Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » O soru: “Peki sizin alternatifiniz ne?…”

O soru: “Peki sizin alternatifiniz ne?…”

Erdoğan’ın Beykoz mitinginde rant soygununa uğramış olan Beykozlular “Biz böyle başkan istemiyoruz!” diye slogan attı.

Biz böyle başkan istemiyoruz! Peki “başka türlü bir başkan” istiyor muyuz?

Hayır, biz böyle de herhangi başka türlü de bir başkan istemiyoruz.

Biz kimsenin kimseyi sömürmediği, ezmediği, aldatmadığı bir dünya istiyoruz.

Üretimin, emeğin, yeniden üretimin günümüzde daha üst düzeyden toplumsallaşması, yönetimin de toplumsallaşmasını olanaklı ve zorunlu kılıyor.

Üretenlerin ve kitlelerin kendi yaşamlarının etkileyecek her türlü karara ve yönetime örgütlü ve bilinçli olarak doğrudan katıldıkları ve yer aldıkları yeni ve daha yüksek bir toplumsal üretim ve yönetim örgütlenmesini olanaklı ve zorunlu kılıyor.

Buna karşılık kapitalist egemenlik kitlelerin kendi yaşam ve gelecekleri üzerinde her türlü karardan dışlanmaları üzerine kuruludur.

Neoliberal kapitalizm, kitlelerin iktidara dolaylı, biçimsel, temsili etkide bulunabilme olanak ve mekanizmalarını bile büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Daha üst düzeydeki tekelci-mali oligarşik sermaye yoğunlaşması ve merkezileşmesi paralelinde kapitalist devlet iktidarı da daha üst bir güç yoğunlaşması ve merkezileşmesi sürecine girmiştir.

Burjuva faşist rejim-devlet iktidarı biçimi, bu durumu daha da pekiştirmiş ve keskinleştirmiştir.

Kapitalizmin özsel çelişkisi, üretimin dev çaplı toplumsallaşmasına karşılık mülk edinmenin özel (kapitalist) biçimi çelişkisidir. Yönetimin toplumsallaşmasının gelişen olanak ve zorunluluğuna karşılık yönetimin özel (kapitalist) biçimi (giderek azalan sayıda elde toplanması) çelişkisi, kapitalizmin özsel çelişkisinin yönetim/siyaset planındaki ifadesidir.

Seçim meselesine öncelikle bu çelişkinin tarihsel gelişim süreci perspektifinden; proleter demokrasi ihtiyaç, özlem ve dinamikleri ekseninden bakılmalıdır.

Kitleleri gerçek sınıfsal istem, ihtiyaç ve özlemlerinin bağımsız bilinç ve mücadelesi doğrultusunda bağımsız tarihsel özne kılmayı gözetmeyen hiç bir faaliyet, kapitalist güçlerin kitleleri büsbütün edilgenleştirici/nesneleştirici yönde işleyen seçim kapanının dışına çıkamaz.

Ve kapitalist mali oligarşik kapan her seçimde daha fazla daralıyor ve daha öğütücü hale geliyor. 17 Nisan referandumunun hileli olduğunu, başkanlığın meşru olmadığını, Hayır!ın kazandığını haklı olarak söyleyenler, şimdi kendi ayaklarıyla kendi Hayır!larını çiğneyip, dayatılan aşırı sağcı-faşist başkanlık sistemi içinde sözde “alternatif” aramaya sıkıştırılıyorlar.

