Anasayfa » DÜNYA » Masalarınızdan da kan damlıyor

Masalarınızdan da kan damlıyor

Suriye’de süregelen iç savaşın son dönem gündemi ABD-AB-Türkiye eksenli şekillenen emperyalist müdahale tehdidiydi. Bu gündem geçtiğimiz hafta ABD ve Rusya arasında gerçekleşen uzlaşmayla geçici olarak geriye çekildi. Rusya’nın küresel emperyalist güç olarak belirginleştiği gerilim ve askeri güç gösterisi dönemi yerini Suriye iktidarının Rusya tarafından kimyasal silahları imha planınına ikna edilmesiyle küresel burjuva uzlaşısı dönemine bıraktı. Uzlaşıya göre, Suriye’nin elindeki kimyasal silahlara dair ayrıntıları bir hafta içinde açıklaması ve tüm kimyasal silah varlığını 2014 yılının ortasına kadar imha etmesi gerekiyor. Rusya tarafından hazırlanan tasarının ABD cephesinden kabulü, Rusya’nın bölge üzerindeki emperyalist çıkarlarını koruma adına daha da öne çıktığı bir küresel mali oligarşik denge durumunu anlatıyor.

Suriye’de 2011′de başlayan çatışmaların arka planında burjuva yönetememe krizi, dünya burjuvazisi cephesinden bölgenin ekonomik, siyasal, sosyal açıdan önceki düzleminin yeni sermaye birikimi evresine geçiş ihtiyacı temelinde eskimesi, çok yönlü yeni Ortadoğu ve Kuzey Afrika dizaynı istemi yer alıyor. Küresel burjuva güç odakları ve Suriye iç savaşının cepheleri ilişkisi de bu bağlamda, küresel aktörlerin Suriye pastasındaki paylarını arttırma, bölgenin yeniden inşasındaki kar alanlarını tutma, siyasal hegemonyasını derinleştirme ihtiyaçlarıyla bağlantılı kuruluyor. Küresel mali oligarşik güç merkezlerinin ÖSO çatısı altında toplanan silahlı çeteleri bu programın parçası olarak desteklediklerinin, sürecin aynı zamanda küresel emperyalist üretim organizasyonunun yayılması, çok uluslu sermaye için yeni kar alanları anlamına gelen ucuz emek bölgelerinin ekonomik, siyasal bir küresel tekelci tahakkümle dünya kapitalizmine entegre edilmesi anlamı taşıdığının altını bir kez daha çizmek gerekiyor.

2052858

Türkiye’nin saldırgan Suriye politikası da bu eksene tümüyle bağlı. Bununla birlikte, bölgede başat kapitalist aktör olma isteği, Suriye’deki yıkım ve potansiyel yeniden inşa sürecine iştahla bakan tekelci kapitalist dürtüleri, bölgede küresel mali oligarşinin bölge programına sıkı sıkıya bağlı siyasal tahakküm kurma anlayışı onu en cevval koltuklardan birine oturtmuştu. Suriye’de kimyasal silah kullanımı, dökülen kan tekelci burjuvaziyi rahatsız etmiyor, o bu kanlı masaya yeni kanlar akıtmanın, kazanacağı karların vahşi dürtüsüyle bakıyor, fırsat kolluyor. Tam da bu nedenle yediği balans ayarlarına karşın savaş kışkırtıcılığından bir an bile geri durmuyor.

676767676

Son uzlaşı süreci, iç çatışma, savaş tehdidi, güç gösterisi dönemlerinde olduğu gibi küresel ve bölgesel güç odaklarının çıkarları üzerinden yükselmiştir. Rusya’nın başını çektiği Çin ve İran’ın da diğer parçalarını oluşturuduğu küresel tekelci burjuva kampı hem Suriye üzerinde mevcut çıkarlarını korumak, hem de bölgesel yeniden yapılanma sürecindeki konum kaybını engellemek, oluşacak yeni pastadaki paylarını arttırmak adına ABD, Fransa, İngiltere, Türkiye eksenli körüklenen silahlı müdahale yangınını soğurmuştur. Akdeniz’e karşılıklı konuşlandırılan savaş gemileri, füze tatbikatları, savaş açıklamaları, tehditleri ile geçen günlerin ardından uzlaşılan nokta Suriye gündeminin çok uluslu, farklı burjuva kampların çıkar çatışma ve uzlaşmalarına bağımlı karakterini yeniden gösterdi. Ayrıca, Obama’nın kongreye sunmayı tasarladığı saldırı önergesi öncesi yapılan kamuoyu yoklamalarında ciddi oranda red eğiliminin görülmesinin de ABD’yi bu uzlaşma planını onaylamaya yaklaştırdığı ifade ediliyor. Savaş önergesi daha önce İngiltere parlementosunda da reddedilmişti. İslamcı paramiliter çetelerin yer yer beslendiği güç odaklarının kontrolünden çıkması, Mısır’da bölgesel entegrasyon programının çökmesi, ABD bölge programının bir bütün olarak yaşadığı sıkışma ve kırılmaların da bu uzlaşma noktasının belirginleşmesinde rol oynadığını görmeliyiz.

