Anasayfa » BASINDAN » Noel’in karanlık yüzü: Atölyeler üzerindeki etkisi- Amoge Ukaegbu

Noel’in karanlık yüzü: Atölyeler üzerindeki etkisi- Amoge Ukaegbu

Başta ABD olmak üzere birçok yerde Noel günleri tüketim çılgınlığının zirve yaptığı zamanlar. Ekranlarda Noel Baba’nın etrafında toplanan elflerin çocuklar için oyuncak yaptığı videolar gösterilirken gerçekte sömürü çarkları en sert koşullarda işlemeye devam ediyor ve çok kötü çalışma koşullarında çalışan işçiler bu oyuncakları üretiyorlar. Aşağıda okuyacağınız çeviri gerçeklikle bize gösterilen arasındaki devasa uçurumu kısaca ifade etmeye çalışıyor

Elfler değil, düşük maaşlı Çinli işçiler, sizlerin hediye paketlerinizi açabilmeniz için gece gündüz demeden çalışıyorlar. (Fotoğraf: Danijel-James Wynyard / Flickr)

Televizyon ekranları, bir şeyler satın almamız gerektiği ihtiyacını yayan noel reklamları ile dolu. Ve her şeyden önce elektronik, konfeksiyon, oyuncak en popüler noel hediyeleri. Şenlikli geri sayım devam ediyor.

“Şenlikli” sezonu tanımlayan üç nokta var: Reklamlar ve ticarileştirme, alışveriş ve para harcama ve batı ekonomisi için artan gelir. Capgemini ve İngiltere’de yeni bir e-perakende sanayi birliği olan Interactive Media in Retail Group (IMRG) verilerine göre; İngiliz perakendecileri 2015 yılında sadece noel döneminde; 24 milyar sterlinden fazlasını (yaklaşık 30 milyar dolar) cebe indirdi. Bu miktar, Nepal veya Honduras gibi ülkelerin gayri safi yurt içi hasıla değerlerinden çok daha fazla. Bu harcama çılgınlığı, kitlesel medyanın ya da son zamanlarda da sosyal medyanın teşvik ettiği reklamcılıkla ve artan tüketicilikle ilişkilidir.

“Kara Cuma” ve “Siber Pazartesi” adı altında abartılı etiketli Amerikan indirim etkinlikleri Avrupa’ya yayılmış ve noel öncesi ile noel ve yılbaşı arasındaki günler yılın en yoğun para harcama dönemi haline gelmiştir.

Geçen senenin indirimli haftasonunda, İngiliz tüketiciler okkalı bir miktar para -3,3 milyar sterlin (4,16 milyar dolar)- harcadılar. Sadece Siber Pazartesi etkinliği ile tüketiciler 968 milyon dolar para harcadı ve Argos, Tesco ve John Lewis gibi büyük İngiliz perakende web sitelerinin çökmesine neden oldu. Çevrimiçi satın alınan malların artması ile mücadele etmek için, kurye firmaları bu perakendecilerden elde edilen siparişlerin sayısına günlük üst limitler koydu.

Gerçek dünya elfleri

Noel Baba’nın atölyesinde hediyeler hazırlayan neşeli elfler imgesi gerçeklikten oldukça uzak olmakla birlikte bizim hevesle satın aldıklarımızın üretildiği yerlerde çalışan işçilerin koşullarını görmezden gelmemize yardımcı olur. Hemen hemen bütün popüler çocuk oyuncaklarında etiketli olan “made in China” yazısı gölgede kalıyor olmasına rağmen, dünya üzerindeki oyuncakların yaklaşık yüzde 80’i Çin’de üretilmektedir. Asıl sert gerçek ise; neşeli Noel şarkıları Batı’daki her mağazada çalmadan çok önce, bilfiil, gerçek, canlı Çinli işçiler olan bu “elfler”, gece gündüz demeden çalışarak milyonlarca ürünün batıdaki bu keyifli döneme yetişmesine zorlanmaktadırlar.

