Anasayfa » GÜNDEM » Ostim’de galvaniz fabrikaları: Cehennemin öbür adı!

Ostim’de galvaniz fabrikaları: Cehennemin öbür adı!

Ostim’de Galvaniz fabrikalarındaki üretim ve çalışma koşullarını işçi sağlığı ve güvenliği açısından değerlendiren araştırma yazımızı, Ostim’de bir galvaniz atelyesindeki işçi direnişiyle gündemleşmesi nedeniyle yeniden yayınlıyoruz.

Galvaniz: Cehennemin Öbür Adı

“Galvanizle metalin ömrü uzar, işçinin ömrü kısalır.”
“Galvenizle kaplanan metal parlar, işçinin hayatı söner.”
(Galvaniz işçileri)

İş tanımı:
Sıcak galvaniz. Metal malzemelerin oksidasyon, korozyon vbye karşı dayanıklılığını artırmak ve ömrünü uzatmak üzere galvanizle kaplanması.

Kısa iş akışı:
Kamyonla yığın halinde gelen metal malzemeler indirilir. Cinsine, ebatına göre ayrılır. Zincirlenir veya kancalara asılır. Malzemeler oradan vinç kancalarına takılan sallara halat veya tellerle bağlanarak üzerlerindeki pas, toz ve pislikten arındırmak için asit tankına gider. (Bazı atelyelerde yağlı metal malzemeler önce yağ çözücü sıvı tankına sokulur.)

Asitten çıkan malzeme su tankına giderek yıkanır. Malzemeler, sıcak galvaniz ocağına daldırılmadan önceki son aşama olarak, külünü azaltmak, yağını almak için fluks (amonyum nitrat/sıvı nişadır) tankında yıkanır. Asit, su ve sıvı nişadırdan geçen metal malzemeler, 450-500 derecede eritilmiş galveniz (sıvı çinko) ocağına daldırılarak galvenizle kaplanmaları sağlanır.

Malzeme vinç ve salla galvaniz ocağına daldırılıp çıkartıldıktan sonra, sıvı çinkonun yüzeyinde toplanan küller kürekle çekilir. Vinçle çıkartılan malzeme, tekrar su tankına giderek yıkanır. Galvanizle kaplanan malzemeler tek tek el ve gözle son kontrolden geçirilip, yüzeyinde kalmış çapaklar, küller fırçayla, eğeyle temizlenir, çıplak kalmış yerler sprey endüstri boyası ile telafi edilir. Malzemeler tekrar paketlenir ve kamyona yüklenmeye hazır hale getirilir.

Üretim araçları ve kullanılan kimyasallar:

Vinç: Tavana yakın bir yüksekliğe monte edilmiş, kısa ve sabit bir hat boyunca düz ileri geri hareket edebilen raylı vinç. Ağır malzemelerin tanklara ve tanklardan ocağa taşınmasında ve aşağıya sarkıtılıp çıkartılmasında kullanılır. Vincin kısa kabloyla bağlı kumandayla kumandayla yönetilmesi, kumandayı kullanan işçinin de hareket yeteneğini sınırlar. Vinç kancalarına takılan demir sallar. Malzemeler halat ve tellerle sallara bağlanır. Vinç dalışçıların elindeki kumandayla ileri-geri hareket ettirilip durdurulur. Bunun dışında, salların vinç kancalarına geçirilmesi, malzemelerin sala bağlanması, salın hareket ettirilip kontrol edilmesi, en ilkel biçimde, bağlanan halat ve tellerle, kol gücüyle ve göz hizasıyla yapılır. Dalışçı (malzemeleri galvaniz ocağına indirip çıkartan işçi) bir elinde elektrikli vincin kumandası, diğer elinde sala bağlı telle, malzemeleri ocağa hizalamaya ve kontrol etmeye çalışır. Bazı atelyelerde kamyondan indirilen malzemelerin içeri taşınmasında forklift kullanılır.

Yağ çözücü sıvı tankları: Yüzeylerinde yağ tabakasıyla gelen metal malzemelerinin, yağını çözmek için daldırıldığı yağ çözücü sıvı tankları. Her atelyede bulunmaz.

