Anasayfa » BASINDAN » MİB: Yeni Sendika için bir muhasebe-MİB

MİB: Yeni Sendika için bir muhasebe-MİB

Metal İşçileri Birliği olarak gelinen aşamada TOMİS üzerine bir değerlendirme yapmayı zorunlu görüyoruz. Çünkü hem metal fırtınanın bir ürünü olan TOMİS geldiği aşama ve yaşadığı sorunlar itibariyle değerlendirmeyi hak ediyor, hem de bununla bir arada MİB’in TOMİS’e ilişkin tutum ve yaklaşımının bir kez daha ortaya konulması bir ihtiyaçtır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki yeni sendika fikri, MİB’in harekete bir dayatması ya da başka bir ifadeyle masa başı çalışmasının ürünü değildir. Tümüyle hareketin kendi nesnel gelişmesinin ortaya çıkardığı bir ihtiyaçtır. Öyle ki daha hareketin ilk evresinde, Nisan ayının sonlarından itibaren “yeni sendika” metal işçisinin belli belirsiz tartıştığı bir düşüncedir. 26 Nisan Kent Meydanı eylemi bu düşünceyi daha da güçlendirmiş, 5 Mayıs’taki TM saldırısı ve büyük istifa dalgasının arkasından daha da olgunlaşmıştır. Çünkü TM şebekesinden usanan metal işçisi, diğer mevcut sendikaları da bürokratik, silik ve satışa ortak olan tutumları nedeniyle bir alternatif olarak görmediği ölçüde ve kendi gücüne güvendikçe yeni sendika fikrine dört elle sarılmıştır. “TM’yi sildik ya yerine ne koyacağız?” soruları etrafında başlayan, “mevcut sendikalardan hiçbir şey olmaz, böyle olacaksa TM’den neden istifa edelim, sendikasız kalalım daha iyi” tartışmalarıyla yeni sendika eğilimi güç kazanmıştır.

Buna ek olarak hareketin bütünlüğü, dağılıp parçalamadan tek bir çatı altında tüm sonuçlarına ulaşabilmesi bakımından da yeni sendika hareketin ve işçi sınıfının geleceği açısından tek doğru seçenek olarak görülmüştür. En ilerisinden en gerisine kadar hemen hemen tüm işçilerin ortak fikri, mevcut sendikalardan herhangi birinin anılmasının dahi hareketi bitireceği ve dağıtacağı yönünde olmuştur. Bu öngörüler daha sonra süreç içerisinde kanıtlanmıştır da.

Şu bir gerçek ki, kendiliğinden bir öfke patlaması olarak ortaya çıkan metal fırtınasının tüm bir seyri en başından itibaren MİB’in müdahaleleriyle belirlenmiştir. İlk kıvılcımın yayılması, kararlılık kazanması, giderek önüne konulan sınırları aşacak, hareketi ileriye taşıyacak koparıcı eylemlerin gerçekleştirilmesi MİB’in yönlendirmesi ve doğrudan müdahaleleri, katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada henüz herhangi bir örgütlülüğe ve kabul edilmiş öncülere sahip olmayan kendiliğinden hareket içerisinde MİB, bir sosyal paylaşım sayfasının ötesine geçerek hemen tüm boşlukları doldurmuştur. İşçilere yürünecek yolun gösterilmesi, bin parçaya ayrılmış işçilerden kaynaşmış ve kendi içerisinde örgütlü bir hareketin yaratılması, bunun için zaruri olan hareketin doğru bir çizgide ilerletilmesi, MESS-TM propagandasının göğüslenmesi hemen hepsi MİB’in emeğiyle olmuştur. MİB yılgınlığa izin vermemiş, hareketin sönümlenmesine izin vermemiş, korkuların altında ezilmesine izin vermemiş, örgütsüz ve öncüsüz kalmasına izin vermemiştir.

İşte tam da MİB, hareket içerisinde böylesi bir rol oynarken yeni sendika düşüncesi ve ihtiyacı çerçevesinde de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiştir. Öyle ki MİB’in katkıları ve yol göstericiliğiyle, 5 Mayıs’tan sonra 10’dan fazla fabrikadan sözcülerin ve öncülerin katılımıyla kurulan Fabrikalar Arası Kurul’un iki gündemi olmuştur. Birincisi TM’nin aradan çıkarılması ile birlikte mücadelenin hangi yönde sürdürüleceği, somutta da ücret iyileştirilmesi için nelerin yapılabileceği iken, ikincisi yeni sendika konusu olmuştur. Bu toplantılarda Toyota modeli gibi bazı düşünceler de özellikle Renault’un sözcülerinden gelirken hemen hemen tüm katılımcılar mevcut sendikaların hiçbirine geçilmemesi konusunda hem fikir olmuş, ezici bir çoğunlukla da yeni sendikanın kurulması için karar alınmış ve bu çerçevede bir komisyonun kurulması planlanmıştır.

