Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Büyük bir mücadele esini: İrlanda sorunu, Fenian ayaklanması, Marx ve Enternasyonal

Büyük bir mücadele esini: İrlanda sorunu, Fenian ayaklanması, Marx ve Enternasyonal

İrlandalı Keltlerin bağımsızlıkları yitirmesi, 12. yüzyıldaki Norman akınlarına kadar gider. İrlanda sorunu, İrlanda’nın sömürgeleşmesi, İngiltere’de ilkel birikim sürecinin gemi azıya almasıyla, 15.-16. yüzyıldan itibaren giderek derinleşir. Görünüşte sorunun çıkış noktası Protestan İngiltere/Katolik İrlanda ayrımı, ya da İrlanda’nın Protestanlığı kabul etmemesidir. Gerçekte ise, İngiltere’deki ilkel birikim sürecinin en önemli kaynaklarından birinin Katolik Klisesi’nin arazilerinin yağmalanması ve buralarda çalışan köylülerin sürülmesi olduğu bilindiğinde, Protestan/Katolik ayrımının iç yüzü biraz aydınlanmış olur. İrlanda’da o dönemlerde halen önemli ölçüde komünal mülkiyet ilişkileri içinde yaşayan Kelt klanlarının kendilerine dayatılan Protestanlığa karşı direnişinin temelinde, komünal mülkiyetlerinin gaspına karşı direnişleri vardı.

İngiltere egemen sınıflarının İrlanda’yı sömürgeleştirme ve köleleştirme politikası, İrlanda’ya İskoç, İngiliz, Galli Protestanları yerleştirip, bunların zorla Kelt klanlarına ait ortak mülkleri ele geçirerek bir tarım ülkesi olan İrlanda’nın zengin toprak sahibi ve yağmacı sınıflarını oluşturmasıyla başlar. İrlanda, İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi ve kanlı sömürgecilik taktiklerinin ilk laboratuvar uygulamasıdır. İrlanda’ya yerleştirilen mütecaviz maceracılar ve gaspçılar, kaçınılmaz olarak mülkiyet ve mezhep isyan ve çatışmalarına yol açınca, bunu her seferinde İngiliz ordusunun İrlanda’yı istilası izler. Daha sonra İngiliz burjuva devriminin lideri olacak Oliver Cromwell’in demir yumruğunu, İngiliz kraliyetinden önce İrlanda halkına indirmesi, çoğu burjuva devrimi açısından tipiktir. (Osmanlı’daki Jön Türk ve Kemalist burjuva devrimlerinin zorla tehcir, sürgün, imhayla Türkleştirme ve İslamlaştırma politikalarını hatırlayalım!) Cromwell komutasındaki İrlanda istilasında, 100 binlerce İrlandalı kıyımdan geçirildi ve tehcire tabi tutularak topraklarından sürüldü (1649-1653).

Sömürgeci zorbalık ve gasp dehşetiyle, 18. yüzyılın sonlarında İrlanda’da nüfusun yüzde 75’ini oluşturan Katolik İrlandalılar, ekilebilir topraklarının ancak yüzde 5’ine sahipti!

1779-1801 dönemi, dünya tarihinin olduğu gibi İrlanda tarihinin de devrimci dönemeç noktalarından biriydi. Amerika’nın sömürgeci İngiliz İmparatorluğundan bağımsızlık savaşı ve devriminin, Fransa’da burjuva Jakoben devriminin yaşandığı bu dönem boyunca, İrlanda’da devrimci kaynaşma ve ayaklanmalar yaşandı.

İrlanda sorunu ve Marx’ın analizleri

Marx, İrlanda’da 1798 Birleşik İrlandalılar ayaklanmasını ve bir bütün olarak 1779-1801 dönemini “bilimsel ve dramatik olarak en büyük tarihsel destansılığa sahip bir dönem” olarak tanımlar. Dublin Hareketi ve Curran Gönüllülerini, “18. yüzyılın tek büyük savunması (halk özsavunma savaşı-bn)” olarak över. İrlandalı hareketinde sınıfların en açık olarak görülebildiğini belirtir. 1798-1799 İrlandalı hareketinin doruğuydu, çünkü İrlanda proletaryası gücünü birleştiriyor, köylünün kendiliğinden yerel isyanlarına öncülük yapıyordu, çünkü İrlanda devrimi dünya devrimci hareketiyle bir senkronizasyon içindeydi.

Hareketin yenilgisini ise, “devrimci bir bakış açısından” kendi döneminin çok ilerisinde olmasına, İngiliz proletaryasının sınıf bilincini henüz kazanmadığı, İngiltere’de çok sınırlı kalan devrimci işçi ve küçük burjuva öğelerin (ki onların da çoğunluğunu yine İrlandalı göçmenler oluşturuyordu) Klise ve Kraliyet tarafından kolayca yalıtılmış olmasında, İngiliz işçilerinin Birleşik İrlandalılara desteğinin çok zayıf kalmasına bağlar.

Marx ve Engels, İrlanda sorunu üzerine yazılarında, İngiliz karşıdevriminin en büyük gücünü İrlanda’daki bastırmacı terör politikalarından aldığını, İrlanda’da böyle eğitilen büyük çaplı silahlı kuvvetlerin daha sonra İngiliz işçi sınıfının isyanlarına karşı kullanıldığını vurgularlar.

İrlanda’da bu görkemli devrimci ayaklanma ve özsavunma savaşının kanla bastırılmasından sonra, 1801’de İrlanda parlamentosu feshedildi, Kelt dilinin konuşulması yasaklandı. “Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı”nın oluşturulması lafzı altında, İrlanda İngiltere tarafından bir nevi ilhak edildi.

