Anasayfa » SERBEST KÜRSÜ » Örgütlü Mücadele Üzerine-K. Yaşar

Örgütlü Mücadele Üzerine-K. Yaşar

”Örgüt” ve ”örgütlülük” kelimeleri; burjuva medya ve burjuvazinin ideologları tarafından bilinçli bir biçimde çarpıtılan, kitleler üzerinde korkular yaratılan kelimelerdir. Sistemin böl-parçala-yönet tatktiği gereği; kitleler olabildiğince mücadeleden yalıtılır, apolitik hale getirilir, insanlara örgütlülük bir öcü gibi korkulması gerekilen bir şey olarak tanıtılır. Oysa ki örgütlülük bir ihtiyaçtır, toplumun sorunlarını çözebilmesi, ileriye gidebilmesi için zorunludur. Örgütlü bir sınıfın kolay lokma olmayacağını, işçi sınıfının kendi talepleri, çıkarları ve hedefleri doğrultusunda örgütlenmesinin burjuva iktidarın varlığını tehlikeye atacağı bilindiği için kitleler olabildiğince örgütsüzleştirilmeye, var olan örgütlülükler dağıtılmaya, örgütlenme potansiyeli görülen dinamikler yok edilmeye, yeri geldiğinde masa başında yeri geldiğinde zor yoluyla teslim alınmaya çalışılmaktadır. Sistem bir yandan ideolojik ve siyasi olarak insanları örgütsüzleştirmeye, toplumsal sorunlara karşı duyarsızlaştırmaya, kendi sorunları ve talepleri etrafında birleşmesine engel olmaya çalışırken; diğer yandan bu konu da başarılı olamadığı alanları zor gücüyle dağıtmaktadır. Bugün devrimci örgütlenmelere yapılan baskıların, katliamların özünde; sınıfın örgütlü ve bilinçli müfrezesi olan devrimci partilerin örgütsüz yığınları örgütleyebilme ihtimalinin yarattığı korku vardır.

Burjuvazi, işçi sınıfının örgütsüz üyelerine ‘örgütsüzlüğü’, ‘siyasetsizleşmeyi’ pazarlarken; bunu farklı araçlarla dayatırken; karşımıza tüm örgütlülüğüyle çıkmaktadır. Burjuvazi örgütsüz bir toplum yaratırken bile bu yaratımı; örgütlü egemen bir sınıf olmasına borçludur. Burjuvazinin elinde bulunan herkes için varmış şeklinde sunulan devlet, sözde halkın güvenliğini sağlamak için oluşturulduğu söylenen kolluk güçleri, televizyonlarda boy gösteren burjuva siyasetinin yalaka ideologları, gerici-faşist-kontr gerilla çete örgütlenmeler gibi araçlar; kitleleri sistem içinde tutma açısından burjuvazinin örgütlü olduğu alanlardır.

Burjuvazi iktidarı aldığı ilk günden günümüze; emekçi sınıflara karşı bütün araçlarıyla kendi örgütlülüğünü yaratmış olduğu açıkken ve bu sömürücü örgütlülüğünü korumanın uğraşını her alanda verirken; işçi sınıfına ve onun öncüsüne düşen görev ise; bir avuç azınlığın örgütlü zorbalığına karşı; üreten çoğunluğun örgütlü mücadelesini yaratmaktır.

Burjuvazinin saldırılarına, sermayenin varlığına, insanın insanı sömürmesine, ücretli köleliğe; ancak bu sorunlar ve talepleri etrafında örgütlenen bir işçi sınıfı son verebilir. Örgütlülük her şeydir, günümüzde burjuvazinin iktidarda olmasının tek sebebi; işçi sınıfının bir sınıf olarak kendi istek ve çıkarları doğrultusunda siyaset sahnesine çıkamamış olmasında aranmalıdır. Örgütlü bir sınıf hareketi, köklü bir değişimin garantisidir.

İşçi sınıfının örgütlenmesi ve bu örgütlülükle iktidar merkezli siyaset yapması demek; sömüren egemen sınıf olan burjuva sınıfının yönetme ve sömürme macerasının sonuna gelinmesi demektir. Bunun farkında olan burjuvazi medyasıyla, küçük bireysel çıkarlarla, ekonomik sorunlarla, göreceli konformist yaşam modelleriyle, popüler kültür ile, insanları uyuşturan gerici alışkanlıklarla, burjuva siyasi akımlarıyla kitleleri uyuşturmakta, ayrıştırmakta ve örgütlü olarak alana inmesini engelleyebilmektedir. Sistem sahiplerinin en çok korktuğu şey kendi altlarında sömürdükleri ve ezdikleri kitlelerin örgütlü bir ayaklanmayla tarih sahnesine çıkmasıdır.

Kitleleri örgütsüzleştirme politikalarından biri diğeri ve en önemlisi de; işçi sınıfının öncülerine yapılan saldırılardır. Burjuvazi her dönem devrimcilere çeşitli bahanelerle saldırır, militanlarını zindanlara atar, siyaset alanını olabildiğince daraltmaya, devrimci siyasetin kitlelere ulaştırılmasını engellemeye çalışır. Devrimcileri tecrit etme, kitlelerle bağını koparma, kurulacak bağları kurulmadan engelleme politikası başlıca saldırı politikalarıdır. Hali hazırda örgütlü bir gücün tasfiye edilmesi, burjuvazinin iktidar ömrünü uzatacağı, zaten kendiliğinden bir halde örgütsüz yığın olarak duran sınıfın örgütsüzlüğünün; aynı biçimde devam etmesi garanti altına alınabileceği için burjuvazi devrimcilere oynamaktadır. Burjuvazi de çok iyi bilmektedir ki; öncü parti olmadan sınıf devrime yürüyemez. Tüm saldırılarının kökeninde öncü ile kitlelerin buluşmasına darbe vurma amacı vardır.

Son söz olarak; örgütlü bir sınıf her şeydir, örgütsüz bir sınıf ise bir hiçtir!

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*