Anasayfa » GÜNDEM » “Özel istihdam bürolarının iş hukuku ve çalışma yaşamına etkileri” paneli yapıldı

“Özel istihdam bürolarının iş hukuku ve çalışma yaşamına etkileri” paneli yapıldı

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Çalışma Yaşamı Komisyonu Cumartesi günü Kıdem tazminatı fonu ve özel istihdam bürolarının iş hukuku ve çalışma yaşamına etkileri paneli yaptı.

 

Avukat, sendikacı, öğretim üyeleri ve beyaz yakalı işçilerden oluşan panelde taşeronluk, kıdem tazminatı, özel istihdam büroları üzerine avukat ve öğretim üyeleri panel konuşmacısıydı.

12931247_824048414390564_1278163841673742198_n

Birinci oturumda Gaye Yılmaz Hizmet emeğinin metalaşması ve GATS anlaşmasını anlattı.  Gaye Yılmaz konuşmasında  üretim ve emeğin toplumsallaşmasından, toplumsal artı değer sömürüsünden bahsetti. Küresel kapitalizmin, özellikle tüm ülkelerin dünyada neo liberal kapitalist ekonomisine entegrasyonunu sağlayan Atlantik sınır ötesi anlaşmaları örnek gösterdi. Bugün bireysel sömürü, bireysel çalışma olamaz, hiçbir patron tek başına bir başkasının emeğine el koyamaz, dedi.

Toplumsal emek sürecinden bahsederken kitap işçisinden bahsetti, mavi ve beyaz yakalı işçiler arasındaki ayrımın sanal olduğunu, üretim sürecinde tasarım ve bilgi üreten işçi olmadan, mavi yakalı işçinin iş yapamayacağını, bu ayrımın gerçekte olmadığını, beyaz yakalıyı kavramının burjuva uydurmacası, bunların sonuç olarak üretimi gerçekleştirmek için üretken olan olmayan emek biçimleriyle kapitalizmin olmazsa olmaz vazgeçilmezleri olduğunu söyledi.

Küresel mali oligarşik burjuvazinin üretim ve politikada krizlerini yönetebilecek düzeyde örgütlü bir kabiliyete sahip olduğunu, azami artdığere arzusunu ulaşırken işçi sınıfının bir araya gelmesini engelleyebilecek en iyi önlemleri alabildiğini kriz yönetme yeteneğinden bahsetti.

12919849_824048451057227_7653296913303535313_n

İkinci konuşmacı Özgür Müftüoğlu’ydu Konu başlığı Üretimin değişen yapısı ve Türkiye’de Esnek Çalışmaydı.

Müftüoğlunun konuşmasından önemli notlar şunlardı:

*Esnek çalışmanın güvenceli işçilik, işsizliği azaltacak bir şey olduğu iddia ediliyor, dedi. Söylediklerini notlar halinde yazıyorum:

*Esneklik güvenceli çalışmayı değil, güvenli çalışmayı ortadan kaldıracaktır. Ve bireysel çalışma ve iş arayışları arttırarak, güvenceyi ortadan kaldırıyor.
*İşçi kiralama kavramı kapitalist çalışma ilişkileri için yabancı olmayan bir ifadedir, özellikle Amerika’da kullan ve at şeklinde kiralık işçiliğin gazete ilanlarında yaygındır.
*Özel İstihdam Bürolarının kamunun iş bulma yükümlülüğünü istihdam bürolarına iş bulmaya aracılık yetkisiyle ve kiralama yetkisinin sağlandığını, aynı zamanda bu büroların patronlara işçi sağlamaktan ziyade, kendilerininde aynı zamanda patron olduklarını belirtti.
*Özel istihdam bürolarının uluslarası bir eğilim ve sözleşmelerle sağlandığını, İLO’nun liberalizmin sınırlanması ve aşırı uçlarına karşı özellikle 1920 30’lu yıllardaki aşırılıklarına karşı olurken, 80 90’lardan sonra küreselleşmeyle birlikte defansa çekilmiş örgüt durumundadır, dedi.

*Kiralık çalışma Türkiye’ye özgü değil uluslararası düzeyde yaygınlaşmış güvencesiz çalışma biçimidir.