İrlanda tarihinin sonraki 50 yılı, Birleşik İrlandalıların devrimci ve kahramanca atılımından çok büyük bir geri adımdı. “Birleşik Britanya ve İrlanda Parlamentosu”ndaki az sayıdaki İrlandalı liberal burjuva temsilcilerinin taktik manevralarına indirgendi. Britanya parlamentosunda İrlandalı vekil O’Connell’in adıyla anılan bu dönemde, İrlanda burjuvazisi hem İrlanda’da vahşice ezilen ve sömürülen kitlelerde liberal parlamentarizmden beklenti yaratarak kitle hareketlerini olabildiğince engellemeye çalışıyor, hem de bunu bir pazarlık kozu olarak kullanarak, İngiliz toprak aristokrasisi (torryler) ile liberal burjuvazisi (whigler) arasındaki çelişkilere oynayarak, İngiliz liberal burjuvazisi ittifak ve pazarlık manevralarıyla, İrlanda liberal burjuvazisi için küçük tavizler koparmaya çalışıyordu.

Marx, 1850’ler ve 60’larda İngilizce New York Daily Tribune ve Almanca Neue Oder Zeitung’da yazdığı İrlanda sorunu üzerine yazılarında, O’Connellizmi sert bir şekilde teşhir etti. Bu yazılarında, O’Connell’in torrylere karşı ayrılma hakkı ajitasyonu yapar görünürken, whigler gücü ele geçirince bu ajitasyonun hemen nasıl geri çekilip yerini İrlanda burjuvazisinin İrlanda emeğinden sömürü payı pazarlıklarının aldığını gösterir.

“İngiltere sömürgeciliği İrlanda toplumunun yaşam koşullarını tahrip etti. Birincisi, İrlanda’nın topraklarını müsadere etti; sonra ‘parlamenter yasalarla’ İrlanda sanayisini boğdu; en sonu, silahlı kuvvetleriyle İrlanda halkının etkinliğini ve enerjisini kırdı. Bu yöntemlerle, İngiltere küçük bir gaspçı toprak beyi kastının İrlanda halkına toprağı ne kadar ve nasıl kullanabileceği ve üzerinde nasıl yaşayabileceğini dayatmasının ‘sosyal koşulları’nı yarattı. Halen bu “sosyal koşulları” devrimci yöntemlerle yıkma gücü çok zayıf olan İrlanda Halkı, yüzlerini Parlamentoya dönerek, en azından bu koşulların iyileştirilmesini ya da yeniden düzenlemesini talep etti.” (Marx, New York Tribune, 1853).

Marx, toprak beylerinin sömürüsünün kaldırılmasının tek yolunun toprağın devrimci ulusallaştırılması olduğunu, İrlanda’da tarım sorununun, ancak köktenci bir burjuva demokratik reformla çözülebileceği sonucuna varıyordu.

Marx ve Engels, 19. yüzyılın ortalarından itibaren, İrlanda devriminin tarımsal ve ulusal karakterini ortaya koydular. Marx’ın düşündüğü İrlanda devriminin programı, üç yalın slogandan oluşuyordu: İngiltere’den bağımsızlık ve özyönetim, bir tarım devrimi, ve İngiliz sömürgeciliği tarafından yıkılan sanayiyi yeniden inşa etmek için koruyucu önlem ve vergiler. Böyle bir devrimin yalnızca kitleler, “alt sınıf ve katmanlar”, küçük ve orta çiftçiler, emekçiler, işçi sınıfı ve zanaatkarlar tarafından gerçekleştirebileceğini belirtiyordu. Ulusal-liberal burjuvazi bu tür bir devrimin karşısında olacaktı, ve İrlandalı hareketi onların İrlanda üzerindeki zararlı etkilerinden özgürleşmeden Britanya’dan da özgürleşemezdi.

Marx ve Engels’in, tarihini, ekonomisini, siyasetini ve her gelişim ve dönemeç noktasını yakından inceledikleri, halkını ve mücadelelerini de İngiltere’deki göçmen İrlandalı işçi ve emekçiler üzerinden yakından tanıdıkları İrlanda sorunundaki programatik-siyasal yaklaşımları, Marksizmin gelişiminde de önemli bir halkadır. Bu yaklaşımın en temel noktaları şunlardır: Ulusal sorun ile tarım sorunu bir bütündür. Ulusal bağımsızlık devrimi, ancak tarım devrimi ve demokratik devrimi kapsayan bir ulusal burjuva demokratik devrim olabilir, ve ulusal-liberal burjuvazi tarafından değil, ancak ondan bağımsız hareket eden emekçi sınıflar tarafından gerçekleştirilebilir.

1845-46 yıkımı ve sonrası

1845-46’de İrlandalı yoksul köylülerin tek besin kaynağı olan patatesteki büyük kıtlık ve hastalıkla, 1 milyon İrlandalı kırıldı ve bir o kadarı göç etmek zorunda kaldı. İngiliz imparatorluğu bunu tarihe doğal afet diye geçirip kendi ülkesinde de “tanrının katoliklere ve İrlandalılara cezası” diye yutturmaya çalışsa da, gerçekte tarihin o ana kadar gördüğü en büyük sömürgecilik soykırımlarından biriydi. Marx’ın göstermiş olduğu gibi, tarım alanları daha karlı diye otlak ve meraya çevrildiği ve İrlanda’da üretilen buğday ve et İngiltere’ye gönderildiği için, İrlanda halkının tek gıdası patates ve suya indirgenmişti. Ancak gübre bile toprağa dönmüyor, İngiltere’ye gönderiliyordu. Giderek daraltılan ekilebilir topraklar verimsizleşti, patates hastalığı ve kıtlığıyla 1 milyon insan açlıktan öldü. Ölenlerin tamamı yoksul İrlandalılardı. (Marx’tan Engels’e mektup, 1867)

1846’de İngiltere’de sanayi burjuvazisi, İngiltere’yi 1688 “Şanlı Devrimi”nden bu yana yönetmekte olan, toprak soyluları ve bankerlerin aristokratik oligarşisini Tahıl Yasalarını kaldırmaya zorlayarak, “Serbest Ticaretin büyük zaferini” ilan etti. İngiltere’de Tahıl Yasalarının kaldırılması semboliğin ötesinde, bir 30 yıl boyunca dünya çapındaki sarsıntıları hızlandıracak, yol açtığı sosyal ve ulusal yıkımlarla sınıfsal ve ulusal mücadeleleri kızıştıracak, Doğu İmparatorluklarını zayıflatacak çok kritik bir dünya-tarihsel etken olacaktır.