Ancak durum bu iken 14 Mayıs tarihinde Renault yönetiminin verdiği süreden önce herhangi bir ücret iyileştirilmesi yapmayacağını açıklaması üzerine iş durdurma eylemi başlamış ve eylem MİB’in de katkılarıyla diğer fabrikalara dalga dalga yayılmıştır. Bu aşamada Fabrikalar Arası Kurul’un toplanması zora girmiş, daha önemlisi ise mevcut grevin başarıyla sürdürülmesi ve zafere ulaşılması esas gündem haline gelmiştir. Bu koşullarda yeni sendika fikri büyük ölçüde bu büyük grevin gidişatına bağlanmıştır.
İşte metal işçisinin büyük hareketinin MİB ile iç içe bu biçimde seyretmesi, hareketin gücünü de büyük ölçüde bu politik ve organik ilişkiden alması, MESS-TM ve devletin el birliğiyle bu ilişkiyi koparmaya dönük müdahalelerini gündeme getirmiştir. MİB’e karşı alttan alta örgütlenen kara propaganda grev sırasında kimi sözcülerin MİB’den uzaklaştırılması ama özellikle 20 Mayıs’taki MİB’lilere yönelik gözaltılarla birlikte tavan yapmıştır.

Tüm bu müdahaleler, hareketin öncüleri ve sürükleyenlerin kafalarında sadece soru işaretleri yaratmış, MİB ile ilişkilerinde herhangi bir kopukluğa yol açmamıştır. Fakat 20 Mayıs’taki operasyon bir dönüm noktası olmuştur. MESS-TM-devlet ittifakıyla MİB’e yönelik gözaltıların ardından polisin servis ettiği görüntülerle örgütlenen propaganda, aynı gün bizzat polis şeflerinin direniş alanlarındaki aktif çabalarıyla tamamlanmıştır. Fakat yetmemiş MİB ile görüşen sözcüler ve öncüler başta olmak üzere, MİB’in yönlendiriciliğine açık olan ama henüz bir organik ilişkiye girmemiş, hareketin yükünü taşıyan yüzü aşkın işçi terörle mücadele şubesine çekilerek korkutulmaya çalışılmıştır. Devlet müdahalesinin MİB’in rolünü oynamasında yarattığı yeni engellerden faydalanarak hareketin bütünlüğü ve gücü yaralanmıştır. Daha somutta ise bu müdahaleler ile aynı zamanda Fabrikalar Arası Kurul fiilen toplanamaz hale sokulmuş, aynı zamanda da MİB ile hareketin öncü kesimleri arasında mesafeler yaratmıştır. Dolayısıyla ortaya çıkan bu durum yeni sendikanın, hareketin olağan akışı ve bütünlüğü içerisinde doğmasını da zorlaştırmış, belli bakımlardan da onu sakatlamıştır.

Fakat her şeye hareket içerisinde Renault başta olmak üzere bir dizi işyerinde yeni sendika eğilimi güçlü bir şekilde var olmaya devam etmiştir. Öyle ki bu süreçte başlangıçta yeni sendikaya karşı tutum alan bir takım siyasal güçler ve bunlara bağlı kişiler de kendilerine göre yeni sendika kurmak üzere seferber olmuşlardır. Bu bir yana asıl etkili olanı, Çelik-İş’in çeşitli oyunlar yanında asıl olarak korku atmosferi yaratılarak Tofaş’a geçirilmesidir. Onların bu çabaları hareketin bütünlüğüne ve aynı zamanda yeni sendikanın hareketin öncü güçlerine dayalı olarak yerinde ve zamanında şekil kazanmasını zora sokmuştur.

Bu süreç aynı zamanda aktif ama bilinç ve kimlik bakımından henüz oldukça yetersiz ve donanımsız olan öncülerde, bir dizi sorun ve bozulmanın da yolunu açmıştır. Daha sonra yaşanan işçi kıyımları ise hareket içerisindeki özgüveni ve moral gücü yaralamış, böylelikle hareketin TM şebekesini yıkıp geçmekle birlikte yeni bir sendikayı omuzlama gücünde aşınmalar ortaya çıkmıştır.