Asit tankları:
Galvaniz atelyelerinde 1-3 arası asit tankı bulunur. Asit tanklarının boyutları uzunluğu 6.30 m, genişliği 1.30 m, derinliği 2 mdir. Döküm metal malzemelerin galvenizlendiği atelyelerde hidroflorik asit, daha kaba malzemelerin galvenizlendiği atelyelerde ise sulfurik asit kullanılır. Tanklara asit ilk boşaltıldığında, yaydığı keskin kokuyu azaltmak için üzerine 20-30 cm kadar su ilave edilip suyla karıştırılır. Üstü açık duran tanklardaki asit sürekli buharlaşarak havaya ve işçinin aldığı her soluğa da karışır. Atelyelerin küçüklüğü nedeniyle asit tankları birbirine çok yakın, bazılarında neredeyse bitişik durur. Malzemelerin asite daldırılması, bekletilmesi ve çıkartılması işlemlerini kontrol eden işçi, asit tanklarının arasındaki 20 cmlik şeritte, hareket etmeye çalışır. Bazı atelyelerde asit tankları ile galvaniz ocağı arasındaki mesafe de 5-6 m kadardır.

Flux tankları:
Amonyum nitrat, sıvı nişadırın bulunduğu tanktır. Asitle birlikte, amonyum nitratta açık yüzeyinden buharlaşarak havaya karışır. Ocağa gidecek malzeminin gözeneklerini açmak, galvanizin tüm yüzeyine nüfuz etmesini sağlamak için kullanılır.

Su tankı: Metal malzemenin galvaniz ocağına girmeden önce ve girdikten sonra, yıkandığı su tankıdır. Tanklardaki asit, fluks ve su yeterince sık değiştirilmediğinden, malzemelerin birinden ötekine girip çıkmasıyla, birbirine karışır.

Galvaniz ocağı: Çinkonun 450-500 derece ısıda eritilmiş, sıvı olarak bulunduğu üstü açık, havuzdur. Ocak, doğal gaz sistemiyle çalışır ve hiç soğumaması gerekir. Ocak bir kez donduğunda, zarar görür. Galvaniz ocağı, galveniz fabrikalarının en kritik noktasıdır. Ocağın büyüklüğü, ebatları ve ısısı, ne tür demir-çelik malzemenin galvenizlebileceği konusunda da belirleyicidir. Örneğin uzun elektrik lambası direklerinin, demir parmaklıkların, çatı oluklarının galvenizlenmesi buna uygun büyük ocaklarda yapılır. Küçük ocaklarda ise birkaç metrelik ya da daha küçük metal malzemeler galvenizlenebilir. Ocaktaki erimiş çinkoya, arasıra zamak, aliminyum gibi malzemeler de karıştırılır. Ocaktaki sıcak galvenizin, hep belli bir seviyede tutulması gerekir. Ocaktaki sıcak galvenizin daldırılıp çıkarılan malzemelerle seviyesi azaldıkça, 1 tonluk paketlerdeki külçeler halinde gelen katı çinko külçeleri ocağa atılıp eritilir. İşçiler 450-500 derecelik ocaktan yayılan sıcağın, ocağa daldırılan malzemenin sıcak buharının yüzlerine vurduğu biçimde, külleri çekmek için de açık ocağın üstüne eğilerek çalışır. Soğuk ve ıslak malzemenin kurutulmadan sıcak galvanize daldırılması sırasında sıcak çinkonun yüzeyinde kaynama ve patlamalar olur. Ve yoğun bir duman bulutu oluşur. Bazı atelyelerde malzeme ocağa daldırılırken vinç kancasının üstünde iki yana açılıp ocağın üstünü örterek patlamaların çevreye sıçramasını ve dumanın yayılmasını azaltır. Ancak çoğu atelyede bu basit mekanizma bile yoktur. Sıcak çinko çevreye sıçrar. Çok yoğun ve göz gözü görmez bir duman ortalığı kaplar. Hemen hiçbir Ostim Kobisinde olmayan havalandırma sistemi, en çok gerekli olduğu galveniz atelyelerinde de yoktur. Malzemelerin galveniz ocağına girmeden önce üstündeki ıslaklık ve nemin kurutulması, ocaktan çıktıktan sonra da askıdan indirilmeden önce soğutulması gerekir. Ancak seri iş ve verimlilik (artıdeğer üretkenliği) baskısıyla, kurutma ve soğutma işlemleri yapılmaz ve beklenmez.

