Anasayfa » BASINDAN » Nasıl oluyor da Chavez Arap diktatörleri destekliyor?

Nasıl oluyor da Chavez Arap diktatörleri destekliyor?

(Basından)

Sağın söylediğinin aksine Chavez’in Ortadoğu’nun despotlarına olan desteği, despotların işbirliğinden çok jeopolitik bir takım gerekçelere dayanıyor

Lance Selfa

Arap dünyasını sallayan devrimler Libya ve Suriye’yi vurduğunda, bu ülkelerin hükümetleri Bahreyn monarşisinin iç muhalefete karşı kullandığı yöntemleri kullanmayı tercih etti: Silahsız kalabalıklara ateş açmak, çok fazla sayıda insanı tutuklamak ve gösterileri yasa dışı ilan etmek.

Bu yöntemler Arap devrimlerinin destekçileri tarafından yaygın bir şekilde kınandı ama enternasyonal solun önemli figürlerinden biri olan Venezüella Başkanı Hugo Chavez’den, en azından zımni olarak, destek aldı.

Chavez, gazetecilerle görüşmesi sırasında Libya’daki demokrasi isyanını kendisine karşı 2002 Nisan’ında yapılan ABD destekli sağcı darbeyle kıyaslarken “Neden bilmiyorum ama olup bitenler bana 11 Nisan’daki Hugo Chavez’i hatırlatıyor” dedi. 2002 yılındaki darbe girişimi Venezüella işçileri ve yoksullarının müdahalesiyle yenilmiş ve Chavez görevine geri dönmüştü.

Venezüella Dışişleri Bakanı Nicolas Madura, Chavez’den de ileri giderek Libya hükümetinin ayaklanmayı bastırmasını “barış ve ulusal birlik “ için gerekli gördüğünü açıkladı.

Söylemeye gerek bile yok ama Chavez ve hükümetinin bir halk ayaklanmasının bastırılmasını destekleyen bu açıklamaları, Ortadoğu’daki demokratik uyanışı destekleyenler için oldukça şaşırtıcı ve beklenmedik oldu. Aslında Ortadoğu’daki halk ayaklanmaları, 2002’deki darbeden çok darbeyi yenen direnişe daha çok benziyor.

İlk defa seçildiği 1998’den bu yana Venezüella işçi ve yoksullarının geniş desteğine sahip olan Chavez, neoliberal ortodoksiye karşı mücadele etmeye çalışıyor. Enternasyonal solun büyük bir bölümü de günümüz dünyasının ekonomisinde sosyal adalete ulaşma modeli olarak gördükleri “21.yy. sosyalizmi” paradigmasını destekliyor.

Peki, “21.yy. sosyalizmi”nin yaratıcısı nasıl oluyor da özgürlük ve eşitlik isteyen sıradan insanların öldürülmesini emreden Libya’da Muammer Kaddafi ve Suriye’de Beşar Esad gibi diktatörleri destekleyebiliyor?

Elbette enternasyonal sağın bu soruya kolay bir yanıtı var. Onlara göre Chavez’in kendisi de bir diktatörden başka bir şey değil ve dolayısıyla Kaddafi, Esad ve İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad gibilerini desteklemesi normal.

Latin Amerika’ya ilişkin Castro karşıtı sağcı lobinin görüşlerini yansıtan Miami Herald gazetesi, 2 Mayıs’taki baş yazısında “Ortadoğu’da domino taşı gibi devrilen diktatörlerle birlikte, Venezüella’nın ömür boyu başkanı olan Hugo Chavez de kendi despot yönetimiyle ilgili endişeler yaşıyor” diyor.

Chavez’e muhalif olan sağ kanatla birlikte hareket eden eski Venezüella diplomatı Diego Arria, Karakas’taki Libya elçiliği önünde yapılan küçük bir gösteride “Hugo Chavez, Kaddafi’nin tiranlık rejiminin suç ortağıdır. Eğer Kaddafi’yle olan dostluğu devlet başkanı olma sorumluluğundan daha önemliyse, o zaman Trablus’a gidip ona destek vermeli. Ama Venezüella adına değil.”dedi.

