkar” adı altında topluma karşı tutulmasının, toplumun gerçek inisiyatifinden çıkartılıp dokunulmaz bürokratik temsili hükümet girişimi haline getiren devletten kendi toplumsal inisiyatif ve dayanışmasını geri alma doğrultusunda Gezi’de de gördüğümüz, henüz tohum halindeki bir tarihsel eğilimin küçük ifadesidir.

Seçim sürecinde de bunu farklı bir planda gördük. Binlerce seçim gönüllüsü, seçim akşamı seçim sahtekarlıkları ve baskılarına karşı internetten organize olup laptoplarıyla ıslak imzalı sandık tutanaklarıyla YSK ilanlarını karşılaştırmak için sabahlara kadar gönüllülükle çalışan genç, hükümet ve devlet baskıları ve YSK bürokrasisine karşı oy sayımlarının yapıldığı yerlerde toplanan ve eylemli bir basınç yaratmaya çalışan kitleler. Bunlar kuşkusuz muhalif kılıklı neoliberal burjuva partileri ve çevresindeki liberal reformistlerin Gezi’yi seçim sandıklarına bağlama ve seçimleri kendini siyasal-toplumsal olarak ifade etmenin biricik aracı gösterme kapanının da göstergesiydi. Ancak devlet ve seçim bürokrasisi ve sahtekarlıkları çerçevesinde tepeden inmeciliğe karşı -bu dar temsililik alanına sıkıştırılmış ve bu yüzden umutsuzca da olsa- aşağıdan bir denetim, basınç, inisiyatif geliştirme çabasını da, yani bir Gezi dinamiğini de içeriyordu. Sorun bu tür aşağıdan toplumsal organizasyon, seferberlik ve inisiyatiflere, sistemden bağımsız ve sistem karşıtı etkin örgütlü ve mücadele kanalları açabilmektir. Çünkü kitlelerin özsavunma, kendini gerçekleştirme, dayanışma, özgürlük istem ve inisiyatifleri ne olursa olsun, akacak bağımsız ve antikapitalist bir mücadele kanalı bulamadığı ölçüde, sermaye ve devletine bağımlı kanallara ve kapanlara girme tehlikesi büyür.

Diğer bir nokta, bir çok kez ve en son “Hakan Yaman’ın gösterdiği: Gezi’nin zayıf karnı” yazımızda vurguladığımızdır. Gezi’nin Pamir konusunda gösterdiği anlamlı hassasiyet ve dayanışma seferberliğini, sosyal medya veya benzer olanaklara, mekan avantajına sahip olmayan işçi ve yoksul emekçilerin yaşadığı sermaye ve devlet saldırıları veya felaketler karşısında gösterememesidir. Bu da Gezi’nin, neoliberal kapitalizm ve devletinin bazı iktidar ve meşruluk sembollerini (AVM, merkezi meydanlar, vd) çizmiş olmasına karşın AKP’nin halen seçimler ve bir dizi mekanizma üzerinden sürdürdüğü “işçilerin ve yoksulların koruyucusu ve temsilcisi” gibi bir “meşruluk” imajını çizememesine, ve “siz seçkinler ve plaj partisisiniz” üzerinden gelen karşı saldırılara karşı da savunmasız kalmasına yol açmaktadır. Gezi’nin mekansal, siyasal, toplumsal kesimler olarak sıkıştırılmak istendiği alanı hızla genişletmemiz gerekiyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*