Anasayfa » DÜNYA » Mısır Devrimi: Ordu ve Müslüman Kardeşler arasındaki Çekişmenin Siyasal Niteliği

Mısır Devrimi: Ordu ve Müslüman Kardeşler arasındaki Çekişmenin Siyasal Niteliği

Mohsen Ebrahimi

Ordu, devrim ve karşı-devrim arasında arabulucu rolünde ortaya çıkan kolluk kuvvetlerinin ilki, egemen sınıfların devrimin işini bitirmek için meydana sürdükleri sonuncusudur. Genelde egemen sınıfların cephaneliğinde iç güvenliğin –mevcut düzenin—koruması görevini doğrudan üstlenen başka kolluk kuvvetleri bulunur: Polis, jandarma ve irili ufaklı istihbarat birimleri bunun örnekleri arasındadır. Egemen sınıflar öncelikle bu güçlere dayanarak devrimin işini bitirmek, ordunun sınıflar ve toplum üstü, “ulusun çıkarlarının bekçisi” görünümüne zarar gelmemesine çabalarlar. Ordunun bu “sınıflar ve toplum üstü” görünümü devrim süreçlerinde çelişik rollerde sahneye çıkmasına meydan veren başat özgüllüklerindendir. 1979 İran Devrimi’nde ordu böyle bir rol üstlendi; Mısır Devrimi sürecindeyse aynı rolü daha profesyonelce oynamaktadır.

Ordu kartını oynamak

Mısır halkı ve (egenmen sınıfları temsilen) ordu daha başından karşılıklı siyasal bir “oyuna” giriştiler. Her iki taraf açısından bu bir zafer-zafer oyunuydu. Taraflardan hiçbiri de bu konuda yanılmıyordu. Ordu taktik bir hesapla devrimi Mübarek’in gidişiyle yetinmeye ikna etmek ve stratejik açıdan rejimi kurtarmak için halka “katıldı”. Buna karşılık halk kendiliğinden ortaya çıkmış bir güçler dengesi duygusuna dayanarak elden geldiği kadar orduyu “tarafsız” kalmaya zorlamaya ve bu yolla Mübarek’i daha kolay biçimde devirmeye çalıştı.

Her ne kadar ordunun taktik hesabı, daha doğrusu ordunun devrim karşısında taktik geri çekilişi ve buna karşı devrimin ordunun bu durumunu taktik biçimde kullanması Mübarek’in devrilmesini kolaylaştırıp devrimin zaferinin ilk adımını daha rahat atmasını sağladıysa da, devrim bu taktik uyanıklığının stratejik yenilgisine dönüşmesine izin vermemelidir. Karşı-devrim daha işin başından ordu kartını stratejik amaçlarla oynamaya soyunmuştu; bu oyunu şu anda da sürdürmektedir. Mısır ordusu şu anda egemen sınıfın devrim karşısındaki en incelikli ve en tehlikeli aygıtına dönüşmüştür.

Ordu ve Müslüman Kardeşler’in Pazarlığı ve Çekişmesi

Mısır ordusu Mısır Devrimi sürecinde iki kez devrime karşı hareket edebilmek için kendini halk safına yutturabildi. İlkinde düzeni korumak için düzenin “ömür boyu” cumhurbaşkanına sırtını döndü. İkincisinde yine düzeni kurtarmak için “seçilmiş” cumhurbaşkanına karşı darbe yaptı. Her ikisinde de devrimin dalgasına bindi: İlkinde halkın Mübarek’e karşı nefretinin dalgasına, ikincisinde siyasal muamele tarafı Mursi’ye karşı nefret dalgasına.

Mursi’nin cumhurbaşkanlığı ordu ile Müslüman Kardeşler’in siyasal şikesinin ürünüydü. Yukarıdaki bu siyasal pazarlık süremezdi. Nedenlerine gelince:

Birincisi, ordu ve Müslüman Kardeşler, devrim kendi saflarını örgütleyemeden istikrar ve demokrasi adı altında alelacele bir seçim uydurdu. Alelacele, zira devrimin bu iki gerici safa karşı baş kaldırıp ortaya çıkmasına fırsat vermek istemiyorlardı. Bu, siyasal erki ele geçirememiş bir devrimin başı üzerinden yukarıda gerçekleşen siyasal erkin paylaşımıydı. Böylece siyasal erk, ortak yönleri devrimci halkın onlara karşı kuşkusu ve tereddütü olan iki güç arasında paylaşıldı. Bu siyasal pazarlık yalnızca devrim coşkusu ve canlılığını yitirdiyse sürebilirdi. Halk evlerine dönseydi bugün Kardeşler ve Ordu bir siyasal denge noktasında siyasal erk ve servet paylaşımı konusunda pazarlık yapıyor olurdu. Sorun devrimin sürmesi, siyasal erkin halen bunalımda olmasıdır.

