Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Okuma-yazma sevinci

Okuma-yazma sevinci

Bu fotoğraf, tarihini tam olarak bilmesem de, tahminimce, günümüzden çok da uzaklara gitmediğim bir zaman dilimine ait.

İlk bakışta bir Kürt kadını olduğu izlenimi veriyor, yani yakınlarımızda bir yerdeymiş gibi…

Oysa ki Romanya’da, okuma yazma kurslarından birinde çekilmiş; bir roman kadını.

Adı da “Okuma – Yazma Sevinci”.

İlk gördüğümde bana bir çok konuda çağrışım yaptı; toplumsal iş bölümü, ezilen uluslar… Her şeyden ötesi de, dünyanın neresinde olursa olsun, her yerde “kadın olmak” meselesi…..

Hiç de uzak değil…

Lakin, bir tek fotoğrafçının adını, cinsiyetini, yaşını bulamadım, tüm araştırmalarıma rağmen. Önemli mi? Belli ki fotoğrafçının da, bu fotoğrafı çekerken farklı kaygıları, amacı var kendince, dolayısıyla da gönül rahatlığı ile “kimin çektiği çok da önemli değil” diyebiliyorum.

Fotoğraf okumaları ve fotoğrafta kompozisyon anlatılarında, çoğunlukla klişe kalıplardan bahsedilir: Aktif/pasif düzenleme, bakış açıları, açık/kapalı kompozisyon, ana/yardımcı öğe, ilgi merkezi, kadraj, altın oran… gibi tamamen biçimsel öğretiler.

Burada pasif düzenleme söz konusu gibi görünüyor. Yani fotoğrafçının hiçbir müdahalesi olmamış; hayal ettiği düzenleme kendiliğinden oluşmuş; ilgi odağı ağız dolusu gülen kadın, vs. şeklinde bu biçimsel öğretiler çerçevesinden devam edilebilir.

Bunları yok saymıyorum elbette; ancak bu fotoğrafta da olduğu gibi, bunlara bağlı kalmadan da, salt hikayesi ve gerçekliği olan ve objektifin bu amaçlarla doğrultuğu fotoğraflar da var.

İşte bu fotoğraf, tam da bu bahsettiğim tarzda olanların en etkileyicilerinden biri.

Burada grafiksel öğeler, ışık, leke, yerleştirme gibi estetiksel gaileler ikinci planda kalmış gibi.

Oldukça içerden. Fotoğraftakilerin rahatlığı, samimiyetleri hissedilebiliyor.

Yeni ve gecikmiş bir şey olan öğrenmenin ve bunu paylaşmanın mutluluğu, hatta yoğun heyecanı, izleyene çok güzel aksediyor.

Bu fotoğraf şunları da çağrıştırıyor:

Hayal ettiğimiz sınıfsız toplumu kurmak için, öncelikle başetmemiz gereken sorunlardan birisi olan ”iş bölümü” nü,

Burjuva demokrasisinin kadınları özgürleştirdiği safsatasını,

Kadının çifte köleliğini, ezilmişliğini,

Kendisine biçilen görevlerden başını alamayan ve 5-6 yaşlarındaki bir çocuğun bile birkaç ayda edindiği okuma yazma becerisinden mahrum kalmak zorunda oluşunu,

Müebbet olarak hükümlendirildiği ev hapsinden çıkışı için bir nebze de olsa umut ışığı yakalamışlığını ve bunu geç de olsa elde ettiğindeki heyecanını,

Her şeyden de öte, baktığımızda bizi de umutlandırmasını…

(İşçi Meclisi’nin 7. sayısında yayınlanmıştır)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*