Anasayfa » GÜNDEM » ÖZGE ÖĞRETMENİN ÇIĞLIĞI

ÖZGE ÖĞRETMENİN ÇIĞLIĞI

Tarih 26 Şubat 2008. Yer MEB Başöğretmen Salonu. On binlerce ataması yapılmayan öğretmen ve ailesinin nefeslerini tutup izledikleri bir parodi başlayacak birazdan. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’in butona basmasıyla 2008 yılının ilk öğretmen ataması kurası çekilecek. Başvuru yapabilen 40 bin kişiden 4 bin 786’sı atanabilecek. Doğru duydunuz, sadece 4 bin 786!

Atama bekleyen on binler taşınması zor bir gerilim ve endişe ile kaderlerinin çizileceği anı beklerken şova hazırlanıyor birileri de. Ekranda adını görenlerin haklı mutluluğunu resmedecek birazdan gazeteler. Akşam haberleri birbirine ağlayarak sarılan ‘şanslı’ azınlığın görüntülerini yayınlayacaklar. Bakan ve bürokratlar ağızlarını doldura doldura 4 bin 786’yı anlatacaklar övünerek. Ancak ataması yapılmayan ve KPSS’lerde süründürülen 200 bin kişiden, hayat ışığını kaybetmiş gencecik yaşamlardan, ataması yapılmadığı için dershane ve özel okullarda kölelik koşullarına talim edenlerden, son bir yılda intihar eden 7 öğretmenden bahsetmeyecekler.

Bu sefer planlandığı gibi gitmiyor işler. O an bir çığlık yükseliyor salondan:”Siz kimi kandırıyorsunuz!” Heyecanlı ve kaygılı bir ses ama cüretli. İşsizliği, ücretli köleliği, geleceksizliği en çıplak biçimde yaşayan on binlerin sesi yankılanıyor salonda. Ezber canlı yayında fena bozuluyor, maskeler düşüyor, gerçek görünür oluyor. Salon buz kesiyor. Gerçekler dile gelmeye başlıyor ki, korumalar çullanıyor bu haklı çığlığın üzerine, alıp götürüyorlar.

Yirmili yaşlarda genç bir kadın öğretmenin sesi bu. Adı Özge Astan. Ankara Üniversitesi Matematik Bölümünden mezun. 4 yıldır ataması yapılmadığı için özel bir dershanede haftada 6 gün, günde 12 saat karın tokluğuna çalışıyor. Kurucularından olduğu Eğitim Emekçileri Derneği aracılığıyla işsiz ve güvencesiz öğretmenlerin örgütlülüğü için mücadele ediyor. Bir kaç arkadaşı ile birlikte planladıkları bu eylemi, arkadaşları salona giremeyince tek başına omuzluyor.

Özge’yi bizzat Hüseyin Çelik sorguluyor. “Derdin ne senin kızım?” sorusuyla başlayan sorgu, “Sen provoke etmeye geldin, söyle hangi örgütün militanısın” sözleriyle sürüyor. İşsizlik ve geleceksizlikle terbiye edilmeye çalışılan genç kuşak eğitim emekçilerinin haklı çığlığının görünür olmasının yarattığı korku bu. Sorgu “Bundan sonra da senin ataman olmaz” tehdidi ile son buluyor.

Gün boyu bazı gazete ve televizyonlarda süren “terörist” manipülasyonu Eğitim Emekçileri Derneğinin açıklaması ve forum sitelerine gelen binlerce yorumla bertaraf ediliyor. Aynı günlerde bir kaç yıl sürecek İşsiz ve güvencesiz eğitimcilerin eylemleri çok sayıda ile yayılıyor, Hüseyin Çelik’in korkusu gerçekleşiyor. Ataması yapılmayan öğretmenler, dershane ve özel okul öğretmenleri yaratıcı ve coşkulu yeni bir mücadele dalgası estiriyorlar ülke genelinde.

Özge, binlerce genç eğitim emekçisinin posasını çıkaran KPSS’yi bilmem kaçıncı girişinde aşıyor ve kadrolu öğretmen olarak Kızıltepe’ye atanıyor. Kısa sürede öğrencileri ve velileri tarafından sayılan, sevilen bir eğitim emekçisi oluyor. Kadrolu olmanın, güvenceli olmak anlamına gelmediğini çok iyi bildiği ve örgütlü mücadelenin zorunluluğuna inandığı için de atandığı ilk günden beri Eğitim-Sen’li.