Rusya’nın güç gösterisi ve burjuva uzlaşma sürecindeki rolü, anti-ABD’cilik adı altında Rusya’dan medet umanları da görmeye başlamamıza vesile oldu. Daha önce her ikisi de sınıf karakteri olarak özdeş, Esad-ÖSO çatışmasında Esad’a duyulan sempatiyle görünür olan anti-kapitalist temelden yoksun kaba anti-emperyalist ulusalcı akımlar bu kez de, Rusya’nın rolünü olumlulayan cümleler kurmaya başladı. Suriye’den başlayarak, bölgede, dünyada tezahür eden burjuva kamplaşmanın cepheleri hem mevcut süreçteki rolleri hem de tarihsel anlamlarıyla işçi sınıfının uzlaşmaz düşmanlarıdır.

Rusya, Suriye’nin mevcut ekonomik, siyasal denge durumu üzerinde bir dizi çıkara sahip emperyalist kapitalist aktör olarak denkleme giriyor. Rusya, 1990′ların ortasından itibaren Suriye pazar ve dış ticaretinde İran ve Çin ile birlikte pastanın büyük payının sahibidir. Suriye’nin silahlı gücünün %78′i Rusya kaynaklı. İki ülke arasındaki askeri alışveriş 2007-2011 arasında önceki dört yıla oranla %580 artış gösterdi. Yine iki ülke arasında son 5 yılda 4,7 milyar dolarlık silah satım anlaşması imzalandı. Suriye’de gerçekleşen kapitalist üretimin teknik temelini yine saydığımız ülkeler ile olan ilişkiler oluşturuyor. Emperyalist kapitalist Rusya’nın dostu olduğu şey Suriye’de yaşayan işçi ve emekçiler değil mevcut Suriye durumunda elinde tuttuğu kar alanlarıdır. Yine korunmak istenen de Suriye’de edinilmiş olan tekelci kapitalist konumdur.

Tartus limanının da Rusya için önemi büyük. Coğrafi olarak Suriye’nin tüm bölgeleriyle kolay ulaşım imkanına sahip olan bu üs noktası, Rusya’nın bölge varlığı için daha elverişli hale getirilmek adına 5 yıldır genişletme-düzenleme çalışmalarıyla iyileştiriliyor. Rusya aynı zamanda yaşanan son güç gösterisi dönemini Doğu Akdeniz donanmasının çapını büyütmekle geçirdi.

Bölgesel kapitalist entegrasyon ve dönüşüm süreci, Rusya-Çin-İran kampının çıkarlarını bir bütün olarak tehdit ediyor. Bölgenin dünya emperyalist üretim organizasyonuna doğrudan entegrasyonu, yeni kar alanlarının yaratılması, üretimin teknik temelinin derinleştirilmesi ve buna uygun siyasal-toplumsal dizaynın gerçekleştirilmesi başarılabildiği oranda daha fazla tekelci kapitalist gücün bölgeye üşüşmesini doğuracak. Yeni sermaye birikimi alanı aynı zamanda yeni kapitalist itişmeler, güç ve hegemonya mücadeleleri anlamı da taşıyor. Rusya’nın rolü iki yön içeriyor. İlkini, gözle görünür bölgesel konumunu korumak adına mevcut denge durumunun kolayca ortadan kalkmasının önüne geçmek oluşturuyor. İkincisi ise Esad rejiminin çöktüğü bir gün durumuna küresel-bölgesel etkinliğini arttırarak girmek ve yeni bölgesel dizayn sözkonusu olduğunda da bölgedeki rolünü yitirmeme üzerine kurulu.

