Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Otomotivdeki fiili grevimize karşı saldırılar artıyor!

Otomotivdeki fiili grevimize karşı saldırılar artıyor!

metal_16mayis_3Ford Otosan’da öncü işçiler işten atıldı

Otomotivdeki fiili grevimize katılan sınıf kardeşlerimize, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “örgüte yardım etmek” iddiasıyla soruşturma açıldı.

İşçiler soruşturma kapsamında Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne ifadeye çağrılmaya başlandılar. Emniyet’te işçilere, “Düzenli bilgi aktardığınız kişiler var mıdır? Bu süreçle ilgili avukatlardan seminer yöntemiyle bilgi aldınız mı? İşçi olaylarının ilimizde faaliyet yürüten tüm fabrikalarında TKİP (Türkiye Komünist İşçi Partisi) terör örgütünün amacı ve stratejisi doğrultusunda yönlendirilmesi amacıyla oluşturulan FAK (Fabrikalar Arası Kurul) hakkında bilginiz var mıdır?” soruları yöneltildi.
Otomotivdeki fiili grevimizin, fiili kazanımları çok sınırlı olsa da, sınıfa karşı sınıf duruşu açısından kazanımları görkemli oldu. Bu yüzden, sermayenin karşı saldırısı da, zamana yayılarak da olsa, çok yönlü olarak gelecek.

Sermayenin karşı saldırısı, ekonomik, sendikal, siyasal, ideolojik, toplumsal, bireysel tüm düzeylerden bir bütün olarak geldiğine (fiili grevimiz sırasında), geleceğine göre; bunlara tüm ilişkiler içinden, tüm düzeylerden bir bütün olarak hazırlıklı olmak gerekiyor.

Ekonomik, sendikal saldırı:

Sermaye, işçi sınıfının sendikalarda örgütlenme, toplu sözleşme, grev hakkını fiilen, aynı zamanda yasa, yasak düzeyinde ortadan kaldırmış durumda. Sendikal örgütlenme, merkez temel fabrikalarda/işletmelerinde sermaye sendikalarında (Türk İş, Hak İş, Memur Sen) örgütlenmeye dönüştürülmüş; işçi sınıfının ana gövdesi içinse imkansız değilse de dehşetli zorlaştırılmış halde. Toplu sözleşme, yine temel fabrikalarda, işyerlerinde, sermayenin güncel, dönemsel, stratejik, sektörel politikalarına uygun olarak işletiliyor: Toplu sözleşme, grup sözleşmesi, toplu görüşme adları altında, eğer dehşetli bir kriz darboğazı yoksa, sermayenin o alandaki, o sektördeki, o temel fabrikadaki emek rejimini (emek üretkenliği, teknoloji, emek organizasyonu vb. bütünlüğünden oluşan artı değer üretim sistemi) geliştirme, en azından koruyarak sürdürme anlaşması oluyor. Sermaye sendikaları da, sermaye yönetişiminin temel bir iç bileşeni oluyorlar. Grev hakkı ise malum, yok ve yasak!

Otomotivdeki fiili grevimiz, sermaye tarafından fiilen ve yasa düzeyinde ortadan kaldırılan bu sendikalarda örgütlenme, TİS, grev üçlüsünü, bir bütün olarak fiilen yeniden ortaya koydu. Sınıfa karşı sınıf: Fiilen, yasa düzeyinde ortadan kaldırmaya karşı, yasakları fiilen tanımama, eylemle yırtma, ihtiyacını, talebini, hakkını fiilen eylemle ortaya koyma, yaşama, yaşatma! Fiili sendikal örgütlenme, fiili TİS, fiili grev!

Önümüze açılan dönemin sınıfsal ruhuna tümüyle uygun: Sermaye, dünya çapında, önceki dönemlerde zaten kendisi tarafından dayatılan, zorla konulan tüm ilkeleri, kuralları, yasaları, krizi nedeniyle çiğniyor, tanımıyor. Eh, sermaye bunu böyle yaptığına göre; işçi sınıfının, sermayenin kendisine önceki dönem dayattığı yasa, kural hapishanesinde kalakalması mümkün mü? (Zaten kim ki, hele ki sermayenin, devletinin tümüyle yasa kural tanımazlaştığı bugün –Aksaray bile yasadışıdır!-, işçi sınıfına bunu, “yasalara uymayı” dayatıyorsa, öneriyorsa, işçi sınıfının sınıf düşmanıdır).

ford-otosan-sbOtomotiv fiili grevimizin, MESS ve onunla kaynaşmış Türk Metal’in TİS’ini tanımaması, reddetmesi, yırtıp atması, Türk Metal’i def etmesi, grev yasağını yırtıp atması, sınıfsal düzeyde yeni dönemin açılışıdır. Önümüze açılan yeni dönemin, toplumsal proletaryanın dönemi olacağının muştusudur.

