Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Metal sözleşmesi Çarşamba görüşülüyor: YA GREV, YA GREV!

Metal sözleşmesi Çarşamba görüşülüyor: YA GREV, YA GREV!

Birleşik Metal-İş Çarşamba günü MESS‘le masaya oturacak.

MESS 31 Mayıs günü hem Türk Metal’e hem Birleşik Metal-İş’e randevu vermiş, fakat Birleşik Metal-İş’e olan randevusunu iptal ettiğini açıklamış ve 1 saat iş bırakma kararı almıştı. MESS’le aynı gün görüşen Türk Metal’in geceyarısı ihanet sözleşmesine imza atmasından sonra ise grev tarihini yine açıklamadığı bir duyuru yayınlamıştı.

MESS ile yapılacak görüşme, DİSK‘in yarın işyerlerinde saat 12.00-14.00 saatleri arasındaki bildiri okuma’nın ardından Çarşamba günü KESK, TMMOB ve TTB ile birlikte alınan karar doğrultusunda yapılacak “ihtar eylemleri”ne denk geliyor.

Birleşik Metal-İş, bir türlü ayrılamadığı masaya genel direniş olarak seyreden Gezi Parkı isyanının işçi sınıfına doğru yayılmaya başladığı koşullarda oturacak. Tekelci burjuvazinin şimdiden iki sert dalga halinde yaşanan borsa çöküşleri, doların yükselişi ile sıkıştığı, ABD ve AB‘nin Türkiye’deki istikrarsızlığa ilişkin Erdoğan’a ardı ardına ihtarlar çekerek Suriye ve İran politikalarındaki etkisizleşmesine işaret ettikleri koşullarda!

Bir sınıf örgütü, bir sendika, isterse MESS gibi en dişlisi ile karşı karşıya olsun, isterse bu en dişli tekelci burjuva örgüt Türk Metal çetesi marifetiyle metal işçilerinin çoğunluğunu ihanet sözleşmesine mahkum ettiğini varsaysın, tekelci burjuvazinin içerisinde bulunduğu bu sıkışmadan ustalıkla yararlanmak zorundadır.

Birleşik Metal-İş, her durumda sergilenmesi gereken kararlılığı kendisi için belki de en elverişli bu koşullarda gerçekleştirmekle yükümlüdür. Zaten hiçbir zaman sektörel sınırlarda kalmayan metal sözleşmesi, tıpkı THY grevi gibi, Gezi Parkı isyanının geldiği, işçi sınıfını kendi sınıf örgütleri ve salt talepleri ile sahne almaya çağırdığı bu yerde çok daha büyük bir anlam kazanmıştır. Metal işçilerinin kölece çalışmaya, kölece yaşamaya, hem tekelci sermaye hem de Türk Metal çetesi tarafından kölece yönetilmeye mahkum edilmesine karşı grev silahını derhal ateşlemesi zorunludur. Grev silahının ateşlenmesi yalnızca metal işçilerinin çoğunluğunun harekete geçmesinin işaret fişeği olmakla da kalmayacaktır. Aynı zamanda kendi yaşamlarını özgürce belirlemek için Gezi Parkı etrafında harekete geçen kitlelerin, işçi sınıfının, özgürlüğün tekelci sermayenin egemenliğinden kurtulmakla kazanılacağının, sömürünün olduğu yerde özgürlüğün olmayacağını öz deneyimi ile kavramasının en güçlü olanaklarından biri elimizde olacaktır.

Türk Metal’in çatal kaşık vurma, sakal bırakma “eylemleri”nin içinden adım adım tezgahlanan ihaneti sonrasında dikkatler Birleşik Metal-İş’in greve başlamasına odaklanmış durumda. Ancak bu sürecin öznesi ve sahibi, sendikalardan da önce, metal işçileridir. Metal işçileri, hem tarihlerinden, hem de bugünkü kölece çalışma ve yaşam koşullarını değiştirme isteklerinden, Gezi Parkı isyanından aldıkları itilimle kazanmanın tek yolu olarak grev silahına ya davranacak, ya davranacaklardır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*