Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Metal’de 15 bin işçi greve çıkıyor

Metal’de 15 bin işçi greve çıkıyor

Şimdi mücadele ve mücadeleyle dayanışma zamanı

2010-2012 sürecinde alınan grev kararlarının işyerlerine asılmasının ardından Birleşik Metal-İş konuyla ilgili basın açıklaması düzenledi.
Taksim’de CVK otelde saat 11.00’de gerçekleşen basın açıklamasına DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Genel Başkanı Döndü Taka Çınar başta olmak üzere DİSK’e ve KESK’e bağlı sendikaların yöneticileri, siyasi parti temsilcileri, Birleşik Metal-İş şube yönetimleri ve işyeri temsilcileri katıldılar.
Birleşik Metal-İş Genel Başkan Adnan Serdaroğlu’nun basın toplantısında, MESS’in süreci çözümsüzlüğe sürüklediğini söyleyerek “tarihi günler yaşandığını ve metal işçilerinin tarih yazacağını” söyledi.
Adnan Serdaroğlu’nun ardından söz alan DİSK Başkanı Süleyman Çelebi’ın dayanışmaya vurgu yapan konuşmasının ardından söz alan KESK Genel Başkanı Döndü Taka Çınar da metal işçilerinin başlattığı mücadelenin tarihsel önemine dikkat çekti ve KESK ve bağlı sendikalar olarak metal işçileriyle dayanışma içinde olacaklarını, sermayenin karşısında işçilerin yalnız bırakılmayacağını söyledi.

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi.

“Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında metal işkolu grup toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işyerlerinde grev kararları ilan edildi.
Bu grev kararları 21 yıl sonra ilk kez gerçekleşiyor ve 33 işyerinde 15 bin çalışanı kapsıyor. Mart ayında bu işyerlerinde grevler uygulanmaya başlayacak.
MESS ve patronlar bugüne kadar bizim söylediklerimize inanmadılar. Bizim aldığımız kararların ardında duramayacağımızı, blöf yaptığımızı sandılar.
Biz demokratik ve mücadeleci bir sendikayız. Aldığımız tüm kararları kurullarımızda bütün detaylarıyla tartışırız ve kararı aldıktan sonra da bedeli ne olursa olsun o kararın arkasında dururuz. Biz kararlıyız. Çözümü ise onlar bulacaklar. Değerli basın mensupları, Bu noktaya nasıl gelindi ve biz ne istiyoruz? Yüzbine yakın metal işçisini ilgilendiren metal işkolu grup toplu iş sözleşmesinde 1983 yılından itibaren sermaye ve devlet tarafından kurulmuş bir düzen var. Bu düzen, tüm metal işçilerinin aleyhine işliyor. 1983 yılında MESS’in yönlendirmesiyle, işkolunun en küçük sendikasını (Türk Metal) bir gecede işkolunun en kalabalık sendikası haline getirdiler. Bunu toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt maddesine koydukları bir ek madde ile yaptılar. Bu madde ile askeri yönetim tarafından kapatılan DİSK ve Maden-İş’in üyeleri, çoğu işyerinde kendilerinin bile haberi olmadan Türk Metal üyesi yapıldılar.
Sermayenin ve devletin amacı, metal işçilerinin hak arama mücadelesini kontrol altına alıp, bastırmaktı. 28 yıldır bu düzeni sürdürüyorlar. Kendi besleyip, palazlandırdıkları sahte sendika ile metal işçilerinin insan onuruna yakışır çalışma ve yaşam koşullarına ulaşmasına engel olmaya çalışıyorlar. 2010-2012 sözleşmesinde de değişen bir şey olmadı. Ortaklar (MESS-Türk Metal), grup sözleşmesini yine bir gece yarısı ve yine bir bayram öncesi imzalayarak sözleşmeyi işçilerden kaçırmayı planladılar. İmzaladıkları sözleşme ile metal işçilerini 20 kuruş ile 40 kuruş arasında değişen zamlara mahkum etmeye çalıştılar. Öyle şeytanca bir zam yöntemi uyguladılar ki, işçiler ne zam aldıklarını ancak bordrolarını ellerine aldıkları zaman öğrenebildiler; çünkü ücret zamları her işyerinin ortalama saat ücretine göre hesaplandı. Böylelikle sözleşme işçilerden kaçırılarak, onların değerlendirmesine başvurmadan imzalanmış oldu. Sözleşme sürecinin başından itibaren, bu iki ortağın yapabileceklerine dikkat çekmek için mücadele eden Birleşik Metal-İş Sendikası ise, 11 Aralık 2010 tarihinde Merkez Toplu Sözleşme Kurulu’nu topladı. Kurul, MESS’in teklifini reddetti ve mücadeleye devam kararı aldı. Merkez TİS Kurulu, grup toplu sözleşmesinin en üst danışma kuruludur. Sendikamız, bütün sözleşme sürecini bu kurulda değerlendirerek kararlarını alır. Bu kurul bir nevi işçi meclisidir. Grup sözleşmesi kapsamındaki tüm işyeri temsilcileri, şube yönetimleri ve genel yönetim kurulu Merkez TİS’i oluşturur.
Bu nedenle, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın kurulun kararına rağmen bir karar alması ya da bu kurulun dışarıdan etki altına alınması söz konusu olmamıştır ve olamaz.