“Kulube”: Dalışçının çoğunlukla bir elinde vinç kumandası, bir elinde salı hareket ettirmekte kullandığı tel olmak üzere, malzemenin ocağa daldırılışı sırasında patlama ve sıçramalardan korunmak için girdiği, 2 ya da 3 tarafı kapalı, küçük camından ocağın izlendiği, nöbetçi kulubesine benzeyen ilkel korunaktır. Ancak dalışçı elinde tuttuğu teli çekerek salı idare edebilmek için kulubeye giremediği durumlar olur. Ayrıca sıcak çinko çok yakındaki asit tanklarında çalışan işçilerin üstüne de sıçrar. Kimyasal, metalik duman, buhar ve nemi solumaya karşı ise hiçbir önlem yoktur.

Kürekler: Malzemeler sıcak galvanize daldırılıp çıkarıldıktan sonra, ocağın üzerinde toplanan küllerin kenara çekilmesi için kullanılan, ucu demir sapı tahta çekpasa benzeyen ilkel alettir.

Sprey çinko boyası:
Ocaktan çıkan malzemelerin son bakım ve rötuşlarında kullanılır. Tiner ve çeşitli kimyasallar içerir.

Galvaniz atelyelerindeki üretim kademelerinin, çalışan işçilerin sağlığı ve can güvenliği üzerindeki etkileri:

Gelen malzeme kamyondan vinç yardımıyla bez halat kullanılarak paket halinde indirilir. Bez halatlar aynı zamanda malzemenin asite inidirilip kaldırılmasında da kullanılır. Bu yüzden halat çabuk yıpranır kopma olasılığı, malzemenin işçilerin üzerine düşme olasılığı artar. Aynı zamanda asitli bez halat işçinin vücuduna temas ettiğinde yakar. Yara yapar. Gerilmiş halattan asit işçinin vücuduna gözüne sıçrar. Göze geldiğinde yakar. İşçi bir süre gözünü açamaz. Müdahale edecek sağlık malzemesi de -göz damlası vb- yoktur.

Kamyondan indirilen malzeme cinsine ebatına şekline ağırlığına göre ayrıştırılıp sala asılır zincirlenir ve tellenir. Kamyonla gelen malzeme düzgün paketlenmiş değilse, indirme ve asma sırasında dağılma, işçinin üstüne, ayağına, ellerine düşme vakaları yaşanabilir. Ostimdeki fizik koşullar yetersiz, alan dar, çatı alçak olduğu, vincin boyu yetmediği için, malzemelerin indirilmesi, asılması ve zincirlemesi sırasında ekstra zorluk yaşanır. Bazan tonlarca ağırlıkta malzemeyi işçiler kol gücüyle indirmek,taşımak, istiflemek zorunda kalır, bazan malzemeyi takıldığı yerden kurtarmak için vincin üzerine tırmanması gerekir. İşçinin hareket alanı dardır. Vinç, “kumanda” denilen, ilkel kablonun ucuna bağlı butonların olduğu bir mekanizmayla ve bağlanan tellerle idare edilir. Malzemeleri içeri taşımak ve içerde vinçle hareket ettirmek için işçinin de sıkışık alanda, malzeme yığınları arasında, asit havuzları ve ocak kenarında, düzensiz balçıklaşmış kaygan zeminde, sağa sola ileri geri akrotabik hareketler yapması gerekir. İşçi, malzemeleri takılmadan kurtarmaya çalışırken aynı zamanda malzemenin altından uzak durmaya, kendini korumaya çalışır, ama kısa kabloya bağlı “kumanda”yı bırakamadığı ve alan darlığı nedeniyle malzemelerin vinçle taşınması sırasında her zaman tehlikeyle karşı karşıyadır. Gelen malzemelerin yığıldığı atelyede bazan işçinin adım atacağı yer kalmaz. Malzemelerin yukarıdan düşmesi, malzeme istiflerinin devrilmesi ve kaçacak yeri bile olmayan işçilerin yaralanması sık raslanan olaylardır. Gelen malzemeler uzunsa biryerlere veya birbirine takılır, işçinin kurtarmak için kendi güvenliğine dikkat etme olanağı olmadan (vince tırmanarak, malzeme istiflerinin üstüne çıkmak gibi) takıldığı yerden kurtarmaya çalışması gerekir. Ağır malzemelerin indirilmesi ve vinçle taşınmasında çelik halatın kullanıldığı durumda bile eskimiş yıpranmış halatın koptuğu malzemlerinin düştüğü işçilerin yaralandığı vakalar yaşanabilmektedir. İndirme ve istifleme işinin yaş, asitli, yıpranmış, kalitesiz halatla değil, temiz, sağlam, dayanıklı, kuru halatla yapılması, kullanılan halatların sık sık yenileriyle değiştirilmesi ve sağlamlıklarının sınanması gerekir. Ancak bez ve çelik halatlar, kopuncaya kadar kullanılır ve değiştirilmez.