Sadece İngiltere’de, Çinli oyuncak fabrikaları, yılda 2,8 milyar sterlin (3,53 milyar dolar) değerinde Lego ve Disney gibi büyük firmalara ait ürünleri de içeren bir pazar oluşturmaktadır. Fabrika ödemeleri bu pazar fiyatının sadece küçük bir parçasını oluşturmakta olup sosyal ve çevresel fiyatlar oyuncakların bu fiyatlarına yansıtılmamıştır. Sömürü, bu fenomeni yeterince tanımlayan tek terimdir.

Süslü dükkanlar için çalışan işçilerin ürettikleri sadece oyuncaklardan ibaret değil tabii ki; birçok elektronik üründe, konfeksiyon ve giyimde de durum benzer şekilde. Birinci sınıf birçok noel dileği listesinde Apple, Amazon ve Samsung araçları yer almaktadır. Nike ve Topshop gibi önemli cadde markalarının tedarik zincirlerinde çalışan işçilerin hak ihlallerinde, şirketlerin tamamının suç ortağı olduğu tespit edildi. Samsung, Asya’daki sendikasız politikalardan dolayı işçilerini toksik kimyasallara maruz bıraktığı için ve Apple, çalışma koşullarından ötürü işçilerinin intihara sürüklenmesi nedeni ile eleştiri almaktadır. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden edinilen çatışma mineralleri pil ile çalışan bütün ekipmanların yüzde 50’sinden fazlasında bulunmaktadır.

Bununla baş edebilmek için işçiler güvensiz koşullarda insanlık dışı muamele görmeye, etik olmayan düşük ücretler uğruna aşırı uzun saatler boyunca çalışmaya zorlanmakta, sözlü ve hatta genellikle fiziksel veya cinsel tacize uğramaktalar. Temel insan hakları tamamen ihlal edilmektedir.

Noel alışverişlerinin yapıldığı keyifli günlerde tüketicilerin artan taleplerini karşılamak için milyonlarca fabrika işçisi bu yorucu monoton hayatı yaşamaktalar.

Harekete geçmeye çağrı

Noel tüketimciliği hiç kuşkusuz atölye emeğini harcıyor, ancak bu konuda sistematik olarak bireyleri suçlayan eski bir yöntem ile tuzağa düşerek tüketicileri suçlamamız yanlış yol göstermek olur. Tüketicilerin birçoğunun durgun ücretler ve artan ürün fiyatları ile karşı karşıya oldukları düşünüldüğünde, temel ürünler yalnızca değilse de en uygun fiyatlı seçeneklerdir. Fairphone gibi ürünler pahalı olmakla birlikte bilinen bilgisayarlar içerisinde çok fazla alternatif de yer almamaktadır.

Fabrikalarda çalışan kadınlar için toplumsal cinsiyetin güçlendiği veya daha önce fakirleşmiş bireylerin zenginliğinin arttığı argümanları sunulduğunda, sert olan bir gerçeğin; bazı yerlerde fabrikada çalışmanın köleliğe benzer olduğunun kabul edilmediğini ve temeli haksızlığa dayanan sömürü düzeninden fayda sağlandığını görebiliriz.

Bir diğer taraftan, küresel endüstriyi sadece ‘yerel satın alma’ lehine terk etmek ya da “yoksulluğun dışına yürüyen merdiven” olarak atölyelerin varlığını kabul etmek Küresel Güney ülkelerindeki işçileri kaderlerine terk etmektir. Yaşamak için başka alternatifleri olmayan birçok işçi atölyelerde çalışmaya devam ediyor.

İşçileri fakir “seçeneklere” (eğer başka varsa) terk eden bu yapı sorgulanmalıdır.

Tedarik zincirindeki atölyeler ile mücadelede gerçek bir ilerleme kaydetmenin anahtarı, işçilerin katılımı ile olmaya devam ediyor. Her ne kadar yavaş ve kademeli ilerleyecek olsa da; tüketiciler olarak, atölyelerdeki adaletsizliğe en iyi yaklaşım; işçilerin sendikalaşmasını desteklemek, işçilerin kendinden gelen direnci vurgulamak ve seslerinin duyulmasını sağlamak, daha iyi ücret ve koşullar için kampanyalar düzenlemek ve bu gibi kampanyaları desteklemektir.

