Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Nuray Mert ve Hariri: Post-modern bilim düşmanlığı

Nuray Mert ve Hariri: Post-modern bilim düşmanlığı

Nuray Mert, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde yine bir nabza göre şerbet yumurtladı. Diyor ki;

”Sadece şu bitmez tükenmez‘evrim’ tartışması ile ilgili bir not düşeyim; İslama uygun veya değil, ben de evrim teorisinin bilim yerine konmasına karşıyım. Adı üzerinde evrim teorisi, ne kadar bilimsel kesinlik kazandırılmaya çalışılırsa çalışılsın veya ne kadar bilimsel olarak çürütülmeye çalışılırsa çalışılsın, nihayetinde insanın oluşumuna ilişkin bir akıl yürütme biçimi ve bu şekilde değerlendirilmesinin öğrenciyi bilimden soğutması söz konusu değil.”

Nuray Mert’in “evrim bilim değil teoridir, insanın oluşumuna dair sadece bir akıl yürütmedir” türünden sözlerine, bilim, teori, hipotez kavramları üzerine cehaleti sergilenerek sert yanıtlar verildi.

Oysa gerek yok. Nuray Mert’in yaklaşımı zaten post-modernizmin yaygınlaştırdığı gönüllü cehalettir. Post-modernizm doğaya ve topluma dair hiçbir hareket yasasının, belirlenimin, netliğin varlığına tahammül edemez. Bilimsel bilgiyi de “çok değerlikli” ve “göreli” kılarak, yapı-bozuma uğratır, nesnel gerçekliğin bilimsel-eleştirel analiziyle ulaşılan bilimsel bilgiyi inkar eder, yerine öznel yorumu geçirir: Aynı bilgiye birinin doğru, birinin yanlış, bir başkasının bilinemez, demesini eşdeğerlikli kılar: Ne olsa gider!

Benzer bir başka örnek verelim. Yuval Norah Hariri’nin Türkiye’de 100 binden fazla satan ve solda da çok okunan Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi adlı post-modern pop-bilim kitabından. Hariri, Yukarı Paleolitik göçebe avcı-toplayıcı toplumlar üzerine, eşitlikçi diyenler var, değil diyenler var, ikisi de gökte kurulmuş şatolardır, bilemeyiz, deyip geçiveriyor. Yaptığı, her türlü bilimsel antropolojik birikim ve temellendirmeden soyutlayarak, “eşitlikçi” ve “değil” diyen yaklaşımları herhangi “yorum”lara indirgemek. Bunları keyfi biçimde “eşdeğerlikli” ilan etmek. Sonra da, “bilinemez” ilan etmek. “Eşitlikçi” diyenlerin teorik-ampirik analiz, arguman, temellendirme, kanıtlarına yer vermez. Sadece bunları, “değil” diyenlerin hiçbir tutarlı teori ve nitelikli inceleme-araştırmaya dayanmayan spekülasyonları ile bir tutarak, yok sayıverir. Gerçekte yaptığı ise, göçebe avcı-derleyicilerin eşitlikçi toplumlar olduğuna dair devasa bir dip-tarih bilimi ve antropolojisini, sayısız nitelikli inceleme-araştırmayı, “yorum” sayarak ve spekülatif yorumlarla “eşdeğerlikli” sayıp inkar etmek, ve burjuvazinin, insanlığın kökünün eşitlikçi toplumlarda olduğuna dair inkarcılığına ve sınıflı-devletli, sömürülü, eşitliksizci toplumların ezeli ve ebedi olduğu dogmasına alan açmak.

Hariri’nin Facebook patronu Zuckerberg gibi mali oligarkların sponsorluğuyla dünya çapında milyonlar satması ve solda bile ciddi sempatizanlar bulmasını, neoliberal kapitalizm ve post-modern kültürünün kendi imgesinden yeniden yoğurduğu sosyal-bilimler alanında ve entelektüel planda da nasıl bir çürüme ve çöküş yaşandığının yalnızca bir göstergesi.

Neoliberal kapitalizm ve post-modern kültürü, işçi sınıfının ve toplumsal-siyasal kurtuluş mücadelelerin, yalnızca ekonomik, toplumsal, siyasal değil, başta Marksizm olmak üzere bilimsel, teorik, entelektüel, estetik mücadele kazanımlarını da yok etmeye çalışan yıkıcı bir saldırıdır.

Doğa ve toplum bilimlerine karşı saldırı, emeğe, insana, doğaya karşı saldırıdan ayrılamaz. Bilime ve Evrime karşı saldırı da, çürüyen kapitalizmin onlarda kendi tarihsel geçiciliğinin ve sonluluğunun işaretini görmesindedir.

Bununla birlikte, bilimin ve evrimin savunulması da, burjuva-küçük burjuva ulusalcı-aydınlanmacılara bırakılamaz. Çünkü onların “evrimci”liği de, pozitivizmi, modernizmi ve burjuva-küçük burjuva elitist sosyal-darwinizmi aşamaz.

Bilim ve evrim konusundaki mücadele, modernizm/post-modernizm, din/pozitivizm burjuva düalizmine sıkıştırılamaz. Post-modernizm zaten modernizm ve pozitivizmin krizi üzerinden yükseldiğinden, ona karşı eski burjuva pozitivizmini ve aydınlanmacılığını geri getirmeye çalışarak mücadele edilemez. Bilim ve evrim mücadelesi, sınıf mücadelesinin dolaysız bir bileşeni ve alanı olarak ele alınmalıdır. Kapitalizme karşı tarihsel-diyalektik materyalizm temelinde mücadele edilmeden bilim-düşmanlığına karşı da mücadele edilemez.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*