Anasayfa » GÜNDEM » Metal işçilerinin Gebze mitingi: “İşgal, grev, direniş!…”

Metal işçilerinin Gebze mitingi: “İşgal, grev, direniş!…”

Birleşik Metal-İş Sendikası’nın Gebze’de düzenlediği metal işçileri mitingi, 2 bin metal işçisi, 3 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti.

Türk Metal’in kendisine bağlı 80 bin metal işçisinin sözleşmesini satmasından sonra, Birleşik Metal-İş’in Gebze mitingi, tabanının mücadeleye devam isteminin bir göstergesi oldu.

Gebze Trafo Meydanı’nda toplanan Birleşik Metal-İş üyesi işçiler, pankart ve sloganlarıyla Gebze merkezine yürüdüler. Miting Cumhuriyet meydanında yapıldı.

Sloganlar, dövizler, pankartlar
Metal işçilerinin yürüyüşünde öne çıkan sloganlar şunlar oldu: “İşgal, grev, direniş”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek”, “Kurtuluş yok tek başına”, “İş ekmek yoksa barış da yok”, “Sermaye güdümlü sendikaya hayır”, “Genel grev genel direniş yaşasın mücadelemiz”, “Patronların kölesi olmayacağız”, “Köle değil insanız”…

Dövizler: “Sermayenin egemenliğine teslim olmayacağız”, “Kölelik değil insanca yaşam”, “Çalışma süreleri kısaltılsın”, “Esnek çalışmaya hayır”, “Güvenceli çalışmak ve yaşamak istiyoruz”…

Pankartlar ise, mitingin içeriğini ve başlıca taleplerini özetleyiyordu: “Kuralsız ve güvencesiz çalışma yasalarına hayır”, “Metal işçileri insanca yaşam için mücadeleye”, “Güvenceli çalışmak ve yaşamak istiyoruz”…

Fabrikalar
Metal işçilerin çoğunluğu yürüyüş ve mitinge, kendi fabrikalarının ismini taşıyan pankartlarla katıldı. Yalnızca bu pankartlara bakarak dahi, bu işçi kitlesinin önemli bölümünün bu sektörde son yıllardaki artma eğilimi gösteren direnişlerin buğusuyla oluştuğunu gösteriyor.

Çel-Mer, Mutaş, Astaş, Elkim, Bekaert fabrikası işçileri yeni biten ya da süren direnişlerden gelmişlerdi. Dostel, Yücel Boru, Bosal, Disa Otomotiv, Tezmak, Poly Metal, Grammer sendikal örgütlülüklerini son yıllardaki direnişlerde kazanmış fabrikalardı. Son iki yılda 34 metal fabrikasında işçiler Birleşik Metal’de örgütlenme mücadelesinde bulundu, tamamında işten çıkarmalar oldu.

Fabrika pankartları: Akkardan, Areva, Arfesan, Arpek, Bosal (en kitlesel katılan fabrikaydı), Çayırova Boru, Dostel, Çel-Mer, Kroman, Poly Metal, Kürüm Demir, Yücel Boru, Başöz Enerji, Çimsetaş, Isuzu, Sarkuysan, Anadolu Motor, Remas, Aksan, Aktaş, AKS Otomotiv, SCM, Disa Otomotiv, Demisaş, Standart Depo, Cem Bialetti, Bekaert, AD Demirel, Elkim, Trakya Sanayi, Baysan Trafo, Ejor-Tezmak, RSA, Pancar Motor…

Mitinge katılım ağırlıklı olarak Birleşik Metal’in Gebze, İzmit, İstanbul, Bursa şubelerinden oldu. Ancak Eskişehir, Kırıkkale ve bir çok başka şehirden de metal işçilerinin katılımı oldu.

Diğer katılımcılar
Mitinge DİSK’in diğer sendikalarından da katılımlar oldu. Nakliyat-İş ve direnişteki Balnak Lojistik, Emekli-Sen, Genel-İş’in şubeleri. DİSK’e bağlı sendikaların Kocaeli şubeleri, oluşturmuş oldukları “Kuralsız ve Güvencesiz Çalışmaya Hayır Platformu” pankartıyla yürüdüler: “Kıdem tazminatıma dokunma, kölelik değil insanca yaşam, özgür sendikal tercih” talepleriyle…

Çadır direnişindeki ve sendika patronlarının saldırısına uğramış olan Tekel’in direnişçi işçileri de pankartlarıyla, önlükleriyle, bildirileriyle oradaydı: “4-C, taşeronlaştırmaya, güvencesiz çalışmaya karşı birleşelim”.