Daha iyi standartlar için gerçekleştirilen kampanyalardaki eleştirilerin, genellikle fabrikaların kapanması ile sonuçlandığı ileri sürülmekte ancak bu iddialardan şüphe etmek için iki temel unsur bulunmaktadır. Öncelikle, Küresel Kuzey ile Küresel Güney ülkeleri arasında ücret ve koşullar arasındaki uçurum o kadar fazladır ki, önemli gelişmeler Küresel Güney ülkelerine yatırılan şirket teşviklerinin kaldırılmaması ile yapılabilir. İkinci olarak, asıl ilerleme; statükoya karşı çaba harcayan emekçi eylemciler tarafından kaydedilmiştir ve umut verici sonuçlar elde edilmiştir.

Bangladeş önemli bir örnektir. 2013 yılında Rana Plaza’nın can sıkıcı çöküşü 1000’den fazla işçinin ölümüne neden oldu. Bu olaydan sonra, Adidas ve Primark gibi 200’den fazla giyim markası Yangın ve İnşaat Güvenliği Anlaşması’na imza attı. Şu anda toplamda 1592 fabrika tetkik programı anlaşması altında toplandı.

Ayrıca, Bangladeş hâlâ dünyadaki en düşük gelir seviyesine sahip ülke olsa da, bu durum aylık geliri 38 dolardan 68 dolara yükseltmiştir. Emek huzursuzluğu ve halk protestoları, bu önemli yükselişin nedeni olarak görülebilir.

Bangladeş işletmeler için çok açıktır. Kuşkusuz bu, daha iyi ücret ve koşullar talebiyle baskı oluşturmak için işsizliği, misillemeleri ve polis vahşetini cesaretlendirmenin ve dünyanın dört bir yanından giderek daha fazla sayıda işçinin greve gitmesinin nedenidir.

Onların cesaretlerine rağmen atölye çalışmaları sürüyor. Dayanışma göstermemiz gerek. New York’ta 1911 yılındaki Triangle Gömlek Fabrikası yangınında 146 işçinin hayatını kaybetmesinden ve toplum haykırışlarının Amerikalı işçilere temel haklar ve korumalar sağlamasından bir asır sonra, bugün, aynı temel hak ve korumaları Küresel Güney için hâlâ savunuyoruz.

Mevcut yasalar; atölye emeklerini yasaklayan ülkeler içinde büyük ölçüde etkisiz, yetersiz uygulanmakta ve genellikle göz ardı edilmektedir.

İşçi haklarını garanti altına almak için etkili politika eylemlerinin ve yasal çerçevelerin bulunmaması ve bu istismarlara karşı yaptırım eksikliği, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi’nin ihmal edilmesini ve devletin suç ortaklığını göstermektedir. Bu durum imalatın gerçekleştiği ve ithalattan fayda sağlayan devletler için geçerlidir. Bu noktada, devletler ve işletmeler birlikte suçlanabilir. Atölyelerde ısrarcı olunması, dünyadaki en savunmasız insanların insan haklarını korumada küresel kolektif başarısızlığımız olduğunu doğrudan yansıtmaktadır.

Her ne kadar atölye emeğinin ortadan kaldırılması göz korkutucu olsa da aslında mümkün. Bunun için, politik irade; toplulukta ulusal ve uluslararası düzeylerde ileriye dönük çok yönlü yaklaşımlar; işçilerden, paydaşlardan, devletlerden ve tüketicilerden gelecek ısrarcı baskılar gereklidir.

Tedarik zinciri ağları ile karmaşık bir küresel ekonomide, şeffaflık mesuliyetin ilk adımıdır. Maquila Solidarity Network, Worker Rights Consortium, Electronics Watch ve SweatFree gibi topluluklar tarafından gerçekleştirilen kampanyaları destekleyerek; tüketiciler, noel ağaçlarının altındaki hediyelerin atölyelerden çıkmaması için dayanışma gösterebilirler.

* Özgün metinde çalışma şartları oldukça kötü olan bu işyerlerini ifade etmek için sweatshop kavramı tercih edilmiştir. Biz Türkçeye ter hane diye de çevrilebilen bu çalışma mekânlarını daha anlaşılır ifade edebilmek için atölye sözcüğü tercih ettik (ed.n.).

[Newint.org’daki 8 Aralık 2016 tarihli İngilizce orjinalinden Esin Kaptanoğlu tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir.]

Tarih:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*