Dünya çapındaki otomotiv sermayesinin, kendisini tık nefes eden fiili grevimizin bitirilmesi için devreye girerek, grevdeki sınıf kardeşlerimize gösterdikleri “fabrikayı kapatırız” vb. tehditlerinin yanı sıra, TİS dışı fiilen bin TL ödeme yapmaları üzerine düşünmeliyiz. Niceliğini (kaç para) değil, niteliğini. Her şeyden önce, bu para fiili grevimizi kırmak için verildi. İkincisi, yarın bu aynı fiili ödeme ilişkisi, TİS hakkını, ilişkisini kırmak için kullanılabilir. Örneğin siz, diyelim o sınıf kesimi için yaptığınız TİS’te, ücretin ötesinde çok temel bir takım sınıfsal talepleri, hakları gündeme getirip kabul ettirmişsinizdir; örneğin işçi sağlığı, güvenliği, örneğin eski işçilerle yeni işçiler arasındaki ücret makasının kapanmasıyla ifade edilen sınıf dayanışması, örneğin tatil, izin hakkı vb. Ancak sermaye yandan dalıp, işçilere elden 3 bin TL vererek, sizin bu TİS’inizi fiilen ortadan kaldırabilir. Verilen bu paranın, tüm otomotiv işçilerine verilmesini, kesinlikle bordrolarda gösterilmesini istemeliyiz. Fiili grevimiz sonrasında dayatılacak olan telafi çalışmanın, fazla mesailerin olabildiğince engellenmesi; hiç olmazsa yeni bir “ücret tarifesi” üzerinden yapılması düşünülmeli…

İşten atma tehdidi zaten eylemin hemen başında gündeme geldi ve hiçbir işçinin işten atılmaması, fiili grevin temel talepleri arasında yer aldı. Sermaye, MESS, Renault, Tofaş patronları bunun peşini bırakmayacaklar, sürekli fırsat kollayacaklar. İlk ateş altına alınanlar Ford Otosan, Türk Traktör oldu; öncü işçiler işten atıldılar. Eylemi bitirerek işe dönen işçilere kağıt imzalatmak da, geleceğe yönelik olarak ciddi bir tehdit. Bu yüzden, otomotiv sektörünün temel fabrikalarındaki tüm işçilerin, tüm bir dönem boyunca bu temel talebi gündemde tutması zorunlu. Sermaye çoğunlukla önce zayıf halka olarak tespit ettiği yere saldırır; bir fabrikadan delmeye çalışır; başarırsa diğer fabrikalara da uygular. Otomotivdeki fiili grevimizin, işten atılmamayı eylemli temel talep düzeyine yükseltmesi, sermayenin önceki tüm dönem boyunca fiilen, yasalara da geçirerek kazandığı sınıfsal bir hakkı (nedensiz işten atma) darbeliyor; sınırlandırma, geriye püskürtme olanağını geliştiriyor. İşçi sınıfının eylemli fiili iş güvencesinin yolunu açıyor. Başlangıç noktası olarak, işçi sınıfımızın sendikalarda örgütlü kesiminin, sömürüldükleri alanlarda, fabrikalarda, iş yerlerinde, sendikalarda örgütlü olsun olmasın (özellikle alanlardaki taşeron işçiler için!), hiçbir işçinin işten atılmamasını temel güncel, dönemsel, stratejik talep, halka olarak sımsıkı kavraması, fiilen yaşama geçirmesi, mücadelenin geliştirilmesini sağlayacak.

Ford Otosan (İnönü) işçileri atılan işçiler için net bir eylem takvimi belirleyerek yaşama geçiriyorlar: “İşten çıkan 8 baba, 8 aile, 8 onur için saat 8’de tezgahları hatları bantları 8 dakika kapatıyoruz. Şalterler bu kez 8 onurlu işçi için kapanıyor.”