İngiltere’de eski aristokrasinin yerini alan liberal sanayi burjuvazisi, Serbest Ticaretin dişlerini elbette ilk İrlanda’ya gösterecekti. İngiltere’de Wellington’un yerini Gladstone hükümeti alırken, İrlanda’nın 8 milyonluk nüfusunun “muhafazakar” yoksulluğunun yerini de nüfusu 20 yılda neredeyse yarı yarıya biçen liberal “devrim” alacaktı!

Marx, İrlanda’daki bu sürecin, Birleşme Kanunundan (1800) kıtlık kırımına ve Tahıl Yasasının kaldırılmasına (1846) kadar olan çeşitli evrelerini analiz eder. Toprak beyleri köylüyü sömürür ve artık piyasada satmak için köylüden söküp aldığı artı-emek ürününden servet birikimini, fahiş toprak kiraları ve aracılar yoluyla elde eder. 1846 öncesinde köylüyü topraktan süren arazi müsadereleri (çitlemeler) istisnaidir. 1846’dan itibaren ise “yün ve et, dolayısıyla toprağın merkezileştirilmesi” temel slogan haline gelir, ve köylüyü toprak sürme gemi azıya alır.

Süreç 1851 yasası ile hız kazanır. Bu yasa yerli İrlandalı toprak soylularını da tasfiye etmek ve yerlerine tüccar ve tefeci kesimlerden İngiliz ve İrlandalı kapitalist toprak sahipleri veya çiftçileri geçirmek için düzenlenmişti. Yeni politikayı pervasızca uygulamak için, köylüye karşı yükümlülüğü, duygusal ve kişisel bağı olmayan, yeni bir kesim gerekiyordu. Yasa, nefret edilen çiftlik kahyalarını toprak sahiplerine dönüştürdü ve İrlanda kırlarını nüfustan arındırma harekatını şiddetlendirdi. İngiliz hakim sınıfları, İrlanda tarımsal üretim ilişkilerinde yıkıcı bir değişim başlattı. (Marx, age)

Marx, İrlanda’da toprak sorunu üzerine 1855’te yazdığı bir yazıda da, bu yeni ilkel birikim politikasının, İrlanda’nın köylüsünü açlık ve kıtlıktan daha hızlı ve etkili biçimde ortadan kaldırdığını vurgular:

“Bu devrim, İrlanda tarım sisteminin İngilizlerin eline geçmesini, küçük mülkün yerini büyük mülkün almasını, ve eski toprak ağalarının yerini yeni kapitalistlerin almasını içerir. Bu değişimi yaratan başlıca evreler, bir milyon İrlandalıyı öldüren 1847 kıtlığı; bir milyon kişiyi daha İrlanda’nın dışına atan ve peşinden yeni milyonları da çeken Amerika ve Avustralya’ya göç; İrlanda’nın kendine olan güvenini kıran başarısız 1848 ayaklanması; ve son olarak, açlığın çiftçileri, kiracıları, ortakçıları topraktan sürmesi gibi, borçlandırılan İrlandalı soyluları mülksüzleştiren ve bu soyluluğu topraktan süren Parlamento Yasasıdır.”

İngiltere’de 1946’da burjuva liberalizminin zaferiyle Tahıl Yasasının kaldırılması, İrlanda’da tahıl üretimini değersizleştirdi, küçük köylüde yeni bir yıkım dalgasına yol açtı. Yün ve et fiyatlarıyla birlikte toprak rantlarının yükselmesi, ekilebilir tarım alanlarını otlağa çevirmek için, toprak soyluları tarafından 1 milyon köylünün daha topraklarından sürülüp atılmasına neden oldu. Topraklarından edilen İrlandalıların Amerika’ya göçü, yani sürülmesi, 20 yıl sürdü. 1841’de 8 milyon 220 bin olan İrlanda nüfusu, 1866’da 5.5 milyona düşmüştü. 1851-65 yılları arasında 1.5 milyon İrlandalı, çoğunluğu Amerika’ya olmak üzere, ülke dışına göç etti. Bu göçün, yarım milyonundan fazlası, Amerikan İç Savaşı sırasında gerçekleşti. Daha önce göç edenlerin gönderdikleri parayla yarı aç ve sefil biçimde Amerika’ya varanlara, hemen verilen vatandaşlık karşılığında, savaşa sevkediliyorlardı. 1850’lerin sonlarından itibaren Kuzey Amerika’da Fenian hareketini (İrlanda Cumhuriyetçi Birliği) örgütleyen İrlandalı göçmenler, ateşli Cumhuriyetçilikleriyle, toprak ve köle sahiplerinden nefretleriyle, Amerikan İç Savaşının kaderinin değişmesinde ve köleliliğin kaldırılmasında önemli bir rol oynadılar.

Marx, İrlanda’da bu değişim sürecinin 1860’lı yıllarla birlikte doruğuna çıktığını vurgular, ve 1864 yılını, İrlanda’nın İngiltere’nin en büyük otlağı haline gelmesinde tayin edici görür. 1846-47 kıtlığını 1848 ayaklanmasına yol açan yeni sistemin başlangıcı olarak görürken, bu sistemin 1864-65’te olgunlaşmasını da, büyük toprak sahiplerinin toprak tekeline karşı tarımsal sosyalizan bir eğilim içeren Feniancılığın bir kitle hareketi haline gelmesinin dinamiği olarak ele alır. 1867’de yayınlanan Kapital’in 1. Ciltinde İrlanda’da 1861-65 döneminin ayrıntılı bir analizini, çok belirgin biçimde Fenianizmin yükselişinin sosyo-ekonomik temeli olması açısından yapar. (Ralph Fox, Marx Engels and Lenin On the Irish Revolution. Reprint: Modern Books, London, 1932.)