O mücadele etmeyi, yönetenler de o ve onun gibi onurlu ve başı dik eğitim emekçileri ile hesaplaşmayı elden bırakmıyor tabi. 8 Eylül günü yayınlanan bir OHAL KHK’sı ile 11.245 eğitim emekçisi ile birlikte açığa alınıyor. Gerekçe tanıdık: ‘terörist!’. 3 ayı aşkın süre açıkta kalan Özge Aralık ayında görevine geri dönüyor. Ancak daha öğrencilerine alışamadan, yüzlerce onurlu mücadele arkadaşıyla birlikte 686 sayılı KHK ile hukuksuz biçimde ihraç ediliyor. Anlaşılan odur ki, zaman ve mekan, kişi ve olaylar değişse de hasım iki sınıfın savaşı, iktidarların emekçi düşmanlığı baki kalıyor, hesaplaşma devam ediyor.

Yıl 2017 ve yine aylardan Şubat. Özge’nin çığlığı bu kez Küçükçekmece İsmet Aktar MTAL önünde duyuldu bugün. Öğrencileri, kapı önüne gelen Özge’yi ve mücadele arkadaşlarını koruma altına aldılar adeta. Okulu her gün koşar adım terk eden öğrenciler açıklamayı sonuna kadar sabırla beklediler, dinlediler, anlamaya çalıştılar olup biteni. Destek olmayı ise ihmal etmediler. Söz yine Özge’deydi. “Suçum yanlışların karşısında doğruları söylemekti” dedi Özge. Hala heyecanlı ama bir o kadar da kararlı ve de umutlu. Okul duvarlarının tutsaklığının dışında, özgür bir ders daha işlendi. Dersin konusu bu kez; barıştı, emekti, direnmekti.

Aynı saatlerde Gaziosmanpaşa Ülkü Ortaokulu’ndan yükseliyordu Fatma öğretmenin “teslim olmayacağız” çağrısı. Aydın’da direnişin 3. gününde yerlerde sürüklenerek gözaltına alınıyordu “geridöneceğiz” diyenler. Ankara’da 100. gününü deviren bir direniş gaza boğuluyordu. “Hocama Dokunma” diyenler anfilerden, kampüslerden sesleniyordu. İkinci ayında bir diğer direniş Malatya’da. Betül, Engin, Alev…

İtirazlar çoğalıyor şimdi, mücadele çağrıları yükseliyor bir bir. Yeni bir mücadele dalgası mayalanıyor bugünlerde.

Not: İhraç Edilen ve Açığa Alınan Kamu Emekçileri facebook sayfasından alınmıştır.

