Anasayfa » GÜNDEM » McKinsey dedikleri…

McKinsey dedikleri…

Hazine ve Maliye Bakanı damat Albayrak, “Yeni Ekonomi Programı” adı altında uygulamaya konulacak kriz ve kemer sıkma programının hedef ve sonuçlarının ve 16 bakanlıktan temsilcinin yer aldığı Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için emperyalist kapitalist yönetim danışmanlığı şirketi McKinsey ile “işbağladıklarını” açıkladı.

McKinsey neyin nesidir?

McKinsey, mali oligarşik kapitalizmin (kendi alanında dünyanın en büyüğü olan) bir “yönetim danışmanlığı” şirketidir. Merkezi, ABD merkezli mali sermayenin merkezi olan Wall Street’tir. Dünyanın 44 ülkesinde -İstanbul dahil- 83 şubesi, 10 bin çalışanı, 3 milyar dolardan fazla cirosu, ve çok karanlık iş ve ilişkileri vardır. Dünya çapında hükümetlere, devlet kurumlarına, büyük banka ve şirketlere “business analyses” denilen “iş analizi projeleri” adı altında verimlilik, karlılık, küçülme, istihdam düşürme, yeniden yapılandırma, kriz, şirket satış ve birleşmeleri gibi konularda “kılavuzluk” yapar. ABD Beyaz Saray’ın başlıca stratejik danışmanları arasındadır, danışmanı olduğu Enron skandalının altında da imzası vardır.

Ofisinin olduğu bütün ülkelerde, büyük şirketler (özellikle telekomünikasyon alanında), bankalar ve hükümet ve devletlerle zaten içli dışlıdır. Bulunduğu ülkelerin en elit üniversitelerinin işletme ve kamu yönetimi bölümlerinden en yüksek derece ile mezun olanları işe alır, “yeniden yapılandırma/sömürü ve karlılığı artırma” yöneticisi olarak yetiştirir, ve bu ülkelerin büyük şirket, banka ve kamu kurumlarına adeta CEO olarak atar! Örneğin Türkiye’de Finans Bank ve İNG Bank genel müdürleri, Eczacıbaşı’nın bir bölüm müdürü, ve Garanti Bankası’nın bireysel bankacılık genel müdür yardımcısı, McKinsey Türkiye ofisinden bu mevkilere geçiş yapmışlardır. Oger Telekom’da yöneticilik, Türk Telekom’da danışmanlık yapanın McKinsey Türkiye ofisine çalışması, vb gibi daha pek çok örnek verilebilir.

McKinsey’in ne iş yaptığı, bir Ekşi Sözlük entrysinde şöyle anlatılıyor:

kapitalist sistemin köşe taşlarından biri olan şirket.

tam bir rantiye kuruluştur. size iki tane s… sunum yapar, sonra on milyon dolar faturayı dayar. müşterilerine verdiği hizmet ile tahsil ettiği ücret orantısızdır.
peki bu kadar şirket mal mı da gidip bunlardan danışmanlık alıyor? şirketler belli başlı danışmanlık şirketlerinden hizmet alırlar, çünkü sistemin işleyişi bunu gerektirir. faaliyet raporunda bu şirketlerin adının yazması, yurtdışında yatırımcılara yapılan sunumda bu şirketlerin adının geçmesi kritiktir. bu ve birkaç benzerinden danışmanlık almayan şirkete yabancı yatırımcı fon sağlamaz.
yani bu şirketlere verilen para alınan hizmetin karşılığı değil, sistemin bir parçası olduğunu ispatlamak içindir. bir tür reklam harcaması gibi değerlendirilebilir.

McKinsey’in uzmanlık alanı, köpekbalığı stratejileridir: Şu şirketleri sat (satış danışmanlığını da o yapar), bu bölümleri kapat, şu kadar işçiyi at veya emekliliğe sevket, şu bölümleri taşerona devret, teknolojiye yatırım yap, vb. Bunlar da zaten bu tür “iş analizi” ve “yeniden yapılandırma” şirketlerinin hepsinin ezbere yaptığı şeylerdir. McKinsey’in farkı, bir tür emperyalist kapitalist kredibilite markası olması; “danışmanlık” ayakbastısının 1 milyon dolardan başlaması, en basit power point sunumundan 10 milyon dolar alması, “iş analiz ve tavsiyeleri” için ise fiyatın 100 milyonlarca dolara kadar çıkması; aslında tüm bunların iş yaptığı banka, şirket ve iktidarlarla emperyalist kapitalist ve ABD mali oligarşisi arasında aracılık yapmasıdır.

McKinsey’in çağrıldığı iş, diyelim ki maliyet düşürümü ve yeniden yapılandırma rehberliği ise, bu isteyen banka, şirket veya hükümet, “iş analizi” için gerekli gizli verilerinin bir kısmını da McKinsey’e açmak zorundadır. Böylece McKinsey, bunların küresel mali oligarşi nezdinde kredibilitesini sağlama (yeniden sisteme dahil edilmesini sağlama) karşılığında, iş yaptığı şirket ve kurumların “yeniden yapılandırılması”nı küresel mali oligarşi tarafından doğrudan denetlenmesine de aracılık etmiş olur. Dahası, bir kez McKinsey’e işi düşen, ona bağımlı hale gelir, ilgili programın uygulanması boyunca ve hatta sonrasında, alacağı her kritik kararda, McKinsey’i çağırmak, ve onayını almak zorunda kalır.

McKinsey’in kirli karanlık işleri konusunda ayrıca bir şey söylemiyoruz, dünya çapında sayısız kapitalist devlet kurumu, stratejik “think tank”, enerji, petrol, silah, finans tekeli ile ilişkilerine ve Enron skandalında olduğu gibi entrika stratejilerine bakmak yeter.

Özetle McKinsey, Türkiye kapitalist devlet iktidarının gölge İMF’si olacak. Şu farkla ki, eski İMF programı anlaşmalarında, İMF mali oligarşik resmi bir kurum, Türkiye devleti de resmi bir kurumdu. Şimdiyse Türkiye devleti mali oligarşik kapitalist bir şirket, McKinsey de mali oligarşik özel bir şirket! Hem de Türkiye’nin bir çok büyük tekelci oligarşik şirketiyle içli dışlı olan, onlara CEO yetiştiren, durmaksızın yönetici alışverişi yapan, küresel mali oligarşiyle aralarında köprü olan bir şirket. Albayrak’ın kriz programı için “McKinsey ile çalışacağız” açıklamasından sonra, herhalde TÜSİAD sevinçten takla atmıştır, ve tabii tüm iç ve dış mali oligarşik güçler! Öyle ki, faiz yükseltimleri dışında, TL uzun zamandır dolar karşısında değer kazandı!

Çünkü, emekgücünün yıkıcı değersizleştirilmesinin hızlanması için McKinsey’in adı bile yetiyor!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*