Anasayfa » GENÇLİK » ODTÜ Patinajı

ODTÜ Patinajı

Bitmek tükenmez bir şekilde ODTÜ, görünür zayıf karnı olan “inanç özgürlüğü” adı altında tekrar eşelenmek isteniyor. Aslında tartışmanın neresinde durursanız durun esas meselenin ODTÜ’nün her dönem iktidar karşıtı bir muhalif kimliği taşıdığını ve asıl hazmedilememiş noktanın bu olduğunu hemen görürsünüz. ODTÜ’nün 68 gençliğinin mücadele simgelerinden birisi olması, içinden birçok devrimciyi çıkartması ve DEVRİM stadyumu gibi simgesel yerlerin öğrenciler tarafından inatla korunması dahi her türlü burjuva temsilcisinin öfkesini ya da en azından antipatisini buraya çekmeye yeter. Günümüzde ise AKP ile somutlaşan, ama evvelki dönemlerde de Demokrat Parti, Adalet Partisi kökenli modern muhafazakarlık çizgisindeki hükümetler ile ODTÜ’nün ilerici öğrencilerinin –gençlik örgütleri, öğrenci toplulukları, öğrenci temsilcilikleri vb.- hiçbir şekilde uzlaşmadığı apaçık ortadadı

12ygtrfd

Son günlerde ODTÜ yönetimi (kendi işine geldiği ölçüde) ve öğrencileri bir yanda, kendi tanımladığı “Müslümanlık” sınırının dışında olanlara bile saldıracak kadar kendinden düşkünleşmiş Anadolu Gençlik ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bir yanda. Yaşanan kavga her ne kadar gericilik ve ilericilik kavgasıymış gibi görünse de altında yatan sınıfsal kavgayı göz ardı edemeyiz. Cumhurbaşkanının kanı kaynamış desek de, kendine yakın bulduğu Anadolu Gençlik’i ODTÜ’ye yedirmemeye çalışıyor da, YÖK’ü desteğe çağırıyor desek de Erdoğan’la büyümüş bir nesile inandırıcı gelmez. ODTÜ’ye kayyum atanması tartışmaları sürerken bile böyle bir şey gerçekçiliğini maalesef yitiriyor.

resized_ef9da-a70408141Bir ay kadar önce İstanbul Üniversitesi’nde yaşananlar ODTÜ’deki meselenin daha şiddetlisiydi, ancak oradaki IŞİD destekçisi çeteleri Erdoğan ve AKP cenahı dahi koruyamazdı. Zira onların saldırısı çok daha kaba ve doğrudan üniversitenin İslamcı çeteler tarafından ele geçirilmesine yönelikti. Ancak ODTÜ’deki “masum Müslümanların” birden ortaya çıkması, üzerinde daha çok düşünülmüş ve birçok aktörün de desteklediği bir oyun. Bu durumda tabii ki mesele ODTÜ ve balta girmemiş ormanları olunca tüm avane kılıç kuşanıp meseleye gözü kapalı girmekten çekinmiyorlar. Aynı Müslüman öğrenciler, aynı gerekçelerle provokasyon peşinde koşarken gözü görmeyen rant parselcileri, ODTÜ’de ortada hiçbir şey yokken polis işgaline müsaade etmeyen ODTÜ yönetimini lağvetmekten bahsediyor.

 

Kavga büyüdükçe saflar da sıklaşmakta. Bizlerin tarafına gelmeden önce Erdoğan ve sermaye cephesine bakarsak gerçekten savaşın kuralının olmadığını görüyoruz. İnönü Üniversitesi’ndeki “duyarlı” öğrenci kardeşlerimiz din kardeşlerine destek veriyor. Hem de “ODTÜ yıkılsın, üniversite yapılsın” diye. Bugüne kadar herhangi bir bilimsel çalışmasıyla ön plana çıkmamış bir yurdum üniversitesinin öğrencilerinden böylesi bir kara mizah şaşırtıcı olmakla birlikte düşündürücüdür de. Zirve Yayınevi katliamıyla adını duyurmuş Malatya’dan sonra ikinci bir destek de “BAYDAŞ A.Ş.” diye sosyal medyaya düşmüş olan Bingöl Artuk Üniversitesi’nden geliyor. Böylesi bir konuda fırsatı kaçırmayan Baydaş aynı zamanda Erdoğan’ın toplumsal etkisini gösteriyor.

odtu

Erdoğan için bugün diktatör, tiran, tek adam vb. sözcükler kullanılıyor. Ama kimse onu sermayeyle özdeşleştirmeyi başaramıyor. Hitabet ve kullandığı popülizmle modernist, elitist vb. kavramlarıyla TÜSİAD’a yüklenerek sermayenin en üst kesimine verdiği “ayar” ile Erdoğan’ın arkasında ki toplumsal destek -gerçekte komünizm iddiasındaki siyasetlerle buluşması gereken işçi sınıfının öfkesi- hiç azalmamaktadır. Bizim sözümüz bunun sebebini kendinden menkul gören solculara değildir. Onlar ODTÜ’de ve İ.Ü.’de kendi özerk yaşamlarına devam edebilirler. Kaygısı işçi ve işçi öğrenci olanlar, bu gerçekliği görünür hale getirmekle yükümlüdürler. ODTÜ’deki rant kimseye kaptırılmamışken Erdoğan’ın da bu kavgada neden kılıç kuşandığını anlayabilmek elzem olmakla birlikte, geç kalındığında ODTÜ ormanları bir yandaşa daha verildi haberini yapmanın kimseye faydası olmayacaktır.

Lafın özüne yavaş yavaş gelirsek, Gezi Direnişi’nde bir sıçrama ve deneyim kazanan gençlik mücadelesi gerek “barışçıllık” safsatalarına gerekse de sandık reformizmine kurban edilmekte ve patinaj çekmektedir. Bu patinaj aynı zaman bir geri çekilmedir. Hiç kimsenin kendi sığ sularında rahat rahat yüzmesine izin vermeyecek kadar genişlemiş meta ağları varken, sermaye her geçen gün birikmediğinde erirken, Sur’u Kobane’ye çevirirlerken, ODTÜ’de nezih bir yaşam rantı ele geçirilmiş rezidanslarda burjuvalara olur.
Ya sermayeye karşı doğrudan savaşım ya da yerinde sayarak gerileme. İşte mesele bu kadar basit.

Sınıfsız Dergisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*