Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Meteoroloji: “En şiddetli sıcak hava dalgası geliyor, kaçın!”

Meteoroloji: “En şiddetli sıcak hava dalgası geliyor, kaçın!”

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, 30 Temmuz’dan sonra İstanbul’a yeni bir sıcak hava dalgasının geleceğini açıkladı. Kadıoğlu Twitter hesabından şunları söyledi:

“Mümkün olsa 30 Temmuzdan önce İstanbul’u terk edip Kuzeye kacar ve bir hafta dönmezdim. Sıcak Hava Dalgası hem de çok kuvvetlisi geliyor.”

Meteoroloji uzmanının açıklamasına bakın: Çok şiddetli bir sıcak hava dalgası geliyor, İstanbul’dan 1 hafta kaçın!

Meteoroloji, çok kuvvetli sıcak dalgasından sonra da, herhalde ‘çok kuvvetli sağanak ve sel baskınları geliyor, İstanbul’u terkedin’ açıklamasını yapacak!

Meteorolojinin de nasıl bir kapitalist düzen kurumu olarak çalıştığını görüyoruz. Haftada bir günden fazla tatil yapamayan, onda da bulunduğu yerden kıpırdayamayan, en şiddetli sıcak dalgasında bile günde 10-12 saat çalışmaya/sömürülmeye devam etmek zorunda kalan milyonlarca işçi ve kent yoksulunu hiçe sayarak, işçilerle alay edermiş gibi; üst ve orta sınıflara “serin yerlere tatile gidin” reçeteleri yayınlıyor!

Kapitalizm ve devletinin tüm kurumları gibi, Meteorolojisi de, malı mülkü, parası, istediği veya gerektiği zaman tatil yapma olanağı olmayanları “insan” saymıyor. Kapitalizmde işçilerin sağlık ve can güvenliği iş’te neyse, kapitalizmin yol açtığı şiddetli hava anaforları karşısında da o: Sıfır!

Kapitalizm yol açtığı giderek şiddetlenen doğa/hava krizi karşısında, alay edermiş gibi tedbiri de şu oluyor: “Kaçabilen kaçsın!”

Sovyetler Birliği çöktüğünde Kissenger şöyle bir nükte yapmıştı: Soğuk savaşı Rusya kaybetti ama ABD de kazanamadı!

Bugün de görülüyor ki, insanın doğayla mücadelesini, doğa kaybetmiş görünse de, insan da kazanamadı!

Gerçekte şöyle söylemek daha “nüktedan” olurdu: ABD ile Rusya arasındaki soğuk savaşı, işçi sınıfı bir süreliğine kaybetmiş görünse de, krizden krize yuvarlanan kapitalizm de kazanamadı! Çünkü kapitalizm emek, insan, doğa için varoluşsal bir kriz ve tehdit haline geldi!

İnsanla doğa arasındaki savaşı, işçi sınıfı kaybetmiş görünse de, kapitalizmin de kazanamadığı, çürüyen marka şehirlerinin boyunduruk altına altığı doğa karşısındaki acizliği ve can çekişmesinde açıkça görülüyor.

Kapitalizmin doğa üzerindeki yıkıcı egemenliğinden kapitalistler vurgunu vururken, faturası da yine işçi ve emekçilere kesiliyor!

21. yüzyılda Türkiye kapitalizminin “dünya şehri” markalı en gelişkin kapitalist şehri İstanbul’da, işçi ve emekçiler hergün bir de, asıl kendilerini vuran, ücretli köleler olarak kaçamayacakları şiddetli doğa olayları ile, kendi kıt olanaklarıyla mücadele etmeye mahkum ediliyorlar. İşyerinde aşırı sömürü şiddetine bir de aşırı sıcak şiddeti ekleniyor. Aşırı sıcaklar ve sel sularıyla boğuşma, artık kapitalist kentin işçilere çektirdiği eziyetin (hiç de doğal olmayan) rutin bir bileşeni haline geldi.

İşçi sınıfı, meselenin doğayla mücadele değil kapitalizmle mücadele olduğunu anlayana dek!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*