Anasayfa » BASINDAN » Nedlloyd Road Cargo direnişçi işçileri ile röportaj

Nedlloyd Road Cargo direnişçi işçileri ile röportaj

Türkiye’nin lojistik devi Netlog Lojistik’in alt firması olan Nedlloyd Road Cargo firmasında dev bir proje olarak reklamı yapılan Polar XP projesinin esas emektarları sizler yıllardır çalıştığınız işyerinizden 2 Aralık Cuma günü atıldınız. Sendikalı olduğunuz için atıldığınızı biz biliyoruz elbette. İsterseniz öncelikle sizi sendika arayışına iten çalışma koşullarından bahsedelim.

Bütün depolardaki ortak sorunlar Nedlloyd Road Cargo’da da var aslında. Esnek çalışma, düşük ücretler, şeflerin yöneticilerin işçilere aşağılayıcı küçümseyici davranışları, hukuksuz uygulamalar vs.

Bizler kadrolu olsak da bizle aynı işi yapan taşeron işçiler var. Turizm iş kolunda gözüküp depoda çalışan arkadaşlar var.

Bizle dalga geçer gibi yılda 10 TL maaş zammı yapıyorlar. Biz itiraz edip zam istediğimizi söyleyince de zaten maaş zammı aldınız yeter size bu kadar diyorlar.  Bir arkadaşımıza 1 TL brüt zam verdikleri oldu. İşçi arkadaşımız ben farkını çekemedim deyince 1 TL brütün ne farkı olur ama zam aldın dediler.

Yaptığımız işin ağır bir iş. -18 derecede soğuk hava depolarında uzun süreler çalışıyoruz. İSİG kurallarına uymayan çalışma koşulları dayatılıyor bizlere her gün. Servislerde ayakta gidiyoruz.  Depo sürekli su alıyor, belki tonlarca su var deponun çatısında. Deponun kaygan zeminine hiçbir önlem alınmadı. Gün içerisinde defalarca düşerek çalışmak zorunda kalıyoruz. Deponun tavanında buz sarkıtları oluyor. Dönem dönem üzerimize düşüyor, sürekli yaralanma riskiyle işleri yetiştiriyoruz. Her işçiye özel giyinme dolabı yok, duş almak istediğimizde aşağıda bulunan stok bölümüne su akıyor. Bu sefer de ertesi gün su göletinde iş yapmaya çalışıyoruz.

Yemeklerimizin içinden böcek, saç, kirpik çıkması rutinleşti. Yöneticilere şikâyetlerimiz artınca bir gün sus payı olarak barbekü yaptılar dışarda. Fotoğraflarını da boy boy yayınladılar, işçilerine ne kadar kıymet verdiklerinin reklamını yapmak için.  Reklamlar iyi, güzel de işyerinde içtiğimiz çayı, şekeri dahi biz getiriyoruz. Ona bile göz dikmiş, kısıtlamış durumda patronlar.

5 ay boyunca gece vardiyasında çalıştığımız oldu. Bunun yasal olmadığını biliyoruz. Gece vardiyasına tek işçi bırakıyorlar. Başımıza bir şey gelse kayıp düşsek bir gün sonra cenazemiz bulunur donmuş olarak.

Geçtiğimiz senelerde depolardan birinde yangın çıktı. Ne acil çıkış kapısı vardı, ne de bir tatbikat yapmıştık.  El yordamıyla yolu bulup dışarı çıktık. Yangın tüplerinde su yoktu. İçerde bir işçi arkadaşımız yanarak can verdi, biz çaresiz kapının önünde bekledik. Şoför arkadaşlarımızdan birine ağır çalışma şartları dayatıyorlardı. Dinlenmesine fırsat vermeden şehirlerarası taşıma yapıyordu.  Yolda uyuyakalıp can verdi. Netlog Lojistik firma sahibi ve yönetim kurulu başkanı Şahap Çak işçi arkadaşımızın ailesine arabasına zarar geldiği için dava bile açtı.

Biz çalışırken ölmek istemiyoruz. Emeğimizin karşılığını alarak çocuklarımıza güzel bir gelecek kurmak istiyoruz. Bizim emeğimizin üzerine kurdukları koca bir çarktan nemalanan patronların bizi aşağılamasına katlanamıyoruz. Bu yüzden sendikalı olmaya karar verdik.

Bir yandan bahsettiğiniz korkunç çalışma koşullarında evinize ekmek götürmeye çalışırken diğer taraftan örgütlenmeye başladınız. Peki, 2 Aralık Cuma günü neler yaşandı, öncesinde sendikalı olduğunuz bilgisine ulaşmış patronlarca baskı gördünüz mü?

Biz çalışma şartlarıyla ilgili sürekli itiraz eden, hakkını arayan işçileriz. Yöneticiler bu sebeple tepemizdeler. Bizleri odalarına çağırıp sendika örgütlüyormuşsun vazgeçin diye baskı yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar. Bazı birimlerde şefler altında çalışanlara sendikadan istifa et yoksa sen de atılırsın diyorlar.