Mitinge devrimci ve sol parti ve örgütlerden katılım ise oldukça zayıftı. 100 kişinin üstüne zar zor çıkan kitle ÖDP ve TKP’de vardı. İşçi ağırlıklı katılımlar ise 60-70’er kişilik kortejleriyle Metal İşçileri Birliği ve ÜİD-DER…

Kürsü
Miting kürsüsünün en ve tek önemli yanı, Birleşik Metal’in bağlı olduğu, dünya çapında 25 milyon metal işçisini kapsayan Uluslararası Metal İşçileri Federasyonu adına, Güney Kore’den kadın bir metal işçisi ve sendikacısının yaptığı konuşmaydı. Birleşik Metal, Uluslararası Metal İşçileri Sendikası’nın dünya çapında yoğunlaşan esnekleştirme, güvencesizleştirme saldırılarına karşı başlattığı kampanyaya katılımını, Gebze mitingindeki uluslararası düzenleme ile açıklamış oldu.

Birleşik Metal-İş başkanının her şeyiyle bürokrasi kokan 1 saate yakın konuşmasının, DİSK başkanının konuşmalarının işçileri sıkmak ve mitingi baygınlaştırmak dışında dikkate değer bir yanı yoktu. Uzun uzun saldırıları, güvencesizliği yaygınlaştıran düzenlemeleri sayıp döktüler, hükümeti ve patronları eleştirdiler, ancak TİS mücadelesini sürdürme programları üzerine hiçbir şey söylemediler!

Mitingten bazı gözlemler
Metal işçilerinin yaş ortalaması belirgin biçimde düşüyor, profili daha bir şehirleşiyor. İşçi kortejlerinde orta yaşlı ve üstü işçiler de olmakla birlikte, bir kaç fabrika dışında genç işçiler çok ağırlıklıydı. Yaş ortalaması da herhalde 25-27 civarındaydı. Genç ve şehirli işçi profili açısından ise, Bandista’nın DİSK ve Birleşik Metal’in “kadrolu müzik grubu” haline gelmiş olması, bıyıklı işçilerin iyice azınlığa düşmüş olması dahi birer gösterge olabilir.

İşçi kortejlerinde kadın katılımı çok azdı. Az sayıda işçi eşleri ve çocuklarıyla birlikte yürüdü.

Hemen her TİS sürecinde öne çıkan ücret ve diğer geleneksel talepler iyice seyrelirken, güvencesizlik, esnek ve düzensiz çalışma biçimleri, hem uluslararası sendikal kampanya organizasyonu hem de yeni esnekleştirme,güvencesizleştirme saldırıları dalgası temelinde, mitingin ve tüm mücadele taleplerinin merkezine oturmuştu.

Yürüyüş ve miting boyunca konuştuğumuz metal işçileri, aslında mücadeleler direnişler içinde yeni yeni pişen bir işçi kesimi. Direniş sıcaklığından gelen, yaşam ve çalışma koşulları giderek ezicileşen işçiler, mücadelenin sonuna kadar götürülmesini isterken, sendikaya güvensiz, sözleşmenin bir süre sonra kazanımsız imzalanacağını düşünen de var.

Esnek ve güvencesiz çalışmaya karşı kampanya ise, slogan, döviz, pankart ve kürsü konuşmalarının merkezinde ve çok yoğun olmakla birlikte, işçiler açısından yeterince somutlanmış ve içerden gündemleştirilmiş değil. Bunun “hayır”cılık ötesinde somut taleplerinin, somut örgütlenme biçimlerinin, somut uluslararası işçi eylemleri organizasyonlarının neler olabileceğini sorduğumuz işçiler pek az şey söyleyebildiler. Bu kampanyanın TİS ve pankart düzeyinde kalmaması, asıl emeğin korunması mücadelesi programı bütünlüğünde, ileri doğru derinleşip genişleyerek örgütlenebilmesi, önemli bir sınıf gündemi olmalıdır.