Tüm bu tabloda MİB’in, bir bütün olarak hareketin yönünü belirlemedeki gücü zayıflamakla birlikte hareketin ana gövdesi içerisinde MİB’in yönlendiriciliği ve sözü, etkinliğini korumuştur. İşte tam da bunun da etkisi ve asıl olarak MİB’in tüm bozma ve engelleme çabalarına karşı savaşma gücü ve ısrarıyla birlikte yeni sendika düşüncesinin hayata geçirilebilmesi için adımlar atılmaya başlanmıştır.

MİB bu aşamada TM ve asıl olarak diğer sendikalardan gelen basıncı göğüslemiş, yeni sendika konusunda umutları taze tutmuş, bu yönde irade koyan işçilere destek vererek onları güçlendirmeye çalışmıştır. İşte bu çabaların da katkısıyla gecikerek de olsa yeni sendika için 12 ayrı fabrikadan sözcü ve öncülerin katılımıyla ilk toplantı alınmıştır. Belirtmek gerekir ki bu aşamada ellerindeki gücü kendi kontrollerinde bir yeni sendika ya da başka bir sendika için kullanmak eğilimine giren Renault’un sözcüleri bu girişime bir yandan alttan destek verirken, diğer yandan onu bozmak ve engellemek için aktif çaba göstermişlerdir.

MİB bu tabloda özellikle, MİB’e yönelik yaratılan önyargıların yeni sendikanın kuruluşunun önüne geçmemesi, aynı zamanda da bu sendikanın bağımsız karakterinin korunması bakımından kurumsal düzeyde yeni sendika çalışmalarına bir katılım göstermemiş, fakat tüm maddi, manevi gücüyle bu sürecin örgütlenmesine yardımcı olmuş, yön çizmiş, bu sürecin sağlıklı bir şekilde sonuca gitmesi doğrultusunda çalışmış, katkı sunmuştur. Bu yeni sendikanın kuruluş sürecini bir parça zorlaştırmakla birlikte, süreç kesintiye uğramadan zor ve ağrılı bir şekilde de olsa devam etmiştir.

Böylelikle bu aşamada hareket birleşik ve mücadeleci karakterini yeni ve bağımsız, aynı zamanda işçilerin söz ve karar sahibi oldukları bir sendika hedefiyle ve MİB’le de kurumsal ilişkisini mesafeli biçimde sürdürüyorken, MESS-TM-devlet cephesi bir kez daha harekete geçmiştir. Öyle ki daha ikinci toplantının ardından yeni sendikanın kuruluş çalışmalarına dahil olan işçiler bir kez daha terörle mücadele şubesine çağrılarak korkutulmaya çalışılmış, polis şefleri “yeni sendikada silahlı örgüt çıkacak” diyerek gözdağı vermeye kalkmışlardır.

Bu müdahalelere rağmen yeni sendikanın kuruluş süreci devam etmiş, ancak özellikle tedirginlik ve korku yaşayan, aynı zamanda bu şekilde zarar görebileceğini düşünen işçiler üzerinde etkili olmuş, onları basınç altına sokmuş, bu da yeni sendika ile MİB arasındaki ilişkileri zedelemiş, bu sürecin daha sağlam ve açık bir mücadele süreci ile geliştirilmesini zorlaştırmıştır. Öyle ki yeni sendika sürecine katılan işçiler nazarında MİB’in katkı ve müdahalelerine zorlaştıran yeni engeller ortaya çıkmıştır.
Fakat ne olursa olsun MİB, engellenmekle ve zorlaştırılmakla birlikte yeni sendikanın kurulmasını hareketin geleceği açısından kritik bir önemde görmesinden dolayı desteğini ve katkılarını sürdürmüştür.

İşte bu koşullar içerisinde, türlü engel ve oyunlara rağmen gecikilerek de olsa yeni sendika kurulmuştur. Yeni sendikanın kuruluşu daha bu ilk aşamada metal işçilerini saflarında büyük bir heyecan dalgasına yol açmıştır. Böylelikle işçi kıyımlarının ardından bir parça durulan ve özgüven kaybeden metal işçisi, yeni bir ruh ve heyecanla dolmuş, birleşme ve kenetlenme duygusu güçlenmiştir.
Fakat baskı ve engellemeler de kesintisiz devam etmiştir. Öncelikle devlet keyfi tutumlarla yeni sendikanın resmiyet kazanmasına engel olmuş, TM yeni sendikanının MİB ile ilişkilerini tümüyle koparmak için kendi cephesinden propaganda faaliyetini kesintisiz sürdürmüştür. Dahası önemlisi MESS, yeni sendikayı ezmek ve onun elini kolunu fabrikalardan kesmek üzere kuruculara yönelik kıyım harekatına başlamıştır. Bunu yaparken de yeni sendikanın güçlü dayanakları olan fabrikaları değil, zayıf durumdaki ve kurucularının güçlü bir tabana sahip olmadıkları fabrikaları hedef seçmiştir. İşten atılan kuruculara kendi fabrikalarından güçlü bir sahiplenme olmaması, yeni sendikanın kurucusu olan diğer fabrikaların harekete geçmesinin önüne geçmiştir.