*Uluslararası özel istihdama yönelik önergelerde eşit iş ilişkisi adı altında hukuk alt yapı oluşturulmuş vaziyette, geçici istihdam edilen işçileyle, kadrolu işçinin çalışma ücreti ve şartlarının aynı olması sağlanma ilkesiyle bunu yürütmeye çalışıyorlar.
Özel istihdam büroları nasıl çalışacaklar?
*İş bulmaya aracılık dışında başka faaliet yapamaz, bu yasağa rağmen özellikle uluslararası bağlantılı bürolar 15 20 bin işçi çalıştırıyorlar. Kimi toplu iş sözleşme işlerinde ajans işçiliği olarak var.

*İşçinin iş yeri özel istihdam bürosu oluyor, işin yapıldığı yer iş yeri olmaktan çıkıyor. İşçi ile işveren arasında iş sözleşmesi sayılamayacak bir ilişki olacak, patron talimat verecek, iş yaptıracak, ama işçinin işvereni o patron olmayacak, patronun işçi yükümlülüğünden kurtulacak, patron sadece üretimden ve kar edinecek ve işçiden doğacak haktan sorumlu olmayacak.

*Yeni üretim tekniklerinin yol açtığı iş ilişkilerinden birisi.

*Güney fabrikada bir patron, bizim işim ulaşım sağlamak değil, insan istihdam etmekle uğraşmayız. Sahip olmak aptallıktır, nasıl makine kiralıyorsunuz, insanda kiralarsınız.
*Patronun üzerindeki tüm yükümlülülerini alan ve sadece işçinin verimliliğiyle ilgilenen bir iş ilişksii ortaya çıkıyor.
*Verilere baktığımızda 40 milyon işçinin kiralık işçi olarak çalıştığını, bölgesel dağılıma baktığımızda asya yakasında olduğunu belirliyoruz. ABD ‘de 10 milyon insan var.
*Bu 3 büyük firma piyasanın %6 sına hükmediyor ve büyük bir tekelleşme var. Türkiye’de de faaliyetleri olan tekel şirketler.
*Yaklaşık 40 50 bin civarında bu işle uğraşan şirket olduğunu söyleyebiliriz.
*Dünyada cinsiyet açısından Erkeklerin en çok istihdam edildiği, yaş açısından 25 altı istihdamın %40 olduğu, orta öğretim %54, yüksek öğrenim %25 civarında olduğu gözüyor.
*Kiralık işçilik meselesiyle kurulan bir kavram daha var “her daim işçi. “ Bu işçilerin tekrar tekrar aynı piyasaya girdiklerini görüyoruz.
*Türkiye’de bu meseleler işçsizliğe çare olacağı söyleniyor, iş gücü piyasalarında işsizliğe azatlmasına dönük bir gelişme olduğu, insan onuruna yaraşmayan bu çalışmaya baktığımızda, işsizlik eğilimlerinin azalmadığını görrüyoruz. İngiltere, Amerika, AB’de bunu görüyoruz, özel istihdam bunları azatladığı görülüyor.
*Bir sürü esnek çalışam varken, bu tasarıyla ne geliyor, belirli süreli sözleşme, bugün bunların çoğunu karşılayacak durumdayken niye bu yaılmıyorda, iş gücü piyasalarında yeni bir istihdam biçimlerinin geliştiğini, çalışma hayatının ihtiyaçlarını karşılama ihtiyacı var.
*Kayıt dışı azaltıp, sendikalaşmayı arttıracağına dahi iddialar bile var.
*Kamu dışında her yerde kullanılabilecek bir düzenleme.
*Kıdem tazminatı konusu, sosyal güvenlik sorunu toplu çalışanların haklarını kullanmaları mümkün deildlir, greve katılamayacaktır.

 

12801634_824048427723896_8777296265537985063_n

2. Oturumda Murat Özveri güvencesiz çalışmanın yasal dayanakları ve kıdem tazminatı fonu tartışmaları başlıklı konuşmasını yaptı.