Alınan mücadeleye devam kararı tüm işyerlerinin ortak kararıdır.

Alınan kararın gerekçeleri şunlardır:

1- Yüzde 5,35 zam oranı düşüktür. Düşüktür, çünkü 2008 krizi şirketlerin büyük kısmının hükümetten aldıkları teşviklerle sıkıntı yaşamadıkları ama işçilerin gerek çalışma gerek yaşam koşullarının geriletildiği bir kriz olmuştur. Düşüktür, çünkü 2009′un ikinci yarısından itibaren ama özellikle 2010 yılında metal işkolunda gerçekleştirilen büyümenin hiçbir şekilde karşılığı değildir.
2- Ücret zam yöntemi grup sözleşmesinin prensiplerini ortadan kaldırmış, her işyerine farklı zam uygulaması, aynı saat ücretini alan ancak farklı işyerlerinde çalışan işçilerin farklı zamlar almalarına neden olmaktadır.
3- İş Yasasındaki değişiklikler ve hükümetin taslakları toplu iş sözleşmesinin, imzalandıktan sonra tarafların iradelerinin dışında değişmesine yol açma tehlikesi taşımaktadır. Çünkü toplu iş sözleşmemizde iş yasası hükümlerinin geçerli olduğunu söyleyen maddeler vardır. Yasadaki değişiklik, altına imza attığımız metni otomatik olarak değiştirecektir. Bu toplu sözleşme düzeni açısından uygun bir durum değildir, çünkü toplu iş sözleşmeleri tarafların kendi iradeleriyle imzaladıkları metinlerdir ve taraflar kendi iradelerinin dışında değişmesi ihtimal dahilinde olan metinleri imzalamamalıdırlar.
Bu üç gerekçe MESS teklifinin reddedilmesinin gerekçeleridir ve bunun dışında bir gerekçe yoktur. Bu üç başlık çerçevesinde gelecek her türlü öneri sendikamız tarafından değerlendirilecektir.