8 Haziran Pazartesi günü de iş bırakılacak!

Gebze Akplas’ta da işçiler, işten atılan sınıf kardeşlerinin derhal işe geri alınması için iş bıraktılar!

metal_16mayis_9Sendikal düzeyde, Türk Metal Sendikası merkez temel fabrikalardan tümden atılmasına karşın, otomotiv sektörünün bütününden ve otomotivin de içinde olduğu metal sektöründen de atılması zorunlu. Bu faşist mafyöz sermaye holdingi sendikanın otomotiv sektöründen, giderek de metaldeki temel fabrikalardan atılması, işçi sınıfının sendikal siyasal özgürlük savaşımında önemli bir gelişme, sıçrama olacak. Türk Metal çetesinin terörü sektör işçileri tarafından fiilen uzun dönemler boyunca yaşandığından, bu çetenin provakasyonlarına, karşı saldırılarına da hazırlıklı olmak gerekiyor. Türk Metal çetesiyle birlikte patronlar, işçilerin istifalarını boşa çıkarmak için oldu bittiye getirmeye çalışıyorlar; noter onayı çıkana kadar eylemlerin sürmesini engelleyerek; “istifa tamam, hadi işbaşı” diyorlar.

Ancak otomotivdeki sendikal sorun, Türk Metal çetesiyle sınırlı değil: Şu an Çelik İş Sendikası (Hak İş) Tofaş’tan başlayarak, otomotiv fabrikalarına dalmaya çalışıyor. Birleşik Metal de, çok daha zorlanarak da olsa, önceki dönemki korkakça kaçışının tersine, girmeye çalışıyor.

Çelik İş’in Türk Metal’den farkı yok! Sermaye sendikası; mafya, cemaat ağları yoğun, Avrasya düzeyinde metal işçilerini neoliberal muhafazakar demokrasiye paketlemenin, bu dev çaplı bölgede metal işçilerinin ücretlerini amansız bastırmanın ötesinde, metal işçilerini sermaye yönetişimi içinde, Büyük Ortadoğu stratejik politikasının uygulamalarının kolektif özneleri haline getirmenin; eh elbette, sermayenin Türkiyesi’nin bu bölgedeki metal işçilerinin ürettiği artı değer “pastasından” bölge gücü olmasına bağlı olarak irice bir dilimi lüp etmesinin örgütü. Metal sektöründe, sermayenin Türkiye’siyle sınırlı kalmayacak şekilde, Türk Metal ile ölümüne rekabet ediyor; daha doğrusu savaşıyor (İsdemir, Karabük vb.). Bu iki sermaye örgütü işi, işçileri ölümüne birbirine kırdırmaya kadar vardırdılar.

turk-traktor1Otomotiv işçilerine, “Birleşik Metal Sendikası’na geçin” demek de mümkünsüz! Önceki dönem, yine otomotiv, metal işçileri dalga dalga ayağa kalkıp Türk Metal’den istifa ettiklerinde, Birleşik Metal Sendikası’nın “bana gelin” çağrısını yapmaktan dahi kaçındığını unutan var mı! Yine aynı şekilde, önceki dönem Bosch işçileri işten atılırken, parmağını bile kıpırdatmamıştı; atılan Renault işçileri BM’ye başvurduğunda, yüzde 15 komisyondan ellerine bir avukat tutuşturmakla yetinmişti. Yine, birkaç ay önce taban basıncıyla çıkılan grevin yasaklanması karşısında, tabandan gelen, grevi fiilen sürdürme basıncını savuşturup, nasıl anında grevi bitirdiğini de unutmadık her halde! Bugünse, eh işçi sınıfımız meydan okumaya başlayınca böyle oluyor işte, sendika sitesindeki sınıf dili bile değişiverdi: “İşveren”, sermaye oldu! “Yasallık”, fiili mücadele, fiili grev oldu! Sendikanın sitesi, sermayenin dilinden, işçi sınıfının sınıf savaşımı diline geçiş yapmaya başladı! Önceki dönemlerden farklı olarak, otomotiv işçilerinin sendikal örgütlenmesine metazori bir yönelim göstermeye başladılar…