Konuşmanın önemli bir bölümünü yayınlıyoruz:

Evet güvencesizlik bireysel bir sorun olma özelliği var, güvencesi olma olmak istediğini olamayan insandır. Güvencesizlik zaman ve mekan üzerinden alırsak, bireysel bir durum sorun olmaktan çıkmış, güvencesizlik bir sistemdir, eğer sitemse bir amacı vardır, o amaca ulaşmaya çalışan bir ideolojisi vardır, kendisini o amaca götürecek kurumsal bir yapısı olması gerekir. Ve sistmese bu kurumsal yapıyı, amaç ve inanç o alana özgünlenmiş hukuk kurallarına ihtiyaç vardır.
Güvencesizlik bireysel olmaktan çıkmış, bir sistem haline dönüşmüştür diyebiliriz.
Her şey değişir, gereksinimlerde bu derğişim içeriside değişir, rekabetin içeriği değişti, rekabet, kalie ucuzluk küresel rekabet içinde. . hukuk bu rekabete uygun olmak, çağdaş hukuk kuralları bu değişme uymak zorundadır. Ben değiştim, herkes değişiyor. Değişmeyen kuralı nazım kurtuluş savaşı destanında formüle etmiş: Yiğitlik at ve silahla olur diye ifade ediyor kara yılanı ifade ederken, atın, silahın, toprağın yoksa yiğitlikte olmaz . Bireysel durum açısından alırsak, güvence yoksa, birey yoktur, kendisinde kayıp erki gören, anayasa vatandaşlıkta deforme olmuştur. Bizim tespitimiz budur, güvence ile ancak yiğitlik olur. İnsan insanı sömürdüğü hadi bunu ajitarif bir deyim diyelim bizim terminolojiyi kullanalım, birinin bir başkasından talimat alarak, iş yapma edimini yerine getirdiği, iş görme ediminin karşılığındaki bir itirazda bu ilişki var olduğundan beri vardır. Bu itirazın tarzıda hukukunda tavrı hemen hemen aynı olmuştur, yasak demiştir. Sisteme uğraşma sisteme olan itirazından vazgeç, sistem içerisinde senin durumuna güvence getirdim. Biraz baskılar sürüyorsa, senin haklarına hukukla güvence getirdim, hakkı doğuran sanki hukuki düzenlemeymiş gibi çarpık bir bilinçle, en azından sınıflı toplumlarda, sınıfsız toplumu biz göremedik hukukun rolü bu olmuştur. Örneğin Engels derki, hukukun bir sınıfın saf çıkarlarını birebir yansıtması tali görünüyor, der, bu adaletsizlik olur, hukukunda bir göreliliği vardır, bir sınıfın çıkarlarını yansıtır son kertede her halükarda ama diğer sınıfada nefes alanı bırakır birebir sadece o sınıfının çıkarını yansıtması talidir demiştir. Ben hukuk üzerine bir makale yazarken bunun tam tersini söyledim, hayır Türkiye’de tam tersi olmuştur, özellikle çalışma hayatını düzenleyen, bir sınıfın açık, net, billür, saf çıkarları için acımasızca kadı olarak düzenlenmiştir, bugünde bu düzenleme devam ediyor. Evet şimdi bu yasalar sonucunda söylüyorum. İşçinin işten çıkartılmasını sınırlandıran, işverene maliyet getiren düzenlenen tamamı, işveren konferadasyonların tamamı, ihmal süreler, kıdem tazminatı, işverenin kötü niyetle iş fesih etmesi için ödediği tazminatın 3800 sayılı yasa ah bir işleseydi hiç işlememiştir. Kötü niyet tazminatı yoktur, direkt işçi şikayet hakkını kullanarak kanıtlamasına bağlıdır. Sendikal tazminat, işçinin sendikal faaliyet yürütmsini engellemeye yönelik getiren yasa katı hükümdür. İşçinin iş yeri altında, her işi itirazsız yapabilmesidir. Çağdaş bir işyerinden bahsebilmek için birinci derincede daimi kadroda çalışanlar beyaz yakalı vd. onlarda biraz olsa iş gören, işçi bile değil, iş gören, sosyal ortak, partner, kriz anına kadar, onun altında birinci çevresel iş gücü 2. Derece çevresel iş gücü, tis 99’da yevmiyeciler diyordu, işte geldi kiralık işçi. Fonsiyoner esnekliğe sahip bir işçi, bizim argın Amca vardı rağmetlik ben köyde büyüdüm, buralardan örnek veririm: gençlere öğüt vermeyi sever “yavrum çalışırken kendinizi yormayın, dirkende yorulursanız tırpanı alın, tırpanda yorulursanız tırmığı alın, tırmıkta yorulursanız kazmayı alın, kazmada da yorulursanız kürek ne güne duruyor” derdi. İşte fonksiyoner esneklik budur. İşçi heran her yerde her işi yapmalıdır. Herhalde Argın amca bugünlerde yaşamış olsaydı yüksek ücretle insan kaynakları müdürü olurdu. Güneş doğumundan güneş batımına kadar argın amcanın gençleri durdurmamak için eh işe tırpanda başka bir kasın yorulur, dirkende başa bir kasın, tırmıkta başka kasın, birbirlerini bu şekilde dinlendirerek götürürsün, fonksiyoner esneklik işte bu.

