Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Metal İşçileri MESS’i TAKSİM ruhuyla yanıtlamalı!

Metal İşçileri MESS’i TAKSİM ruhuyla yanıtlamalı!

Birleşik Metal İş, işbirlikçi faşist Türk Metal sendikası gibi ‘En iyi sözleşme masada yapılır’ demiyorsa bu masa ısrarı niye? 5 Haziran’da DİSK konfederasyon olarak grev kararı almışken bu greve asılmayıp tam da o gün MESS’le masaya oturmanın anlamı ne? BMİS üyesi işçiler 30 Mayıs ayında Gezi Parkı direnişine sloganlarla toplu destek ziyareti yaparken neden bu desteği diğer günlerde de sürdürmüyor? BMİS, neden DİSK’in 4 haziran’daki 2 saatlik iş bırakma kararına, 5 Haziran’daki bir günlük grevine etkisiz ve pasif tutumla yanıt vermiştir? Bu eylemlere katılıp, hatta TİS sürecinin eylemselliğiyle kaynayan metal fabrikalarında daha fazlasını yaparak, “Her yer Taksim, her yer direniş” diyerek metal işçilerinin mücadele ve eylem kararlılığını, grev iradesini geliştirmektense neden soğutmayı tercih etmiştir?

Oysa 30 Mayıs’ta işbirlikçi faşit Türk Metal’in satış sözleşmesine karşı metal işçilerinin öfkesini eyleme dökmek ve metal işçilerinin birleşik eylem ve grevini örgütlemek ancak Taksim-Gezi Parkı direnişine metal işçilerinin taleplerini yükselterek, “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganına şalterleri indirerek katılmaktan geçmekteydi/geçmektedir. 5 Haziran’da tekelci metal kapitalistleriyle randevu koymak aynı zamanda Taksim direnişiyle dışsal bir ilişki kurmaktır. Daha açık söyleyelim, bu tercih ve sergilenen pratik metal işçilerini Genel Direniş’in dışında tutma çabasına işaret eder. Düşünün ki grev sürecindesiniz, ve grev nedeni olan talepleriniz neoliberal çalışma rejiminin bir parçası ve Taksim’de simgelenen neoliberal kapitalizmin insana, emeğe, doğaya karşı pervasız saldırılarına karşı başlamış olan genel direnişle buluşmuyorsunuz. BMİS’e, metal işçileri ‘fotokopi sendikacılığına mı çark ediyorsun’, diye sormaz mı?

BMİS geçtiğimiz dönem, hep yapageldiği gibi faşist Türk Metal sendikasının MESS’le imzaladığı satış sözleşmesinin fotokopisine imza atmayıp kısmi bir greve çıkarak, esnek çalışmanın derinleştirilmesine dönük kimi dayatmalara geçit vermemiş, grev nedeni olan taleplerini titrek de olsa savunmuş ve Türk Metal’in satış sözleşmesinden bir gıdım fazla ücret zam oranıyla sözleşmeye imza atmıştı. Metal sektöründeki bu grev metal tekellerinin ve işçi sınıfı içerisindeki uzantısı sendikanın elbirliğiyle oluşturduğu TİS düzeninde bir gedik açmıştı. Türk Metal üyesi işçilerin yüzlerini BMİS’e dönmelerine yol açan bu grev ve elde edilen kısmi kazanım ilk ürününü Bosch’ta vermişti. BMİS bu rüzgarı arkasına alacak bir TİS stratejisi geliştirip hain Türk Metal çetesinin boyunduruğunu kırmayı hedefleyeceğine aslına (fotokopi sendikacılığına) rücu edercesine salt Türk Metal üzerinde basınç oluşturmaya odaklanan bir tutum sergilemiştir. Bu durumda onun başarı ölçütü artık TİS taleplerini ne kadar elde edip edemediği değil, Türk Metal’in üzerinde oluşturduğu basınçla Türk Metal’e nasıl bir sözleşme imzalattırdığı olmuştur. (Bakınız 30 Haziran’da Türk Metal’in imzaladığı satış sözleşmesine karşı yaptığı açıklama: http:// www.birlesikmetal.org/tis/?p=2385)

