Anasayfa » BASINDAN » ‘Bezdiri’ye karşı omuz omuza

‘Bezdiri’ye karşı omuz omuza

(02 Temmuz 2012-Radikal-Pınar Öğünç)

Sonuçta iş hayatı bu, ne bekliyordun?”, “Sen de her şeye itiraz etme”, “Koca işyerinde niye tek sana yapılıyor”… Yakınmaya başlayınca böyle cümleler duymuş çoğu. Sonra “Neden ben?” başlamış. Neden işyerinde kasıtlı ve sistematik biçimde birini başarısız, savunmasız, aciz pozisyona düşürmek için bir yıpratma operasyonu hayata geçirilir?

Mobbing ya da işyerinde psikolojik taciz için Türk Dil Kurumu’nun önerisi ‘bezdiri’. Günlük dile oturacak mı, göreceğiz. İnsan denen canlıya, kapitalizm denen sisteme dair çok şey anlatan bir süreç aslında mobbing. Dikey işleyişini tarif etmek daha kolay; yöneticinin bir çalışanını işten atmak yerine, istifa etmesini sağlamak için şirket maliyesinden ego cimnastiğine uzanan türlü sebebi olabilir. Size becerinizin altında ya da fiziksel gücünüzün çok üzerinde vazifeler verilir, şartsız memnuniyetsizlik ve aşağılama vardır, hak eksilterek cezalandırılmak istenirsiniz.

Linç psikolojisi

Bir de yatay mobbing var. Kriter sayılabilecek mevki, maaş, tecrübe açısından eşit konumdaki mesai arkadaşlarından birinin diğerini bezdirme gayreti bu. Kimi zaman kariyerizm, mevki sahibi olma hırsı, çevrede rakip görülen kişiyi sinsi usullerle oradan ‘sürme’ arzusu doğurabiliyor.

Ama illa böyle bir hesap kitap da şart değil. Başlatan bir kişiyken uygulamada destekçi birden artabiliyor. Hakkınızda çıkarılan dedikodunun yaygınlaşması için de, dışlanmanın, yalnızlaştırmanın hayata geçebilmesi için de insana ihtiyaç var çünkü. Ve birileri bunu bazen yöneticisine hoş görünmek için tercih ediyor, bazen sadece kötücüllüğünden. Bir tür linç psikolojisi. Zayıf olanı biz de ezelim. O yüzden biraz organize bir suç gibi geliyor bana. Zaten bazen sadece etnik, dinsel, cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık olabiliyor mobbing’in sebebi.

Mağdurların çoğu kadın ve üniversite mezunu. Mobbing’i kanıtlama ve hukuki süreç zor olduğundan, bununla üniversite mezunları uğraşıyor demek daha doğru. Yoksa çalışma koşullarının esnek ve güvencesiz olduğu kimi küçük işletmelerde, taşeron şirketlerde bezdirmenin hası günlük kaide neredeyse. Fakat oralarda çalışanlar için itiraz daha güç tahmin edersiniz ki…

Mobbing hapı

Müjde, Borçlar Kanunu’na eklenen 417. madde bugün yürürlükte! Ne diyor: “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.”

Fakat “…kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir” şeklinde bitmesine rağmen doğrudan yaptırım içermiyor.

www.mobbingeson.org üzerinden şekillenen, partiler ve örgütler üstü yeni bir kampanya var. Mobbing TCK’da tanımlansın, kamuda ve özel sektörde önlemler alınsın istiyorlar. En mühimi de mağdurlar yalnız hissetmesin; psikolojik ve hukuki destek alabilsin. Geçen cumartesi ‘Mobbing’e Son Konferansı’nda mücadele yöntemleri konuşulurken ağlamadan hikâyesini bitiren azdı. Mobbing’i kanıtlamak kolay değil. En az haftada bir sıklığında ve altı ay süreli olmalı gibi evrensel kıstasları mevcut. Mağduriyet de (şu an için) İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın psikiyatriyle ortak verdiği raporla kanıtlanabiliyor. Açılacak davanın nasıl sonuçlanacağı belli değil yine de.

Adli Tıp’ta her başvuranı en az iki saat dinleyen uzman hekim Cüneyt Cenger anlattıkça anlıyorsunuz ki onlarınki de zor mesai. Bir, ‘performans kriterleri’ geçerli olan sistemde bu tür hekimliğin bezdiriciliğinden söz ediyor. İki, sadece ‘Müdür bana şunu dedi’ diyerek gelenlerden biraz yakınıyor.