Sayısal esneklik kıdem, ihbar vbir başka maliyet getirmek sizin iş verenin istediği zaman işçi alıp istediği zaman işte işçi çıkartmasıdır, buna uygun yasal düzenlemenin sağlanmasıdır. Bu da sayısal esnekliğimiz. Çevresel iş gücünü sağlar.
Peki tersinden alallım, güvenceli bir iş hukuku için ne söylemek gerekir, kapitalist ahlakın, kapitalizmin abedest aldığı tarihten beri çalışma bir hak ve ödevdir, işçinin güvencede olması gerekir. İş hukuku temel ilkesi şudur, işçi işverenin işyerinde iş görme ediminin, üretim borçlusunu bilerek, kimden talimat aldığını bilecek çalışacak, bugünkü iş hukukunun temel prensibinden biridir. Şimdi bunun tüm unsurları ortadan kaldırılıyor mülkiyetsiz işverenlik gibi bir kurum getiriliyor. İşçi kimin özel istihdam bürosunun, işçi kimin alt işverenin, taşerona dilim dönmüyor, ben alt işveren diyorum her zaman, makinalar teçhizatlar kimin? Finansal Kiralama şirketinin, kar kimin işverenin, işçinin asla ulaşamayacağı istihdam biçimi, işveren öznesinin, o klasik işverenin yerine mülkiyetsiz işveren kiralama yasasının 4 veya 5. Maddesi açık işçinin alacağı dahi olsa bir işyerine gittiğinde o makine, teçhizat ve gayrimenkul finansal kiralama şirketinden alınmışsa 5 yıl dokunamayacaksın. Körfez hattını alın, tüm tershaneleri gezin bir tane makine bulamazsınız, bir tane makine bulamazsınız ki, finansal kiralama yasasında her şey düşünülmüştür ama işçiler hiç akla gelmemiştir. Dolayısıyla işçi ücret alacağı konusunda dahi, daha işin başında tüzel kişiliğin kötülüğe kulanması halleri, ertelenmesi, şirket içinde şirket oluştururi hakim soruyor, hangisi eksik yokki diyor, organik bağını kanıtlayaaksın, o işvereni kanıtlayacaksında ancak onu sorumlu tutacaksın,ben söyleyim 10 şirketle en az 5 arasında organik bağ olduğunu kanıtladık, istihdamı kanıtladık, tüm işçilerin bu işverene zorunlu olduğunuda kanıtladık, ilamımız kesinleşti hacizlerimizi de yaptık malımız mülkümüzde var, hadi gelin bakım tahsil edin. Bu salonda defalarca söylemişimdir, 7. Seneye girdik, 80 trilyonluk bir tershaneyi satıp ben ve bir gurup avukat arkaşımızın 3 trilyonluk işçi alacağını hala almayı beceremedik. 80 Trilyonluk tershane var, tershane sahibi sayın mengeneci oğlu villasını hangi diziye kiraya vermiş ayda 150 milyar kira alıyor, 60 milyar alacağı olan işçinin evindeki buzdolabını alıp götürmüş devlet işçi sokakta alacağı için sıraya giriyor işçi, işçinin alacağını dahi satılan alayım diyen şirketler kurulmuş, işçinin 60 milyar alacağına 15 milyar veriyor satın alıyor, sen karışma ben alırım diye… bu tershaneyi satıp alamıyor, satması gereken kim, devletin icra dairesi, icra dairesine gidiyorsunuz, satışa bir gün kala satış şartnamesi dosyadan kayboluyor, işleri yapan memur aaa istifa etmiş, bilmem nerede büro açmış, bilmem ne yapıyor, adam ceza alıyor cezası erteleniyor, satış yapılıyor, bu satışın masrafı 65 bin lira, adam diyor ki ey alıcılar bir itiraz ederim 3 sene sürünürsünüz, ey alıcılar taminatınızda yanar diyor, alıcılar baka baka satış düşüyor. Uzatmayım icra dairesinde 14 imtiyazlı alacaktan sonra işçi alacakları birinci sırada, bunu bitirseniz menkul rehini var, ipotekli alçaklar var, kanunlardan doğan imtiyazlı alacaklar var, 14 veya daha fazladır, ancak bu kadar imtiyazlı alacaklıdan sonra işçilere kalırsa ve prosedürü tamamlayabilirlerse bunları alabileceklerdir. Dolayısıyla mülkiyetsiz işverenliğin hukuksal alt yapısında devletin alacakları garantide, ticaret kanununda gemi hipoteğinde geminin sahibi kimse ondan söküp alıyorsun, uluslararası finans kuruluşların tüm alacakları hazine garantisi altında garantide, şirkette 52 tane işçinin 22 yıllık kıdem ve ihbar tazminatı çöpte. Kimse sorumlu değil… alacaklarımızın güvencesi yok. İşinizin güvencesi var mı? Var işe iade davasının sonçlarını biliyorsunuz, ortalama bütçe iade davasında karşınızda davayı uzatmaya yeminli işveren vekili varsa, işe iade davasında elde edeceğiniz tazminatlara en fazla 4 yılda ulaşabilirsiniz. 4 ayda bitecek davada, tespit etme, ödedi, ödemedi, eksik ödedi, gelir vergisi kesti, kesmedi, dava aç, başlattım dedi başlatmadı, tüm iş hukuki sorunlarıyla baş edebilmek için 4 yıl adliyet koridorlarında işçiyi süründüreceksin iş güvencenizde bu.