Malzemeler atelyede istiflendiği yerde, asit tankına vinçle taşınarak gitmek üzere, her malzemenin altından zincir geçirilerek paketlenir. Aralarında boşluk kalması, asitle tüm yüzyelerinin temas etmesini sağlamak için, her malzemeye tek tek zincir atılır. Bunun için malzemelerin tek tek ve bazan topluca kaldırılması gerekir. En ağır ve tek bir insanın gücünün yetmeyeceği malzemelerin bile tek tek kaldırılması, zincirlenip yukarıdaki sala asılması, salt insan gücüyle, eğilip kalkarak, uzanarak yapılan iştir. Bir malzemeyi kolla kaldırırken, diğerlerinden kurtarmak için ayakla itmek, düzensiz istiflenmiş malzemelerin işçinin üzerine devrilmesi, el ve ayaklar üzerine düşmesi, bel incinmesi ve ağrısı, el ayak ezilmesi, kırılması vakayı adiyedir.

Bazı malzemelerin yukarıdaki sala bağlanması gerekir. İşçi ağırlığı boyunun üstüne kaldırmak zorunda kalır. İşçi ağırlığı yukarıdaki sala doğru kaldırıp asabilmek için, salın altına tahta, palet koymak, hatta bazan plastik sandalye koyup ağırlıkla birlikte üstüne çıkması gerekir. Bunlar, dengenin bozulup ağırlıkla birlikte düşme riskini artırır. İşçinin malzemeyi kaldırma, zincirleme, yukarı kaldırıp asma hareketleri sırasında kullandığı eldivenler ve kaldırdığı malzemeler yağlı ve ıslak olduğu için malzemenin kayma ve işçiyi yaralama olayları da yaşanır. (Gelen bazı metal malzemelerin yüzeyi yağlı olur. Atelyede sıcak galvaniz ocağının ısısı nedeniyle, üstleri açık olan asit ve su tanklarından sürekli buharlaşma, atelyedeki her şeyin üzerine yapışan asit ve su buharı ve nem vardır.) İş eldivenleri, Çin’den gelen en kalitesiz, naylon-plastik eldivenler ve beylik bez iş eldivenleridir. Eldivenler, hemen deforme olur, asitten ve sıcaktan erir, yırtılır, katılaşıp büzüşür. Yağlı ve kaygandır. (Ocaktan çıkan malzemelerin soğutulmadan askıdan alınıp paketlenmesi, özellikle kalitesiz eldivenleri, eritip katılaştırır.) İşçiye kaliteli eldiven de, hemen deforme olanın yerine yeni eldiven de verilmez. Eldivenlerin asitten ve sıcaktan deforme olup katılaşması, yağlanması, işçinin malzemeleri kavramasını da zorlaştırır.

İşyerinde, baret, burnu çelik destekli iş ayakkabısı, yanmaz ve asit geçirmeyecek iş giysisi kullanılması gerekir. Fakat hiçbiri yoktur ve verilmez. Yalnızca yılda iki kez, yazlık ve kışlık diye en ucuzu ve basitinden iş giysisi ve pantolonu verilir. Bunlar da ilerleyen günlerde hızla parçalanır, kullanılmaz hale gelir. İşçi kendi getirdiği normal kısa kollu tişört ve kot pantolonla çalışmak zorunda kalır. Havadaki asitli nemi emen giysi ve özellikle pantolonlar, iş sırasında sürekli vücutla da sürtünme sırasında, diz ve eklem yerlerinde kızarıklık, yanma ve alerjilere neden olur. Çalışma sürecinde giyilen basit ayakkabılar da, asitle temas nedeniyle burnu yukarı doğru bükülür. Ayakkabı küçük gelmeye başlayıp ayağı vurur yara yapar. Deforme olmuş eldivenler gibi ayakkabılar da ağrı yapar. Hatta işçi yürüyemez hale gelir. Ayakkabı giysi ve pantolon kısa sürede kullanılamaz hale geldiği halde yenisi verilmez. İşçiler birbirlerinin ayakkabılarını giyerek durumu idare etmeye çalışırlar. İş giysilerinin, işçilerin kendi aldıkları giysi, pantolon ve ayakkabıların hızla deforme olması, işçilerin iki de bir yeni ayakkabı, pantolon, giysi alacak durumunun olmaması, işyerinin her daim ve özellikle de yazları aşırı nemli, sıcak ve bunaltıcı olması, işçilerin genellikle en ucuz, basit kısa kollu kirli tişört, ince pantolon ve terlikle çalışmasına neden olur. Bu da çıplak kollarda ve ayaklarda yanma, yaralanma, ezik, kesik ve sıyrıkları artırır.