21 yıl sonra ilk kez metal sektöründe grup sözleşme döneminde greve gidilmesi ve kısmi de olsa kazanımla sonuçlanması bir ezberi bozmuştu. MESS ve Türk Metal, metal işçileri için satış fermanı olan sözleşmeyi beraberce hazırlayıp imza altına aldıktan sonra, BMİS’in de bunun fotokopisine imza atacağını bilmenin rahatlığıyla hareket ediyordu. BMİS’in yapıp ettiği en fazla Türk Metal Sendikası üzerinde basınç oluşturmak ve görece daha ileri bir metne imza atmasını sağlamaktı. BMİS Türk Metal’in imzaladığı sözleşmenin fotokopisine imza atma geleneğini terkedip greve çıkarak kısmi bir kazanımla TİS’i imzaladıktan sonra metal işçilerinin, sermaye sınıfının iki örgütü olan MESS ve Türk Metal Sendikası’nın ve tüm işçi sınıfının gözleri BMİS’in üzerindeydi. Bu dönem Birleşik Metal İş üyesi işçilerin mücadelesi bir bütün olarak metal işçilerinin TİS sürecini olduğu gibi, kamuda ve birçok sektörde toplu sözleşme süreci içindeki işçi bölüklerinin mücadelesini etkileyebilecekken BMİS savunmacı, “bekle gör-sendikal rakibinin açıklarından yararlan”da ifadesini bulan tutumuyla adeta Türk Metal’in satış sözleşmesine adım adım yürüyüşünü izlemekle yetinmiş, inisiyatif almaktan ısrarla kaçınmıştır. Şimdi satış sözleşmesini/ihaneti de gördü, ancak hala pozisyon değişikliğine gitmiş değil. Bu tutumuna gerekçe olarak Türk Metal üyesi işçilerinin tepki vermemesini gösterebilir belki. Ancak Türk Metal üyesi işçilerin ilk tepkilerinin faşist Türk Metal çetesi tarafından soğurulmasına karşı hiçbir tutum almayarak, metal işçilerinin birleşik fiili grevini örgütlemeyerek, böyle bir çağrıda bulunmayarak bu sonucun ortaya çıkmasından sorumludur.

Türk Metal 30 Mayıs’ta imzaladığı satış sözleşmesini tüm pervasızlığıyla “Mutlu son” olarak ilan etti. BMİS ise lafı dolandırmadan, bu sözleşmeyi satış sözleşmesi olarak ilan etmemiş, metal işçilerine bu sözleşmeyi yırtıp atmak için Türk metal çetesinden hesap sorma, hain sendika ağalarını alaşağı etme, satış sözleşmesini fiili kitle greviyle yırtma; yani şalteri indirme ve sokakları ısıtma, yani faşist Türk metal sendika bürolarının kapısına dayanma çağrısında bulunmamıştır. Bu ne demektir, sözleşmeyi masada bitirmeye karar vermektir! TİS süreçleri elbette sınıflar arasındaki güç ilişkileri üzerinden şekillenir. Bu dönem için BMİS, işçi sınıfı ve emekçiler cephesinde yaprak kıpırdamıyor diyemez. Yaprak kıpırdamak ne kelime, tüm Türkiye’yi sarsan bir toplumsal direniş in yaşandığı günlerdeyiz. BMİS bunun üstüne binecek, hareketi sınıf temelinde çok daha ileri taşıyacak bir eylemi görüş alanına almayıp titrek, iddiasız tutumunu sürdürmüştür. 5 Haziran gibi KESK, DİSK, TTB, TMMOB gibi oda ve sendikaların genel grev çağrısı yaptıkları bir günde MESS’e randevu vererek MESS’in Türk Metal’le imzaladığı sözleşmenin aynısı bir teklifle masaya gelmesine zemin hazırlamıştır. İşçi sınıfı ne kazandıysa ve ne kazanacaksa sınıf mücadelesinin yasaları doğrultusunda kazanmıştır. Ve bu yasaların en başında da işçi sınıfının sınıf olmaktan gelen gücünü üretimi durdurarak, şalteri indirerek göstermesi gelmektedir.

Ve bu kaygılarımızı, BMİS, 31 Mayıs’ta Türk Metal’in imzaladığı satış sözleşmesine karşı yaptığı açıklama ve sergilediği pratikle, 5 Haziran’da MESS’le yapmış olduğu görüşmedeki tutumuyla artırmıştır. Önce 31 Mayıs’ta yapmış olduğu açıklamaya yakından bakalım:

“Öncelikle, değiştik lafının kocaman bir yalan olduğu ortaya çıkmıştır. Biz değiştik artık gece yarısı sözleşme imzalamayacağız diyenler saat 23:00’te imzayı basmışlardır. Şeffaf olacağız, kurullarımıza, tabanımıza danışacağız demişler, kimseye sormadan imza atmışlardır.” (Faşist Türk Metal çetesinin imzaladığı satış sözleşmesine karşı BMİS’in 31 Mayıs’ta yaptığı’ “İşbirlikçiler hiç değişmemiş!” başlıklı basın açıklamasından)