Marx, Kapital 1. Cildin Kapitalist Birikimin Genel Yasası bölümünün İrlanda örneği kısmında, İrlanda’daki bu yıkıcı ilkel birikim sürecinin 20 yılını inceler. Bir yanda İrlandalı tarım emekçilerinin yaşadığı yıkım, sürgün ve sefalet, diğer yanda toprak rantında ve çiftlik karlarında artış ve çiftliklerin yoğunlaşması ve merkezileşmesi ile bir avuç toprak beyi ve kapitalistin elindeki servet birikiminde büyük artışlar. İrlanda’da küçük toprak sahipleri adeta ülkeden silinmişti. Yüzbinlercesi göç etmiş, geriye kalanları, çok sınırlı manifaktür istihdamı dışında, yılın ancak birkaç ayı çalışma olanağı bulan, kulübeleri bile başlarına yıkılan tarım işçileri haline gelmişti. Küçük toprak kiracılarının durumu tarım işçilerinden daha iyi değildi, çünkü İrlanda’da toprak rantlarıyla birlikte vergi ve kiraları, İngiltere’nin bile birkaç kat üzerindeydi. İrlanda topraklarının yüzde 40’ı sayıları 32 bin civarındaki İngiliz, İskoç, İrlandalı büyük toprak sahibinin elinde toplanmıştı. Ve bunlar, 20 yılda nüfusunun 3’te birini kaybeden İrlanda’da hala “aşırı nüfus fazlası” olduğunu iddia ediyor, İrlanda’yı tam anlamıyla İngiliz koyun otlağı ve sığır merası haline getirinceye kadar 1-2 milyon emekçiyi daha sürmeye hazırlanıyorlardı. Ama bunlar, bir ve aynı zamanda, Fenian hareketini doğuran ve büyüten nedenlerdi…

“İrlanda’da toprak rantı birikimiyle birlikte, Amerika’da İrlandalı birikim atbaşı gider, koyun ve öküz tarafından yurdundan atılan İrlandalı, okyonusun öbür kıyısında bir Fenian olarak ortaya çıkar ve ihtiyar denizler kraliçesinin karşısında, genç Cumhuriyet, gittikçe tehdidini artıran bir dev gibi yükselir: Romalıları (İngiliz sömürgeciliğini-bn) bunaltıyor kara bir yazgı ve kardeş öldürme suçu.” (Marx, Kapital Cilt 1)

Marx’ın Kapital’in 1. Cildinde, “Sermaye birikiminin genel yasası” açısından İrlanda örneğini inceleyişi, ekonomi-politiğe bilimsel-eleştirel olduğu kadar devrimci ve pratik yaklaşımı açısından karakteristiktir. İrlanda sorununun bir tarımsal-ulusal sorun olarak bilimsel, eleştirel, devrimci analizi, basitçe “ekonomik şeyler”e ilişkin değildir. İngiliz sömürgeciliği altındaki İrlanda’da sınıfların, sınıflar arası üretim ilişkilerindeki değişim ve karşıtlıkların, dolayısıyla sınıfsal-ulusal mücadelenin tarihsel-devrimci gelişim seyrinin analizine dönüktür. İrlanda’da ve Amerika ve İngiltere’deki göçmen İrlandalılar arasında 1858’de kurulan Fenian Birliğinin (İrlanda Cumhuriyetçiler Birliği), 1864’ten itibaren yığınsallaşmaya başlaması, 1865’ten itibaren ayaklanma hazırlıklarına girişmesinin sosyo-ekonomik temelleri, Fenian ayaklanmasıyla aynı yılda, 1867’de yayınlanan Kapital 1. Ciltte olanca açıklıkla gözler önüne serilir.

Marx’ın Kapital’ini yalnızca ve basitçe bir “iktisat kuramı” olarak görenler, onun; tam da bir dünya-tarihsel “devrimci sarsıntılar çağı”nı, sınıf mücadelelerinin devrimci yoğunlaşması ve tarihsel gelişim sürecini, buna nasıl içerili hale getirdiğini görmezler. Marx’ın Kapital’inin yalnızca “safkan mantığı”na hakim olmaya çalışanlar, onun diyalektik ve tarihsel materyalizmi nasıl kaynaştırdığını, dolayısıyla kitlelerin değişen sosyal koşullarını ve tarihsel eylemini nasıl içerdiğini görmezler. Bu yüzden Marx’ın anıtsal başyapıtına nüfuz edebilmenin en iyi yolu, Kapital’i, bu büyük “devrimci sarsıntılar çağı”nın, devrimci sınıf mücadelelerinin tarihi ile birlikte okumaktır. O zaman 1848 devrimlerinden 1871 Paris Komünü’ne uzanan bu şiddetli sarsıntılar, sınıfsal ve ulusal mücadeleler, iç savaşlar, devrimci isyan ve ayaklanmalar döneminin muazzam zenginliği ve eğiticiliği kadar, Marksizmin gelişiminde oynadığı kritik rol da görülecektir. Marksizmin harcında, yalnızca “İngiliz ekonomi-politiği, Alman felsefesi, Fransız siyaseti”nin değil, Rus devrimcilerinin, Polonya kızıllarının, İrlanda Fenianlarının, ve aslında dönemin dünya-tarihsel devrimci krizlerinin, devrimci savaşımlarının ve işçi ve emekçi sınıflarının devrimci savaşlarının olduğunu görmeden, onun devrimci ve yaşayan ruhunu anlamak mümkün değildir.

İrlanda devrimci Fenian ayaklanması

Fenian örgütlenmesi, ABD’deki İrlandalı göçmenler arasında ve göçmenlerin İrlanda’daki Cumhuriyetçilere yoğun desteğiyle 1958’de başladı. İrlanda’da da bazı gizli dernekler ve komiteler oluşturuldu. Fenian simgesi, İrlanda türkülerinde yaşamaya devam eden eski bağımsız Kelt ülkesi Eria’dan (“Yeşil Erin”) geliyordu. İrlanda Cumhuriyetçiler Birliği, ağırlıklı olarak topraklarından kovulup durmakta olan kiracı tarım emekçileri ve ancak geçici işlerde çalışabilen işçiler ile yurtsever aydınlardan oluşuyordu. Hareketin kurucusu James Stephens bir mühendisti. Diğer önderlerinden Jeremiah O’Donovan Rossa toprağından atılmış ve manavlıkla geçinmeye çalışan bir çiftçi ailesinden geliyordu, John Devoy ise bir tarım emekçisinin oğluydu.