Fakat bu aşamada yeni sendikanın zeminini oyan ve onun hareketin birleşik ve yeni çatısı olarak ortaya çıkmasını asıl engelleyen hamle, Renault’tan gelmiştir. Renault’taki direnişin altında ezilen ancak daha sonra sözcülük kurumunu ayrıcalıkla bir mevkiye çeviren, bu arada TM ile görüşerek kirlenen Renault’un sözcüleri, yeni sendikanın kendi kişisel beklentilerini karşılamaması nedeniyle rotayı BM’ye çevirmiştir. Bu haliyle hem Renault’u bölmüş, hem yeni sendikayı büyük bir heyecanla karşılayan işçileri geri tutmuş, hem de BM tercihi nedeniyle fabrikalardan TM’ye geçişlerin hızlanmasına sebep olmuştur. Çünkü BM’yi TM’ye karşı gerçek bir alternatif olarak görmeyen ve ciddi önyargılar besleyen işçiler, dirençlerini kaybetmiş, en azından beklemeye geçmişlerdir. Öyle ki Renault’un sözcüleri ya da onları aşarak ortaya çıkacak bir yeni ve mücadeleci inisiyatifin yeni sendikanın yolunu tutmasıyla hareket, bazı küçük kayıplar olmakla birlikte esas gövdesiyle ve büyük bir heyecan ve umutla yeni sendika çatısı altında birleşecekti. Ancak Renault’un mevcut sözcülerinin bu tutumu, BM’nin ve kimi küçük hesaplar güden siyasal çevrelerin müdahaleleriyle birlikte hem hareketi sakatlanmış, hem de yeni sendika büyük bir yara almıştır.

Giderek kendilerine güvensizleşen işçiler, yeni sendikayı kendilerinin dışında görme tutumuna girdiler ve mevcut sendikaların onlar üzerinde oluşturduğu algılarla yeni sendikanın güçsüz olduğu düşüncesine kapılmıştır. Yeni sendikanın masasının sandalyesinin olmaması, ekonomik gücünün olmaması, bir takım uzmanlar beslememesi en geri işçilerde yeni sendikaya karşı “acaba” sorularının çoğalmasını sağlayabilmiştir. Bu mevcut hiçbir sendikanın yapamadığı türden büyük bir görkemli greve imza atan işçilerin, aslında “Harranlılık” ruhuna yabancılaşmaları, o büyük Mayıs günlerinin düşünce ve değerlerinden uzaklaşmaları anlamına geliyordu.

Kuşkusuz bu düşüncenin yayılmasını hem hesabı olan sözcüler hem de mevcut sendikaların yöneticileri tarafından kışkırtıldı. Bu yapılırken özellikle Renault’ta öteki fabrikalara yönelik güvensizlik de yaratılarak yalnızlık ve çaresizlik duygularına yaslanıldı. Çünkü onlar işçinin korkusuna, güvensizliklerine ve çaresizlik duygusuna yaslanabilir, buradan egemen olabilirlerdi. Nitekim buna oynadılar ve oyun tuttukça mesafe aldılar. Ama onlar mesafe aldıkça hem yeni sendikada birlik olma düşüncesi yara aldı, hem de metal işçileri bölünüp parçalandı, ama bu koşullarda sadece BM ve Çelik-İş değil aynı zamanda MESS ve TM de içeriye girdi, hareketten büyük lokmalar koparabildi.