Yakın zamanda ben yaşadığım bir örneği anlatayım zaten 1 gün sonra işten atıldım. Ben işyerine giderken servis beni evimin yakınından almıyor. Yaklaşık yarım saat bir yol gidip servise biniyorum. Servis E-5 Karayolu üzerinde güvenlik şeridinde polisler izin verirse durup beni alıyor. 1 Aralık Perşembe günü servise bindiğimde oturacak yerimin olmadığını gördüm. Şoför arkadaşa ben nereye oturacağım ayakta gideyim hep böyle dedim. Deponun müdür yardımcısı Ali Gayretli de servisteydi. Bana bağırarak bu konuları benimle konuşacaksın dedi. Ben de depoda konuşalım o zaman dedim. Depoya gittikten sonra karşılaştık. Ali Gayretli bana toplum içinde konuşmayı bilmediğimi söyledi. Ben de ona serviste ayakta gelmek zorunda olmadığımı, servis şoförünü de zor durumuna soktuğunu söyledim. Sonra bana parmak sallayarak senin servis problemini kökünden halledeceğim sen de göreceksin dedi. Bir gün sonra işten atıldım.

2 Aralık Cuma akşamı paydosa 20 dk.’a kala bizi yukarıya çağırdılar. Müdür, müdür yardımcısı ve insan kaynaklarından biri bizi bekliyordu. Önümüze iki tane kağıt koydular. Küçülmeye gittiklerini bu sebeple bizi işten çıkardıklarını anlatıp kağıtları imzalamamızı istediler. Ertesi gün çıkış evraklarımızı güvenlikte imzalattılar içeri dahi almadılar. Biz bu işyerine yıllarımızı verdik, karantinaya alınmışçasına işten çıkarılmak ağır geldi. Müdür Yardımcısı Cemil Çiftçi içerden kimse ile görüşmememizin üst yönetim tarafından istendiğini söyledi.

Biz bu küçülmeye gitme hikâyesinin yalan olduğunu biliyoruz. Yeni bir iş anlaşması yaptıklarını da biliyoruz. İşçi alımına da devam ediyorlar. İkimizin de yerine tecrübesiz arkadaşları alıp çalıştırmaya başladılar. Daha önce şirketten atılmış kimse yok. Sendika korkusunun nelere kadir olduğunu gördük.

İsmail senin daha önce Migros depoda bir sendika deneyimin oldu ve sonrasında işten atıldın. O süreci de bize anlatabilir misin?

Ben 12-13 yıl gemilerde çalıştım. Bu işkolunda ITF var. Ben gemideyken 2 ay maaşlarımızı alamadık. Danimarka’da limanda beklerken madem bizim maaşlarımız yatmıyor bu gemi de buradan kalkmasın dedik. Biz yükü getiriyoruz patronlar paralarını alıyor ama maaşlarımızı yatırmıyorlar dedik. ITF’de bölge sorumlusunu aradık. 1 saat içinde temsilcileri geldi, bizleri dinledi. Sonrasında kaptanla görüşmek istedi. Oradaki kaptanların zihinleri buradaki müdürler gibi çalışıyor. Onlar maaşlarını alırlar, işçiler çile çeker. ITF uzmanı kaptana bizi alıp otele getireceğini söyledi. Can güvenlikleri yok, maaşlarını alamıyorlar bu şartlarda burada kalamazlar dedi. Biz de indik, 3 gün içerisinde sorunumuz çözüldü. Ben sendikayla ilk o zaman tanıştım. Bir işçinin onurlu bir yaşam sürmesi için sendikanın ekmek gibi bir ihtiyaç olduğunu böyle öğrendim.

Migros depoda işe girdikten sonra, şartların çok kötü olduğunu gördüm. İçerideki arkadaşlarla beraber sendika örgütlemeye başladık. Migros patronları, sendikayı duyunca patır patır hepimizi atmaya başladılar. İçeriye güvenlik gelip sanki katilmişiz gibi içerden alıp gönderdiler bizi. Atılmayanlar da çok baskı yaptılar, illegal iş yapıyorsun deyip beni de attılar. Direniş ve hukuki süreçle içerde kalan haklarımızı aldık. Şimdiki arabamın adı da “Migros”.

İsmail evlisin bir de 4 yaşında kızın var. Eşin işten atıldığını, direnişe çıkacağını duyunca nasıl tepki verdi?

Çadıra bebeğimizi de alıp geleceğini, kesinlikle vazgeçmememi söyledi. Tam destek oluyor yani.

Son bir sözünüz var mı arkadaşlar?

İşyerinde kocaman bir tabela var. “Sendika her işçinin hakkıdır.” yazıyor üzerinde. Hakkımızı kullandık, işten attınız. Cevabımızı direnişle vereceğiz.

Röportaj: Sultan Eylem Keleş

http://dgd-sen.org/icerik/detay/nedlloyd-road-cargo-direnisci-iscileri-ile-roportaj

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*