Peki, bu olabilecek en geri ve gerici, sağcı, neomuhafazakar, milliyetçi sınırlar içine çekilmiş “alternatif” de ne: “Ekmeleddin demokrasisi”(!) Baskın seçim taarruzuna karşı bile hayır diyemeyen, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ve hapsedilmesine, Afrin harekatına onay veren CHP’nin İYİP ve Saadet Partisi vb ile “tabutta röveşata” numaraları, şimdi müthiş “demokrasi” hamlesi, “psikolojik üstünlüğü ele geçirmesi” diye sunuluyor. Doğrusu bundan burjuva siyasetin daha fazla aşırı milliyetçi-muhafazakar popülizme kaydırılmasının realize edilmesi ve desteklenmesi çıkar, ama işçi sınıfı, Kürt halkı ve sol için toptan yok sayılma, daha beter köleleştirilme dışında başka hiçbir şey çıkmaz. Başkanlık şapkasından tavşan çıkacağını sanan tüm solcuların asıl sihirbazlık numarası ise, o tavşanın mali oligarşik kapitalizm tarafından çoktan çiğ çiğ yenmiş olduğunu kitlelerden saklamak. Bu “kölelik otonomisi” oyununda sola biçilen rol de, CHP’ye akıl satmaktan, bu çürümüş rejim ve sistemin çürümüş siyaset bezirganlarının yaması olarak “yüksek taktik fikirler”le kendini ve kitleleri avutmaktan ibaret.

“Peki sizin alternatifiniz ne?” Oy kullanmayacak olanlara pek manidar olduğunu sandıkları bu klişe soruyu sorunların anlamadıkları, alternatifsizliğin en büyük alternanif olduğudur. Kitleler bu düzen çarkları içinde durmaksızın daha ağır sefalet ve kölelik birikimine giden durumlarını az buçuk iyileştirecek ya da en azından bir nebze koruyacak seçenek ve kanalların da kalmadığını anladıklarında, tek seçeneğin de kendi özmücadeleleri olduğunu da anlamış olurlar.

Kitlelerin sosyo-ekonomik ve sosyo-politik hoşnutsuzlukları belirgin biçimde artmış durumda. Ve bu seçimin sonucu ne olursa olsun, biricik sonucu, artık en büyük tekelci oligarşik sermaye gruplarını da kapsayarak artan kriz sinyalleri karşısında, sermayenin emeğe karşı daha şiddetli bir saldırı, sömürü ve köleleştirme programı olacak. Kuralsız seçimler, kuralsız başkanlık, milliyetci-muhafazakar popülizm vb sistemi, zaten bir ve aynı zamanda, sınırlarına dayanmış neoliberal kapitalist saldırı programlarını, emek insan doğa yıkıcılığını bir üst düzeyden sürdürebilmenin başlıca araçları olarak dayatılıyor. Önümüzdeki süreçte daha ciddi toplumsal sarsıntılar yaşanacak. Asıl bunu bilerek, bunu görerek, kitlelere bunu anlatarak, seçim sürecini de bu kapan içine girmeden daha ciddi mücadelelere etkin hazırlık süreci olarak değerlendirmek gerekir.

Seçim sürecinde en önemli nokta, işçi sınıfının, kitlelerin kendi gerçek bağımsız sınıfsal istem, ihtiyaç, özlemlerini mücadele istemleri olarak dile getirmesini ve ortaya koymasını sağlamak, ve bunların hiçbir biçimde sandıkta ve mevcut ekonomik-siyasal sistemde bir karşılığının olmadığını görmesini sağlamaktır.

Tüm meselesi, Erdoğan’ın gitmesi ya da en azından bir miktar geriletilmesi olan, her şeye bu gözle bakanlara da şunu söyleyelim: Erdoğan’ı bu kapan içinde Erdoğanlaşarak ve durmaksızın daha fazla Erdoğan’a benzemeye çalışanlara oy vererek yenmiş olmazsınız. Sınıfa karşı sınıf temel ve ekseninde, kapitalizme karşı mücadeleyi öğrenmeden kapitalist-faşist devlet iktidarına karşı mücadele edemezsiniz.

Oy kullanmayacağız. Başkanlık meşru değildir, bu seçimler seçim değildir. Ama bu “seçim” sürecini, işçi sınıfının sermaye-meta-bürokrasi-milliyetçi-muhafakazarlık vb egemenliğinden bağımsız ve tam karşıt ekseninden mücadele istemlerini ortaya koymasını sağlamak, işçilerin birliği halkların kardeşliği bilinç ve mücadelesini ilerletmek, asıl bu temelden sermayenin köhnemeye başlamış kirli iktidarını sarsmak ve gelecekteki daha büyük mücadelelere hazırlanmak için değerlendirmekten de geri kalmayacağız.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*