Raporun ederi iki yıl önce 40 TL’yken şu anda 805 TL bu arada. Tamam, ilk görüşmede hikâyenizde mobbing olma ihtimali yoksa bu parayı vermiyorsunuz ama neticede sistem çalışıyor. Kapitalizm, mobbing hapı, mobbing terapisi, mobbing savunma sanatları kursu falan da geliştirir yakında.

Konuyla ilgili haber:

(ETHA) Mobbing mağduru Erkan Erdoğan, bilinçli çalışanların mobbinge aday olduğunu belirterek, “Dünyanın her yerinde mücadele eden kazanmıştır, kazanacağız” dedi.

Taksim Hill Otel’de BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Doktor Cüneyt Cenger ve mobbing mağdurlarının katılımıyla “Mobbinge Son Konferansı” düzenlendi.

Moderatörlüğünü Çağla Oflas’ın yaptığı konferansta mobbingin psikolojik olarak işçilerin çalışma yaşamında ve özel hayatında yaşattığı ruhsal problemler anlatıldı. Kürtler, eşcinseller ve diğer ezilen kesimlerin birinci derece mobbing mağduru olduğu vurgulandı.

Doktor Cüneyt Cenger, 1. derece mobbing mağdurlarının yaşadıkları sıkıntıları, ağlama, alınganlık, konsantrasyon bozukluğu olarak sıralarken, 2. ve 3. derecelerde ise özgüven yitimi, iş yapmak istememesi, fiziksel ve ruhsal zarar görmesi gibi sorunlar yaşandığını ifade etti.

KÜRTLER, EŞCİNSELLER BİR NUMARALI MAĞDUR

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, mobbingin gücünü kapitalizmden aldığını söyledi. Tuncel, bir çok insanın mobbingin farkında olmadığını belirterek, “Mobbingi henüz birkaç yıldır tanımaya başlıyoruz ve toplumun birçoğu habersiz” dedi.

Kürtler ve eşcinsellerin mobbingin bir numaralı mağdurları olduğunu söyleyen Tuncel, “Bu bakımdan mobbingle sınıfsal ve politik olarak mücadele etmeliyiz. Politik özgürlüğümüzü yakalayamazsak bir daha hiç özgür olamayacağız” dedi.

Tuncel, “Farkındalık önemli, sadece bir şeylerin farkında olursanız onunla mücadele edebilirsiniz. Bu açıdan mobbingi tanıyıp, daha iyi mücadele etmeliyiz” diye konuştu.

‘BİLİNÇLİ ÇALIŞAN İŞVEREN TEHDİT UNSURUDUR’

Mobbing mağduru Erkin Erdoğan, izin hakkını istediğinde karşılaştığı sıkıntıları şöyle aktardı: “Hakkımı talep ettiğimde patron bana ‘sana bu işyerinde herkesten farklı davranacağım’ dedi. İşveren işi bırakmam için mobbing uyguladı. Bu diğer çalışanlara da tehdit niteliği taşıyordu. ‘Eğer sizler de hakkınızı ararsanız aynı tutumla karşılaşırsanız’ mesajı veriyordu. Bilinçli bir çalışansanız işveren tarafından tehdit unsurusunuz. Mobbinge uğramaya adaysınız. Psikolojimi bozdu bu durum. Yasaklanması gerekiyor. Dünyanın her yerinde mücadele eden kazanmıştır, kazanacağız.”

‘KÜRT-ALEVİ OLDUĞUMU ÖĞRENİNCE BASKI UYGULADILAR’

Bir diğer mobbing mağduru Ali Menteşe, çalıştığı SGK kurumunda, yeni tayin olan bir müdürün ilk günden kendisini çağırdığını ve evinden uzak başka bir yere göndermeye çalıştığını anlattı. Kürt-Alevi olduğunu söyleyen Menteşe, şöyle konuştu: “Benim kimliğimi ilk günden araştırmış. Gazi Mahallesi’nde oturduğumu falan sordu. Bunlar onun gözüne batmış. İmza yetkim dahil bütün yetkilerim alındı. Aylarca psikolojik tedavi gördüm.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*