Anasayfa » GÜNDEM » Metal direnişi: Neoliberalizme bir çizik daha!..

Metal direnişi: Neoliberalizme bir çizik daha!..

İşçi sınıfı, “vardık, varız, varolacağız” diyor. Biz, sadece acılarıyla gördüğünüz bir sefiller ve cahiller yığını değiliz…. Biz, herhangi bir ezilen kesimi değiliz…. Biz bir iki vaatle arada kaynatacağınız seçim kenar süsü değiliz…. Biz, üreten, mücadele eden, artık toplumun da çoğunluğunu oluşturan yıkıcı ve kurucu, en ileri sınıfız, diyor!

Neoliberalizmin işçi sınıfı inkarcılığına karşı

11017814_452654211573207_5037040092869351346_nNeoliberalizm, işçi sınıfının sınıf olarak inkarına, yok sayılmasına dayalıdır. Neoliberal kapitalizm, öncelikle işçilerin kolektif örgütlenme ve mücadele yeteneğini tahrip ederek, işçi sınıfını görünmezleştirir. Geri düzeyde burjuva neoliberal demokrasi kurumlarında, kimlik siyasetine yer vardır: Sınıf siyasetine ise yer yoktur! İşçi sınıfının gerçek sınıfsal talep, ihtiyaç ve özlemleriyle kolektif müzakere ve temsiliyet hakkı, bu düzenin bırakalım düzen partilerini, Meclisini, medyasını, sözde “işçi” sendikalarında bile yoktur!

Bu sistemde, işçi sınıfının sınıf olarak görünürleşmesi için yalnızca iki yol bırakılmıştır: Ya Soma’daki gibi yığınlarla ölerek…. Ya da fiili kitle grev ve direnişleriyle, bu neoliberal despotik sınıf kapanını sarsarak…

İşte bu yüzden işçi sınıfı, ancak fiili kitle grev ve direnişleriyle, ancak aşağıdan taban inisiyatif ve örgütlenmeleriyle, kendini yeniden sınıf olarak kurabilir.

Metal işçilerinin fiili grev ve direniş dalgası, neoliberalizmin sınıf kapanının sınırlarına dayanıp sarsmaya başlayan bir tarihsel adımdır.

Gezi’den Metal’e…

Gezi, insanların özel yaşamlarını bile devlet zoruyla tepeden dizayn etmeye kalkışan neoliberal demokrasiye karşı, tabandan ilk büyük kitle müdahalesiydi. Metal işçilerinin direnişi ise hem bir yerde Gezinin sınıf ekseninden devamı hem de bütünleyicisidir.

Metal işçileri, boyunlarındaki kat kat sermaye prangalarından biri olan Türk Metal çetesini bir dizi fabrikadan defetmekle kalmadılar. Kendilerinin hiçbir katılımı, onayı olmadan tek yanlı sermaye tarafından tepeden inmeci katmerli köleci TİS sistemine de hayır dediler. Bizim sınıf olarak kolektif katılımımız ve yer alışımız olmadan, bizim sınıf olarak varlığımızı ve irademizi tanımayan TİS sistemini biz de tanımıyoruz, dediler.

CFbZxOZWoAAdy44Bu yüzden, Ford Otosan, Türk Traktör ve Arçelik’te devam eden direnişler, artık Tofaş ve Renault üzerine bir kaç kuruş fazla alma meselesi değildir. Tekçi, tek biçimli, tepeden inme, işçi sınıfını sınıf olarak inkar eden ve hiçe sayan, kölece TİS boyunduruğunun değiştirilmesi mücadelesidir. Göstermelik primler için değil, saat ücretine zam istemiyle devam eden direnişlerin asıl anlamı budur: Tek yanlı, kölece TİS oldu bittisinin geçersiz ilan edilmesi ve sarsılması… İşçilerin taban iradesinin, aktif katılım ve yer almasının, yani sınıf olarak varlığının tanındığı fiili TİS’ler için mücadele…

Gezi’den sonra Metal işçilerinin direnişi de yeni bir dönemi, yeni bir mücadele ufkunu ortaya koymaktadır. Neoliberalizmin dolaylı biçimsel temsiliyet haliyle bile tümüyle etkisizleştirdiği parlamento, eski tarz tek biçimli parti ve sendika, TİS gibi kurumsal mekanizmaların, burjuva temsili demokrasinin krizi ve çürümüşlüğü daha bir açığa çıkmaktadır. İşçilerin ve kitlelerin doğrudan, kolektif, aktif olarak katılacakları ve yer alacakları bir aşağıdan mücadele demokrasisi, bir aşağıdan demokrasi mücadelesi belirimleri artmaya başlamıştır.

Neoliberalizme bir çizik bir çizik daha…

Metal işçileri bunun farkında olsun veya olmasın, mücadeleleri neoliberalizmin sınırlarına dayanan ve zorlayan, işçi sınıfının sınıf olarak varlığını kolektif mücadele yeteneğini canlandırarak deklare eden, kendi sorunlarını kendi ellerine almaya başladığı ölçüde bu büyük eşiği geçebileceğini gösteren yeni bir halkadır…

İşçi sınıfı, sınıf olarak bırakalım yok olmayı, daha bir büyüdüğünü, güçlendiğini, özgüveninin yeniden canlanmaya başladığı gösterdi. Ve bir şeyi daha: Yeni ve daha gelişkin işçi sendikalarına, yeni ve daha gelişkin sendikal, siyasal her düzeyde önderlik ve örgütlenme biçimlerine, hepsinde daha doğrudan işçi demokrasisine, bunun için mücadeleye olan büyüyen ihtiyacını!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*