İrlanda Cumhuriyetçi Birliği (Fenian Birliği), İrlanda’da emekçi halka dayanan ve onlar tarafından desteklenen devrimci-demokratik bir siyasal hareketti. Aynı zamanda İrlandalı-Amerikan topluluğunun okyonus ötesi sempatisini, maddi desteğini ve Amerikan İç Savaşında edindiği askeri deneyimi alan bir hareketti. 1867 ayaklanmasındaki askeri liderlerinin çoğunu Amerikan İç Savaşında savaşmış İrlandalı subaylar oluşturuyordu. 1867’ye gelindiğinde Fenianlar çoğunluğu kır ve kent emekçilerine ve aydınlara dayalı komiteler ve 50 bin kişiyi bulan bir sempatizan ve destekçi ağı oluşturmuş durumdaydı. Amerikan İç Savaşı sonrasında, 1865’te başlayan ayaklanma hazırlıklarında, çoğu Amerika’daki İrlandalı göçmenlerin desteğiyle temin edilebilmiş 6 bin ateşli silah ise halen oldukça yetersizdi.

Fenianların anti-sömürgeci, anti-toprak ağası programı oldukça yalın ve açıktı. İngiliz sömürgeciliğine son verme, bağımsız Cumhuriyet ilanı, yabancı toprak beylerinin İrlandalı toprak kiracılarını topraklarından sürmesine ve ağır vergi ve haraçlara son vererek toprakların işleyenlere dağıtılması. Program, bir tarım ülkesi olan İrlanda’da, ulusal bağımsızlık mücadelesi ile tarım emekçilerinin sömürücü-asalak-gaspçı toprak ağalarına karşı sınıf mücadelesini bütünleştiriyordu. Marx, hareketin ulusal sorunla tümleşik olarak tarım, toprak ve emek sorunlarını ele alışında, bir tür tarımsal sosyalizm eğilimi görüyordu. Marx’ın 1853’ten itibaren demokrat Amerikan gazetesi New York Daily Tribune’de İrlanda sorununa ilişkin yazılarının Amerika’daki İrlandalı göçmenlerden, Londra’daki 1. Enternasyonal faaliyetlerinin ise İngiltere’deki İrlandalı göçmen işçilerden başlayarak, Fenian programındaki emek ve sınıf vurgularında, tohum halindeki sosyalizm eğiliminde etkili olduğu bilinmektedir.

“Hak ve özgürlüklerimiz yabancı bir aristokrasi tarafından gaspedildi, o bize hayvan gibi davranıyor, topraklarımızı gaspediyor ve talihsiz ülkemizin tüm maddi zenginliklerini alıp götürüyor.
Son çare olarak kuvvete başvuruyoruz… monarşist hükümetin aşağılamalarına artık tahammülümüz kalmadı. Herkese emeğinin asli değerini verecek, genel oya dayalı bir Cumhuriyet’in kurulmasını amaçlıyoruz.
Şu anda bir oligarşinin elinde olan İrlanda toprağı, bize, İrlanda halkına aittir ve bize geri verilmelidir. Aynı zamanda mutlak ifade özgürlüğünü ve Kilise ile Devletin ayrılmasını istiyoruz. İngiltere halkına karşı savaş niyetimiz yok; bizim savaşımız, ister İngiliz ister İrlandalı olsunlar, tarlalarımızın tüm bereketini yiyen aristokratik çekirgelere karşıdır.” (James Stephens’in 1867 isyanı için yazdığı Bağımsız İrlanda Cumhuriyeti deklerasyonu)

Fenian’ın hızla güçlendiğini gören İngiliz devleti, 1865’te Fenian gazetesi The Irish People’ı (İrlanda Halkı) kapattı, editörü ve aynı zamanda Fenian hareketinin fikirsel önderlerinden O’Donovan Rossa ve tüm yazı kurulunu tutukladı. (O’Donovan’ın bu dönemde, bir kadın olarak Fenian hareketinin fikirsel önderi ve başyazarı olmasının, hareketin ileri karakterinin bir diğer göstergesidir.) Operasyonda Fenian’ın kurucusu ve önderi Stephens ve birkaç yüz önde gelen militanını tutuklandı. Stephens 1 yıl içinde hapisten kaçıp yurtdışına kaçmayı başaracaktı. Ancak bu hareketin en ileri kadroları açısından epey ağır bir darbeydi. İngiliz sömürgeciliği ardından, İrlanda halkının patlama noktasına gelmesinden korkarak, olağanüstü hali kaldıran ve çok kısmi bir takım liberal esnemeler içeren bir “barış yasası” çıkararak, İrlanda liberal burjuvazisi ve küçük burjuvazisini kendi yanına çekerek, Fenianları tecrit etmeye çalıştı. Siyasal inisiyatifi devrimci Fenian’a kaptırmış olmaktan muzdarip İrlanda liberal burjuvazisi için bu bulunmaz bir fırsattı. İrlanda’nın özgürlüğünün engeli sanki devrimci ve silahlı hareketmiş, Fenian olmasa İngiliz liberal burjuvazisiyle anlaşılıp özerklik alınabilirmiş gibi bir hava yaratmaya başladılar. Arka planda asıl konuşan ise, İngiliz sömürgeciliğinin yüzlerce yıllık yönetim tecrübesi, cellat/papaz, böl/yönet taktiğiydi.

İngiliz burjuvazisinin bu manevrası ne yazık ki, dolaylı biçimde etkili oldu. Fenian üzerinde liberal-psikolojik bir basınç oluşturarak, hemen harekete geçmezlerse, hareketin dövüşsüz eriyip gideceğini düşünmelerine neden oldu. Silahlanma, örgütlenme ve daha geniş kitlelerle bağlar yetersizken, acil, sabırsız, ve iyi düşünülmemiş ayaklanma planları yapmalarına yol açtı. 5 Mart 1867’de ayaklanmayı başlattıklarında, İngiltere’de işçi sınıfını da harekete geçirecek kriz yeni başlamıştı. Belki biraz daha sabırlı olup, kitle örgütlenmesini ve silah temini hızlandırıp, krizin İngiltere’nin içini de karıştırdığı bir dönemde, krizin itici gücünü de arkalarına alarak harekete geçseler, belki başarı şansları daha fazla olabilirdi, kimbilir? Ama asıl büyük felaket, Fenian Liverpool komitesindeki bir hainin, daha doğrusu İngiliz istihbarat ajanının, ayaklanma zaman ve planlarını sızdırması oldu.