BMİS’in farkı satış sözleşmesini TİS Kurullarında oylatıp imzalatmak mı olacaktır! Türk Metal çetesi, TİS sürecinin açılışını Renault, Arçelik, Otokar… işçileri hain sendika ağalarından hesap sorma eylemleriyle yaptıkları için her gelişmeyi metal işçileriyle paylaşıp onaylarını almadan TİS’e imza atmayacağını söylemek zorunda kalmış ve süreç boyunca da metal işçilerinin nefesini ensesinde duyarak kendisinden beklenmeyecek(!) bir pratik sergilemek zorunda kalmıştı. Ancak metal işçilerinin öfke patlamasının yarattığı korkuya rağmen (bu korkuyu büyütecek bir taban örgütlenmesinin olmamasını ve BMİS’in de TİS sürecinde inisiyatif almayıp savunmacı bir çizgi sergilemiş olmasını özel olarak anmalıyız) tekelci metal patronlarının yüksek çıkarları için satış sözleşmesine imza atmaktan başka çıkış yolu yoktu. Zira şov gereği sıkça dillendirdiği grev, bir de işçilerin başını döndürür, eller şaltere uzanıverirse, işte o zaman faşist Türk Metal-MESS TİS düzeneği altüst olabilirdi, maazallah!

Başa dönelim, BMİS, 5 Haziran’da MESS’le yaptığı görüşmede, MESS’in, Türk Metal’in imzaladığı satış sözleşmesini teklif olarak sunmasına “MESS teklifi kurullarda değerlendirilecek” karar cümlesiyle yanıt vererek ne demiş oluyor? BMİS, Türk Metal’in imza attığı satış sözleşmesine Sarkuysan’ın Kroman Çelik’in, Bosal’ın… ez cümle örgütlü olduğu tüm işyerlerinin nasıl tepki verdiğini bilmiyor mu? Bu sözleşmenin bir satış sözleşmesi olduğunu lafı dolandırarak da olsa 31 Mayıs tarihli “İşbirlikçiler hiç değişmemiş!” açıklamasında kendisi de ima etmek durumunda kalmamış mıydı? İma diyoruz çünkü açık bir biçimde bu sözleşme satış sözleşmesidir dememiş, “Ancak imzaladıkları sözleşme ile bir başka gerçeğin daha değişmediğini ortaya koymuşlar ve metal işçilerinin ortak mücadelesi ile kazanmanın sınırına kadar getirdikleri haklarını bir gece yarısı attığı imza ile boşa çıkarmaya çalışmışlardır.” demekle yetinmişltir. Her neyse, biz kazanmanın sınırından dönüp gece yarısı boşa çıkarmanın adını daha doğrudan koymuş olalım: Satış! Şimdi aynı Türk Metal’in imza attığı satış sözleşmesinin fotokopisiyle gelen MESS’e rest çekmeyip biz bu teklifi kurullarımızda değerlendirelim demek ne demek oluyor? Yoksa siz Türk Metal’in satış eylemini, sadece tabanına sormayıp imza atmış olmasıyla sınırlı mı düşünüyorsunuz? Değilse, bu teklifi geldiği gibi reddetmeyip nesini, niye değerlendireceksiniz?

Aşağıdaki bölüm Türk Metal Sendikasının satış sözleşmesine dair BMİS’in yaptığı 31 Mayıs tarihli açıklamasından… Burada ifade edilenler aynı zamanda BMİS’in “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganına metal fabrikalarından neden ses katmadığının, 4 ve 5 Haziran’da sergilemiş olduğu pratiğinin de ipuçlarını açık bir biçimde vermektedir.

