Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Mezarımız fabrika, ihtiyacımız yeni bir yaşam!

Mezarımız fabrika, ihtiyacımız yeni bir yaşam!

29 Aralık, Bursa’daki Özay Tekstil fabrikasında çıkan yangında beş kadın işçinin ölümünün yıldönümü. 29 Aralık 2005’te gece vardiyasında üzerine kapılar kapatılan fabrika beş kadın işçiye mezar oldu. 15 yaşındaki Ayşe Denizdalan, 18’ine yeni giren Sadife Düdüş, 21 yaşındaki Gülden Çiçek, 27 yaşındaki Necla Özveren ve 3 aylık hamile 32 yaşındaki Sevgi Sesli kapitalist patronların elinde yaşamlarını yitirdiler.

Yangın sonrasında açılan davada kapitalist patron Lokman Özay’a 10 yıl hapis cezası verildi ve bu ceza 182.000 TL para cezasına çevrildi. Bursa Özay Tekstil katliamı işçi sınıfının tarihine emeğin ölümüne yıkımının simgelerinden biri ve hesap sorma günü olarak geçti.

Burjuva hak eşitliği prizmasından Bursa katliamı

Burjuva hukuk, “kadın işçi”yi şöyle tanımlıyor: “Medeni durumuna bakılmadan 18 yaşını doldurmuş çalışma hayatındaki kadın çalışanlara kadın işçi denir.” Buna göre henüz 15 yaşındaki Ayşe Denizdalan bir kadın işçi değil çocuktu. Özay Tekstil patronu gece vardiyasında çocuk işçi çalıştırıyordu.

Burjuva hukuk, “gece vardiyası”nı şöyle tanımlıyor: “Çalışma hayatında gece, en geç saat 20.00’de başlayarak en erken saat 6.00’ya kadar geçen ve her halde en fazla 11 saat süren dönemdir.

Burjuva hukuk, “kadınların gece vardiyasında çalışma süresi”ni şöyle tanımlıyor: “Kadın işçiler gece vardiyasında 7,5 saatten fazla çalıştırılamazlar.”

Burjuva hukuk, “gece vardiyasında çalışan işçilerin servis sorunu”nu şöyle tanımlıyor: “Gece vardiyalarında çalışmak üzere işyerine götürülmekte olan kadın işçiler için işverenleri tarafından servis aracı tahsis etme mecburiyeti vardır. Bu araçlar ile işyerine götürülecekler hem de işyerinden evlerine getirileceklerdir.

Burjuva hukuk “sağlık raporu”nu şöyle tanımlıyor: “Gece vardiyalarında çalışacak kadın işçiler için sağlık raporu düzenleme zorunluluğu vardır. İşçilerin sağlık kontrollerinin masrafları işveren tarafından karşılanır. Bu şekilde çalışacak kadın işçilerin doktor muayeneleri periyodik olarak her 6 ayda bir tekrarlanmalıdır.”

Burjuva hukuk “hamilelik ve analık halinde gece vardiyası”nı şöyle düzenliyor: “Kadın işçilerin hamilelik teşhisi doktor raporu ile tespit edildiğinden itibaren doğuma kadar geçen süre dahil olmak üzere gece vardiyalarında çalıştırılamazlar. Doğum yaptıklarından sonra işbaşı yapacakları tarihten itibaren 6 ay boyunca gece vardiyalarında çalıştırılamazlar. Bu süre doktor raporu ile 1 yıla kadar uzatılabilir.” Özay Tekstil patronu 3 aylık hamile Sevgi Sesli’yi gece vardiyasında çalıştırıyordu.

Burjuva hukuka göre, “Gece vardiyalarında kadın işçi çalıştırmak isteyen işverenler, gece çalıştırılacak kadın işçilerin isim listelerini ilgili bölge müdürlüğüne gönderirler. Ayrıca bu işçiler için işe başlamadan önce alınan ve periyodik sağlık raporlarının bir nüshasını ilgili bölge müdürlüğüne vermekle yükümlüdür.”

Burjuva hukuk “gece vardiyalarında çalışan kadın işçilerin sağlık sorunları” konusunda şöyle diyor: “Gece vardiyasında çalışırken sağlıkları bozulduğunu doktor raporu ile belgeleyenlere işveren tarafından gündüz çalışma saatlerine uygun bir iş verilir.

Burjuva hukuk, “gece vardiyasında çalışma ve dinlenme düzeni”ni şöyle tanımlıyor: “Gece ve gündüz çalıştırılan ve nöbetleşe işçi vardiyaları kullanılan işlerde, bir çalışma haftası gece çalıştırılan işçilerin, ondan sonra gelen ikinci çalışma haftası gündüz çalıştırılmaları suretiyle vardiyalar sıraya konur. Gece ve gündüz vardiyalarında iki haftalık nöbetleşme esası da uygulanabilir. Vardiyası değiştirilecek işçi kesintisiz en az on bir saat dinlendirilmeden diğer vardiyada çalıştırılamaz.”

Burjuva hukuk, “Yönetmelik hükümlerine aykırı davranan işverenlere 1.113 TL idari para cezası uygulanacaktır” der. Özay Tekstil patronu bu yönetmelik hükümlerine tepe tepe, öldüresiye aykırı davrandı ve 182.000 TL para cezasına çarptırıldı.

Sınıf olmak için bir adım!

Özay Tekstil’in kadın işçileri, burjuva hukukun lütfu değil işçi sınıfının kolektif kazanımları olan haklarını kullanamadılar. Kullanmaları gerektiğini belki bilmiyor, muhtemelen bilseler bile buna cesaret edemiyorlardı. Dahası, gece vardiyası gibi insanın biyolojik ve ruh sağlığı üzerinde gündüz vardiyasına göre daha ağır ve yıkıcı bir çalışma sistemi ile karşı karşıyaydılar. İşçi sınıfının kapitalizme karşı emeğin korunması yönünde kolektif olarak ileriye doğru attığı her adımın onu sınıflaşmasında oynadığı rolün bilincinde değildiler. Kadın işçileri Özay Tekstil patronunun azami kar güdüsü şahsında kapitalizme yanarak kurban veren bu oldu. Tıpkı Davutpaşa, Ostim, İvedik, Pameks, Bükköy, Zonguldak işçileri gibi!

Bir adım atmak gerek cesareti toplayarak, örgütlenmek, burjuva hukukun biçimsel kodlarını da delerek, sınıf adına, ölülerimizin acısını bağrımıza basmak değil, yaşamak için, sömürünün suç olduğu bir dünyayı kurmak için bir adım atmak gerek! Unutmamak, bağışlamamak için bir adım ileri çıkılmalı! Bu yıl anma yıldönümlerinde bu öfkeyle buluşmak gerek!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*