Malesef oyunlar ve baskılarla iç içe örülen bu süreç, tüm bunların hedefi olan yeni sendika üzerinde de olumsuz etkilerde bulundu. Büyük kısmı işten atılmasına rağmen onurlu bir şekilde kendi çizgisinde yürüme kararlılığı gösteren yeni sendikanın kurucuları, MESS-TM-devlet-diğer sendikalar-onlar tarafından devşirilmiş sözcülerin karşısında baskı altında kaldılar, yer yer basınçları altında ezildiler. Böylelikle de zaman zaman oyuna düştüler. Bunun MİB ile araya yer yer mesafe koymak, TM ve diğerleri ile aynı dili ve argümanları konuşmak, onların baskısını onlarla aynı zemine düşerek yanıt vermek gibi sonuçları oldu. Ama asıl önemlisi özgüvende ve moral değerlerde aşınmalar yarattı. Karşıda cepheleşmiş bir büyük düşmanlar kampının oyun ve saldırılarına karşı kendisini vareden değerlerine sarılmak yerine yer yer uzaklaşılabildiği durumlar dahi oldu. Elbette az sayıda onurlu ve kararlı, ama büyük ölçüde donanımsız işçinin fedakarlığıyla yeni sendikanın tüm bu düşman cephesiyle başa çıkması, hem de bu yoğun saldırılar karşısında kendisini örgütlemesi ve giderek metal işçisinin birleştiği bir çatı haline dönüşmesi zordu. Ancak bu tümüyle imkansız da değildi. MİB’in desteği ve yol göstericiliği bu bakımdan en önemli dayanaktı, fakat yeni sendikanın düşmanlarının bilinçli müdahaleleri bunu da fazlasıyla zorlaştırdı. Bu koşullarda büyük imkan ve fırsatlar heba edildi.

Böylelikle nereye varıldı?

Yeni sendika hala da TM ve mevcut çürümüş bürokratik sendikalar karşısında bir bayrak gibi ayakta durmaya devam etmektedir. Ancak büyük yaralar almıştır, bu haliyle de kısa sürede metal işçisinin odaklanacağı ve ana gövdesiyle birleşebileceği bir çatı olma işlevini görmesi zorlaşmıştır. Belki de yaşamına mal olabilecek badireli bir yola girmiştir. Fakat yine de Harranlıların kurduğu ve onların ruhu ve değerlerini, umutlarını taşıyan, nasıl bir sendika sorusunun yanıtı olan bir odaktır. Belki kısa sürede misyonunu yerine getiremeyecektir, ancak eğer bugün kendisine kaybettiren hatalar ve yanlışlardan, eski sendikal düzenden kendisine bulaştırılan kişi ve anlayışlardan kurtulursa, metal işçisinin işbirlikçi sendikal düzenden kurtulmak için her ileriye çıkışında ya da yeni bir metal fırtınada birleşeceği adresi olmaya devam edecektir.

Metal İşçileri Birliği işte bunun için bu yolda kararlı ilerledikçe, kendisini arındırdıkça, zaman zaman düştüğü yanlışlardan ve zaaflardan ayakta kalacak olan yeni sendikaya desteğini sürdürecektir. Beraberinde yeni sendika içerisinde bunun gerçekleşmesi ve yeni sendikanın her bakımdan güçlendirilmesi ve yanlışlarından kurtulması için kararlı bir mücadele de verecektir. En baştan dediğimiz gibi MİB’in herhangi bir sendikayla organik bir ilişkisi olmayacak, fakat doğru olanı da destekleyecek, doğru yola girmesi için üzerine düşeni yerine getirecek, yanlışa düşeni acımasızca eleştirmeye devam edecektir.

Öte yandan MİB, vardığımız bugünkü aşamada hareketin parçalı durumu, farklı sendikal seçenekler üzerinden bölünmesini de dikkate alarak, daha kapsayıcı ve aynı zamanda metal işçisinin nerede olursa olsun MESS’e ve işbirlikçilerine karşı birleşik kurtuluş mücadelesini büyütmek için çalışacaktır. Kuşkusuz bu hangi sendikanın tercih edileceğinden ziyade asıl olarak metal işçisinin fabrikalarda komiteler, birlikler vb. örgütlenmeler yoluyla birleştirilmesi, net bir sınıf bilincine sahip olması, Mayıs ayında olduğu gibi hakların koparıp alınması çizgisinde mücadeleye kazanılması mücadelesidir.

Yeni sendika, tüzüğünde tanımlanan değerlerinin arkasında durduğu, buna uygun bir iddia ve kararlılıkla devam ettiği sürece, nasıl ve ne şekilde olursa olsun gelecek her yerde onun olacaktır. Eğer her şey olumsuz gider de yeni sendika sönüp gitse dahi şuna eminiz ki, işçi sınıfı mutlaka TM’yi ve mevcut sendikalarda hayat bulan kötürümleşmiş ve sınıf dışı sendikacılığı mutlaka yerle bir edecek, mutlaka yeni sendikada gösterilmiş bulunan değerleri bayraklaştıracaktır.

Öyle ya da böyle bu daha başlangıç, bir önemli eşik olmak üzere 2017’de metal işçisi başladığı işi bitirecektir. O an geldiğinde bugün yapılan yanlışlıklara düşülmeyecek, bugün değeri bilinmeyen kazanım ve mevziler de el üstünde tutulacaktır.

METAL İŞÇİLERİ BİRLİĞİ

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*