Sınıfsal ihtiyaç çok net: İşçi sınıfımızın sınıf örgütlerine, güncel dönemsel stratejik olarak yakıcı ihtiyacı, eylemli talebi, otomotiv fiili grevimizin de gösterdiği gibi pratik denemeleri var. Bugün, dünya çapında gelişen sınıf savaşımının kavranacak halkası bu! “İyi de, bu tüm zamanlar için geçerli zaten!” denilecektir: Bir yanıyla doğru kuşkusuz; çünkü bu genel, olmazsa olmaz, mutlak bir ihtiyaç. Ancak, içine girdiğimiz tarihsel dönemin emperyalist kapitalist sistemden kopuş olanakları, dinamikleri açısından baktığımızda; önceki dönemlerin sınıf örgütlülüklerinin (sendikalardan partilere ve revizyonist devletlere) tüm sınırlarından, sorunlarından, eksikliklerinden, zayıflıklarından vb. da kopuş olanaklarının, özgürlüğe kilitlenmiş gelişkin sınıf örgütlerinin oluşum dinamiklerinin bir bütün olarak geliştiğini görüyoruz ki, dönemin anlamı, önemi bu zaten…

reno-tofas2Dönem, gelişkin bir sınıfsal örgütlenme ağının savaşım içinde oluşturulma dönemi; komiteler, meclisler, sendikalar, … Güncel, dönemsel, stratejik değerlendirme ölçütü de bu zaten: İster bireysel, ister hareket düzeyinde olsun, kim bu temel halkayı kavrayıp ömrünü yatırıp katılım katkı sunuyorsa, sınıfımızın özgürlük savaşımının önünü açacaktır. Kim ki, çoktan sınıf savaşımını geliştirmenin engeli haline gelmiş kalıpları, kurumları, ilişkileri, tutumları sınıfımıza hala dayatmaya kalkıyorsa; tarihin çöplüğündeki yerleri hazır zombilerdir!

Siyasal, ideolojik saldırı:

Otomotivdeki fiili grevimiz, yasakları çok yönlü yırtmasıyla siyasal özgürlük savaşımında adımlar attı. İşçi sınıfının sermaye toplumu içinde kendisini sınıf olarak fiilen eylemle ifade etmesinin önünün açılması, başlı başına bir kazanım! Kendini işçi sınıfı olarak fiilen eylemle ifade etme sorunu, ihtiyacı, bunun çok yönlü bütünsel örgütlenmesi, çok yönlü ağsal düzeyde bütünsel pratik kanallarının açılması, pratiğinin geliştirilmesi, deneyimlerin sınıf içinde yansıtılması, önümüze açılan dönemin diğer bir temel halkasını oluşturuyor. Sınıfımızın siyasal özgürlük savaşımı, sermayeye açıktan, doğrudan sınıfsal düzeyde saldırıdır zaten! Bu yüzden, sermayenin otomotiv fiili grevine katılan sınıf kardeşlerimize siyasal saldırıları beklenmeyen bir şey olmasa gerek. Soruşturmalar, mahkemeler, sorgulamalar, sindirmeye, pişman etmeye, tövbe ettirmeye yönelik baskılar vb.

Ancak, Başsavcılık’ın açtığı soruşturma doğrultusunda işçilerin sorgulanmasında sorulan, “bu süreçle ilgili avukatlardan bilgi aldınız mı?” sorusuna özellikle dikkat etmek gerekir. Avukatların da zorla proleterleştirilmesi, sermaye tarafından tıpkı sağlık işçileri (doktorlar vb.) gibi hedefe çakılarak kitlelerin avukatlara karşı kışkırtılması, örgütlülüklerinin baskı altına alınması, avukatların kendi içlerindeki sınıfsal ayrışma, avukatların kitlesel düzeyde siyasal özgürlük savaşımının bir iç bileşeni haline gelmeleri (özellikle son dönemki eylemleri) vb., bir bütün olarak düşünüldüğünde, sorguda yöneltilen bu soru yerli yerine oturuveriyor. Şu an için, otomotiv fiili grevine katılan, fiilen dayanışan, fiilen destekleyen tüm işçilerin, kitleler halinde işçileşmekte olan avukatların hareketine, ihtiyaçlarına, taleplerine özel olarak yoğunlaşmaları; avukatların da, otomotivdeki fiili grevimizin sonucunda gelmekte olan karşı siyasal saldırılara özel olarak yoğunlaşmaları en temel, en yakıcı, en güncel ihtiyaç. Sınıfımızın içinde kuracağımız bu eylemli sınıf dayanışması kanalı, geleceğimizin yolunu açacak…

