Anasayfa » MANŞET » Mesele

Mesele

Sel gider; kum kalır. Sel gitmeseydi

suyla, gidince de kumla boğulmak istenmek; çarın yağlı urganıyla, şansolyenin parıltılı kurşunun arasında kalmak gibi.Urganla kurşun arasında yükselen umutla kuşatılmış sesin sahibi Bolşevik bir asker. O ses “Bu savaş bizim değil; biz kendi savaşımızı vermediğimiz sürece, kazanılan hiçbir zafer bizim değil.” diyordu bir asır evvelden. Darbe daha mengenesini gevşetmemişken duyulmuştu ya Netaş işçisinin sesi; yenik darbecilerin apoletlerini kendi omuzlarına takanlar idam korosuna odun atadursun; susmayan avcılar belediyesi işçilerinin sesine karıştı bile Aksa, Tedi ve Metro işçilerinin sesi.
Anlar vardır; öyle konsantre anlar, resmedersin o anı ve sonra kafanda açar durursun. İçindeysen hayatın; misal dar bir dünyaya hapsetmediysen kendini, illaki vardır kıyında köşende birkaç cemaatçi, illaki vardır birkaç kelam etmişliğin de.

İki porte resmetmişim kafamda o anın sıcaklığıyla. İlkinin mahçubiyetinden gözlerin değemiyor gözlerine; insan olmak böyle bir şey mi?, mahçup oluyorum ben de onunla birlikte. Vakfedilen bir hayat, ve büyüyen soruların ağırlığı altından kalkamayan bir varoluş. Çöken hayallerinin, kanla kirlenmiş asrısaadetinin sessiz hayıflanmasında bırakıyorum onu. İkincisi, katmadığından okuduğu onca kitabın yanına kendi hayallerini; okuduklarıyla yaşananlar arasında kıyasa izin vermiyor kötürümleşmiş beyni. İnkar kabul inkar arasında bir gidiş geliş. Bu öfkeli gitgellerinden anlamak zor, kızgınlığının darbenin başarısız olmasından mı yoksa olmayan bir şeyin var gösterildiğine inanmasında mı olduğuna. Fazlasıyla geniş bulduğum şefkatim dahi kucaklamak istemiyor bu ikincisini. İşte diyorum; bu adamın türevleridir okurken iç yakan onlarca katliamın faili.Ben bildiğime göre bu ikisini, mutlaka göreve soyunmuş birinin ihbarıyla yüzleşecekler gibi geliyor yakın zamanda.İronilerle dolu hayatta belki daha ikinci gününde tüm paylaşımlarını silen bir kemalistin imzası olacak bu eleverişin altında, belki de yarım milliyetçi, yarım dindar, biraz yaranmaya meyilli biraz fesat birazdan da az insan biri atacak o imzayı. Öyle ya kızlı erkekli evlerin ispiyonlanmasından daha kutsal bu ikincisi.

image

“Komünist olmak güzel şey; komünist olmak ümitli şey…” Bir şarkıyı bozup mırıldanmaya başlamışken yakalıyorum kendimi. Remzinin attığı tekmeyle teşhir olan teşhircileri, kapanan ağızdan taşan sosyalizm sloganlarını; kırık kolla zafere çakılmış parmakları düşününce meselenin esirlikte değil teslim olmamakta olduğunu anlıyorsun bir kez daha.Teslim olmamanın sır olmayan gerçekliği ise; Akıldan kaçan değil akılla büyüyen, belki kazanamadık ama haklıydık ve haklıysak bir gün mutlaka kazanacağız diyebilen bir ideolojiye sahip olmakta; resimde cellatına poz veren Fransız komünisti gibi.

İnsanın zihni de garipleşiyor bu bilgi yığınına anlam vermeye çalıştığı süreçlerde. Durduk yere aklıma Taksimdeki anıt geldi, anıttaki Bolşevik asker yukarıdaki sesin sahibi olabilir mi? Bir bilinmeze kafa yormaktansa diyorum, başka bir civcivli zamanda aynı sınıfın umutlu sesi olanların git yanına tanış onlarla, sık ellerini, sen de kuşan aynı umudu.

Zafer YÜKSEL

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*