“İmzalanan sözleşmeye gelince: yine sözleşmenin detaylarını açıklayamıyorlar. Ama görünen o ki, tekliflerinde olmayan düzenlemeleri imzalamışlar. Bu durumda grup sözleşmesinin bir başka gerçeğini ortaya çıkarıyor. Grup sözleşmesinin iki tarafı vardır: sermaye örgütü MESS ve işçilerin örgütü Birleşik Metal. Türk Metal konu mankeni, sermayenin işçilerin denetim altında tutma aracından başka bir şey değildir.
Açıkladıkları rakamlara göre tekliflerinde olmayan bir tamamlama sistemi uygulamak zorunda kalmışlar, 4,64 TL’nin altındaki ücretleri 4,64 TL. ye yükseltip, daha sonra yine tekliflerinde olmadığı halde 6,31 TL.ye kadar 20 kuruş iyileştirme yapmak zorunda kalmışlardır. Türk Metal’in metal işçisinin taleplerini dikkate almaz tavrı anlaşılan MESS’i bile rahatsız etmiş(!) teklifte olmayan rakamlar sözleşmeye girmiştir.
Bu Birleşik Metal İş’in sürekli gündemde tuttuğu 2000 sonrası işe giren işçilerin ücretlerinde iyileştirme yapılmalı talebinin sonucudur.
Zorunda kalmışlardır çünkü teklifi hazırlarken dikkate almadıkları büyük çoğunluğun tepkisinden çekinmişler, Birleşik Metal İş’in teklifi altında ezilmişlerdir.
Yine tekliflerinde olmayıp da dikkate almak zorunda kaldıkları bir başka nokta 2. Altı ay için yüzde 5,82 olan enflasyonun üzerinde yüzde 7 oranında ücret zammını kabul etmişlerdir. Bu oran Birleşik Metal İş’in metal işçilerinin ortak mücadele talepleri olarak öne çıkardığı “enflasyona endeksli zamma son” talebinin sonucudur.
Ancak imzaladıkları sözleşme ile bir başka gerçeğin daha değişmediğini ortaya koymuşlar ve metal işçilerinin ortak mücadelesi ile kazanmanın sınırına kadar getirdikleri haklarını bir gece yarısı attığı imza ile boşa çıkarmaya çalışmışlardır.” (BMİS, “İşbirlikçiler hiç değişmemiş!”, 31 Mayıs)

31 Mayıs’ta böyle bir değerlendirme yaparak, Türk Metal üyesi işçilere doğrudan bir mücadele çağrısı yapmayıp onlara “Metal işçileri şu gerçeği artık anlamak zorundadır. Türk Metal’i değiştirmenin yolu onu ortadan kaldırmaktan, ona üyelik esaretinden kurtulmaktan geçmektedir. Birleşik Metal İş sendikası bir kez daha tüm metal işçilerini işbirlikçi Türk Metal’i terk etmeye ve Birleşik Metal İş’e üye olmaya çağırıyor.” biçiminde seslenen BMİS mücadele taleplerini ve önüne koyduğu hedefi de açıklamak zorundadır. Mesela Türk Metal çetesini yıkmak, MESS’i dize getirmek için satış sözleşmesini birleşik fiili kitle grevimizle yıkalım biçiminde bir çağrıda bulundu da biz mi duymadık? Türk Metal sendikasının imzaladığı satış sözleşmesini -adlı adınca satış sözleşmesi bile dememişken- yırtıp atalım, dedi de biz mi duymadık?

BMİS cephesinden, 5 Haziran’da MESS’le yapılan görüşmenin havasını belirleyen işçi sınıfı ve emekçilerin genel grevle büyütebileceği Taksim genel direnişi olmamış, onun rüzgarını arkasına almayı hesaba katmamış, bunun politikası ve pratiğini geliştirmemiş sözleşme sürecinin başından beri sürdürdüğü savunmacı ve titrek tutumunu sürdürmüştür. Yine 31 Mayıs’ta yaptıkları açıklamadan: “Toplu iş sözleşme sürecinin bizim açımızdan bundan sonra izleyeceği yolu metal işçilerinin bu çağrıya verecekleri karşılığa bağlı olacaktır.” Önce net bir çağrı yaptın mı ki, metal işçilerinin biriken öfkesini kızıştıracak bir politika izledin mi ki, yön ve hedef gösterdin mi ki metal işçilerinin çağrına yanıt vermesini bekliyor, TİS sürecinde bundan sonra izleyeceğin yolu buna bağlıyorsun? Bu kendiliğindencilikten, “olan, olması gerekendir”cilikten başka bir şey değildir. BMİS, satış sözleşmesini değerlendirmeye almayı faşist Türk Metal’in sözleşmeyi imzalamış olmasıyla, Türk Metal üyesi işçilerin homurdanmasına rağmen eyleme geçmemesiyle realize edemez. MESS’in son teklifini reddetmeyip imzalamak fotokopi sendikacılığına geri dönmek demektir.
*****

BMİS’in 5 Haziran’da MESS’le yaptığı görüşmeden sonra yaptığı açıklama: http://www.birlesikmetal.org/tis/?p=2392

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*