Anasayfa » GÜNDEM » Odtü Bileşenleri’nden Basın Açıklaması

Odtü Bileşenleri’nden Basın Açıklaması

1 Eylül 2016 Dünya Barış gününde geceyarısı çıkartılan KHK ile 50 binin üzerinde kamu görevlisi hiç bir soruşturmaya gerek görülmeden ihraç edildi. Binlerce kamu görevlisini ihraç eden 672 sayılı KHK ile kamu da sorgusuz sualsiz tam bir tasfiye gerçekleştirildi. Kamu görevinden uzaklaştırılanların arasında 2 binin üzerinde öğretim üyesi, 11 binin üzerinde öğretmen var. KHK “başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın” sözüyle hiçbir dava ya da soruşturmaya gerek duymadan, savunma almadan, kişiye tebliğ dahi etmeden 50 binin üzerindeki kamu görevlisini çalıştığı kurumdan atıyor. Bununla da kalmıyor, attığı kişilerin ‘mahkumiyet kararı aranmaksızın’ tüm kazanılmış haklarını iptal ediyor.

Yine Binali Yıldırım tarafından yapılan “açığa alacağımız 14000 “terörist” öğretmen var” açıklamasına karşılık Sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisi de giderek büyüyor.

Son süreçte daha da bir hız kazanan OHAL “gerekçeli” keyfi uygulamalarla, gerici hükümetin darbeci olma gerekçesiyle tüm mühalif kesimlere yönelen bu saldırılarına karşı, bugün saat 12.00′ da ODTÜ bileşenleri tarafından (Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube ODTÜ İş Yeri Meclisi, Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği, ODTÜ Mezunlar Derneği) ODTÜ Rektörlük binası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın metnini paylaşıyoruz.

“Kamuoyu ve basına duyurumuzdur

bilindiği üzere son dönemlerde OHAL bahane edilerek/gerekçe gösterilerek çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile keyfi kararlar yürürlüğe konmakta ve birçok mağduriyet yaratılmaktadır. Ancak, OHAL döneminden önceki uygulamalar, akademisyenlere yapılan baskılar, ÖYP kapsamında yapılan keyfi ve cezalandırıcı düzenlemeler ve binlerce kamu çalışanına açılan keyfi soruşturmalar, bizleri aslında bu sürecin her alanda çoktan başlamış olduğu konusunda endişelenmektedir. Daha önce başlamış olan bu yıldırma politikalarının, geldiğimiz noktada bir OHAL fırsatçılığına dönüşmüş olup olmadığı sorusunun, toplumun büyük bir kesimi tarafından sorulduğunu görmekteyiz. Hem akademiden yapılan ihraçlar hem de 14000 öğretmenin açığa alınacağının duyurulması, bu süreçteki bir başka hedefin de muhalefetin tasfiyesi olduğu düşünülmektedir.

1 Eylül 2016 tarihinde gece yarısı çıkarılan 674 sayılı KHK ile, 15000’e yakın ÖYP’li araştırma görevlisi 50/d statüsüne geçirilmiştir. Bu kararname yıllardır YÖK tarafından yapılan farklı düzenlemelerle birçok hak kaybına uğrayan ÖYP’li araştırma görevlilerinin tamamen güvencesizleştirilmesine neden olmuştur. Sendikamızın Danıştay’a açtığı dava sonrasında, YÖK’ün ÖYP’lilerin kadro iadesine dair 4 Şubat tarihli düzenlemesinin yürütmesi durdurulmuştur. Danıştay 8. Dairesi’nin bu kararı ve kazanışan onlarca bireysel dava, söz konusu KHK hükmü doğrultusunda anlamsızlaşmış, YÖK’ün yapmak istediğinden daha kötü bir düzenleme, yargı denetiminden kaçırılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda binlerce ÖYP’li araştırma görevlisi bizzat hükümet tarafından kandırılmış ve gelecekleri üniversite yönetimlerinin iki dudağının arasına terk edilmiştir. Bunların yanı sıra, böyle güvencesiz ve belirsiz bir ortamda bilim üretmenin mümkün olmayacağını belirtmek isteriz. Doktora eğitimi bitmeden üniversitelere dönüş yapılması halinde çalışmaların sekteye uğrayacağı, gidilen üniversitelerde imkanların yetersiz olacağı aşikardır. Ayrıca, ÖYP’lilerin görevlendirildikleri üniversitelerde de gerek eğitim-öğretim, gerekse üretim aksayacaktır.

672 sayılı KHK ile 28 bin 163’ü MEB, 2.346 YÖK kapsamında olmak üzere, toplamda 50.875 kamu personeli kamu görevinden ihraç edilmiştir. Üstelik YÖK kapsamındaki ihraçlar Anayasa’nın öğretim elemanlarına özel teminat sağlayan 130.maddesine açıkça aykırıdır. Sonuç olarak, darbe girişiminin üzerinden 1,5 ay gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen tüm kamuda tarihin en kitlesel tasfiyesi gerçekleştirilmiştir. Bu kadar kısa süre içinde bitirilmesi mümkün olmayan, ulusal ve Uluslar arası hukukun en temel ilkeleri ayaklar altına alınarak yapılan ihraçların somut hukuki delillerden çok, büyük ölçüde siyasi fişlemeler üzerinden yapıldığı anlaşılmaktadır. Barış İçin Akademisyenler İnsiyatifi üyeleri ile Eğitim Sen üye ve yöneticilerinin de yer alması, sürecin hükümet tarafından kendileri gibi düşünmeyenleri de hedef alacak şekilde değerlendirildiği fikrini güçlendirmektedir. Kamuda yürütülen darbe soruşturmalarında açığa alınanların, hangi sendikaya üye olduğuna, hangi siyasi görüşten olduğuna bakılmaksızın mutlaka hukuk kuralları içinde, büyük bir titizlikle yapılması ve tek bir kişinin bile mağdur edilmemesi gerektiğini vurgulamak isteriz.

Kamuoyunun iyi bildiği gibi başta yargı, emniyet, ordu olmak üzere devletin pekçok kurumunu FETÖ olarak adlandırılan örgütün üyeleri gökten zembille inmemişlerdir. Bulundukları konuma siyasi iradenin bilgisi, onayı ve planları doğrultusunda yerleştirilmişlerdir. “Ne istediler de vermedik” biçiminde ifade edilen bu politikanın sorumluluğundan “Allah affetsin, kandırıldık” söylemiyle sıyrılıp bedelinin bu örgütle hayatı boyunca ilişkisi olmamış kesimlere ödetilmesi asla kabul edilemez. Ne kamu görevinden çıkarılan Eğitim Sen üyeleri ne de binlerce ÖYP’li asistan günah keçisi yapılamaz.

ODTÜ Bileşenleri olarak tüm kamuoyunu hukuksuz ve adil olmayan bu uygulamalara karşı mücadele etmeye ve örgütlenmeye çağırıyor, akademisyen haksız ihraçlara ve ÖYP’li araştırma görevlilerinin güvencesizleştirilmesine neden olan KHK’ların geri çekilmesini talep ediyoruz. Bu mağduriyetlere son verilinceye kadar dayanışmayı büyüteceğiz ve bu uygulamaların karşısında direneceğiz.”

Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube ODTÜ İş Yeri Meclisi

Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği

ODTÜ Mezunlar Derneği

14222143_636201536539252_948070926926028373_n14202606_636201496539256_6020536093681816018_n14238085_636201466539259_510279844805430032_n

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*