rusya_abd_birlesmis_milletler_1371571168

Burjuva sınıf içi ilişkiler merceğinden denge olarak görünen mevcut gün durumu işçi ve emekçiler içinse ölüm ve yıkımın ağırlaşarak sürmesi anlamı taşıyor ve taşıyacak. 2011′den bu yana 100 binden fazla işçi, emekçi, yoksul hayatını kaybetti. Milyonlarcası yaşadıkları bölgeyi boşaltmak zorunda kaldı. Sarin gazı dahil her türlü kirli yöntemin kullanıldığı, silahsız Kürt köylülerinin katledildiği tabloda işçi sınıfı cephesinden kapitalist savaşın boyutu yeterince hissedilmektedir. Dün daha fazla kan için denenen füzeler, yüklenen gemiler bugün yine kan ve kar için kurulan masalara, imzalanan protokollere dönüştü. Ancak, Suriye’de ne ateş ne yıkım ortadan kalktı. Söz konusu olan küresel mali oligarşi ve onun hegemonya savaşları olduğunda emperyalist kapitalist müdahale tehlikesi de ortadan kalkmayacaktır.

Füzelerinden olduğu kadar masalarından da kan ve daha fazla sömürü akan emperyalist kapitalist güç odaklarının hiç bir cephesi zerre kadar ilerici değildir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da derinleşen siyasal, sosyal kriz, Suriye örneğinde olduğu gibi çok sayıda kapitalist taktik değişimi ve çatışmayı doğurmayı sürdürecek. Tüm bunların işaret ettiği iki gerçek: kapitalist yeniden yapılanma süreci ve krizlerinin gitgide daha da genişleyen çapta bölgesel, küresel bir karaktere eriştiği ve kapitalist savaşı da, kan ve sömürü diplomasisini de bağımsız sınıf hattı ve bölgesel-evrensel devrim yaklaşımıyla parçalayabilecek tek sınıf olarak işçi sınıfının belirginleştiğidir.

Tüm burjuva kamplara karşı bağımsız işçi sınıfı stratejisinin üretilmesi, burjuva yönetememe krizlerinin devrimci bir atılganlıkla parçalanması ve tek bir coğrafyanın yeniden organizasyon sorunlarının dahil onlarca bölgesel-küresel bağlam içermesi nedeniyle işçi sınıfının politik, pratik eyleminin sadece içerikte değil biçim olarak ta enternasyonel karakter kazanması zorunluluğu önümüzdedir. Üretimin ulusal-sektörel sınırların ötesinde bütünleşen, yayılma-derinleşme hamlelerinin de hem dünya emperyalist iş bölümüne entegre olan hem de burjuva güç, hegemonya savaşlarının etkisini derinlemesine hisseden karakteri, bölgesel yeniden yapılanma krizinin siyasal, toplumsal yönünü de doğrusal olarak evrenselleştirmektedir. Ne Mısır’da Mursi, İhvan lokomotifliğinde planlanan düzenli geçiş sürecinin kırılması ne de Suriye’de ÖSO ve muadilleri ile hızlı çözüm planlarının yaşadığı sıkışma birbirinden bağımsız okunabilir. Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini ileri sıçratma hamleleri ve duvara çarpma halleriyle, Türkiye iç politikası ve bölgesel karakter kazanmaya başlayan Kürdistan sorun ve mücadeleleri de bu toplam tabloya daha içerili hale gelmektedir.

Suriye, Mısır, Tunus, Yemen… Tümünde işçi sınıfı, kent ve kır yoksulları cephesinde biriken sefalet, kanla ödenen bedeller, toplumsal, bireysel özgürlüklerin zerresinin dahi tanınmaması temelinde biriken kitle eylemleri kapitalist yeniden yapılanma sürecinin taşlarını sarstı. Burjuva masalarındaki programların yaşama kesintisiz geçirilmesinin önündeki en büyük engeli oluşturdular. Ancak, burjuva kamplar, küresel-bölgesel bağlantılar, bastırıcı ya da kapsayıcı burjuva iktidar, tahakküm mekanizmaları kitle hareketlerinin sermaye siyasetinden bağımsızlaşmasını engelledi. Somut politikada birbirine karşıt gibi görünen ancak özsel olarak azami kar, sömürü, meta egemenliğini genişletme, sermaye iktidarını sağlamlaştırma noktasında birleşen klikler çeşitli manevralarla işçi ve yoksullardan oluşan hareketlerin rotasında sallantılara neden oldu. Sınıfsal bir öze dayalı biriken öfke, kendi bağımsız siyasi hattını, eylem ve organizasyonunu yaratamadı.

