Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Okmeydanı Hastanesi direnişi öncü işçiler dağıtılarak bitirildi!

Okmeydanı Hastanesi direnişi öncü işçiler dağıtılarak bitirildi!

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Dev-Sağlık-İş üyesi taşeron sağlık işçilerinin direnişi sessiz sedasız bitirildi! Yaklaşık 62 gün süren direniş, işçilerin önce çeşitli hastanelerde işe alımı ve bayramdan sonra ise eski işlerine dönmelerinin kabul edilmesi sözü ile direnişin sona erdirildiğini öğrendik.

14 Mayıs 2014’te Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Dev-Sağlık-İş üyesi taşeron sağlık işçileri sendika, toplu sözleşme ve grev hakları için eylem yapmıştı. ‘Sağlık işçisiyim, Dev Sağlık-İş üyesiyim’ şiarıyla sendika, toplu sözleşme ve grev hakları için üretimden gelen güçlerini konuşturup iş bırakmışlardı. Bu eylemleriyle birleştirdikleri DİSK’in Soma için eylem çağrısını hayata geçirerek, iş bırakma eylemlerini 15 Mayıs günü de sürdürmüşler ve Soma katliamına karşı sınıf dayanışmasının sarmalayıcı diline, destek için iş bırakma eylemine başvurmuşlardı. Örgütlü oluşlarının gücü dışında hiçbir iş güvenlikleri olmayan taşeron işçilerinin bu sınıfsal cüreti taşeron kapitalistlerini ve hastane yönetimini ziyadesiyle ürkütmüştü. Cezalandırılmaması düşünülemezdi! Aynen böyle yaparak 22 Mayıs’ta, Dev-Sağlık-İş işyeri temsilcileri olan 8 işçi işten çıkarılmış ve direniş başlamıştı.

Direnişin ilerleyen sürecinde direnişçilerden bir kadın işçi Okmeydanı Ağız Ve Diş Hastalıkları Hastanesinde işbaşı yaptırılmıştı. Fakat diğer 7 öncü işçi işe alınmadı ve işçiler işe geri dönme mücadelelerini yaklaşık 62 gün sürdürmek zorunda kaldılar. Henüz sendikadan bir açıklama yapılmasa da sağlık işçilerinden öğrendiğimiz kadarıyla yapılan görüşmeler sonucu direnişçilerden 3 işçi (Celel Kaya, Nail Tekin ve İlhan Taş) Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde; bir işçi (Recep Meral) Eyüp Devlet Hastanesinde; Oktay Yavuz Kasımpaşa Devlet Hastanesinde ve diğer işçiler Ali Çakin ile Muzaffer Mengi ise Okmeydanı Ağız Ve Diş Hastalıkları Hastanesinde işbaşı yaptırılarak direniş sonlandırıldı. Bu dağılımla direniş bitirildikten sonra ise başka ayak oyunlarının yapıldığı açıklandı. İşçilerden Recep Meral işbaşı yapmak için gittiği Eyüp Devlet Hastanesinden “bize bu yönde bir talimat gelmedi git işine bak” denerek geri çevrildiği; Okmeydanı Ağız Ve Diş Hastalıkları Hastanesinde işbaşı yapması gereken Ali Çakin’inse aslında başka bir ilçedeki hastaneye yönlendirildiği anlaşıldı. İşçilerin bu ayak oyununu sona erdirme çabaları sendika ve hastane yönetimi nezdinde sürüyor! Bu durum ise bayramdan sonra işçilerin eski işlerine geri döneceklerine dair verilen sözler ve yapılan anlaşmanın akıbeti konusunda işçilerde ciddi bir endişe oluşmasına neden olmakta.

Bir direnişin bu biçimde sona erdirilmesi, bir örgütlülük alanındaki öncü işçilerin bu biçimde alanlarından koparılıp çil yavrusu misali birçok alana saçılması konusu komünist ve sınıf bilinçli işçilere bu Pirus zaferinin hangi sendikal politikaların eseri olduğunu, hangi sendikal önderlik anlayışının neticesi olduğunu sorgulatmalı! Öncü işçilerin resmen tasfiye edildiği bu anlaşmanın neye, hangi amaçlara hizmet ettiğini sorgulamalıyız. Bu sendikal anlayış özellikle İstanbul’da taşeron sağlık işçilerinin mücadelesine önderlik etme basiretini çoktan yitirdiğini ispatlamıştır. Örgütlülük düzeyinin güçlü olduğu İstanbul’daki belli başlı hastanelerdeki gerileme ve dağınıklık bu konuda fazla söze gerek bırakmayacak açıklıktadır. Sendikal önderlik basireti gösteremediği gibi öncü işçilerin aşağıdan inisiyatifine bile sahip çıkamayıp önce bu insiyatifi engellemeye, başaramadığında ise onu en geri sınırlara hapsederek sündürme yoluna gidebilmiştir.

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi taşeron sağlık işçileri, mücadele tarihinin en eski aracına başvurarak üretimden gelen güçlerini kullanıp sınıflarının eylem gücüyle konuştular! Sendika, toplu sözleşme ve grev hakları için giriştikleri cüretli eylemleri içinde sınıf dayanışmasının da en güzel örneğini gösterdiler. Katledilen 301 Soma işçisi için sendikal disiplin içinde hareket ederek iş bırakma eylemlerini bir gün uzatarak kolektif hareket etme yeteneği gelişen işçi sınıfının güçlü bir kesimi olduklarını dosta düşmana gösterdiler. Taşeron işçilerinin bu ileri militan duruşları asgari bir sendikal önderlikten bile yoksun hale getirildi.. Bırakalım mevcut örgütlü mevzileri  korumayı  öncü işçilerin bir alandaki yoğunlukları tasfiye edilmiş oldu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*