İkincisi, toplumda siyasal istikrarın yeniden kurulması devrime uğrayan burjuvazinin asal sorunuydu, halen de öyledir. Mursi hükümeti gerçekte bunun üstesinden gelemezdi, zira:

1.      Alnına “devrim hırsızı” damgası yemiş, halkın çoğunluğu gözünde zanlıydı.

2.      Açıkça devrimin asal talepleri, “ekmek, özgürlük, toplumsal adalet” karşısında durmuştu.

3.      Din pisliğinin insanların yaşamına bulaşmasının yolunu açmakla halkın uğrunda devrim yaptığı insan onurunun ayaklar alınmasına yeni bir boyut kazandırmakla suçlanıyordu.

Kısacası, Mursi hükümeti devrimin boyutlarının gelişmesine ve radikalleşmesine neden olan bir uyarana dönüştü. Devrimi durdurmak üzere iş başına gelen hükümet pratikte devrimin ateşini körüklüyordu. Nasıl ki devrim safı “ekmek, özgürlük, toplumsal adalet”e ulaşmak için bu hükümetin defterini dürmesi gerekiyorsa Mısır’ın egemen sınıfı da devrim hortlağından kurtulmak için bu hükümetin işini bitirmesi gerekiyordu.

Mısır Devrimi’nin Karmaşık Uğrağı

Karşı-devrim sokağa başvurmuş durumda. Devrim daha uyanık davranmalıdır!

Mısır halkı 33 milyonluk bir kitleyle Müslüman Kardeşler gericiliğine karşı “temerrüt” etti ve bir akşamda defterini dürdü. Bunun Mısır Devrimi’nin daha önce “opozisyon”da olan, üstelik seçim sandığıyla karşısına dikilen karşı-devrime savaş ilan etmesinin en keskin ve en cesur hareketi olduğu söylenebilir. Mısır Devrimi sokaklara döndü ve “demokrasi” silahıyla silahsızlandırılmasına izin vermedi.

“Erhel ya Mursi” sloganları sokakları doldurduğunda Mursi hükümetinin bu dalgada boğulacağı ortaya çıktı; öyle oldu da. Ancak tarihin kara mizahı bu kez de meydanın gericiliğin başka bir kanadının eline geçmesidir. Halk gericilik hükümetini alaşağı etti, devleti ordu ele geçirdi. Halkın devlete karşı siyasal savaşımında, Mısır Devrimi’nin en hareketli uğraklarından birinde gericilik safının bir kısmı öteki kısmıyla hesaplaştı.

Mevcut koşulların karmaşıklığı devrim karşıtı her iki safının sokağa başvurmasından kaynaklanıyor. Bir zamanlar halkı sokaklardan evlerine göndermek için birlikte çabalayan aynı güçler şimdi de sokağa dayanarak bir birlerinin hesabını görmeye, ardından da devrimin hesabını kapatmaya çalışıyorlar. Müslüman Kardeşler’in durumu ortada; ordunun durumuysa daha incelikli. Ordu halkın yanında ve önünde Müslüman Kardeşleri sahneden dışarı ittiği görüntüsüyle bu kez “istikrarsızlığa karşı halkın kurtarıcısı” adıyla bizzat devrime yönelmek ve işini bitirmek istiyor.

Ordunun böyle bir olanağı var mı? Mısır Devrimi’nin bir sonraki adımı bu sorunun pratikteki yanıtı olacaktır. Ancak bütün göstergeler Mısır Devrimi’nin “ekmek, özgürlük, toplumsal adalet” talepleriyle süreceği, ilerlemek için egemen düzenin kurumlarını yıkmak, engelleri yolunun üzerinden kaldırmak zorunda olacağını göstermektedir. Mısır ordusu bu engellerin en önemlilerindedndir.

İlk kez İKİP yayın organı Enternasyonal, sayı 516’da yayımlandı.

*Mohsen Ebrahimi İran Komünist-işçi Partisi Siyasal Bürosu üyesi ve Azerbaycan Komitesi sekreteridir.

 Türkçesi: Siyaveş Azeri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*