Kullanılan asit ve diğer kimyasalların atımının çevre ve zehirli atık yönetmeliklerine uygun olması gerekir. Oysa galvaniz atelyelerinde, tanklardaki asit ve diğer kimyasallar, yenilenirken eskiler doğrudan kanalizasyona boşaltılır. Tonlarca asit ve amonyum nitratın kanalizasyona boşaltılması, galvanizi yalnız çalışan işçilere değil, doğaya da en zararlı işlerden biri haline getirir.

Sürekli asitle iç içe, asit buharını soluyarak, herşeyin yüzeyinde bulunan asitli nemle temas içinde ve asit tarafından kemirilerek çalışmak zorunda kalması, işçi sağlığı ve güvenliği açısından ağır sorunlar doğurur. Zincirlenip paketlenen malzemeler önce asit tankına vinçle taşınır. Sürekli kullanılan, değiştirilmeyen, asit tarafından kemirilen halatlarla asite sokulur. Daha sonra asitçi (“asit şefi” denilen işçi) vinçten halatları kurtarmak için, hafif sulandırılmış hidroflorik ya da sulfurik asit tankının kenarına gider. Asit tankının kenarlarında hiçbir koruma, korkuluk yoktur. İşçi yarı belinden fazlası tankın üstünde kalacak, dengesini kaybederse asitin içine ya da boşluğa düşme tehlikesi olacak biçimde, asit tanklarının kenarlarında çalışmak, halatları çözmek vd işler için asitin tankının üzerine uzanarak çalışmak zorundadır. Vince takılı malzemenin salla ve halatlarla birlikte kayarak asit tankına düşme ve asitin işçinin yüzüne, gözlerine, üstüne sıçrama olayları da yaşanmaktadır. Asitçinin asitten koruyucu iş elbisesi ve maskesinin olmaması, bu tür asit sıçramalarına maruz kalması, zaten sürekli buharlaşıp havaya karışan asiti soluması ağır sağlık sorunlarına yol açar. Galvaniz ocağının yaydığı sıcaklık, özellikle de yaz aylarında hava sıcaklığının artmasıyla birlikte asitin buharlaşmasının da artması, işçilerin içten içte asit tarafından kemirilmesini de artırır. Solunum yoluyla alınan asit buharının vücutta ve yaşam fonksiyonlarında yol açtığı etkilerin en görünenlerini saymak yeterlidir: Baş dönmesi, dişlerin çürümesi, diş etlerinin çekilmesi, gözlerin yanması, genç yaştaki işçilerde bile hızlı ve tutam tutam saç dökülmesi ve kelleşme, solunum zorlukları, hafıza zayıflaması, dikkat dağınıklığı, iş dışındaki zamanlarda da sürekli halsizlik… Asit buharına daha fazla maruz kalındığı durumda ise anlık bilinç kayıpları, sersemleme sık yaşanan olaylardır. Bu durumda, asit tankının kenarında duran işçinin dengesini kaybetme ve asitin içine düşme riski de artar. Asit buharı ve nemi, atelyedeki her şeyin üzerine yapıştığı gibi, işçinin yüzüne, göz kenarlarına, giysilerine de yapışıp kalır. İşçi aşırı sıcak ve kesif kokulu atelyede çalışırken, vucuda yapışan asit, terle birleşip vucutta çeşitli yaralara, kızarıklıklara, alerjilere yol açar. İşçiler, iş dışı zamanları da dahil, sürekli kaşıntı halindedirler. Kollarda, bacaklarda, eklem yerlerde açılan yaralar, sürekli asite, tere, sıyrılmaya maruz kaldığı için kabuk bağlamaları bile zor olur, cılklaşır. 8 saat boyunca asit buharının solunması ve bunun yol açtığı baş dönmeleri, işçilerde uçucu madde bağımlılığı da yaratmaktadır.