ÖZGE ÖĞRETMENİN ÇIĞLIĞITarih 26 Şubat 2008. Yer MEB Başöğretmen Salonu. On binlerce ataması yapılmayan öğretmen ve ailesinin nefeslerini tutup izledikleri bir parodi başlayacak birazdan. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK'in butona basmasıyla 2008 yılının ilk öğretmen ataması kurası çekilecek. Başvuru yapabilen 40 bin kişiden 4 bin 786'sı atanabilecek. Doğru duydunuz, sadece 4 bin 786!Atama bekleyen on binler taşınması zor bir gerilim ve endişe ile kaderlerinin çizileceği anı beklerken şova hazırlanıyor birileri de. Ekranda adını görenlerin haklı mutluluğunu resmedecek birazdan gazeteler. Akşam haberleri birbirine ağlayarak sarılan 'şanslı' azınlığın görüntülerini yayınlayacaklar. Bakan ve bürokratlar ağızlarını doldura doldura 4 bin 786'yı anlatacaklar övünerek. Ancak ataması yapılmayan ve KPSS'lerde süründürülen 200 bin kişiden, hayat ışığını kaybetmiş gencecik yaşamlardan, ataması yapılmadığı için dershane ve özel okullarda kölelik koşullarına talim edenlerden, son bir yılda intihar eden 7 öğretmenden bahsetmeyecekler.Bu sefer planlandığı gibi gitmiyor işler. O an bir çığlık yükseliyor salondan:"Siz kimi kandırıyorsunuz!" Heyecanlı ve kaygılı bir ses ama cüretli. İşsizliği, ücretli köleliği, geleceksizliği en çıplak biçimde yaşayan on binlerin sesi yankılanıyor salonda. Ezber canlı yayında fena bozuluyor, maskeler düşüyor, gerçek görünür oluyor. Salon buz kesiyor. Gerçekler dile gelmeye başlıyor ki, korumalar çullanıyor bu haklı çığlığın üzerine, alıp götürüyorlar.Yirmili yaşlarda genç bir kadın öğretmenin sesi bu. Adı Özge Astan. Ankara Üniversitesi Matematik Bölümünden mezun. 4 yıldır ataması yapılmadığı için özel bir dershanede haftada 6 gün, günde 12 saat karın tokluğuna çalışıyor. Kurucularından olduğu Eğitim Emekçileri Derneği aracılığıyla işsiz ve güvencesiz öğretmenlerin örgütlülüğü için mücadele ediyor. Bir kaç arkadaşı ile birlikte planladıkları bu eylemi, arkadaşları salona giremeyince tek başına omuzluyor.Özge'yi bizzat Hüseyin Çelik sorguluyor. "Derdin ne senin kızım?" sorusuyla başlayan sorgu, "Sen provoke etmeye geldin, söyle hangi örgütün militanısın" sözleriyle sürüyor. İşsizlik ve geleceksizlikle terbiye edilmeye çalışılan genç kuşak eğitim emekçilerinin haklı çığlığının görünür olmasının yarattığı korku bu. Sorgu "Bundan sonra da senin ataman olmaz" tehdidi ile son buluyor.Gün boyu bazı gazete ve televizyonlarda süren "terörist" manipülasyonu Eğitim Emekçileri Derneğinin açıklaması ve forum sitelerine gelen binlerce yorumla bertaraf ediliyor. Aynı günlerde bir kaç yıl sürecek İşsiz ve güvencesiz eğitimcilerin eylemleri çok sayıda ile yayılıyor, Hüseyin Çelik'in korkusu gerçekleşiyor. Ataması yapılmayan öğretmenler, dershane ve özel okul öğretmenleri yaratıcı ve coşkulu yeni bir mücadele dalgası estiriyorlar ülke genelinde.Özge, binlerce genç eğitim emekçisinin posasını çıkaran KPSS'yi bilmem kaçıncı girişinde aşıyor ve kadrolu öğretmen olarak Kızıltepe'ye atanıyor. Kısa sürede öğrencileri ve velileri tarafından sayılan, sevilen bir eğitim emekçisi oluyor. Kadrolu olmanın, güvenceli olmak anlamına gelmediğini çok iyi bildiği ve örgütlü mücadelenin zorunluluğuna inandığı için de atandığı ilk günden beri Eğitim-Sen'li. O mücadele etmeyi, yönetenler de o ve onun gibi onurlu ve başı dik eğitim emekçileri ile hesaplaşmayı elden bırakmıyor tabi. 8 Eylül günü yayınlanan bir OHAL KHK'sı ile 11.245 eğitim emekçisi ile birlikte açığa alınıyor. Gerekçe tanıdık: 'terörist!'. 3 ayı aşkın süre açıkta kalan Özge Aralık ayında görevine geri dönüyor. Ancak daha öğrencilerine alışamadan, yüzlerce onurlu mücadele arkadaşıyla birlikte 686 sayılı KHK ile hukuksuz biçimde ihraç ediliyor. Anlaşılan odur ki, zaman ve mekan, kişi ve olaylar değişse de hasım iki sınıfın savaşı, iktidarların emekçi düşmanlığı baki kalıyor, hesaplaşma devam ediyor.Yıl 2017 ve yine aylardan Şubat. Özge'nin çığlığı bu kez Küçükçekmece İsmet Aktar MTAL önünde duyuldu bugün. Öğrencileri, kapı önüne gelen Özge'yi ve mücadele arkadaşlarını koruma altına aldılar adeta. Okulu her gün koşar adım terk eden öğrenciler açıklamayı sonuna kadar sabırla beklediler, dinlediler, anlamaya çalıştılar olup biteni. Destek olmayı ise ihmal etmediler. Söz yine Özge'deydi. "Suçum yanlışların karşısında doğruları söylemekti" dedi Özge. Hala heyecanlı ama bir o kadar da kararlı ve de umutlu. Okul duvarlarının tutsaklığının dışında, özgür bir ders daha işlendi. Dersin konusu bu kez; barıştı, emekti, direnmekti.Aynı saatlerde Gaziosmanpaşa Ülkü Ortaokulu'ndan yükseliyordu Fatma öğretmenin "teslim olmayacağız" çağrısı. Aydın'da direnişin 3. gününde yerlerde sürüklenerek gözaltına alınıyordu "geridöneceğiz" diyenler. Ankara'da 100. gününü deviren bir direniş gaza boğuluyordu. "Hocama Dokunma" diyenler anfilerden, kampüslerden sesleniyordu. İkinci ayında bir diğer direniş Malatya'da. Betül, Engin, Alev…İtirazlar çoğalıyor şimdi, mücadele çağrıları yükseliyor bir bir. Yeni bir mücadele dalgası mayalanıyor bugünlerde.

Posted by İhraç Edilen Ve Açığa Alınan Kamu Emekçileri on Donnerstag, 16. Februar 2017

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*