Fenian’ın komuta kademesi, 3 plan taslağı üzerinde tartışmıştı. Stephens’ın önerisi, Dublin’deki 3 İngiliz askeri karargahını ani baskınlarla ele geçirerek, Dublin halkını ayaklanmaya sevketmekti. Ancak bu öneri, hareketin fiili askeri komutanı, Amerikan İç Savaş komutanlarından İrlandalı general Millen tarafından, silah yetersizliği nedeniyle reddedildi. Devoy’un önerisi, askeri karargahlara sızıp ordu tabanındaki Feniancı askerleri yurtseverlik ajitasyonuyla ayaklandırmaktı. Fenian’ın bu yönde girişimleri olsa da, İngiliz ordusu İrlandalı askerler arasındaki Feniancıları da tutuklamaya başladı. Millen’in kendisini yaptığı plan ise üç aşamalıydı: 15-20 kişilik hareketli gruplar yolları ve demiryollarını kesecek, üzerlerine asker polis geldiğinde düzenli çatışmaya girmeyip içlere doğru çekilerek düşman kuvvetlerini dağınık durumda tutacaklardı. Dublin’den 5-6 bin kişilik bir Fenian kuvveti, Dublin dışındaki Tallaght tepesine göstere göstere yürüyüp mevzilenerek Dublin’deki İngiliz ordusunu kendi üzerine çekip oyalayacak, bu arada Dublin’deki Fenianlar da Dublin halkını ayaklandıracaklardı. Ancak planı önceden bilen İngiliz ordusu, Dublin’deki ve bir dizi kilit bağlantı halkasındaki askerlerini takviye etmiş, Fenianlarla çatışmaya girmeden önce Dublin ve diğer kilit yerlerde halkı sindirmeye ağırlık vermişti. Fenianlar planı olduğu gibi uygulamaya çalıştılar, Tallaght tepesi ve ülke çapında bir dizi çatışma ve yerel isyan oldu, ancak halkın ana gövdesinin harekete geçmediği koşullarda, takviye edilmiş ve tüm bağlantı halkalarını tutmuş İngiliz ordusu isyanı bastırmakta fazla zorlanmadı.

Fenian’ın facia niteliğindeki başarısızlığının başlıca nedenleri, İngiliz devletinin askeri, siyasi, ideolojik, psikolojik yönetme tecrübesine karşılık, askeri, siyasi, örgütlenme, illegalite… her açıdan deneyimsiz olmaları, silah ve donanım yetersizliği, ama özellikle de askeri savaş plan ve taktikleri kadar siyasal kitle çalışması ve örgütlenmesine önem vermemeleri, liberal burjuvaziyi teşhir ve tecrit etmemeleriydi. Ayaklanmanın başarısızlığını büyük bir baskı ve işkence dalgası izledi. Ayaklanmanın önderi olarak mimlenenlerden yaklananlar idam edildi, İrlanda ve İngiltere’deki binlerce İrlandalı devrimci tutuklandı, işkence gördü, ya da sürüldü.

Ancak mücadele bitmedi: Müthiş bir işçilerin birliği halkların kardeşliği mücadelesi

1. Enternasyonal, daha 1865’de The Irish People gazetesinin kapatılması ve editörü ve başyazarı olan O’Donovan Rossa’nın tutuklanması üzerine, Fenian davasına aktif olarak müdahil olmaya başlamıştı. Marx’ın önderliğiyle, Enternasyonal Genel Konseyi, tüm birimlerine İrlanda gazetesinin kapatılmasını ve O’Donovan’ın tutuklanmasını protesto etmeleri talimatı göndermiş, çok sayıda protesto gösterisi düzenlenmişti.

Marx ve Engels, Fenian ayaklanma girişiminden sonra başlayan ağır baskı dalgasına karşı da hızla Enternasyonal’i harekete geçirdiler. Tüm İngiliz basını ve örgütleri Fenian tutsaklarına yapılan zulüm karşısında sessizliğe bürünürken, Fenianlara açık ve doğrudan sahip çıkan tek güç Enternasyonal oldu. Üstelik Manchester’daki Fenian tutsaklarını kurtarmak için düzenlenen eylem, davanın yankısını daha da büyütmüştü. Eylemde tutsaklar kurtarılmış, çıkan çatışmada birkaç İngiliz askeri ölmüştü. Enternasyonal, şovenist hezeyanlara karşı gözünü kırpmadan bu eyleme de sahip çıktı. Marx’ın bütün gövdesi ve ruhuyla girdiği Fenian davasında, Enternasyonal’in düzenlediği kitle kampanyası ve hareketi, adım adım bu şovenist havayı kırmayı, liberalizmin etkisine girmiş İngiliz sendika ve işçilerini bile Fenian ile dayanışmaya çekmeyi başardı.

Enternasyonal’in dayanışma kampanyası Londra’dan tüm İngiltere’ye yayılan kitle forumları ile başlatıldı. Tüm kitle forumlarında, Enternasyonal delegeleri, Marx’ın taslağını yazdığı, aynı ajitasyon konuşmasını yaptılar:

“İngiliz ve İrlandalıların iki ortak düşmanı vardır: Toprak aristokrasisi ve kapitalizm…”

İrlanda halkı ve Fenian tutsaklarla dayanışma için, “kapitalizm ve toprak aristokrasisini yargılayan savunma” tarzında yapılan bu kitle toplantıları ve forumları öylesine bir ilgi ve etki yarattı ki, İngiliz işçileri de bu toplantılara kitlesel olarak katılmaya başladılar. Marx’ın Enternasyonal Londra Genel Konseyinde verdiği ateşli mücadele ve İngiliz işçilerin de bu etkinliklere katılmaya başlaması sayesinde, başlangıçta epey tereddütlü olan İngiliz Enternasyonal delegeleri ve sendikaları da (3 sendika şefi haricinde!) bu dayanışma etkinliklerine katılmaya başladılar. İrlanda sorununda İngiliz işçi sınıfının onurunu, Marx, Enternasyonal’in devrimci delege ve seksiyonlarıyla, İngiliz Trade-Unionlarının tabanındaki öncü işçiler kurtardı, demek yanlış olmaz. (Ralph Fox, age) Öyle ki İngiliz basını bile, Enternasyonal’in dayanışma etkinlik ve toplantılarının İngiliz işçiler içinde yarattığı yankı ve hareketlenmeye daha fazla sessiz kalamadı, Times gazetesi bu toplantıların düzenli haberlerini yapmaya başladı.