Atelyelerde, hidroflorik asit, sülfürik asit, amonyum nitrat, yağ çözücü kimyasallarla ilgilenen bir kimya mühendisi de bulunur. Ancak kimya mühendisi, kimyasalların üretimdeki etkisi dışında bir şeyi, işçi sağlığı ve doğaya etkisini sorun edinirse işten çıkarılır. Kimya mühendisi arada bir gelip giderek kimyasallara bakarken, sürekli bu kimyasallarla karşı karşıya ve iç içe çalışan işçiler ise, bunların sağlık üzerindeki etkisi, ne tür önlemler alınması gerektiği ve alınabileceği üzerine hiçbir şey bilmeden çalışır.

Malzeme asitten sonra suda durulanıp sıcak galveniz ocağına gider. Su tankındaki su sık sık değiştirilmediği için o da bir asit karışımı haline gelir. Bu soğuk malzemenin üstünde su ve asit ıslaklığı ile sıcak galvenize daldırılmasıyla, ocağın yüzeyinde meydana gelen reaksiyon, patlama ve sıçramaları, tüm atelyeyi kaplayan ve göz gözü görmez hale getiren yoğun kimyasal-metalik duman bulutunu artırır. Malzemenin sudan çıktıktan sonra, sıcak ocağa daldırılmadan önce üstündeki ıslaklık ve nemin alınarak kurutulması gerekir. Ancak atelyelerde ne ocağa girecek malzemenin kurutulması için bir tertibat vardır, ne de kuruması beklenir. Maliyeti düşürme, iş akışında artıdeğer üretilmeyen zamanları azaltma, işçiyi daha yoğun çalıştırma baskısı, iş akışında işçi sağlığı ve güvenliği için zorunlu olan bir dizi halkanın (sudan çıkıp ocağa giden malzemenin kurutulması, ocaktan çıkan sıcak malzemenin soğutulması) atlanması sonucunu doğurmaktadır. Bu, işçilerin hem daha yoğun dur duraksız çalıştırmasına, hem de daha yoğun biçimde sağlık ve güvenlik tehlikesine maruz kalmasına yol açar. Soğuk ve ıslak malzemenin sıcak ocağa daldırılması sırasında ortaya çıkan sıcak galveniz patlama ve sıçramalarından işçiyi koruyacak, en basit kapak mekanizması bile çoğu atelyede yoktur. Patlama ve çevreye sıçramalar sırasında dalışçı, “kulube”ye girerek kendini korur görünse de, hemen yakındaki asit havuzu kenarında çalışan işçiler de sıçramalara maruz kalır. Galvaniz atelyelerinde, asit tankları ile galveniz ocağı arasında bulunması gereken asgari güvenlik mesafesi bile gözetilmemektedir. Sıcak galveniz damlaları, yüze, vucuda geldiğinde yanıklar oluşturur. Göze geldiğinde körlük tehlikesi vardır. Patlama ve sıçramalar sırasında asit tankları kenarında cambazlık yapan işçilerin, bir de eğilerek, arkalarını dönerek, sıcak galvaniz patlama ve yağmuru çok şiddetliyse kaçmaya çalışarak kendilerini korumaları gerekir. Bu, patlama ve sıçramalarla birlikte ocaktan çıkan yoğun, göz gözü görmez duman kütlesi ile birleşince, sıçramalardan kaçmaya çalışan işçilerin, önünü görmemesi, düşmesi, balçıklaşmış zeminde kayması, atelyede düzensiz ve gelişigüzel yerleştirilen bir şeylere çarparak yaralanması, hatta asit tankına düşmesi tehlikesini de ortaya çıkartır. Yoğun kimyasal-metalik duman bulutunun atelyedeki tüm işçiler tarafından solunmasını engelleyecek, hatta azaltacak hiçbir önlem yoktur. Havalandırma yaşamsal bir zorunluluk olmasına karşın, en basit havalandırma mekanizması bile yoktur. Atelyedeki sıcaklığı düzenleyecek klima yoktur. Çatının yüksek olmaması, atelyenin alan darlığı ve malzemelerle dolu olması da duman yoğunluğunu artırır. Yazın kapı ve camlar açık çalışılsa da bir hava sirkulasyonu olmaz. Bazı atelyelerde ise kapı ve camlar bile, zehirli duman çevrede rahatsızlık yarattığı, zabıtaya şikayetlere neden olduğu için, açılmaz. Evlerle iç içe olan bir atelyede, dumandan boğulan işçilerin camları açması, çevredeki evlerden belediyeye şikayete neden olmuş, gelen zabıta camları kapattırıp, açılırsa ceza yazacağını söyleyip gitmiştir! Açık havada yayılan zehirli dumanın bile rahatsızlık yarattığı düşünüldüğünde alanı dar, kapalı atelyede bir mesaide yüzlerce kez solunmasının, tüm işçilerin üzerine ve ciğerlerine sinmesinin etkisi daha iyi anlaşılabilir. Dalışçı da patlamalardan kulubede korunsa bile, duman dağılmadan ocağa yaklaşması, ocağın üstüne eğilerek kürekle külü çekmesi gerekir. Bu, işçinin dikkatinin dağılması, önünü görememesi, yoğun dumandan sersemlemiş biçimde, ocağa düşme tehlikesini de ortaya çıkartır. Bu, ocaktan malzemenin vinçle yavaş yavaş çıkartılması, bunun kontrol edilmesi gereği, ocağın başında 10 dakika beklemesi, ocağın sıcağının yüze ve vucuda vurması, terleme, akan terin asitle de birleşerek göze girmesi, iki eliyle çalışan işçinin teri silememesi ve asit, duman ile birleşen terin göze girip gözü yakması ile işkenceye dönüşür. Ocağın kenarlarında doğru dürüst bir korumanın olmaması, dengesini kaybeden ya da anlık bilinç kaybına uğrayan işçinin 500 derecelik ocağa düşme, yanarak can verme riskini de ortaya çıkartır. Galveniz atelyelerinde, sık olmamakla birlikte, ocağa düşerek yaşamını kaybetme olayları vardır.