Chavez’e yapılan bu kınamaları kabul etmeden önce kaynaklarına dikkat etmek lazım. Libya, Suriye veya Suudi Arabistan’daki muhalefetten çok daha fazla özgürlük içinde hareket eden Venezüella muhalefetinin demokrasiye olan yaklaşımı ortada: Bu insanlar 2002 yılında Chavez’e karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir darbe girişimine kalkıştı ve 2009 yılında Haiti’de Chavez’in müttefiki Manual Zelaya’ya karşı gerçekleştirilen darbeyi desteklediler.

Daha da fazlası, Chavez karşıtları, Chavez’in Suriye’nin Esad’ına destek vermesini işaret ederken İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Suudi Arabistan monarşisi gibi diğer dünya liderlerinin bölgenin “istikrarı” adına Esad’ın kazanmasını umut ettiklerini görmezden geliyorlar.

Açık ki Chavez’in Ortadoğu’daki gerici aktörlerle çok fazla ortak noktası yok. Ama kredibilitesini Kaddafi ve Esad gibilerine borç vererek “21 .yy sosyalizmi” adına kazandığı desteğin altını boşaltıyor.

Chavez’in, İsrail’in 2006’da Lübnan’a saldırısına karşı çıkması ve diplomatlarını sınırdışı etmesi, sıradan Arapları ve eylemcileri coşturmuştu. O zamanlar El Cezire’nin Latin Amerika muhabiri Dima Khatip şöyle diyordu: “Bugün pek çok Arapça internet sitesinde şu yorumları okuyabilirsiniz: ‘Filistinliyim ama başkanım Ebu Mazen değil Chavez’” veya “Arap olmak istemiyorum. Bundan sonra Venezüellalıyım.’

Aynı zamanda milyonlarca Arap için, Chavez’in Venezüella’nın petrol gelirlerini yoksullar yararına “sosyal misyonlarda” kullanması, zenginlik içinde yüzen körfez kleptokrasilerinin tam tersinin olabileceğini gösteriyordu.

Ama Chavez’in Kaddafi ve Esad’a olan desteği ona olan yaklaşımları, Khatib’in 5 Mayıs’taki tweetinde gördüğümüz gibi, değiştiriyor: “Devrimlerin başından bu yana Chavez ve Erdoğan Arap dünyasındaki popülerliklerini kaybettiler. Chavez, Erdoğan’dan daha fazla kaybetti.”

Unutmayalım ki Chavez’in Kaddafi, Esad ve Ahmedinejad’a olan desteği Arap dünyasında popülerliği en üst seviyedeyken dahi sır değildi.

Ahmedinejad 2009’da seçimleri hileyle kazanıp demokrasi isteyen kitlelerin hareketini bastırdığında, Chavez, “Ahmedinejadın zaferi, her yönden bir zafer” demişti. Chavez, Ahmedinejad’ı “İslami Devrim, Üçüncü Dünyanın savunulması ve emperyalizme karşı mücadelenin cesur savaşçısı” olarak tanımlamıştı.

Sağın söylediğinin aksine Chavez’in Ortadoğu’nun despotlarına olan desteği, despotların işbirliğinden çok jeopolitik bir takım gerekçelere dayanıyor. Hatta bazıları basit bir şekilde “düşmanımın düşmanı dostumdur” prensibine dayanıyor. ABD hükümeti de kendisine boyun eğmeyen Chavez, Ahmedinejad ve diğer liderleri küçümsediğini gizlemiyor.

Chavez ve Ahmedinejad OPEC içinde Körfez ülkelerinin ABD yanlısı duruşlarına karşı bir ittifak kurdular. Rusya, Venezüella ve İran, ABD güdümlü dünya enerji sistemine karşı Wall Street Journal’ın “öfke ittifakı” olarak adlandırdığı bir birliktelik oluşturdu.

ABD’nin beşinci büyük petrol tedarikçisi olmak Venezüella’ya ABD’nin istediğinden daha fazla manevra yapma imkanı sağlıyor. ABD liderliğindeki bloğun dışında diğer enerji kaynağı sahibi ülkelerle kurduğu ittifak, ABD’nin küresel olarak sahip olduğu, İsrail’e destek ve Ortadoğu savaşları ve ABD güdümlü serbest ticaret antlaşmaları gibi önceliklerle mücadele etme çabasına bağlı olarak gelişiyor.