Enternasyonal İngiltere, Amerika, Fransa’da İrlanda halkı ve İrlandalı devrimci tutsaklarla dayanışma için işçi hareketleri düzenlemeyi başardı. Gladstone hükümetinin İrlanda halkına ve Fenian tutsaklarına hunharca saldırganlığına son vermesi, İrlandalı devrimci tutsakların serbest bırakılması için büyük bir enternasyonal işçi eylemleri organize edildi. Engels ve İrlandalı Fenian eşi Lizzy Burns evlerinde Fenian kaçaklarını saklıyor (Not: Alman sosyalisti William Liebknecht, Engels’in ölümününden sonraki bir anı yazısında, Engels’in Manchester hapishane eyleminin organizatörlerinden olduğunu, kaçırılan Fenian tutsaklarının ise Engels’in eşi Lily Burns tarafından saklandığını ileri sürer.), Marx Londra’daki Alman İşçileri Komünist Eğitim Derneği’nde İrlanda sorunu üzerine rapor sunup konuşmalar yapıyor, Marx’ın kızı Jennychen, Fenian ayaklanması konusunda kafası karışık uluslar arası Fransız demokrat gazetesi Marseilles’e takma adla Fenian ayaklanmasının haklılığını ve Gladstone hükümetinin vahşetini sergileyen yazılar kaleme alıyor, Marx’ın eşi Jenny Fenian önderlerinden, ömürboyu sürgüne mahkum edilmiş O’Donovan Rossa’nın ateşli İrlanda yurtseverliği şiirlerini Fransızca’ya çeviriyor, tümü İrlandalı tutsakların serbest bırakılması için Londra’da yapılan sayısız toplantı ve yürüyüşlere katılıyor, ajitasyon konuşmaları yapıyorlardı.

Jenny Marx, Dr. Kugelmann’a mektubunda, Lonra’da yapılan “Fenianlara özgürlük” mitinglerinin en büyüğünü şöyle anlatıyordu: Ağaçların tepeleri bile insan dolmuştu. En az 70 bin kişi vardı. Göstericiler sloganların yazılı olduğu kırmızı yeşil beyaz (İrlanda Cumhuriyeti bayrağının renkleri-bn) pankartlar taşıyorlardı: “Tiranlara boyun eğmemek Tanrı’ya borcumuzdur”. Pankartların üzerinde ise bir yığın kızıl renkte Jakoben başlığı yükseliyordu. Hep birlikte Marseilles söyleniyordu. (Aktaran: Galina Serebykova, Ateşi Çalmak 4. Cilt, Evrensel yay.)

Onbinlerce İngiliz işçisinin onbinlerce İrlandalı göçmen işçiyle birlikte katıldığı bu dev gösteri, İngiliz işçi sınıfının İrlanda işçileri ve halkı ile eylemli dayanışma gösterdiği ve İrlanda’nın özgürlüğünü istediği, tarihteki ilk örnek olması açısından tarihsel bir öneme sahipti. İngiliz işçilerinin katılımını İngiliz Reform Ligi (İşçilerin genel oy hakkı mücadelesi örgütü) ile birlikte Enternasyonalin İngiliz delegeleri ve (sendika şeflerinin ayak diremesine karşın) sendika şubeleri örgütlemişti.

Bu büyük gösteriden hemen sonra, Marx Enternasyonal Londra Genel Konseyi’nin kitlelere açık toplantısını düzenlemiş, özenle hazırladığı 1 saatlik ateşli bir konuşma yapmış, Genel Konsey ve işçiler tarafından coşkuyla kabul edilen konuşma ve karar taslağı – 3 sendika şefi dışında ki, Marx onları da herkesin ortasında hedefe koyarak rezil etmişti-, bir haftalık İngiliz gazetesinin manşetinde yer almış, ve İngiltere ve Amerika’daki yüzlerce sendika şubesine gönderilmişti. İrlanda işçileri ve halkıyla, İrlandalı devrimci tutsaklarla dayanışma ve yardımlaşmayı reddeden sendika şubelerine, Marx, derhal Enternasyonal’in en iyi temsilcilerini ve propagandacılarını göndererek, şovenist tutumlarını değiştirmelerini sağlamaya çalışmıştı.

Marx, İngiliz başbakanı Gladstone’u bir “liberal demokrasi kahramanı” olarak gören ve İngiliz liberalizmine özenen kıta Avrupası ülkeleri aydınlarını da ihmal etmedi. Kızı Jennychen ile birlikte Fransız ve Belçika gazetelerine İrlanda sorununu anlatan ve Gladston ile İngiliz liberal burjuvazisini sert biçimde teşhir eden yazılar yazdı. Bu yazıların da epey yankı yarattığı anlaşılıyor, Gladstone kendi gazetesi Daily News’ta Fransa basınını “İngiltere’nin iç işlerine karışmaması” için tehdit etmek zorunda kalmıştı.

Enternasyonal, İngiltere ve Amerika’da Fenian tutsaklarına para yardımı toplama kampanyasını da örgütledi. İrlandalı kadın işçilere, yardım için toplayacakları paraları, tutsaklara iletilmek üzere The Irish People gazetesine göndermeleri için özel bir çağrı yayınladı. İrlandalı işçilerin, hem sınıfsal, hem ulusal sesleri olarak Fenian gazetesini sahiplenmeleri ve Fenianlarla dayanışmaları için son derece yaratıcı bir organizasyon! Böylece O’Donovan Rossa, Enternasyonal’in Dublin’deki Yardım Fonu Komitesi sekreteri oldu. (O’Donovan’ın 1916’da ölümü ve 100 binlerin katıldığı cenazesi bile, İrlanda’da yeni bir isyanın başlangıcı olmuştu!)