 

12919798_824093754386030_6809757566403522080_n

Bunada dua edecek düzenlemeler var, torba kanunları var, bakıyorusunuz, 2008’den önce sigortalı olmuş bir işçi,

bu ülkede anayasayla güvence altına alınmış toplu sözleşme özerkliği var. Anayasa öyle diyor. İşçi ve sendikalar aracılığıyla 3. Kişileride bağlayan hukuk kuralları koyma erkini taşıyoruz.

Kıdem tazminatına dokundurmam diyoruz, buna dokundurmamak için kıdem tazminatından taban sınırı kaldır diyeceksin. Kıdem tazmninatı ücrettir, buna kafa yorulmalı. Hangi nedenle işten çıkartılırsa, karşılığı önceden çalışılmış bu ücret ödenmek zorundadır. Tüm bunları söylemek dönemin mantığına ayrı bir şey çünkü güvencesizliğin sistem olduğu, güvencesizliği üreten özgür hukiki yapıların olduğunu kendimde kanıtladığımı düşünüorum…. Güvencesizliğin bir nedenide oligarşik sendikal yapılardır. İşte işçi güvenliği yasası, öyle bir şey ki bunun günlük bilançosu günde 3 ölü. İş güvenliği için kanun çıkartşımız, iş güvenliği diyoruz, sistem diyorz ama günde 3 ölü. Böyle sistem olur mu, oluyorsa bu sistem değil.

Millatan önce 435’lerde bugünkü amele takımı diyelim, romada çok bastırıyorlar tak iktidarını sarsacak, bunların en büyük sorunları ise borçları ve bu borçarlı ödeyemediklerinden satılıyorlar, borçların yeniden yapılandırılması veya kaldırılması 12 levha kanunlarınla oyalanıyor, aha bugün aha yarın borcu 3 defa ödemeyen öldürülür diye hüküm koyuluyor. İşte şimdi sistem filevi baskılamadan yürüyemediği yerde 12 levha kanunlarındaki plakların kanunları gelecekte bizi düzeltecek diye beklediğimiz kanunlar da emekçiyi öldürecek. O zaman ne yapacaksın o zaman Fıransa’yı örnek alacaksın. Yasalara uymak bizi öldürüyor diye bağıyor “Yasaya uyma bizi öldürüyor” diye bağırıyordu Odilon Barrot. Yasalara uymak bizi öldürüyorsa yasaya uymadan, hukuka, meşruluğunu yitirmeden bir hukuk, sınıf kendi hukuğunu yaratmadan biz daha çok ağlarız. Ve diyor ki nazım, Tavşan korkuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.

 

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*