Gebze mitinginde Birleşik Metal üyesi işçilerle yaptığımız sohbetlerden:

ABB’den genç bir işçi, 4 yıldır ABB’de çalıştığını, daha öncesinde işçilik yaptığını ve bir ara kendi işinin olduğnu söyledi. 75 milyar borcu var. 1 ay sonra çocuğu olacakmış. 8 saat çalışıyorlar ve mesailerini de alıyorlar. Temsilcilerin patronların mesai konusunda aşırı bir zorlama yaptığında bunu engellediğini anlatıyor. Sendikadan memnun görünüyor. Grev noktasına gelinse kendisinin ve düşük ücret alan işçilerin katılmak isteyeceğini, fakat ücretler arasındaki makasın açık olmasından dolayı 2 bin ve üzeri ücret alanların kredi borçları vb yüzünden grev istemeyeceğini söylüyor.

Makina Takım işçileriyle (30 yaş grubu) sohbet, işçi meclisi’nin tezgah başında olduğunu, meclisin kendileri olduğunu söylemeleri ile başlıyor. Türk Metal sözleşmesine tepkilerini söylüyorlar, ancak sözleşmeyi görmediklerini, “Kırmızı çizgileri koruduk” ifadesinin ardından Birleşik Metal’in de sözleşmeyi imzalarsa şaşırmayacaklarını belirtiyorlar. Greve çıkılır mı diye sorduğumuzda sendikanın gücünün olmadığını, greve çıkılamayacağını net olarak söylüyorlar. Kira, kredi borcu, çocuklar… Sendika bunları karşılayamaz diyorlar. Sendikanın misyonu, neden sendikaya üye oluyoruz, beklentilerimiz… diye devam ettiğimizde ise deneyimlerine dikkat çekiyorlar. (2000’li yıllar Makina Takım’da pek yumuşak geçmemişti…)

Çorlu’da yeni sendikalaşan -ve bu nedenle işten çıkarma ve direnişin de olduğu- Astaş Alüminyum işçileri coşkulu slogan atışlarıyla dikkatimizi çekiyor. Mitingin durağanlaştığı bir evrede heyecanlarını koruyan bir ekip. 20 yaş grubu, meslek lisesi çıkışlı. 30 yaş grubu bir meslek yüksek okullu işçi de var. Trakyalıların esprili havası içinde, biraz da şaşırarak yanıt veriyorlar sorularımıza. (Örneğin sessiz duran okurumuza “Sen niye soru sormuyorsun?” diye sorup sonra “O stajyer” diye kendileri yanıtlıyorlar.) Sendikal örgütlenme çalışması başarılı geçmiş, şimdi Ankara’dan yetki bekliyorlar. Sendikal çalışmanın ABC’si olan gizlilik konusu onların da dilinde: “Birbirimizin sendikalı olduğunu bilmiyorduk. Aynı gün gidip üye olduk, birbirimizi orada gördük.” Aşağı yukarı firesiz yapmışlar çalışmayı. İçlerinden biri “Ben bu sorulara cevap veremiyorum, gel sen ver” diye bir diğerini çağırıyor. Aslında bunu yapamayacağından değil -örgütlenmenin başındakilerden görünüyor- şaka yollu bir çağrı bu. Sendikaya güven yüksek. (Yeni sendikalaştıklarından onların toplu sözleşme süreci başlamamış zaten). Toplu sözleşme kötü geçerse gibi sorularımıza “Bizi birbirimize düşürmeye mi çalışıyorsunuz” diye yanıt veriyorlar yine şaka yollu. Bizim de bu yolları yaşadığımızı, aynı sonuçlarla karşı karşıya gelinmemesi için sorduğumuzu söyleyince de göz kırparak “Anladık” mesajı veriyorlar.

İşyerlerinden yarı yarıya ya da dörtte bir oranında bir akış var Gebze mitingine. Gebze baskın, Bursa, Trakya ve Eskişehir şubelerinden de getirdikleri olmuş. Bilecik’ten 5 otobüs gelmişler.

Bir yorum

  1. siyasetlerle ilgili verilen rakamlar doğrudur fakat gebze katılımlı değildir,ödp,tkp,metal işçileri birliği kortejlerini istanbuldan gelenler oluşturuyordu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*