Enternasyonal’in uluslar arası bir harekete dönüşen protesto kampanyası, Marx’ların uluslar arası basındaki yazıları, İngiltere başbakanı Gladstone’u Avam Kamarası’nda İrlandalı tutuklulara yapılan kötü muamelenin soruşturulmasını kabul etmek, İrlanda’ya dönük her türlü anayasal hakkın feshi ve sıkıyönetim tasarısını da tartışmaya açmak ve hafifletmek zorunda bıraktı.

Bu kampanyanın kazanımlarından biri de cezası ömürboyu sürgüne çevrilen Fenian önderlerinden O’Donovan Rossa’nın bir İrlanda şehrinde yerel parlamentoya seçilmesi oldu. Bu sembolik olmanın ötesinde, İrlanda halkının en ağır biçimde bastırıldığı bir dönemde bile, İngiliz sömürgeciliği ve zulmüne karşı çok net bir siyasal kazanım ve yanıttı. Marx’ların, Engels ve Lilly Burns’ün, Enternasyonal’in mücadelesi ve organizasyonların bundaki payı çok açıktı.

Enternasyonal’in dayanışma ve yardım faaliyetleri, İrlanda ve İngiltere’deki İrlandalı işçilerin ağır yenilginin ardından hızla toparlanmasına da ön ayak oldu. İngiltere’nin bütün sanayi bölgelerinde ve ağır baskı altındaki İrlanda’da Dublin ve Cork’ta Enternasyonal’in İrlandalı işçi seksiyonları oluşturuldu. Silahlı polislerin tacizlerine karşın İrlanda’da ufak çaplı işçi toplantıları, hatta Cork’ta bir grev örgütlendi. Bunun üzerine tüm “yasa ve düzen” güçleri zaten sürekli takip altında tutulan Enternasyonal İrlanda seksiyonu sekreteri, genç dil öğretmeni J. De Morgan’ı sindirmek, sürmek, okullardaki görevlerinden atmak için seferber oldu. Enternasyonal’in İngiltere, İrlanda, Amerika seksiyonları bir kez daha işten atılan grevci işçiler ve boyun eğmeden mücadelesini sürdüren De Morgan ile dayanışma ve yardım için seferber oldu.

Proletarya enternasyonalizmi mücadelesinin bu görkemli tarihsel deneyiminin, geleceğe dönük de önemli kazanımları oldu. İrlanda’da 1867’deki Fenian ayaklanmasından 4 yıl sonra, 1871’de Paris’te Komün Devrimi yaşandığında, bu kez İrlanda Cork’taki Enternasyonal seksiyonu, İrlandalı işçilerin Paris Komünü ile dayanışma eylemlerini örgütlüyordu. Üstelik Komün’ü “papaz katili”, “din düşmanı” ilan eden papazların bu eylemlere saldırttığı bir grup ırkçı-gerici serseri, İrlandalı işçilerden öyle bir dayak yemişlerdi ki, İngiliz ordusu bile İrlanda’daki Komün eylemlerine dokunmaya cesaret edemez hale gelmişti. Toparlanan Fenian’ın örgütlediği isyan ve direnişler 1876 yılına kadar aralıklarla devam etti.

Enternasyonal’in İrlanda seksiyonu, aynı zamanda İrlanda’daki ilk işçi sınıf partisiydi. İrlandalı Enternasyonal üyesi işçilerin manifestosundan:

“İngiltere’deki İngiliz ve İrlandalı işçiler arasındaki ulusal antagonizma, işçi sınıfının kurtuluşu için her hareket girişiminde karşımıza çıkan en temel engellerimizden birisi, dolayısıyla İngiltere gibi İrlanda’da da (burjuva) sınıf egemenliğinin temel taşıdır. İrlanda’da yaygınlaşan Enternasyonal işçi örgütlenmesi ve İngiltere’deki İrlandalı işçi kollarının oluşturulması, bu soruna bir son vermeyi amaçlamaktadır.” (Aktaran: Ralph Fox, age)

Marx ve Engels’in tüm gövde ve ruhlarıyla, aileleriyle önderlik ettikleri Enternasyonal’in İrlanda kampanyası, ne yazık ki Türkiye’de hiç bilinmeyen, tarihin en parlak Marksizm, proletarya enternasyonalizmi, işçilerin birliği halkların kardeşliği mücadelesi sayfalarından biridir. Pek çok açıdan olağanüstü esinleyici ve eğiticidir: Ezilen ulus sorununa proleter enternasyonalist yaklaşım, ezilen ulusun sömürücü egemen sınıfları ve liberal burjuvazisi ile kesin sınırları çekerek emekçi sınıflarının öncülüğünde ulusalcı-emekçi halkçı devrimci demokratik hareketini destekleme, ezilen ulusa ve ulusalcı demokratik güçlerine karşı her türlü baskı ve saldırıya karşı uzlaşmaz bir mücadele, ezen ulus işçileri içindeki şovenizm ve ulusal üstünlük ve ayrıcalık zehrine karşı mücadele, liberal, gerici, şovenist sendika ağalarını teşhir ve tecrit etme, ezen ulus işçilerin ezilen ulus işçileri ve emekçi halkıyla dayanışmasını ve ortak sınıf düşmanlarına karşı ortak mücadelesini örgütlenme, ezilen ulus işçilerinin muazzam emek ve çaba gerektiren biçimde güvenini kazanma ve bağımsız hareketini örgütleme, ağır bir yenilginin yaratabileceği umutsuzluğa teslim olmayıp yenilginin moral ve siyasal etkilerini adım adım giderip tersine çevirmeye çalışma ve kazanımlara dönüştürme, proletaryayı her türlü durum ve koşul karşısında sınıf bilinci, proletarya enternasyonalizmi ve örgütlenmesi doğrultusunda eğitme…

Marx, Fenian ayaklanmasından sonra, Marksizmin ezilen ulus sorununda en temel ilkelerinden birini formüle etti:

“Bir başka halkı köleleştiren halk, kendi zincirlerinden kurtulamaz!”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*