Anasayfa » GÜNDEM » Milli kıraathaneler ya da kültürkampf

Milli kıraathaneler ya da kültürkampf

Erdoğan, bir de “Millet Kıraathaneleri” vaadetti. Efendim, buralarda çay, kek parasız olacak, kitap okunacakmış.

Muhalefet, kıraathane vaadini makaraya sarınca, Erdoğan bozuldu, menüye interneti de ekledi, “buralar butik kütaphane olacak, her semte birkaç tane kuracağız” dedi.

Öyle ya, AKP kendi tabanını bile seçim mitinglerine getirtebilmek için, parasız döner, meyve suyu filan dağıtmak zorunda kalıyor. Bir de AKP-Hurafeci kitaplarını okumak gibi daha büyük bir zulüme katlanmalarını sağlamak için, tabii parasız çay, kek, internetten aşağısı kurtarmaz!

Erdoğan’ın çılgın projelerinden “milli kıraathaneler” aslında seçim vaadinden fazlası. Erdoğan daha önce bir çok konuşmasında, “siyasal iktidarı aldık ama sosyal ve kültürel iktidar hala solcularda” diye hayıflanmıştı. (Gerçi ekonomik iktidarı da alamadıkları da o kadar dayılandıkları “faiz lobi”sine iki seksen teslim olmalarıyla ortaya çıktı ya, neyse.) Üstüne bir de İmam Hatiplerde bile yaşadıkları “Deizm” paniği çıkmıştı. Bu yüzden şimdi, kültürel iktidarı almak için “kültürkampf” stateji ve taktikleri geliştirmeye çabalıyor. Bu bile başlı başına, sosyal ve kültürel alanda yaşadıkları aczin bir ifadesi.

“Milli kıraathaneler”de tabii ki Komünist Manifesto ve Kapital okunmayacak. Demirören grubuna satıldıktan sonra Türkiye’nin en büyük kitabevi zinciri D&R’dan bile solcu ve muhalif kitaplar tasfiye edilmeye başlanmıştı. Yüzlerce “milli kıraathane”nin yapımı ve devlet finansmanıyla işletilmesi, şimdiden ihalesini almış ve projesini yapmış görünen Sanat-İstanbul gibi şirketlere köşeyi döndürecek. Kemalizmin bir dönemki “Halkevleri”nin dinci-şovenist kültürkapmf versiyonu ve dindar nesil dizaynının yeni bir aracı olarak hizmet verecek. Bu da aslında, AKP’nin elindeki onca olanak ve araca karşın halk içindeki damarlarının kurumaya ve tıkanmaya başladığını, yeni nafile yöntem ve araçlar yaratma çabasını yansıtıyor.

Her zaman ki gibi meseleyi idrak edememiş olan Kılıçdaroğlu ise, “işsizlik kıraathane ile çözülmez. Biz üretim, yatırım ve teknolojiyi teşvik edeceğiz” dedi. Sanki işsizlik kapitalist üretim tarzının sonucu değilmiş gibi! İşsizliğin nedenini çözüm gibi sunuyor; kapitalizmde daha teknolojik yatırımların bir yanda aşırı sömürü ve çalışmayı diğer yanda daha fazla işsizliği yarattığının bile farkında değil, ya da gözlerden gizlemeye çalışıyor.

Al birini vur ötekine!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*