Anasayfa » DÜNYA » “Özgür” Almanya’da sıkıyönetim: Hamburg olayları

“Özgür” Almanya’da sıkıyönetim: Hamburg olayları

Aralık ayında çeşitli polis karakollarına ve diğer polis kurumlarına “radikal solcu” olduğu iddia edilen gruplar ya da kişiler tarafından saldırılar düzenlendi. Bu saldırıların ardından 3 Ocak 2014’te Hamburg polisi toplam nüfusu 90.000 olan üç semti “tehlike alanı” ilan etti. Hemen hemen her gün yüzlerce insan bu uygulamayı protesto etmek için yürüyüşlere katıldı. Sol, yesil ve liberal medyanın büyük kısmı da uygulamaları eleştirdi. Halkın tepkisine başeğmek zorunda kalan polis, 13 Ocak’ta tehlike alanlarını kaldırdı ve Kültür Merkezi’nin dağıtılması kararı şimdilik geri çekildi.

Almanya gibi “demokratik” bir devletin esasen sıkıyönetimden pek farkı olmayan böyle bir uygulamaya başvurması, en gelişmiş burjuva demokrasisinin bile özünde bir sınıf devleti – burjuvazinin devleti – olduğunu gösteriyor. Hakim sınıfın çıkarları tehlike altına girince, bütün kağıt üzerinde verilen “haklar” ya da “anayasal garantiler” kutsallığını yitirir, “toplumsal huzuru” korumak için bütün yöntemler burjuvazi için meşrulaşır.

Ernst Thälmann’in önderliğinde gerçekleştirilen şanli 1923 Isyan’ına sahne olan Hamburg, 90 sene sonra yine burjuva devletin uygulamalarına karşı muazzam bir direniş sergiledi. Eskiden beri yoğun işçi nüfusundan dolayı komünist ve sosyalist akımların güclü olduğu Hamburg, bugünlerde de militan sol çevrelerin kalelerinden biri. Son haftalarda yaşanan olaylar kendini antifaşist, otonom ya da anarşist diye tanımlayanlarla sınırlı kalmadı.

Alman solunun en büyük sorunu, kendi dar çevresinin dışına çıkamaması. Halkın içine giremiyor, işçilerle bağları zayıf. İşçilerin gündemi ve sol cevrelerin gündemi çoğu zaman örtüşmüyor. Hatta bazı otonom cevrelerde bu anlayış işçi sınıfını dolaylı ya da dolaysız yoldan aşağılayan tavırlara kadar bile gidebiliyor. Hamburg’da yaşanan direniş Gezi Direnişi kadar kapsamlı olmasa da, yine de Gezi Direnişi’ninn dersleri Almanya için de geçerli. İşçiler ve emekçiler, gelişmiş kapitalist ülkelerde de burjuvaziye karşı başkaldırmaya hazır. Durumlarından memnun değiller.

Halkın önemli bir bölümü direnişin meşruluğuna inanmış durumda. Zaten öyle olmasaydı, bu kadar başarılı olmazdı. Almanya’da devrime giden yol, devrimcilerin işçi sınıfıyla kaynasmasindan geçiyor. Bunu da otonom-anarşist gruplar yapamazlar.

Kapitalizmin yerine ne gelecek, konusunda kafalar cok karışık. Antikomünist, antimarksist propaganda insanları yarı-anarşist, yarı-liberal fikirlere doğru itiyor. Iste burada komünistler aktif faaliyet göstermeli. Halktan kopuk değil, halkın arasında, denizde bir balık gibi yaşamalılar. Iscilerin sorunlarını, onları ilgilendiren konuları, arzularını, özlemlerini iyi gözetlemeliler. Onlarla beraber kapitalizmin çözümlemesini geliştirmeliler. Ve en önemlisi, işçilerin arzularını ve özlemlerini sosyalizmin bilinciyle kaynastırmalılar. Isciler için sosyalizmin kapitalizme somut bir alternatif haline gelmesi lazım. Iste bu basarılırsa, hiçbir kuvvet ne Almanya’da, ne Türkiye’de, ne de başka bir ülkede işçi sınıfının tarihi görevinin yerine getirmesini – burjuvaziyi devirip sosyalizmi kurmayı – engelleyebilir.

Almanya’dan bir okurumuz

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*