Anasayfa » BASINDAN » O Kapının Ardında Skandal Var

O Kapının Ardında Skandal Var

Gazeteci Erkan Koyuncu’nun ölümüne yol açan Florya’daki demir kapı 3.5 ton ağırlığında, 5 ton basınçla kapanıyor. Kapandığı zaman çarpma sesini sadece tesis değil, bütün Florya duyuyor. Sensör sistemi olduğu da yalan. Çünkü bu sistemle dev kapı durmaz. Ayrıca bu kapıdan sadece tesise gelen mallar ve gazeteciler alınıyor. Yönetici ve futbolcular normal kapıdan giriş yapıyor. Gazeteciler o kapıya asla yaklaş-tırılmıyor…

Tertemiz bir insanı, ahlaklı, işine tutkun, saygılı bir gazeteciyi aldı aramızdan Florya’daki EMEK KAPISI, EKMEK KAPISI, ÖLÜM KAPISI. Evli, güzeller güzeli iki evlat, ölüm haberiyle çılgına dönen gencecik bir eş bıraktı arkasında Erkan Koyuncu. Anne, kardeş, akraba, onların acısının da tarifi yok. Yere uzanmış, alnından akan kanlara bulanmış Erkan’ın arkasından başsağlığı mesajları, neyi geri getirecek. O ekmek kapısı dediğimiz kapıyı, kardeşimizin başına kapatanlar, mezar kazdıklarını bilmem anlayabilecekler mi?

Erkan Koyuncu’nun ölümü, asla ve asla kaza gerekçesiyle, örtbas edilemez. Hazırlanmış ihmaller, insan yerine konulmayan gazeteciler, iradesiz ve saygısız yöneticiler, ne derseniz deyin. Galatasaray gibi bir kulübün, bu gencecik ölümde vebali çoktur. Bazı gerçekleri, meslektaşlarımın o ölüm kapısını önünde neler yaşadıklarını, neler çektiklerini bilenler, kıllarını kıpırdatmamıştır bugüne kadar. İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıralım. Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin basiretsiz yöneticileri de, bu eziyeti kendi üyelerine reva görmüştür.

SPOR TESİSİ DEĞİL, METRİS CEZAEVİ

Lütfen ve lütfen “Testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur” kabilinden bakmayın yazdıklarıma. Bazı şeyler, testi kırıldıktan sonra yazılabiliyor. İşte madde madde, Galatasaray Metin Oktay Tesisleri ve ölümü getiren sebepler…
• Erkan Koyuncu kardeşimi ölüme götüren kapı, Metris Cezaevi’ndeki kapının bir kopyasıdır.
• 3,5 ton ağırlığında ki bu kapı, 5 ton basınçla kapanır.
• Kapandığı zaman çarpma sesini, tesis değil, tüm Florya sakinleri duyar.
• Kapının iç tarafında bulunan güvenlik kulübesindeki görevli ( Beş metre içeride), kapıyı kapatırken, insan var mı, yok mu göremez.
• Gazeteci arkadaşlarım antrenmana alındıkları zaman bu kapı (3,5 ton) açılmaz, aralanır.
• Girişler 40-50 santimlik aralıktan yapılır.
• Bu kapının, ayrıca insan giriş bölümü yoktur. Gelenler için, her defasında tekrar aralanır.
• Sensor sistemi yalandır. Bu sistemle dev kapı durmaz.
• Bu kapıdan tesise gelen mallar ve gazeteciler içeri alınır.
• Yöneticiler, futbolcular, tesis personeli, yan sokakta bulunan ve otoparka da açılan diğer kapıdan giriş yaparlar. Bu kapıya gazeteciler yaklaştırılmaz…
Daha yazayım mı? Öylesine yazılacak şeyler var ki.. Kral çıplak dedirtecek.
Ayrıca; Galatasaray’ı takip eden arkadaşlarım, koca bir sezon 6-8 antrenmanı izleyebilirler bu tesislerde. Erkan’ın canını alan o demir kapı Berlin Duvarı’dır önlerinde. Karın tepeleme yağdığı zemheri ayazında, güneşin insanı buharlaştırdığı cehennem sıcağında, “KATİL KAPI”nın simsiyah yüzünü seyrederler koca bir sezon boyunca. Oysa ki; vefat eden gazeteci arkadaşımızın adını taşıyan Turgay Vardar Basın Odası vardır hemen içeride. İnsana, hele hele gazeteciye saygısız bu insanlar, basın odasını da, yardımcı antrenörlere vermişlerdir.
“İğne ve çuvaldız” dedik. Hemen belirtmek isteriz ki, Türkiye Spor Yazarları Derneği yöneticilerinin de bu ölümde, sorgulanacak yönleri vardır. Bir kere olsun Galatasaray Başkanı Ünal Aysal’a gidip de, “Ne oluyor bu işler” diyen olmadı. Cenazesine, hastanede sahip çıkmayan genel başkan demeye dilim varmayan o silik kişi mi, bu gencecik fidanları koruyacak. Kendini koruyorsa ne âlâ…
Erkan’ın kara kaderi böyle yazıldı. Tertemiz başını “İdman hangi sahada” sorusunu sorarken, açılan değil aralanan demir kapı eziverdi. Hesabı, olmazsa, günahı mutlaka sorulacaktır.

Kaynak: Taraf

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*