Bugün işçi sınıfının öncüsünün yaratılması sorunu, iktisadi yapının dönüşümü ile içiçe ilerleyen burjuva iktidar, toplumsal, kültürel değişimleri, toplumsal kodların geri döndürülemez farklılaşması, sınıf siyasetinin sorunlarının bölgesel, evrensel düzeye erişmesi ile yenilenmiş ancak burjuva kapsayıcı, eritici mekanizmaların yetkinleşmesi, çok yönlüleşmesi ile daha da kuvvetlenmiş olarak kendini gösteriyor. Yaygınlık kazanan toplumsal öfkenin bağımsız sınıf programıyla yetkinleştirilmesi, merkezi yaşamsal örgütlenmenin varlığı, sınıf düşmanlarının süreklileşmiş, uzlaşmadan savaşa her türlü taktiksel esnekliği içeren varlığına baştan aşağı örgütlü, stratejik olandan beslenen bir taktiksel karşı koyuş üretilebilmesi, çok yönlü, fiili, öz insiyatife dayalı, ağsal taban örgütlenmeleri üzerindeki neo liberal ideolojik basıncın kırılabilmesi bu kritik eşiğin aşılmasına, yaşamın dayattığı ihtiyaçlar bazında devinmesine bağlıdır. Aksi durumda, emperyalist kapitalist ana bloğa karşı biriken sınıfsal nefretin Rusya hattına yedeklenme çabalarını, mezhepsel farkılıkların körüklenmesini, Suriye Komünist Partisi ya da bölgede sıkça görülen ulusalcı “anti-emperyalist” küçük burjuva akımlarının Esad güzellemelerini, Temerrüd gibi dinamik taban örgütlenmelerinin kitleyi darbenin altlığına dönüştürmesini, darbe hükümetinde bakanlık yapmak gibi lanetli rolleri üstlenen Mısır Bağımsız Sendikalar Federasyonu’nu izlemeye devam ederiz.

workerprotest-egypt (1)

Sadece Rusya, Esad rejimi, İhvan, Sisi gibi açık burjuva aktörlerle değil liberal El Baradey, Nasırcı milliyetçilik, burjuva demokrasisine eklemli orta sınıfçı ideolojiler, süreci ve kitle dinamizmini burjuvaziye yem etmeye hevesli liberal, anarşizan sol ile de sınırlarımızı çekmeliyiz. Bölgede ana sorun Marseilles’i Enternasyonal’a dönüştürmektir. Türkiye’nin saldırgan bölge politikasından başlayarak, burjuva çatışma ve müzakere süreçlerine karşı işçi sınıfının bağımsız cephesini örgütlenmeli, bölgesel-enternasyonal nitelik kazanmasının ilk sorunlarıyla, komünist hareketin güncel durumunun bu doğrultuya girmek konusunda mevcut iç ve dış sınırlarıyla yüzleşmeye başlamalıyız.

İlk adımımız işyerlerimizden başlayarak çeşitli sektörlerden işçi bölüklerinin bu gündemle bir araya gelmesi, burjuva siyasetinin çok halkalı teşhiri ve işçilerin çıkış taleplerini biriktirmeye, üretmeye başlaması olmalıdır. Yaşamda var olanı sistemli hale getirmeliyiz. Azami sömürü endeksli kurulan iş yerlerimiz, yaşamımızdan çıkış alarak patronlar ve sistemleri tarafından bilinçli olarak uzak tutulduğumuz siyasete bulaşmalıyız. Yüzümüzü her hamlesi, her açıklaması dibine kadar kana, pisliğe batmış olanlara değil kendi geleceğimize, bölgesel kapitalist yeniden yapılanmaya karşı, patronsuz, sömürüsüz, kansız bölge programımıza çevirmeliyiz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*