Anasayfa » DÜNYA » Neoliberal küreselleşmeye karşı küresel eylem: 10 Ekim

Neoliberal küreselleşmeye karşı küresel eylem: 10 Ekim

TTİP ve CETA’ya karşı 10 Ekim’de 52 ülkede birden uluslar arası kitle gösterileri düzenlenecek. Önümüzdeki yıl kapsadığı 52 ülkede yasalaştırılması planlanan TTİP ve CETA’ya (ABD-AB Trans-Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması ve Kanada-AB Ticaret Anlaşması) karşı 500’e yakın kitle örgütü ve sendikanın yürüttüğü StopTTİP! (TTİP’i durdur!) kampanyasında bugüne kadar milyonlarca bildiri dağıtıldı, 3 milyon sokak imzası toplandı, yüzlerce eylem ve etkinlik yapıldı. 10 Ekim’deki protesto gösterilerine de 52 ülkede toplam 1 milyon kişinin katılması hedefleniyor.

StopTTİP! Kampanyası şu 10 spot üzerinden üzerinden yürütülüyor:

1- TTİP demokrasiyi tehdit ediyor. Kabul edilirse, TTİP küresel şirketlere bulundukları ülkelerin hükümetlerinin üzerinde bir iktidar gücü verecek. Kamunun etkide bulunabileceği parlamenter demokratik karar süreçleri tümüyle ortadan kalkacak.

2- TTİP kamu hizmetlerini tehdit ediyor. TTİP, kamu hizmetlerinde özelleştirme ve neoliberalizasyonu bir üst düzeye çıkaracak. Özelleştirilen hizmetlerin yeniden kamulaştırılması yasaklanacak.

3- TTİP gıda güvenliğini tehdit ediyor. Gıda güvenliği düzenlemelerinin uyumlulaştırılması çerçevesinde AB gıda güvenliği standartları ABD düzeyine gerileyecek. AB’nin Geneteği Değiştirilmiş Organizma, pestisit, hormonlu et gibi konulardaki yasak ve sınırlamaları kalkacak.

4- TTİP çevreyi tehdit ediyor. TTİP ile AB çevre koruma düzenlemeleri de ABD’ninkine doğru geri çekilecek. Avrupa çapında ABD benzeri doğa yıkımı tabloları ortaya çıkacak.

5- TTİP iklimi tehdit ediyor. Yeni yatırım hakları çerçevesinde, hükümetlerin fosil yakıtları sınırlama ve terketme politikaları engellenecek.

6- TTİP işçi haklarını tehdit ediyor. Küresel şirketler, rekabet gerekçesiyle, AB ve ABD’de işçi haklarını dünyadaki en düşük düzeye kadar indirebilecek.

7- TTİP birey ve özel yaşam haklarını tehdit ediyor. TTİP, Avrupa’da büyük kitlesel protestolar nedeniyle kaldırılan ACTA düzenlemesini (küresel internet şirketlerin kullanıcı hesapları üzerinde casusluk yapması ve kişisel bilgileri devlete ve diğer şirketlere vermesi) yeniden getirecek.

8- TTİP finans denetimine bir tehdittir. TTİP, 2008 küresel krizinden sonra banka ve finans piyasasına getirilen devlet düzenlemelerini kaldıracak.

9- TTİP müzakere ve anlaşmaları, kamuoyundan gizli yürütülüyor. Milyonlarca insanın kendi yaşamları üzerinde ne tür kararlar alındığından haberi bile olmuyor. Bildiğimiz kadarı da 2600 sayfalık anlaşma taslaklarından Wikileaks’in sızdırdıkları kadarıdır.

10- TTİP tüm dünyaya bir tehdittir. ABD-AB arasındaki TTİP anlaşmalarının dev çaplı baskısı, küresel güneyi de dış ticaret kayıpları tehdidiyle TTİP anlaşmalarına uymak zorunda bırakacak. AB yönergelerine içerili hale gelecek TTİP, AB üyelik sürecindeki tüm ülkelerde de geçerli hale getirilecek.

TTİP: Ya sosyalizm ya yok oluş!

TTİP, ABD ile AB arasındaki küresel tekelci oligarşik entegrasyon ve kaynaşmayı, küresel mali oligarşik güç yoğunlaşması ve merkezileşmesini, sermayenin küresel mali oligarşik despotik hakimiyet ve saldırganlığını, emek, insan, doğa ve kültür yıkımını bir üst düzeye çıkarmayı planlıyor. Küresel tekelci kapitalizm ve mali oligarşisinin Avrupa ve dünya işçi sınıfına daha üst bir sömürü, köleleştirme ve yıkımdan başka vaatedecek bir şeyi olmadığını gösteriyor.