Ocaktan çıkan sıcak malzeme soğutulmadan ve soğuması beklenmeden, askıdan indirilip istiflenir. Sıcak malzemeyi askıdan indiren işçinin kollarında, vücudunda değdiği yerlerde yanıkların oluşmasına neden olur. Galvaniz işçisinin özellikle de kolları, her türden yanık, sıyrık, ezik, kesik, alerji, yaradan geçilmez.

Vinçlerin düzenli bakımı yapılmamaktadır. Vinçlerin sürekli su, asit buharı ve neme maruz kalması, arızaları artırır. Bozulan vincin tamirini de, bu konuda eğitimi olmayan işçiler el yordamıyla yapmak zorunda kalır. Vincin sık sık da tam asit tankının ya da sıcak galvaniz ocağının üstünde bozulması, vincin arızasını gidermek için vince tırmanan işçinin, emniyet kemeri olmadığından asite ve sıcak galveniz ocağına düşme tehlikesini ortaya çıkartır. Vincin çelik halatının yıprandığı halde değiştirilmemesi kopma düşme risklerini artırır. Vincin elektrik kablosuna bağlı kumandasını işçinin elinde tutmak zorunda olması, kabloların yıpranması, açıkta kabloların olması atelyedeki her şeyin nemli olması, elektrik kaçak ve çarpma risklerini de artırır.

Galvanizle kaplanan malzemenin son bakımı, çoğu atelyede jet taşı olmadığından, yine kol gücüyle, üstünde kalan kül ve çapakların eğe ve fırçayla alınmasıyla yapılır. Kül ve çapaklar nedeniyle galvenizin işlemediği yüzey alanları da sprey çinko boyasıyla rötuşlanır. Sprey boya tiner gibi kimyasallar içerdiğinden, uzun süre boya işi yapan işçide baş dönmesine yol açar.

Galvaniz atelyesi sürekli gürültülüdür. Ocağın uğultusu, ocaktaki patlamalar, metallerin üst üste atılırken çıkardığı metalik çınlama ve sesler, insan sesini de duyulmaz hale getirir. Bu durum galveniz işçisinde işitme kaybına ve seslerini birbirine duyarabilmek için sürekli yüksek sesle, bağırarak konuşmalarına yol açar. Galveniz işçileri, çalışma dışındaki gündelik yaşamlarında da farkında olmadan yüksek sesle, bağırarak konuşma alışkanlığı edinir.