metalde-buyuk-direnis-patronda-korku-iscide-kararlilik-var-45452-1Siyasal karşı saldırı, kuşkusuz sadece savunma ile karşılanamaz; siyasal özgürlük savaşımını geliştirmek esastır. Ancak savunmayı, saldırıları bir bütün olarak karşılamayı, sınıf kesiminin, giderek sınıfın birliğini koruyup geliştirmeyi, sınıfsal onurumuzu koruyup geliştirmeyi, boynumuzu dik tutmayı, hedefe çakılan/çakılabilecek (özellikle grev komitelerinde yer alan, patronlar ile görüşmeleri yapan, eylemde öncüleşen işçiler vb.) sınıf kardeşlerimizi sınıf olarak sahiplenmeyi vb. unutmaksızın!

Sermayenin siyasal karşı saldırısının temel hedeflerinden biri de, otomotiv işçilerini sınıfsal siyasal dayanışma ilişkilerinden, ağlarından koparmak, yalıtmak oluyor. Sermaye bunu fiili grevimiz boyunca uyguladı zaten. “Desteğe gelenleri içinize alırsanız, saldırırız!” tehdidi örneğin. Siyasal, sınıfsal güven konusunda tek tek işçilerin tutumu ile sınıfın tutumu epey farklıdır! Tek tek işçiler pragmatisttir, anlık en çok fayda tutumunu gösterir vb. Sınıf ise, sınıfsal özgüveni geliştiği ölçüde, kuşkusuz “yoğurdu üfleyerek yiyerek” siyasal güven ilişkisini geliştirir. Otomotiv işçilerinin sınıfsal siyasal dayanışma ilişkilerine karşı geliştirilecek saldırılara hazırlıklı olmaları gerekiyor…

Otomotiv fiili grevine katılan işçilerin ideolojik tutumu, kuşkusuz bir bütün olarak sermaye ideolojisinin (burjuva ideolojisi) içinde; ağırlıklı olarak da muhafazakardı. Kısacası, ideolojik düzeyden de sermayeye bağımlılıkları derin, kapsamlı. Fiili greve, sınıfsal sendikal siyasal dayanışma ilişkisi içinde sendikalizmden, burjuva demokrasisinden öteye geçilmemesi de yüz karamızdır! Bu yüzden, otomotiv işçilerine sermayenin ideolojik düzeyden karşı saldırısı, en zayıf halkamızı oluşturuyor. Fiili grev sürecinde dayanışma ilişkilerinde gösterilen pragmatik sendikalist, burjuva demokratik tutum, şimdi dönüp hepimizi vuracak! Kuşkusuz bunun sermayenin yörüngesindeki sendikalar için, küçük burjuva sosyalistleri için bir anlamı yok; çünkü onlar zaten burjuva demokrasisinden öte bir ufku yok, niyeti yok…

Faşizm koşullarında demokrasi mücadelesi vermenin önemi yadsınamaz. Ancak, dünya çapında sermaye yönetişimi/neo liberal muhafazakar demokrasi koşullarında, ufkun burjuva demokrasisiyle sınırlı olması felakettir, cinayettir: Niyetlerden bağımsız olarak, sınıfımızın özgürlüğünün engeli, düşmanı olmaktır.

Toplumsal saldırı:

Sermaye, otomotiv fiili grevimize tüm toplumsal ilişkiler içinden saldırdı; tüm toplumsal kesimleri fiili grevimizin düşmanı yapmaya çalıştı; en azından “tarafsızlaştırmaya”, seyircileştirmeye uğraştı. Gezi deneyiminden dersler çıkararak, sınıfımızın Gezi’sine yöneldi. Sermaye toplumunun tüm temel kurumlarını, kurumsal ilişkilerini (devlet, aile, eğitim vb) fiili grevimize karşı hücuma geçirdi; en azından fiili grevimizi darbeleyen, kırılmalara uğratan, toplumsal etkisini, derinliğini, kapsama alanını daraltan bir kurumsal ilişkiler ağı, hapishanesi olarak kullandı.