Ama dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan ABD’nin burnunu sürtme isteği nedeniyle Chavez’e hayranlık duyarken bile onun duruşundaki çelişkileri gözden kaçırmamalıyız. Hala kapitalist bir sistem içinde yaşayan kapitalist bir devletin başkanı olarak, Chavez, politikayı hala bu üstünlük noktasından görüyor. Yani, “küresel güney”in ülkeleriyle daha yakın ilişkiler kurmaya çalışırken dünya çapında devlet bürokrasileriyle bağlarını geliştiriyor.

Solcu Venezüella haber sitesi Aporrea.org’a göre Chavez yakın zamanda: Suudi Arabistan kralı Kral Fahd, Kral Abdullah, Katar emiri, Suriye başkanı ve Bouteflika benim dostumdur” dedi.

Chavez’in Ortadoğu diktatörleriyle ilgili düşünceleri taraflı bir şekilde açıklaması değişim vizyonunun devlet merkezli sınırlarını gösteriyor. Kişisel görüşleri ne olursa olsun devletlerarası ilişki kurallarına göre hareket etmesi, Chavez’in diğer ülkelerdeki sosyal hareketler veya muhalif hareketlerin savunucusu olacağına güvenilmemesi gerektiği anlamına geliyor.

Kurumsal Devrimci Parti (PRI) yıllarca Meksika solunu baskı altında tutarken Chavez’in arkadaşı Fidel Castro da PRI’yla karşılıklı iyi ilişkilerini korumuştu. Chavez’in önceliğinin Venezüella devletinin çıkarları olduğu açık.

Nisan ayında Chavez hükümetinin, Kolombiya hükümetinin Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetlerinin (FARC) ajanı olduğunu iddia ettiği Kolombiyalı gazeteci ve insan hakları eylemcisi Joaquin Perez Becerra’yı tutuklayıp sınır dışı etmesi bunun başka bir örneği oldu. Kolombiya’daki insan hakları ihlalleri üzerine haber yapan bir ajansın editörü olan Becerra, ülkesi Kolombiya’dan kaçtıktan sonra gittiği İsveç’te politik mülteci oldu ve vatandaşlık aldı.

Chavez’in bu hareketi Venezülla solunda, genellikle ona karşı hoşgörülü olanlarda dahi tepkiye yol açtı. Sol, haklı olarak Venezüella hükümetinin neden sağcı Kolombiya hükümetiyle işbirliği yaptığını sorguladı. Chavez, Kolombiya başkanı Juan Manuel Santos’tan takdir alan operasyonu bizzat onayladığını kabul etti. Venezüella hükümeti ise Perez Becerra hakkında “kırmızı bülten” olduğu gerekçesiyle böyle yapmak zorunda olduğunu iddia etti.

Kolombiya karşıtlarından birini susturmayı başardı. Karşılığında Chavez, Kolombiyalı yetkililerin takdirini kazandı ve komşusuyla arasında çıkabilecek bir gerginliği engellemiş oldu. Venezüella, daha önce eski Kolombiya başkanı Alvaro Uribe’nin FARC gerillalarına yataklık yaptıkları suçlaması üzerine ilişkiyi kesmişti ama iki ülke bir süredir arayı düzeltmiş ve ticaret anlaşmaları imzalamıştı.

Chavez ve hükümeti kendi reelpolitiklerinde ısrarcı olacaksa bile, Venezüella işçi örgütleri ve sosyal hareketler, kendileri gibi adalet, eşitlik ve onurları için mücadele eden Arap devrimcilerin yanında yer almalıdırlar.

http://www.zcommunications.org/ch-vez-and-the-arab-dictators-by-lance-selfa

Kaynak: VenezuelaAnalysis.com

Çeviri : Özgür Yıldız

http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=8610&pid=19&haber=Nasıl oluyor da Chavez Arap diktatörleri destekliyor?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*