Galvaniz atelyesinde “yemekhane”, tuvalet, duş çalışma sahasının içindedir. Lağım fareleri ve böcekler, atelyede, yemekhane ve tuvalette cirit atar. Dışarıdan tabldot getirilen yemekler hijyenik değildir, besin ve kalori değeri düşüktür. Çok yoğun enerji sarfına ve kalori ihtiyacına karşın, hem yemeklerin kalitesizliği, yemek yenen ortamın pisliği nedeniyle, hem de muhtemelen maruz kalınan kimyasallar ve koku nedeniyle galveniz işçisinin iştahı kapalıdır, doğru dürüst yemek de yiyemez.3-11 vardiyası ise, önceden gelen yemek soğuk ve yağları donmuş olarak verildiği için, yemek yiyemez. Asit, nişadır ve çinko zehirlenmesine karşı her gün yoğurt ve ayran verilmesi gerekir. Ancak yoğurt yılda birkaç kez 5 kg olarak gelenin dışında verilmez. Tuvalet son derece pistir ve sık sık tıkanır. Tuvalet lağım borusu bile bazı atelyelerde atelyenin içinden geçer. Patronun ise yukarıdaki odası klimalı ve tuvaleti ayrıdır. Patronun temiz tuvaletine, işçiler aşağıdaki tuvalet tıkalı olduğu durumda bile giremez. Derme çatma “banyo-duş”, atelye ile iç içe olduğundan, atelyede kullanılan ayakkabı ve giysilerle girip çıkıldığından, kullanılamaz.

Galvaniz işçisi, banyo-duş yapamadan, üzerindeki ağır asit ve ter kokusu ile işten çıktığından ve kollarındaki yaralar ve yara izleri, cildindeki alerji ve bozukluklar nedeniyle, toplu taşıma araçlarında da sorun yaşar. Çevresi boşalır, “tinerci” muamalesi görür, kendini ezik ve aşağılanmış hisseder. Yüzündeki ve kollarındaki yaraları saklamaya çalışır. İşten çıktıktan sonra bindiği toplu taşıma aracında uyuya kalarak ineceği yeri kaçıran işçinin, ters yönden bindiği otobüste yine uyaya kalarak ineceği yeri bir kez daha kaçırması gibi, işçinin evine gitmekte bile zorlandığı durumlar da yaşanır. Çalışma koşulları nedeniyle yaşadığı, gündelik yaşamında da peşini bırakmayan hafıza ve kendini ifade sorunları, sürekli halsizlik, oturduğu yerde uyuklama, stres, sık sık depresyon, agresifleşme, kolları ve bacaklarındaki, yüzündeki yaralar ve yara izleri, ailevi sorunlar da yaşamasına, çevresinin boşalmasına, iş dışında sosyal ilişkiler kuramamasına ve bir nevi sosyal tecrit yaşamasına da neden olur. İş dışı zamanlarında da halsizlik, dikkat dağınıklığı, anlama ve konuşma zorlukları, ücret düşüklüğü ile de birlikte, sosyal ilişkilerini iyice daraltır, her hangi bir sosyal aktivitede bulunmasını zorlaştırır, bütün isteksizliğine karşın kapana kısılmış ve robot gibi işe gidip gelme ve uyuma dışında bir yaşamının kalmamasına yol açar.

İş müfettişi, galvaniz atelyelerine 1-2 yılda bir lütfen uğrar. Müfettiş gelmeden önce patron işi durdurtur. Atelyeyi vitrinlik olarak düzenletir. İşçilerin müfettişle konuşmaması için baskı yapar. Zaten gelen müfettiş de, işçileri hiç muhatap almadan doğrudan patronun yukarıdaki klimalı odasına çıkar, patronla konuşur, yemeğini yer, çıkıp gider.

Not: Bu yazı, 23.00-7.00 vardiyasından yeni çıkmış, uykusuz, yorgun, sinirli,kollarındaki ve vucutlarındaki yaralar ve alerjiler nedeniyle sürekli kaşınan galveniz işçilerinin anlatımlarından düzenlenmiştir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*