Sendikalar üzerindeki demoklesin kılıcı olan, neredeyse ayda bir gündeme getirilen, Çalışma Bakanlığı’nın sendika üye sayısını açıklama tehdidiyle birlikte, (zaten ne örgütlü tabanı, ne de bu yönde bir niyeti, mecali olan) demokrat sendika konfederasyonlarının, sendikaların, odaların vb. fiili grevimizle fiili eylemli dayanışmalarının önü kesildi (KESK, DİSK bir yana, örneğin TTB vb., Dr. Kamil Furtun’un öldürülmesine karşı 1 Haziran’da ülke çapında bir günlük grev yaparak, on binlerle protesto gösterilerine çıkmasına karşın, otomotiv fiili grevi sırasında buna benzer dayanışma eylemlerinden kaçındı!).

Fiili grevimiz sonrasında, sermayenin toplumsal karşı saldırısı sürecek. Sermaye toplumunun krizdeki tüm toplumsal ilişkileri içinden, krizdeki tüm toplumsal kesimler içinden, otomotivdeki fiili grevimiz sonrasında da dayanışma ilişkileri, gündemleştirmeler zorunlu olacak…

Sınıfsal toplumsal ilişkiler bütünü olarak işçiye saldırı:

Her işçinin sınıfsal toplumsal ilişkiler bütünü olmasından kalkarak, sermayenin otomotivdeki tek tek her sınıf kardeşimizin sınıfsal toplumsal ilişkiler bütünlüğüne saldırısına dikkat çekmek istiyoruz.

yucel_boru_16mayisOtomotiv fiili grevimiz, bu açıdan sınıfsal eğitim atölye çalışması olarak değerlendirilecek bir düzeye sahip! Sermaye, greve katılan tüm işçilerin, tek tek her işçinin tüm sınıfsal toplumsal ilişkilerini kavrayarak, bunları fiili grevimize saldırı kanalları, ilişkileri olarak kullanmaya çalıştı. Örneğin, fiili grevdeki sınıf kardeşlerimizin evlerine giderek, eşlerine, sermaye hümanizminin göz yaşartıcı doruklarından seslendi: “Uzun zamandır ayrı kaldınız, siz de o da çok acılar, yoksunluklar çektiniz; bitsin artık bu acılar, kendini fabrikaya kapatan kocanızı çağırın!”

Sınıfsal, toplumsal ilişkiler bütünü olarak işçi, sınıf örgütlenmelerinde, sınıf çalışmasında, sınıfa yönelimde bizim kara deliğimiz! Demokrat sendikalar, küçük burjuva sosyalistleri açısından kuşkusuz böyle bir sorun yok; onların dikkati en fazla “AKP faşizmi”, din, cemaatsal ilişkiler, işçilerin pragmatist tutumlarıyla sınırlı. Sermayeye, sermayenin sermayeleşmiş devletine, sermayenin sermayeleşmiş toplumsal ilişkiler bütünlüğüne bağımlılık ilişkileri de neymiş; ufuklarında dahi yok!

Sendikalar açısından, ister sermaye sendikası olsun, ister sermaye demokrasisi sendikası olsun, işçinin sermayeye bağımlılık ilişkilerinin bütününün ele alınması, sermayeye bağımlılığının geliştirilmesi, korunarak sürdürülmesinden ibaret. Kuşkusuz Türk İş ile KESK arasında bu konuda muazzam fark var; ancak bu fark, niteliksel değil! Ki KESK, artık “sosyal devletçi” dahi değil; sosyal liberalizme, sermaye yönetişimine çoktan park etmiş halde… Küçük burjuva sosyalistlerinin de tutumu farklı değil zaten; onlar, sermaye yönetişimi/neo liberal demokrasi tarafından içerilip özümlendiklerinin farkında dahi değiller…

Sermaye nasıl ki işçinin tüm ekonomik, toplumsal, siyasal, ideolojik-kültürel bağımlılık ilişkilerini direnişi çözmekte kullanıyorsa, işçi sınıfı devrimcilerinin de işçiyi ve sınıfı bu bütünsel ilişkileri içinden örgütleyebilmesi gerekir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*