TTİP, ABD ve AB’deki krizin ve küresel hegemonya aşınmasının itirafı niteliğinde. ABD-AB eksenli küresel mali oligarşik entegrasyon, güç, hakimiyet, sömürü ve asalaklığı bir üst düzeye çıkarmayı planlıyor. Avrupa ve Kuzey Amerika işçi sınıfı dahil, kitlelerin çalışma, yaşam ve yönetilme koşullarındaki yıkıcılaşan ağırlaşmanın, geçici değil, küresel, yapısal, stratejik ve sıçramlı biçimde devam edeceğini en açık biçimde gösteriyor.

“Mali sermaye ve mali oligarşik egemenlik, dünya devletini kurma yönünde ilerlemektedir. Burjuva, tekelci, mali oligarşik egemenlik ekonomiden siyasete, siyasetten kültüre, askeri alandan medyaya ve iletişime, bütün alan ve düzeylere sayısız biçim ve araçla bir üst düzeyden yoğunlaşıp merkezileşerek hükmediyor. Ulus devletin, uluslararasılaşmış ve artık küresel temelden gelişen tüm bu ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel ilişkileri kapsaması, kontrol etmesi, yönetmesi olanaksızdır. Devlet de uluslararasılaşmaktadır. Küresel devlet oluşumunun bir alt bileşeni” haline gelmektedir. (KDÖ Mücadele Platformu)

ABD, AB gibi gibi emperyalist kapitalist ekonomi ve devletler açısından bile bu durumu, ulus merkezli küresel hegemonyalarındaki irtifa kaybından görmek mümkündür. ABD-Kanada-AB arasında daha üst entegrasyon ve güç yükseltimi programı olarak TTİB de bu eğilimin küresel mali oligarşik temelden stratejik-programatik bir ifadesidir. Tam karşıtını, proleter sosyalist devrim programını da bir üst düzeyden gündemleştirmiş ve güncelleştirmiş olmaktadır.

StopTTİP kampanyası ise, TTİP ve benzeri neoliberal entegrasyon, yeniden yapılandırma ve saldırı programlarını teşhir etme ve küresel bir muhalefet organizasyonu açısından belli bir işlev görmekle birlikte, antikapitalist bir ufuktan yoksundur. Bunun nedeni başını ATTACK, Greenpeace, uluslar arası sendika bürokrasileri gibi sosyal liberal STK’ların çekmesidir. AB ve Almanya devleti bunları, neoliberal mali oligarşik kemer sıkma paketleriyle zaten canı burnunda olan Avrupa işçi sınıfı ve kitlelerinin TTİP’e karşı daha radikal ve antikapitalist bir savaşıma girmesine karşı bir tampon, ve aynı zamanda ABD ile yürüttüğü gizli TTİP müzakerelerinde kendi pay ve gücünü artırma da bir dolaylı bir araç olarak kullanmaktadır. Küresel tekel ve devletlere binbir bağla bağlanmış ATTACK, Greenpeace gibi STK’ların daha önceki neoliberal küreselleşmeye karşıtlık dalgasını (Seattle, Genova, vd) nasıl orta sınıf sosyal liberal majestelerinin muhalefetine çevirdiği hatırlardadır. Ufku sözde alternatif bir sosyal neoliberal küreselleşmeden fazlası değildir. Muhalefeti de yine AB mali oligarşik demokrasisi ve çıkarlarının korunmasının ötesine geçmemektedir. AB mali oligarşik demokrasisi ve hükümetleri sanki TTİP’in asli bileşeni ve yürütücüsü değilmiş gibi, hedefe bile konulmamaktadır.

Küresel temelden gelen hakimiyet, kitleler ve kitle hareketleri, orta sınıf liberal reformist dar görüşlülük, ulusal ve hatta bölgesel dar görüşlülük içinde kaldığı ölçüde, burjuvazinin mali oligarşik egemenlik ve saldırganlığını durdurmak bir yana, önceki “sosyal forumlar” veya şimdiki Syriza örneklerinde çok açık biçimde görüldüğü gibi, genişletip derinleştirmeye hizmet eder.

TTİP’e karşı yapılması gereken, kitlelerin gerçek sınıfsal-toplumsal direniş ve isyan istem ve özlemlerini boğan “sivil toplumcu” burjuva-orta sınıf majestelerinin muhalefet tarzı ve engellerini aşmaktır. Neoliberal kapitalist küreselleşmenin ortaya çıkardığı yeni koşullar içerisinde girilen dönemin, öncekileri kat kat aşan proletarya hareketleri ve devrimlerinin, sosyalizmin de koşullarını,
sınıfsal toplumsal güçlerini ve arayışının da zeminini oluşturduğunu görmek, buna odaklanmak, bunun programatik, taktik, sınıfsal, örgütsel kanallarını açmaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*