Anasayfa » BASINDAN » Olağanüstü momentum:İmkan ve tehdit

Olağanüstü momentum:İmkan ve tehdit

Kapitalizmin genel bunalımı küresel düzeyde olağanüstü bir momentumun önünü açtı. Multi kriz niteliği taşıyan genel bunalım, sınıfsal antagonizmayı şiddetlendirdi. 2008 sonrası birçok coğrafyayı saran büyük sınıf ve kitle hareketleri bir diyalektiğin dışavurumu oldu. Kriz, farklı evrelere girerek, yayılıyor ve derinleşiyor.

Büyük bunalım, emperyal özneler arasında hegemonya krizini yoğunlaştırdı.Jeo-politik odak noktaları emperyal öznelerin ” savaşlarına” sahne oluyor. Küresel finans kapital genel bunalıma karşı iki yöntemle hareket ediyor. Birincisi kar maksimizasyonunu sağlayacak stratejik saldırılar (esneklik,kuralsızlaştırma, güvencesizleştirme, sendikasızlaştırma, mülksüzleştirme, işsizleştirme, yoksullaştırma) olurken, ikincisi Rosa Luxemburg’un ifadesiyle ” düzeltici savaşlar” biçiminde şekilleniyor.

İçine girdiğimiz yüksek konjonktür kaotik bir karakter gösteriyor. Bir yandan, 1968 sonrası son derece güçlü sınıf ve kitle hareketleri küresel bir yaygınlık kazanıyor, diğer yandan savaşlar ve yıkımlar yeryüzünü sarıyor. Yani umut ve katastrof bütün çıplaklığıyla kendini dışavuruyor.

JEO- POLİTİK ODAK NOKTALARI

Ukrayna sorunu, Rusya ile AB ve ABD arasındaki hegemonya savaşının bir yansıması olarak dikkat çekiyor. “Yeni” Soğuk Savaş vurguları, Ukrayna üzerinden yapılmaya başlandı.1990 sonrasındaki ABD, Rusya arasındaki en ciddi gerginlik yaşanıyor. Ukrayna hızlı bir parçalanma ve iç savaş sürecine girdi.

Boko Haram tartışmalarıyla gündeme gelen Nijerya, emperyalizmin Afrika’daki yeni av sahasına dönüşüyor. Nijerya yaşadığı olağanüstü yoksulluğunun yanında, bir petrol ülkesi ve Çin’in Afrika’da stratejik ataklar yaptığı bir coğrafya. ABD, İngiltere ve Fransa hem petrolü denetim altında tutmak, hem de Afrika’da hegemonyanın yeniden tahsisi için hamleler yapıyor. Çin’in Libya ve Batı Afrika’da etkisizleştirilmesinden sonra, sıra Nijerya’ya geldi. Boko Haram, Nijerya’ya emperyal müdahale için “meşru” bir zemin olarak gündemde tutuluyor. Nijerya fiilen ikiye bölünmüş durumda. Ölümcül yoksulluk ve Boko Haram’ın şiddet dalgası, katostrofik bir sarmal yaratıyor.

Asya- Pasifik bölgesi de emperyalist hegemonya “savaşlarına” sahne oluyor. ABD’nin yeni jeo- politik konsenptine bağlı olarak, Asya-Pasifik öne çıktı. ABD, Çin ve Rusya’nın kuşatılmasını ve etkisizleştirilmesini amaçlıyor ve bu yönde hamleler yapıyor. Hem Asya’da, hemde Pasifikte bölgesel ittifaklar kuruyor. Özellikle Güney Kore ve Japonya ile Çin arasındaki sorunları ve gerilimleri tetikliyor. Ayrıca Pasifikten kuşatmayı daraltıyor. Vietnam’a önemli oranda deniz gücünü yığdı. Çin ise hinterlandında ve küresel düzeyde çok boyutlu ( ekonomik, askeri, diplomatik) kontrataklarla cevap veriyor. Bölge küresel jeo-politiğin en önemli fay hattını oluşturuyor.

Ortadoğu sürekli bir savaş coğrafyasına dönüşüyor. Suriye küçük bir Ortadoğu olarak dikkat çekiyor. Emperyalist güçlerin hegemonya hamleleri ve saldırıları Suriye’ye fokus yapılarak daha iyi anlaşılabilir. Suriye, bir nevi diğer küresel jeo- politik odaklara laboratuvar işlevi görüyor. Küresel büyük kapışmanın bir düzeyde yönelimi Suriye’den okunabilir.

Küresel gel-gitler ve alt üst oluşların artacağı bir konjonktürden geçiyoruz. Jeo-politik odak noktaları savaş ya da içsavaş coğrafyalarına dönüşüyor. Öte yandan Akdeniz coğrafyası da bir ayaklanma kuşağı haline geliyor. İmkan ve tehdit giderek “zamanın ruhunu” belirlemeye başladı.

Volkan Yaraşır

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*