Değerli basın mensupları, Grup toplu iş sözleşmesinin tarafı olan MESS, üyelerini 27 Ocak’ta toplantıya çağırdı.
Bu toplantıda üyelerine dışarıya karşı ağız birliği etmeleri, kararlılık gösterisinde bulunmaları ve işçilerin sendikamıza olan güvenini sarsan spekülasyonlar yapmaları tembihlendi. Ancak toplantıda MESS üyeleri, MESS’i endişelendiren konuşmalar yaptılar.
Genel ekonomik durumdaki iyileşme, işyerlerinin üretim, satış, siparişlerinde kayda değer büyüme, sözleşmesi imzalanmayan MESS üyelerinin belirsizliğin devamından duydukları rahatsızlığı dile getirmelerine ve grevi kaldıramayacaklarını söylemelerine kadar vardı.
MESS ise üyelerinin rahatsızlıklarını oyalama taktiğiyle geçiştirmeye çalıştı. Verdiği akıl grev kararlarının ardından grev oylamasına gidilmesi için beyaz yakalılardan “lokavt” tehdidiyle, imza toplanması oldu.
Beyaz yakalı olarak adlandırılan çalışanlar da işçidir. Ancak sermaye bu kesimin toplu sözleşme ve sendikalaşma hakkını kullanmasına engel olmaktadır. Sendika ve toplu sözleşme hakkını kullandırmadığı bu kesimleri şimdi diğer işçilerin grev hakkını gasp etmek için kullanma ikiyüzlülüğünü göstermiştir.
Beyaz yakalılar, kendilerine reva görülen köle muamelesine gerekli yanıtı verecekler.
2008 krizini bahane ederek, beyaz yakalılara vermedikleri zamları ve onların kendilerine yönelik tepkilerini tehditle bastıracaklarını zannediyorlar. Sandık kurabildikleri yerlerde sonucu hep birlikte göreceğiz. Beyaz yakalılar bizim sınıf kardeşlerimiz ve kardeşleriyle birlikte hareket edeceklerinden eminiz.
Sermaye mavi yakalıyı da beyaz yakalıyı da maliyet unsuru olarak görüyor.
Oysa bizler insanız. Grev oylaması insan olduğumuzu gösterme, en insani duygu olan dayanışma duygumuzu yitirmediğimizi ortaya koymanın fırsatıdır. Bunu hep birlikte ortaya koyacağız.
Değerli basın mensupları, Metal işçileri, sendikaları ile birlikte almış oldukları grev kararının oylamasında, bu kararın dışında bir tutum içinde olmayacaklar. Metal işçileri sandığa gitmeyecekler, oy kullanmayacaklar.
Grev oylaması süreci, bu sözleşmenin en kritik aşamasını oluşturmaktadır. Grev oylamasında MESS’in taktiğinin boşa çıkarılması, sözleşmenin çözümlenmesi yolunu da açmış olacaktır. Mavi ve beyaz yakalıların sayıları karşılaştırıldığında açıkça görülmektedir ki, grev kararları hiçbir engelle karşılaşmadan yoluna devam edecektir. MESS ve işyeri yönetimlerine soruyoruz: Sandıktan da greve evet sonucu çıktıktan sonra metal işçilerinin taleplerini kabul etmekten başka yapacağınız ne kalacak? Değerli basın mensupları, Gelinen noktada işyeri ayrımı ortadan kalkmıştır. Bireysellik sona ermiştir. Yaka rengi farkı bitmiştir. İki sınıfın, iki sınıf örgütünün karşılıklı mücadelesi söz konusudur. Metal işçileri sınıflarını ve saflarını çok iyi biliyorlar ve bu mücadelede sınıfın göreceği en ufak zararın sınıfın tüm bireylerini de etkileyeceğinin farkındalar. Patronlara gelince, onlar işkolunda kurulu bulunan işbirlikçi ve dayatmacı düzen nedeniyle, 20 yıldır toplu sözleşme sorunu yaşamadılar. Bugün asılan grev kararları ile birlikte toplu sözleşme sorunu fabrikaların kapısından içeriye girdi.Bu sorunu çözmek ya da çözülmesi için MESS’e başvurmak zorundalar. Kapıdan içeriye giren toplu sözleşme sorununun üretim alanlarına doğru yol aldığını görmek zorundalar. MESS üyeleri, MESS’in kendilerine verdiği taktiklerin sorunu çözümsüzlüğe götürdüğünü görecekler. MESS’in taktikleri bugüne kadar üyelerini zora soktu ve sokmaya devam edecek! MESS’in sırtında yumurta küfesi yok. Buradan işverenleri uyarıyoruz. Artık gözünüzü açın! İşçilerin grev hakkını kullanmasının önüne geçemezsiniz, geçemeyeceksiniz. Yapacağınız tek şey kendi sendikanızı inadından vazgeçirmek. Yoksa bedeli siz ödeyeceksiniz. Değerli basın mensupları, Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, tarihi günler yaşıyoruz. Metal işçileri, 28 yıldır sürdürülen işbirlikçi ve dayatmacı toplu sözleşme düzenine karşı verdikleri mücadele ile tarih yazıyorlar. Eminiz ki, tarih de onları yazacak.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*