Anasayfa » GENÇLİK » Öğretmenlerin sınıfsal dönüşümüne ilişkin hem veriler sunan hem de bunları gizlemeye çalışan bir anket…

Öğretmenlerin sınıfsal dönüşümüne ilişkin hem veriler sunan hem de bunları gizlemeye çalışan bir anket…

Türk Eğitim-Sen’in 21 bin öğretmenle yaptığı anket çalışmasının sonuçları, öğretmenlerin sosyo-ekonomik ve mesleki durumlarına ilişkin, belli veriler sunuyor.

Türk Eğitim-Sen’in anket mantığı, tabii ki ciddi sorunlar içeriyor. Örneğin “ankete katılan” öğretmenlerin yüzde 85’i erkek öğretmenler. Anket kadın öğretmenlerin yaşadığı toplumsal cinsiyet sorunlarını böylece ilk elden devre dışı bırakmış. İkincisi, anket sözleşmeli öğretmenleri ve durumlarını kapsamıyor.

Buna karşın ağırlıklı olarak (yüzde 73) 2500-3500 lira arası ücret alan öğretmenler arasında yapılan anket, öğretmenler çoğunluğunun yalnızca yoksullaşma biçimiyle değil konum, vasıf, özerklik kaybı boyutuyla da işçileşme süreçlerine işaret ediyor.

Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 79’unun kredi kartı borcu var. Yüzde 27’si kendi ya da ailesinin evini borçlarına karşılık bankaya ipotek etmiş. Yüzde 41’i kredi kartı borcunu düzenli olarak ve tamamını ödeyemiyor.

Yüzde 86.6’sı son bir yıl içinde alım gücünde azalma olduğunu belirtiyor. Yüzde 55’i bu azalmanın yüzde 20’den daha fazla olduğunu belirtiyor. Yüzde 70, özellikle gıda harcamalarının fiyatları itibarıyla arttığını söylüyor.

Yüzde 90, 2016-17 yıllarındaki maaş zamlarının hayat standartlarındaki düşüşü karşılamadığını söylüyor, yüzde 75’i “Toplu Sözleşme”yi hayal kırıklığı olarak tanımlıyor.

Yüzde 27 ek iş yapıyor. En çok yapılan ek işler arasında, özel ders ve çiftçilik ilk iki sırayı alırken, inşaat işçiliği, gece bekçiliği, garsonluk, taksi şöforlüğü gibi işler de yüzde 10’u geçiyor.

Yüzde 34, psikolojik rahatsızlık yaşadığını, bunun içinde de yüzde 36’sı (ankete katılanların yüzde 10’una denk geliyor) ilaç tedavisi gördüğünü söylüyor. Psikolojik rahatsızlık yaşayanların yüzde 55’ü bunu ekonomik, yüzde 23’ü mesleki sorunlar ile ilişkilendiriyor.

Yüzde 86, meslek hastalığı (ses kısıklığı, ödem, bel/boyun fıtığı, ayak/omuz ağrıları, solunum bozukluğu…) yaşadığını belirtiyor.

Yüzde 56, mesleğinden istifa etmeyi zaman zaman düşündüğünü söylüyor. Bunun başlıca nedenleri arasında siyasi baskılar, kayırmacılık, ekonomik sorunlar, yıpranma, iş yükü artışı artışı, özlük haklarının yetersizliği, idareciler şıkları işaretlenmiş. Ankette eğitimin sermayeleşmesi, piyasalaşması, müfredat, öğretmenlere yaptırılan angarya işler gibi şıklara yer verilmemiş. Devlet okullarının en büyük sorunları sorusunda da bu şıklar yine yok.

Yüzde 41.4’ü öğrenci/veli şiddetine maruz kaldığını belirtiyor. Yüzde 69.9’u sözlü, yüzde 19.2’si psikolojik, yüzde 10.6’sı fiziksel, yüzde 0.3’ü de cinsel şiddete maruz kaldığını belirtiyor. Devlet, idareci şiddetine dair bir şık yok.

Kitap okuma oranları: Yüzde 27.6’sı ayda bir, yüzde 17’si haftada bir, yüzde 10.3’ü iki haftada bir, yüzde 9.7’si yılda bir, yüzde 8.6’sı iki ayda bir, yüzde 7.4’ü üç ayda bir, yüzde 6.8’i altı ayda bir, yüzde 2.4’ü dört ayda bir derken; yüzde 10.2’si hiç kitap okumadığını belirtmiştir.

En büyük lüksünüz nedir? sorusuna ankete katılanların yüzde 28.4’ü tatile gitmek/seyahat etmek, yüzde 27’si dışarıda yemek yemek, yüzde 18.9’u alışveriş yapmak (giyim, kişisel bakım v.b.), yüzde 5.4’ü hobilerimle uğraşmak, yüzde 2.7’si sinemaya/tiyatroya/konsere gitmek, yüzde 2’si spor salonuna gitmek derken; yüzde 15.6’sı diğer seçeneğini işaretlemiş. Tatil, seyahat, dışarıda yemek, hobiler, sinema/tiyatro bile öğretmenler için lüks hale gelmeye başlamış…

Ankete katılanların büyük çoğunluğu, performansa ve ücretli öğretmenliğe karşı çıkıyor, öğretmen atamalarını çok yetersiz buluyor.

Anketteki siyasal sorular ve şıklar ise muğlak ve manipulatif. “Türkiye’nin geleceğine dair en büyük korkunuz” sorusuna, kutuplaşma, bölünme, terör şıkları doldurulmuş. Buna karşın ekonomik darboğaz, işsizlik, eğitim ve sağlık politikalarındaki sorunlar şıklarını işaretleyenler de az değil. Ankette, “Türkiye’nin, öğretmenlerin, işçi ve emekçilerin geleceğine dair en büyük özleminiz” diye bir soru, tabii ki yok!

Anket, sonlara doğru, bu tepkiyi tabii ki “terör” lafzına yönlendiriyor. “Bir güvenlik sorunu olan terör ülkemizde en çok hangi alanı etkilemektedir” vb gibi sorularla, ekonomi ve eğitim sorunlarını da “terör” söylemi üzerine yıkıveriyor.

Anket, bunları örtmeye ve manipule etmeye çalışsa da, sınıfsal bir eksenden bakıldığında, öğretmenlerin yıkıcı işçileşme durumuna, bunun sezgi ve tepkilerine değinmekten kaçınamıyor.

.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*